Belma Sebil

Şiir Yorum Yok »

seni ben kallavi sokagi’nda gördüm
sen beni görmedin göremedin
kapilari çaldim adini sordum
söylemediler ögrenemedim
seni ben kallavi sokagi’nda gördüm
bir daha görmedim bilmedim
belma sebil adini yakistirdim
aklima geldikçe her sefer
gözlerinin mavisini bitirdim
saçlarinin siyahina basladim

kallavi sokagi’nda güvercinler
benim karanlik istanbul’um
bir esnaf kahvesinde oturdum
belma sebil ya geçti ya geçer
rüzgarini içime doldurdum
kallavi sokagi’nda güvercinler
bunca yil sönmemis umudum
nisan degilse mayis
persembe degilse pazar
ben belma sebil’i bulurum

 Attila Ilhan

.. ( devamı )

İSTANBUL AĞRISI

Şiir Yorum Yok »

Kanatları parça parça bu ağustos geceleri
Yıldızlar kaynarken
Şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen
Sen
Eğer yine İstanbul’san
Yine kan kopuklu cehennem sarmaşıkları büyüteceğim
Pançak pançak şiirler tüküreceğim
Demek yine ben
Limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor
Kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler
Yahudi sokaklarını aydınlatan Telaviv şarkıları
Mavi asfaltlara çökmüş
Diz bağlıyor
Eğer sen yine İstanbul’san
Kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
Sirkeci Garı’nda tren çığlıklarıyla bıçaklanıp
İntihar dumanları içindeki Haydarpaşa’dan
Anadolu üstlerine bakıp bakıp
Ağlayan
Sen eğer yine İstanbul’san
Aldanmıyorsam
Yakaları karanfilli ……. eğer beni aldatmıyorsa
Kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
Yine senin emrindeyim
Utanmasam
Gözlerimi damla damla kadehime damlatarak
Kendimi yani şu bildiğim Atilla İlhan’i
Zehirleyebilirim
Sonbahar karanlıkları tuttu tutacak
Tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor
İmtihan çığlıkları yükseliyor üniversite’den
Tophane İskelesi’nde diesel kamyonları sarhoş
Direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şöförler
Uykusuz dalgalanıyor
Ulan İstanbul sen misin
Senin ellerin mi bu eller
Ulan bu gemiler senin gemilerin mi
Minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
Liman liman götüren
Ulan bu mazot tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
Akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
Neden durmaksızın imdat kıvılcımlari fışkırıyor
Antenlerinden
Neden
Peki İstanbul ya ben
Ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
Gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu abbas
Ya benim kahrım
Ya senin ağrın
Ağır kabaralarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın
Çaresiz zehirle.. ( devamı )

KİMİ SEVSEM SENSİN-ATTİLA İLHAN

Şiir Yorum Yok »

 KİMİ SEVSEM SENSİN
her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor
* * *

kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum

ATTİLA İLHAN

.. ( devamı )

MÜJGAN’A AŞK ŞARKILARI

Şiir Yorum Yok »

MÜJGAN’A  AŞK ŞARKILARI
1
dinlerdim telâşlı kanûnlardan sarışın türkçeyi
nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi
ürkek bir çilenti usulca yoklardı bahçeyi
nerde tâvus kuşları nerde müjgân’ın gençliği
nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi

okşamak kumrallığını içimden uysal lambaların
beyhude ıslıklarını yakınlaşan sonbaharın
akşam tenhalığında birlikte duygulanmaların
saklı mutluluğuyla dalgından çok daha fazla dalgın
nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi

bir parça son yalnızlığa öncekiler hazırlıktır
insan bırakmaz sevdiğini sevmek insanı bırakır
kalırsa gözlerinin elinde yaldızı belki kalır
ney üşür kanûn pırıldar udlar oldukça karanlıktır
nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi

2

o akşam da lambamızı söndürmüştük nedîm ile
nedîm’den bile kıskandığım sevdiğim ile
son şarkılar dağılmıştı mevsim ile
yalnız çamlıca’da bir ud yankılanırdı

dünyayı tumturaklı bir yalan sayanlar
yalanın dehşetini yaşlandıkça anlar
nâzım’ın pirâye’yi sevdiği zamanlar
ölse ölümünden ne suçlar çıkarılırdı

boğucu bir sessizlikte ateşten goncalardır
o demirden şiirler ki sanki tabancalardır
umutsuz hangi gününde el atsan ateşe hazır
nâzım onları yazarken duvarlar çatırdardı

gördün sessizce buluştuğunu nâzım’la nedîm’in
lâcivert ıssızlığında yıldızlı bir serviliğin
birinin elinde vâridât’ı simavnalı bedreddin’in
birinin ağzında gül elinde mey kâsesi vardı

3

istanbul puslu karaltıyla müstef’ilün bir gemi
duyulur padişah saltanatıyla bulutlara demirlediği
soğuk akşamlar çalar saatlar kadife konakta
ben uyansam da ayışığından müjgân uyumakta

o soyut kuşlar su aydınlığında atlas yorganların
yüz yıllık h.. ( devamı )

MARIA MİSSAKİAN ATTİLA İLHAN

Şiir Yorum Yok »

