Uyuyana kadar kal yeter bitmis uyku haplarim…

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

 Bir kere bagirdim ardindan,Sadece bir kere…                                      “…Gitme…”Yokluguna düserken sesim yanki yapiyordu yüreginin boslugunda,Aldanma sakin!!!Yankilanan bu gitmelere…Git…Ardinda kalmiycagim bu sefer.Ögrendim ki;Benim yürümemle kapanacak gibi degil bu aramizdaki mesafe,Üstelik sen asktan kacarken…Kazandin…Askin(in) bir oyun oldugunuBu oyunun kurallarini bilemeyecek kadar cocuk oldugumu…Bu yüzden hep kaybedenin ben oldugumu,Ögrendim…  Terk ediyorum hayallerimi,Dogdugum topraklari terk eder gibi Basim egik bir sekilde gidiyorum yüreginden…Beni ugurlamiyacak misin?Gecen onca yilin hatrina…Giden tek ben degilim, icimde iki kücük cocugun cesetiYüregim kokuyor, kanlari bulasti aska…Git…Ardinda kalmayacagim bu sefer..Ögrendim ki;Ben, rüyalarimda gördügüm, Öpüp okyasabildigim , Yalniz bana ait olan o adama asiktim…Ona benziyor olsan da Sen o degilsin…(iSHAK & TUANA = Hayallerimden düserken, hayallerine carpip askin icinde ölü bulunan cocuklarin(in) isimleriydi… Unutmadan öyle git…) Miray…

HakaN-TüLaY <3

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

                                                             HAKAN…Bunca zaman hem insanlardan hemde kendimden kacmistim ben aslinda… Kendime has korkularim vardi, önüme agir bir duvar ören Kalbimde kimsenin yer etmesini istemiyordumBuna hazir degildim, aslinda göründügüm kadar sert ve duygusuz degildim cünkü Kirilmaktan yada tam özgürce kosarken birden düsmekten korktum ben aslinda Kimse bana yaklasamazken sen ne ara böylesine yer ettin hayatimda? Insanlara karsi güven problemi olan ben, sana nekadar cabuk alistim… Sanki yillardir taniyordum seni… Ve yillar sonra ILK defa seninle aciliyorum SEVDA DENIZINE özgürce Ben sende korkularimi yenmeyi ögrendim… Birkere tuttum ya ellerini, inan bana sevdigim Sartlar elimde oldugunca hep seninleyim… …ELLERIM ELLERINDE…BEN SENI UGRUNDA DILSIZ OLABILECEK KADAR masum ve YÜRÜMEYI BILMEZKEN HENÜZ SENINLE KOSABILECEK KADAR cesur  SEVDIM… KANATSIZ MELEK… (www.kanatsizmelek.12m.de)**********************************Bir cok seye inancim kalmamisti aslinda, güzel ne vardi ki elimde ne kaldi diye sorgularken sen ciktin karsima…Bir Mihriban türküsüyle dostluga yürüdügümüzü ve sonradan benim senin icinde, senin de benim icim de yillardir yasadigini, birbirimize cok benzedigimizi fark ettik. 1 Aralik - 2 Aralik gecesi biz birbirimize sarilip agladigimizda dostum diyorduk…Hala diyorum;Dosta dostumsun, cansa canimsin…Ve ben sana diger dostlar gibi kankim, canim demiyorum… Seni, BEN diye cagriyorum…Ben, bugün nasilsin? demek gibisi yok…Ve simdi sen yeni bir yoldasin, aski yasiyorsun… Ask…ilk asik olusun, ilk sevdaya yoluna düsüsün… Biliyor musun , ben Hakan´a inaniyorum. Gercekten, o hic bir sekilde seni üzmeyecek, buna eminim de…”Mutlu ask coktur ama mutlu biten ask yoktur ” diyorlar ya, iste siz bu yazgiyi degistirebilecek tek insanlarsiniz benim gözümde…Eniste, tam gaz teoman dinlemeye devam :)Miray…TÜLAY….

Tülay - Hakan!

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

Sana geliyorum ask,Korkmuyorum…Biliyorum cünkü onun adi ask… Sana geliyorum sevgili,Kimseye sunulmayan ,Bir cocuk yüregiyle geliyorum sanaBu askta büyümeye geliyorum…Bir cocugu sevmeye hazir misin ?Bitanem, Biliyorum , ben ne yazsam sizin o temiz askiniza yakismiyacak cümlelerim… Hep mutlu ol bitanem, hep…Allah´im ayirmasin sizleri…Miray….Hakan - Tülay.!

