Kategori arşivi: Uncategorized

hepsini gördüm…

Hepsini gördüm; tüm ağaçları Esintide dansı bırakan söğütü gördüm Bir ‘arkadaş’ tarafından öldürülen bir ‘arkadaş’ı gördüm Ve harcanmadan bitmiş hayatları… ne olduğumu gördüm ve ne olacağımı biliyorum hepsini gördüm; artık göreceğim bişey kalmadı. -perunun krallarını,filleri görmedin? Söylemekten mutluluk duyuyorum; daha iyisini yapmak elimdeydi -peki ya çin? kusursuz duvarı-çinseddi- gördün mü? Çatı yıkılmadıkça tüm duvarlar kusursuzdur… -evleneceğin adamı, paylaşacağın evi? Dürüst olmak gerekirse; umrumda değil… -niagara şelalesininde hiç bulunmadın…? Suyu gördüm,o da su,hepsi bu…-eiffel kulesi,empire state? ilk randevumda nabzım aynı yükseklikteydi. -torununun eli saçlarında gezindimi hiç? Dürüst olmak gerekirse; umrumda değil… Hepsini gördüm,karanlığı gördüm Küçük bir kıvılcımdaki parlaklığı gördüm Neyi seçtiğimi ve neye ihtiyaç duyduğumu gördüm Ve bu yeterli Daha fazlasını istemek açgözlülük olurdu Ne olduğumu gördüm ve ne olacağımı biliyorum Hepsini gördüm; göreceğim bişey kalmadı… Hepsini gördün ve tüm gördüklerini Her zaman küçük bölmende tekrar görebilirsin Işığı ve karanlığı Büyüğü ve küçüğü Sadece aklında tut Daha fazlasına hiç ihtiyacın olmaz Ne olduğunu gördün ve ne olacağını biliyorsun Hepsini gördün; artık göreceğin bişey kalmadı!                                                       -björk-

 
günlerden bir gündür..tüm behtbahtsızlıkları yaşamıştır kişi.herşeyi bildiğini sanan insanı vuran şarkıları bilen sosyalist kahküllü peri yarın sabha gemisiyle yolculuğa çıkacaktır. kaptanı da hazırdır. önce izlanda ardından, karayipler, küba ve peru’ya gidecektir. umarız kitap kahramanı kız gibi olmaz sonu. mutlu o çünkü. hem görecek ne var ki??

17. N. Marmara

organlar dolaşıyor en şık urbalarıylayanlarında sürüdükleri salya sümük orgazm itlerikusarken doğal sevinin göz ucunakorkunç ve vahşi tayları dizginlenemeyen tendüzüşme eğrilerinin ve ölü seviciliğinin bokunu çıkarırdıyaşayan değil ölü ya da yarı ölü bedenlerorganları uğruna cinayetler işler cinnetler geçirirkenvajina suratlı dişiller fallus suratlı erillerdayandıkları ve bastırdıkları bedenlerin çöküntüleri altındainlerlerdiinleyiş küçük arı ve şirret inleyiş yalan duygularınkaypak hazlarında vahşi bir söylendikentin caddelerinde çıngırak dilli çığırtkanların ete davetidaha da azdırırdı kızışmış organlarıfantezi ve düzüşme pratiklerinin ortasındakan gülümseyen bir vajina içine alacağı bir fallus ararkenen köhne fallusun kalkık burnu estetik bir anıttıbirbirine giren ve çıkan bedenlerin dilioral çağrışımlarla zenginleşirken her şeybacak aralarına sıkıştırılmış kapitalist bir tüketim çılgınlığıydıcıngılında ideal bedenlerin sunulduğuperde gerisi buyruklarda bir fare zehiri bileklitoris anlamlandırma düzeyinde hoş bir bedeninbacak arası merkezinde pazarlanıyorduaslolan pazarlamanın ve metanın gücüydüaşırı boyanmış ve gülümseyen o kızıl rujlu vajinalibidosuna söz geçiremeyen azgın semirmiş ve kalkık fallusanıtsal betimiydi zamanın çağın ve çürüyüşünyaşanan; nasıldı ki?..Nilgün Marmara

Ayna / Sylvia Plath

Gümüşüm ve doğruyum. Önyargılarım yok

Gördüğüm her şeyi yutuveririm bir anda

Olduğu gibi, aşkın veya nefretin sisiyle kaplı değilim

Zalim değilim, içtenim yalnızca

Küçük bir tanrının gözüyüm, dört  köşeli.

Çoğu zaman karşı duvarın üzerinde düşüncelere dalarım

Pembedir duvar, benekli. Öyle uzun zaman baktım ki ona

Kalbimin bir parçası olduğunu düşünüyorum. Fakat titriyor.

Yüzler ve karanlık ayırıyor bizi tekrar tekrar
Şimdi bir gölüm. Bir kadın eğiliyor üzerime,

Erimimi arıyor gerçekte ne olduğunu anlamak için

Sonra bu yalancılara dönüyor, mumlara veya aya.

Sırtını görüyorum ve sadakatle yansıtıyorum sırtını

Gözyaşlarıyla ve bir el hareketiyle ödüllendiriyor beni

Önemliyim onun için. Geliyor, gidiyor.

Her sabah onun yüzü alıyor karanlığın yerini

İçimde genç bir kızı boğdu ve içimde genç bir kadın

Havalanıyor ona doğru günden güne, korkunç bir balık gibi.

(Çev.:
Tozan Alkan)