MARIA MİSSAKİAN

yüksekkaldırım’da bir akşam
maria missakian’i düşündüm
eğer kendimi bıraksam
yağmur olabilirdim yağardım

kasım’da bir çınar olurdum
yaprak yaprak dökülürdüm
kalbimi sıkı tutmasam

döküp saçıp boşaltsam
içimde yükselen şiiri
kaldırımlara döküp harcasam
gözleri balıkçıl gözleri
dudaklarında tutup rüzgarı
maria missakian adında biri
gelse göğsüne kapansam

gece gölgesine sokulsam
gökyüzünde bulutlar büyüseler
yağmuru dinlesem anlatsam
şimşekler kırılıp dökülseler
bizi sokaklarda bıraksalar
leylekler üşüyüp gitseler
dönüp arkalarına bakmadan

yine akşam oldu attilâ ilhan
üstelik yalnızsın sonbaharın yabancısı
belki paris’te maria missakian
avuçlarında bir çarmıh acısı
gizlice bir sefalet gecesi
çocuğunu boğarmış gibi boğup paris’i
sana kaçmayı tasarlar her akşam

 ATTİLA İLHAN

.. ( devamı )

BATAN BU KÖHNE ŞİLEB…

Şiir Yorum Yok »

BATAN BU KÖHNE ŞİLEB…  

 

garson masa iyi
manzarayı değiştir

sırası mı
mehtabın yıldız yağmurunun

bu gece yalnızım
onlar gelmeyecek

sapa bir
yerindeyim umutsuzluğumun

hava soğuk
olmalı ağaçlar bütün duman

eğer
bulabilirsen ölü bir kar getir

beyazlığı kalın
bir su gibi uzayan

bu gece yalnızım
onlar gelmeyecek

batan bu köhne
şilebde ne işleri var

 

çünkü battım
kasa boş ne para ne çek

çünkü bütün
telefonlar ısrarla alacaklı

bu gece yalnızım
onlar gelmeyecek

hani o sarışın
kirpikleri saçaklı

yanağını viski
bardağıyla serinleten

AYSEL GİT BAŞIMDAN

Şiir Yorum Yok »

AYSEL GİT BAŞIMDAN    
Aysel git başımdan
Ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak, seziyorum
Hem kötüyüm,
Karanlığım,
Biraz çirkinim
Aysel git başımdan,
İstemiyorum
Benim yağmurumda gezinemezsin
Üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Hiç bir dakikamı yaşayamazsın
Aysel git başımdan
Ben sana göre değilim
Benim için kirletme aydınlığını
Hem kötüyüm,
Karanlığım,
Biraz çirkinim
Islığımı denesen hemen düşürürsün
Gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim
Ya ölmek ustalığını kazanırsın
Ya korku biriktirmek yitisini
Acılarım iyice bol gelir sana
Sevincim bir türlü tutmaz sevincini
Aysel git başımdan
Ben sana göre değilim
Ümitsizliğimi olsun anlasana
Hem kötüyüm,
Karanlığım,
Biraz çirkinim
Sevindiğim anda sen üzülürsün
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
İçinden bir gemi kalkıp gitmemiş
Uzak yalnızlık limanlarına
Aykırı bir yolcuyum, dünya geniş
Büyük bir kulak çınlıyor
İçimdeki çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
Sakın başka birşey getirme aklına
Aysel git başımdan
Ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak, seziyorum
Hem kötüyüm,
Karanlığım,
Biraz çirkinim
Aysel git başımdan
SENİ SEVİYORUM
Atilla İLHAN
 
.. ( devamı )

ÇANAKKALE ŞEHİDLERİNE

Şiir Yorum Yok »

13 sehidimizin anısına paylaşmak istedim

Şu Boğaz Harbi
nedir? Var mı ki dünyada eşi?

En kesîf orduların
yükleniyor dördü beşi,

 

- Tepeden yol
bularak geçmek için Marmara’ya -

Kaç donanmayla
sarılmış ufacık bir karaya,

 

Ne hayâsızca
tahaşşüd ki ufuklar kapalı!

Nerde - gösterdiği
vahşetle “Bu: bir Avrupalı”

 

Dedirir - yırtıcı,
his yoksulu, sırtlan kümesi,

Varsa gelmiş, açılıp
mahbesi, yahut kafesi!

 

Eski Dünya, Yeni
Dünya, bütün akvâm-ı beşer,

Kaynıyor kum gibi,
tûfan gibi, mahşer mahşer.

 

Yedi iklîmi cihânın
duruyor karşında;

JİLET YİYEN KIZ

Şiir Yorum Yok »

o kızı nerede nasıl görsem
aklımı başımdan alır ağzı
saçları şıra köpüğü desem
kaşları bıçak izi kırmızı

yakut pulları mı? bu ne görkem
kanlı gözbebeklerindeki yazı
beni nasıl büyüledi bilmem
kirpikleri örümcek kırmızı

kızıl demirden bir ünlem
salınması yangın yalnızı
korkmasam öpmeye eğilsem
dişleri elektrik kırmızı

çarpılmışım başım sersem
sevdim jilet yiyen kızı
göğsündeki kumrulara değsem
gagaları zehirli kırmızı

gece gündüz tek düşüncem
kasıklarımdaki ince sızı
artık kimseyle sevişemem
anladım sevişmek kırmızı

jilet yiyen kız merih’li gecem
birlikte bulacağız belâmızı
sonumuz kuşkusuz cehennem
kırmızı kırmızı kırmızı

Attila İlhan

.. ( devamı )

CIMBIZLI ŞİİR

Şiir Yorum Yok »

CIMBIZLI ŞİİR
Ne atom bombası
Ne Londra Konferansı
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya
ORHAN VELİ KANIK

.. ( devamı )


Tema & Yazılım Düzenleme : Koray Yalçın   1998 - 2009 Copyright © Tüm Hakkı Saklıdır. 
    Login