Korkma! Gözlerin kapanisi, kalbin durusu degildir ölüm! Korkma! Avuclarimi kesip de isyan etmiycem bu aska…!

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

Cocuk olmak istemiyorum artik, biliyorum alnimda silinmeyen yazgi(n) var, cocuk olsam beni bekliyceksin o köse basinda…Kahretmiyorum sana, inan…icime atiyorum, icimde biriktiriyorum cigliklarimi…Susuyorum… Kahretmiyorum sana, inan.Kizgin da degilim…Her gün biraz daha uzaklasiyorum kendimden, koynumda sensizlik…Umutsuz yarinlar,Kahrediyorum kendime…Kendime konusuyorum artik,Bagriyorum, küfür ediyorum hatta..Sana susuyorum… Öldü diyorum o hayallerde büyüttügümüz cocuklar.Yasamiyor artik…Yasaydi diyorum hepsi bir sen olacakti ama biliyorum ki demekle olmuyor…Öldüler ve ben hala onlara mezar ariyorum…icimde kokuyorlarVe ben uyuyamiyorum… Susuyorum, icimde biriktiriyorum cigliklari.Duyma…inan gelmen icin degil artik hic bir cirpinis…Hergün sensizlige düsüyorumDizlerim kaniyor her yere düsüsümdeBen yine de susuyorum..   Kendime bakiyorum senin gözlerinden,Ne tuhaf hic birsey bulamiyorum.Hic mi yasamadim ben sende?inan hissediyorum , onu nasil sevdigini, kulagina fisildadigin sarkilari duyuyorum.Duydukca susuyorum ben sana..Onun saclari geziyor avuclarinda biliyorum,Oysa benim avuclarim kaniyor…Avuclarimda biriktiriyorum günahlarimi,Bu askin günahlari cok agir gelmekte…iki cocuktuk biliyorsun, büyüyememis belki de büyümek istememis.Ben artik büyüyorum, sen cocuk kal oldu mu?Hani benim hep sevdigim,Hayalini kurdugum adam ol…Cocuklugu yasa sen, bu yüzden kahretmiyorum sana. Ah sevgili…Ah..Hergün sensizligi soluyorum,Hergün merhaba diyorum günese, gülümsüyorum. isyan ediyorum bazen, olmamaliydi sonumuz böyle diyorum. Ben, seni ondan daha cok sevdim../ bunlar icin gec biliyorum.icime atiyorum, sir olucaksin ömrümce icimde.Yok olmaya hazir misin, benimle birlikte?Miray…

Gökten ne yagdida yer kabul etmedi…

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

 
-Bitti…
-Gökten ne yagdi da yer kabul etmedi!!!
 
 
Bitmis bir askin sonuna daha ne yazilabilirdi ki? Gittin…
Biliyordum, varligindaki korkularim buydu iste. Biliyordum, gidicektin… Gitmek icin gün sayiyordun ve ben gidecegin günün korkusuyla yasiyordum…
Mutlu degildim aslinda.
Peki simdi neden agliyorum ki, mutsuzlugum bittigi icin mi?
 
 
Alistigim bir yokluktu aslinda. Her gelisinde sensizlige hamile biraktin beni ve gittin. Kac sensizlik büyüttüm ben yoklugunda bilir misin? icimde ishak ve tuana ya yer kalmadi. Kalmadi iste.
 
Yokluguna iki paket sigara bitirdim iki saat icinde, agladim bir dostun kucaginda. Sarildim, sigindim bir cocuk gibi yalnizligina. Kül tablosuna fazla gelen izmaritler mi kaldi bu aska?
 
insan bilmediginden korkar degil mi? Oysa biliyordum sensizligi, yoklugunu biliyordum. Acim ben sana, alti yildir yoklugunla mücadele ettim, yoklukla büyüttüm ben bu aski, yeri geldi yalanlar anlattim masal yerine yüregime.
 
Ah yüregim, yüregim degil mi zaten beni kücülten karsinda?
 
Sevgine hasrettim, oysa sen bana sevgiszligi yasatiyordun.
 
(Bizim de böyle bir kizimiz olabilirdi, gözleri sana benzeyen…)
 
 
Miray…

Sensiz, bir gün…!

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

 
 
Sustun. Bir askin sonuna fazla geliyordu icinden gecenler öyle mi?
Sustum.
Bütün cümlelerim gitme diye basliyordu, bugün gitme…
 
Halbuki herkesin büyük harflerle konustugu sehirler de yasadim, yalnizliklarin saklandigi sehirlerde.. Ben, yalnizligimi saklamak geregi duymadim hic, bildim yalnizligim sensizligimdendi… Yüzüme yakismayan sahte bir gülüsten anlasiliyordu sensiz yasadigim…
Simdi sen de mi büyük harflerle konusuyorsun, bensizligini gizlemek icin?
 
Yokluguna siginiyorum, bildigim bir sensizlik beni bekleyen..
 
Kaciyorsun benden öyle mi, gittigin yere beni de götürürek mi?
Oysa her gece beni aldatirken gördüm; o kadinlari nasil sevdigini, nasil öptügünü, sarildigini, kulaklarina filsildadigin sarkilari duydum…
Duydum ve sustum…
 
Oysa ben de biliyordum, seni severken hep kendimi unuttum… Oysa sana verebilecek bir ben olmaliydi icimde, bana da hak ver, Seni sevmek icin kendimi unutmam gerekti…!!!
 
Bir ölüm daha… HUNA öldü diyor, bugün ki dogan günes… Hayallerimde ölüyorum.
 
O gün,
Tutsaydin ellerimden, düsmezdim yüreginden…
itmeseydin bir askin enkazinda ölü bulunmazdim…. 
 
Yüregim ciplak kostum ben sana, gizlim saklim olmadan. Her gelisinde daha cok sevdim, her gelisinde biraz daha cok ve daha SIKI sarildim. Bil  istiyordum, gidince sensiz yasiyamiyacagimi..
Biliyordum ve bildigin halde gidiyordun.
 
Bu aska hep kendi sonunu yazdin,
ölüm-yasam arasinda birakip gittin.

Miray…

Tristan-isolde…

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

 Bir yol ayrimi daha, kac, nefesini tut, kokunu da birakma sagda solda… Ask gerin de kaldi, ask benimle…
 
 
Bilmem pisman olur musun yillar sonra;
Öldürdügün cocuklarina…
 
Ben de sucluyum aslinda, bir mucize bekliyordum bir kere bile yüzüme gülmeyen bu hayattan, Bir mucize istiyordum.Belki seversin diye inandim yillarca…
 
Oysa biliyordum; bir önceki yalanin devamiydi silip silip bastan yasamaya calistigin ask. Biliyordum; senin gercegin, benim yalanima esitti ve ben senin yalaninla gercegi yasadim… Ask icimde…
 
Kimseye söylemedim daha, bir sir daha var bu askin icinde.. Ben, sana cocuklugumdan asiktim. Kim oldugunu, nerde yasadigini bile bilmezken seni bekledim…
 
Ve geldin… Yok olduguma inandigim bir anda cikip geldin hayatima… Sonra gittin, sonra yine geldin ve sonra yine gittin… Sonra yine gelir misin?
 
Her seferinde baska bir hikaye yazdigimiza inansakta, hikayenin kahramanlari ayniydi ve son hep ayni bitiyordu… 
 Ben ölürken, sen kacicaktin arkana bile bakmadan… Arkada kalan ölümü hak ediyordu zaten..
 
Gidislerinde; tutunurdum düstügüm hayallerine… Alisirdim bazen yokluguna, bazen aglardim, sessizdi cigliklarim… Kendimden baska kimse duymazdi.
 
 Toplardim yerlerden kiriklarimi ve bir bütün olmaya calisirdim.. Hep bir parcam eksik kalsada, yikilmadan durabiliyordum ayakta.. Bunu olsun basarabiliyordum yoklugunda.
 
Bir parcam sendeyken niye parcalara ayirmaya geldin ki  beni? Kalbim yetmiyor muydu oyuncagin olmaya?
 
Bir sondan yeni bir hikaye yazilamiycak artik, inancim kalmadi…
 
Sonunu yasiyorken insan, basina gidermis hayatin ya… Hala kücük bir kizim ben, hani seni balkonlarda bekleyen.. Sakin gecme yine yüregimden.
 
Miray…

isolde-Tristan…! Sahi, bunlar kadar gercek olabilir miydik?

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

(GNGR-HUNA)
 Bir cümlede bile ayni anda gecmezken isimlerimiz, seninle bir masal yazmaya calismak delilik miydi?
 
Deli olmak icin de cok  sevmek gerekiyordu degil mi?
 
Bir sürü soru daha var yüregimde sakladigim, ama korkma sana sormiycam! Biliyorum bilmedigin bir alana giriyor, sevmek… Cevabi yoktur sende… Hepsini ben cevaplandiracagim yoklugunda..
 
 
Sen sadece;
Nefes alarak ölmek nasil olur, anlatsana su insanlara.. inanmiyorlar artik bana…Beni anlat, eserini anlat onlara…
 
Cünkü hayata karisiyorum önceden de oldugu gibi… Coktan basladim kiriklarimi toplamaya, parcalarimdan bir bütün olmaya calisiyorum… Ama bu sefer sen de birakmiycam sol yanimi, bu sefer yine ayni son yazilmiycak bu askin sonuna…
Biliyorum;
Unutulmus bir hikaye de gecmiyor muydu isolde… Hani Tristan´i ölüme biraktigini bildigi halde gidebilmisti,
Leyla da degil miydi Mecnun´a kavusamayan…
Biliyorum ben de en az onlar kadar yalanim,
Sen kim kadar gercektin…?
 
Bir yalani yasattin bana, yalani yasarken bile gec kaldin sen bana… Bir daha yüregimden gecme, alismak zor geliyor yokluguna…
Ama biliyorum ask pesimde sensizliginle geliyor, biliyorum…
Anneme siginiyorum, gecicek diyor, elbet bir gün biticek bu aci üzülme…
Ve biliyorum, gecicek bugünlerde..
 
Unutmak her zaman kötü degildir…
Daha unutamamisken seni, bir sarkiya eslik eder misin benimle?
Bu sarkiya sakladim ben bu gece yüregimi…
 

Dünyalara değişemem sandığımBahçelerden çiçekleri çaldığımOnun için ateşlere yandığımBir zalimin ihanetiyle yandımDağlar, dağlarGeceleri benim için kim ağlar?Ben bu gece ölmezsem ölmem ölmem hiç bir vakitDağ gibi bir yiğide kıydı geçti sanki vakitNe demeli şu zalime kal bu gece kal yada gitAzrailim şu canımı al bu gece al yada git

Güvendiğim şu dağlara kar yağdıAyrılık pusuda kaldı gün saydıAzrail’im şu canımı alsaydıBir zalimin ihanetiyle yandım…

 Miray…                                                                                             

 

Romeo-Juliet

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

 
Bastan baslasam ayni hikayeyi bastan yazsam ve anlatsam…
Dinler misin beni bir alti yili atmis yilda anlatsam…!
Eksiklerim var biliyorum, eksik kaldigim dolduramadigim bir yüregin var…
 
Rüyamdan uyandin bu sabah hissettin mi?
 
Anne olmustum, senin cocugundu kucagimda olan… Biliyorum bir rüyaydi, korkma sorumlu degilsin artik acilarimdan…
Sadece bir rüya ve bu sefer bir rüyanin ardindan aglamiyacagim…
Söylesene;
Rüyamdan uyandin bu sabah hissetin mi?
 
Ve yüregimden ugurladim seni… 
Korkma, sana ait olan hersey yerli yerinde, dokun(A)madim bir kez olsun yüregine…
Sana ait hic birsey kalmadi bir kac resimden ve adina ezberledigim siirlerden baska…
Bir de seninle ögrendigim türkülerden baska sana ait bisey kalmadi yüregimde…
Birlikte söyledigimiz türküleri, adina ezberledigim siirleri unutmami istemezsin degil mi benden?
Gidebilirsin artik, ardinda kalmiycam bu sefer…
 
Gidebilirsin, hayallerimde öldürüyorum kendimi hayallerinden düserken..
Sus(ma)… Bak duyacaksin bu feryadi, duymalisinda…
Acimasiz bir anneyim ben, icimde öldürdügüm cocuklarin yasini tutuyorum…
Sus(ma)…
Dinle benimle, bak hala can cekisiyorlar icimde…
Ne cok sana benziyorlardi oysa, oysa sen olacakti onlar daha…
 
Hayallerinden düsüyorum,
Ellerini uzatma sakin,
izin ver, bu sefer öleyim…
 
- Eger bir gün biterse, gidersem senden ne yaparsin?
Unutur musun beni?
- Unutmak vazgecmek degil midir, bu asktan kacis yok…
Unutma ölümde güzeldir sen yoksan….
Miray…

 

Tahir-Zühre…!

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

 
Kelimeler tükeniyor ismin gectiginde ve her cümle eksik kaliyor sensizliginde… 
 
Biliyorum, bilmedigim bir kelimede sakliydi sensizligin tanimi…
 
Sensizligine siginiyorum, sariliyorum bazen… Öpüyorum gecenin bir karaliginda kimselere görünmeden. Bazen yani basimda duran hayaline yasliyorum basimi, omzunda uyuyorum her sabah saatlerce okula giderken trenle…
 
Seni yasiyorum ben yine sensizliginde… Kimselere söyleme oldu mu?
 
 
Biliyor musun,
Sahi nereden bileceksin ki hic söylemedim ben sana
Ben, seni hep seninle aldatiyordum…
 
Ne zaman bu askin yüzünü yokluga cevirsen, icimde öldürüyordum seni
Seni ve babasi olmani hayal ettigim cocuklari da ölüme mahkum ediyordum icimde…
Öyle bakma bana, acimasiz bir anne degildim, vefasiz bir sevgili de..
icime akittigim gözyaslarinda boguluyordunuz zaten,
icimde yasadigim acilarda zehirleniyordunuz…
Hayallerimden düsüyordunuz, ben sizin yoklugunuzu yasarken…
Ama icimde yok olmanizi beklerken bile,
Hep güzel hatirliyordum sizleri,
Her gidisine anlam yükleyen hikayeler yaziyordum yüregimde…
Cocuklugunu biraktin yerden yasamani istiyordum..
Hani yeni bir hayata basladigimi sandigim bir anda cikardin karsima,
Yeni bir kahraman oluyordun icimde yetim kalmis askima,
Babasi oluyordun öldürmeye calistigim cocuklara
Yeni bir adam oluyordun sen,
Ben; hep sana yeniden basliyordum…
Her gelisinde bu askin sonunun degistirecegine inadim, baska bi adam olduguna…
Ben hep seni seninle aldattim
Ve ben seni ancak seninle aldatabilirdim…
 
Benim her gidisine bir anlam yükledigim hikaylerim vardi, sonu hüzünlü bitse de büyük bir aski anlatirdim gizli gizli kendime…
 
Hesaplardan anlamayacak kadar cocuktu yüregim,
Bu yüzden her seferinde hesapsizca yüregime aldim seni,
Nerden geldigini sormadan,
Üzerinde tasidigin askin kiriklarina aldirmadan
Yüregimi actim sana…
inandim cünkü,giden adam sen degildin…
Sen, hep baska biri oluyordun…
Ve ben sana hep yeniden asik oluyordum…
 
Biliyorum, ben yeniden asik olsam bu adam yine sen olucaksin…
Ve bu askin sonu degismeyecek yine
Bir cümlede gecerken isimlerimiz sans eseri hikayenin sonuna nokta düsecek, iki noktasi eksik kalarak…
 
Biliyorum sen yeniden asik olsan o kadin yine ben olmayacagim…
Ve sen yine yarin actigi yaralarinla bana siginirken, yagmurun dinmesini bekliyeceksin ve senin yaralarin bende kapanmayacak…
 
Biliyor musun, söz verdim icimdeki cocuga
Bir daha asik olmayacagim, hem de ayni adama… 
Yokluguna siginiyorum,
Yoklugunu bir daha degistirme varliginla…
 
Yoklugunu sahiplenirken yaralarima merhem olsun diye siirlere siginirdim…
Bugünde yoklugunu anlatacak bir siir buldum yine
 
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Miray…

SERİ KATİL ÇİFTLER- 2

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

SERİ KATİL ÇİFTLER- 2

Karla Homolka- Paul Bernardo

Hastalıklı bir çift diye işte ben bu ikiliye derim. Sex düşkünü bir katil ve onun kölesi olup bırakmamak adına her şeyi göze alan bir ruh hastası. Sado mazonun anlam bulduğu bir çift; sadist bir koca ve mazoşist karısı.

\

4 nisan 1970 doğumlu Karla Homolka Kanada’da yaşayan hoş bir genç kız iken 1987’de bir iş gezisinde Paul Bernardo ile tanışmış ve ona ilk görüşte aşık olmuştu. Paul Bernardo son derece yakışıklı, gelecek vaat eden bir gençti. Karla’yı hafta sonları evinde ziyaret ediyordu bütün aile - ebeveynler ve Karla’nın kız kardeşleri Tammy ve Lori- Paul’e bayılıyordu. 1990’da Paul Karla’ya evlenme teklif etti ve kısa bir süre sonra yaşanacak trajediden habersiz olarak düğün hazırlıklarına başlandı.

Bu arada Karla Paul’e geri dönülmez bir şekilde bağlanmıştı. Paul Karla’ya hükmediyordu. Ona anlam katanın kendisi olduğunu, koşulsuz hizmet etmesi gerektiğini, sex konusunda sınırları olmaması gerektiğini, çirkin, şişman, başarısız olduğunu söylüyor ve Karla bunların tümünü kabul ediyordu. Artık Paul Karla’dan her istediğini alabilirdi. Bu istekler ne kadar akıl almaz olursa olsun.

Paul, Karla ile tanıştığında bakire olmamasının bir suç olduğunu ve Karla’nın bunu telafi etmesi için kız kardeşi Tammy’nin bekaretini istediğini söylüyordu. Karla çalıştığı veteriner kliniğinden aşırdığı ilaçla Tammy’i uyuşturdu. Önce Paul kıza tecavüz etti, sonra da Karla’ya kız kardeşine oral sex yapması, onunla sevişiyor gibi görüntüler vermesi için talimatlar verdi. Karla tümünü yerine getirdi. Her şey kameraya alındı. Tammy olay sonrası kusmaya başladı ve tıbbi ekip gelene kadar öldü.

\

(tammy homolka)

Yaklaşık bir yıl sonra Karla Paul’ü evde bir kızla buldu. Paul kıza tecavüz etmek için Karla’dan yardım istedi Karla kabul etti. Leslie Mahaffy tecavüz, taciz ve şiddete maruz kaldıktan sonra boğularak öldürüldü.

devamını oku »

ilgili yazılar

bu yazı mansonilized tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

etiketler: , , , , , , , , , ,

SERİ KATİL ÇİFTLER- 1

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

Bu seride kadın erkek seri katil çiftlerine; aşk kuşlarına bir göz atacağız. Ancak ben herhalde hemcinsim olmaları bakımından olayları daha çok kadın seri katil ağırlıklı anlatacağım. Sex katilleri Rosemary- Fred West, çocuk katilleri Myra Hindley ve Ian Brady, yine sex katilleri Carla Homolka- Paul Bernardo vb..

Rosemary West –Fred West

\

Kesinlikle kalbimde özel bir yeri olan ve şiddet profili açısından en tiksinti uyandıracak kadın seri katili barındıran çift diyebiliriz.

Rosemary Letts 29 Kasım 1953′te doğdu. Geçmişine dönüp bakıldığında seri katil oluşuna zemin hazırlayacak bütün etkenler itinayla hazırlanmıştı. Baba Bill Letts bir şizofrendi. Anne Daisy Letts ise Rosemary’nin doğumundan sonra doğum sonrası depresyon teşhisi ile psikiyatri kliniğine yatıp ect (elektrokonvulsif tedavi) alan mutsuz bir kadın. Bill tüm çocuklarını taciz eden, şiddete yatkın bir ruh hastası idi ve Rosemary ile cinsel ilişki kuruyordu. 10′lu yaşlarında Rosemary erkeklere sarkıntılık eden, erkek kardeşlerine mastürbasyon yapan tacizci kimliğine tamamen kavuşmuştu. Rosemary genç kız olduğunda birkaç defa tecavüze uğradığını söylemiş, sık sık önüne her gelen erkekle yatan sorunlu ve hayatın seks çevresinde dönen biriydi artık.

Fred West ise libidosu yüksek ve sado mazoşist eğilimleri olan genç bir adamdı. Fahişe karısı ve çocuğuyla bir karavanda yaşıyor bebek bakıcısı olarak eve gelen kızlarla cinsel ilişkiye giriyordu.

Fred ve Rosemary diğer birçok seri ikilide olduğu gibi ilk görüşte aşık oldular. ‘Aslında gerçek itici güç hangisi’ diye soracağımız dava açılana dek de kadınları öldürdüler.

Rosemary West kendi kızı Heather, Fred’in fahişe karısı Rena’dan olan kızı anne Marie ve Rena’nın başka bir adamdan olan kızı Charmaine ile aynı evde yaşamaya başladı. Hem anne hem baba kızlara korkunç davranıyorlardı ancak bunlar gelecek günler için sadece iyimser hazırlıklardı.

devamını oku »

ilgili yazılar

bu yazı mansonilized tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

etiketler: , , , , , , , , , ,

BAL ARISI

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »
bu sabah durakta fotoğrafını çektiğim çiçek
bu sabah durakta fotoğrafını çektiğim çiçek

Bu sabah durakta beklerden bu fotoğrafı çektim. Arıcığı çiçekten çiçeğe uçarken bir yerde yakalamak ve tırsmadan bu fotoğrafı yakın plan çekmek zor oldu ama başardım. Sonra da bu harika ve mucizevi yaratıklarla ilgili bir yazı neden yazmıyorum diye düşünüp kolları sıvadım.

\

Arılar da bizler gibi sosyal yaratıklar. Bir topluluk halinde işbirliği içinde olmadıkları sürece yaşama şansları yok. Çalışkanlığın ve disiplinin simgesi olan bu hayvanlar her hangi bir yerde
-ağaç kovuğu, kovan vb..-kurdukları bir kraliçe, 100-500 erkek, 10-80 bin işçi arıdan oluşan, her bireyin üstüne düşen vazifeyi eksiksiz yerine getirdiği bir düzen içinde yaşarlar.

kraliçe
kraliçe

Her kovanda bir adet bulunan kraliçe arı aslında 17.yy başlarına kadar bey arı olarak biliniyordu. 1609 yılında İngiliz Charles Butter koloninin kalbi olan bu arının dişi olduğunu bulmuş bu tarihten sonra da kendisine kraliçe ya da ana arı denmiştir.Her kovanda yalnız bir tane olur. İki kraliçeye yer yoktur. Eskaza bir kovanda iki kraliçe bir araya geldiğinde aralarında ya birinin ölümüyle sonlanan ölümcül bir kavga başlar ya da yaşlı olan ana arı bir grup işçi arı ile birlikte kovanı terk eder. Başka bir yerde yeni bir koloni kurar. Buna oğul çıkarma denir.

devamını oku »

ilgili yazılar

bu yazı baharali tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

etiketler: , , , , , , , , , ,

Neslini Devam Ettiren Makineler

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

Günümüzde insan en uzun ömürlü hayvanlardan biri olma yolunda başarıyla ilerliyor, peki ya ürettiği makineler?

Elbette organik canlılar gibi makineler de eskimeye mahkum ve aktif olarak çalışan makineler ne kadar bakım yapılırsa yapılsın asla bir insan kadar uzun süre çalışmıyorlar. Üretim yönetimi dersi finaline çalışırken aklımda örümceğe benzer hammadeleri doğada veya bir hurdalıkta kendisi toplayıp kendisini kopyalayabilen ve sabit bir şekli olmayan, nesilden nesle kusursuzlaşan ve tek amacı çoğalmak olan bir makine geldi. İlk bakışta bana çok farklı bir fikir gibi gelse de bir rivayete göre yüzyıllar önce Dekart (Rene Descartes) bir gün oturmuş İsveç kraliçesiyle sohbet ederken insanların birçoğunun makineden farksız olduğunu söyleyince kraliçe “Şu duvardaki saat hiç senin benim gibi çiftleşip çoğalabilir mi?” diye cevap vermiş.

makineler ürüyorlar.
makineler ürüyorlar.

devamını oku »

ilgili yazılar

bu yazı herkesbenibuisimletaniyacak tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Aikido

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »
\

Aikido diye bir savunma sanatının varlığından ilk kez 1999 yılında haberim oldu. Bundan tam bir yıl sonra ise aktif Aikido hayatım başladı. Çalışmalarıma zaman zaman çeşitli nedenlerle ara vermek zorunda kalmış olsam da, emeğimin karşılığını 2004 yılında siyah kemer sahibi olma onuruna erişerek aldım. Peki o halde Aikido nedir? Ne tür bir savunma sanatıdır?

Aikido Japonya kökenli bir savunma sanatıdır. Kurucusu Morihei Ueshiba (1883-1969) bir dövüş sanatları ustasıdır. Gençlik yıllarında çalışmalarını Jujutsu ve Kenjutsu üzerine yoğunlaştıran Morihei Ueshiba olgunluk döneminde savunma sanatlarına farklı bir bakış açısı getirmiştir. Kökleri çoğunlukla Jujutsu tekniklerine dayanan bu yeni dövüş sanatını, 1942 yılından itibaren Aikido olarak adlandırmıştır. O tarihten itibaren Japonya’da oldukça yaygın olarak çalışılan Aikido’nun dünyada popüler hale gelmesi ise Amerikalı aktör Steven Seagal sayesinde olmuştur.

Aikido esas olarak fiziksel güç kullanmak yerine hasmın gücünden daha doğrusu enerjisinden faydalanmayı öngörür. Dairesel vücut hareketleri ile uygulanan teknikler göze oldukça hoş görünürler. Hasmı kilitlemek veya fırlatmak üzere iki gruba ayrılan teknikler, doğru yapıldıklarında çok etkilidirler. Aikido teknikleri ilk bakışta kolay gibi görünmekle beraber aslında hiç de kolay değildir. Teknikleri öğrenmek uzun süren sabırlı ve disiplinli bir çalışmayı gerektirir. Bugüne kadar tecrübelerim bana şunu gösterdi ki Aikido çalışmaya başlayan kişilerin neredeyse yarısı ilk birkaç ayda bu sabırsızlık yüzünden çalışmayı bırakmaktadırlar. Aikido öğrenmek isteyenlerin unutmaması gereken en önemli nokta bunun bir sihir olmadığıdır. Başarı için tek anahtar sabır ve çok çalışmaktır.

Aikido bir saldırı değil bir savunma sanatıdır. Bu nedenle Aikido tekniklerinin kullanılabilmesi bir saldırganın fiili eylemine bağlıdır. Bunun dışında Aikido tekniklerinin bir işlerliği yoktur. Aikido tekniklerinin amacı hasma zarar vermek değil, hasmı kontrollü bir şekilde etkisiz hale getirmektir. Aikido’da beyaz, kahverengi ve siyah olmak üzere üç renk kemer bulunur. Beyaz kemer acemiliği, kahverengi kemer kalfalığı, siyah kemer ise ustalığı temsil eder. Siyah kemer derecesine ulaşmak için gereken süre, düzenli bir çalışma ile 2.5-3 yıl kadardır. Siyah kemer sahibi aikidocular mevcut çalışma elbisesinin üzerine samuraylara özgü hakama adı verilen uzun siyah renkli eteksi bir pantolon giyerler.

devamını oku »

ilgili yazılar

bu yazı Gigabyte tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

etiketler: , , , , ,

İbrahim Fanon, Cezayir, Irak…

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »
frantz fanon
frantz fanon

Farkında değiliz ama Irak orada kanamaya devam ediyor…

Öte yandan, ABD’de Demokrat Parti’nin adaylık yarışında Obama öne geçti. Bayan Clinton yenilgiyi nihayet kabul etti. Ne ilginçtir ki sermayeyi ve Yahudi lobisini de arkasına almış bu yarı Hristiyan yarı Müslüman, yarı siyah yarı beyaz, kara kuru avukat çocuk ülkede ve hatta dünyada yeni bir sayfa açacak… Hep birlikte göreceğiz açılacak sayfanın diğerlerinden ne kadar farklı olabileceğini, siyah bir başkanın ne kadar siyah davranabileceğini… Herkes biliyor ki gerçek anlamda bir değişiklik olmayacak. Obama şimdiden muktedirlerle iyi anlaşıyor, öyle olmak zorunda, Kennedy ile aynı kaderi paylaşmak istemiyorsa dengeleri kollaması, kelimenin hem mecazı hem tam anlamıyla hem İsa’ya hem Musa’ya yaranması gerek. Eğer ölmez sağ kalırsa Obama üçüncü defa kan ve yalanlar üzerine kurulacak bir Cumhuriyetçi parti iktidarının yerine gelen ehveni şer olacaktır, Bill Clinton döneminden daha fazlasını beklememek gerek Obama’dan.

İşte tüm bunlar olurken, Irak orada kanamaya devam ediyor. ABD elini değdirdiği heryeri dağıtıp yangın içinde bıraktı. Afganistan, Irak, Lübnan, Filistin, Afrika, liste saymakla bitmez, hepsi çok uzun zamandır dünyanın avuçlarında birer alev topu…

Cezayir bağımsızlık mücadelesinin babalarından Frantz Fanon‘un İran’da Ali Şeriati, Güney Afrika’da Steve Biko, Küba’da Ernesto Che Guevara ve başka devrimci önder ve teorisyenlerin yapıtlarında başlıca etkisi görülen kitabı Yeryüzünün Lanetlileri Afrika postkolonyalizmi hakkında bir çalışmaydı. Fanon’un kitabında ortaya attığı fikirler hala geçerliliğini koruyor. Fanon’un bazı teorilerini, ulusalcılık ve postkolonyal devletlerde ‘mücadele’, ‘dava’ literatürünün rolü üzerine bazı sözlerini dikkate alırsak, ölümünden neredeyse yarım yüzyıl sonra Irak’ın durumunu tahlil etmek ve tartışmakta hala capcanlı yol gösterdiğini hayretle görürüz.

devamını oku »

ilgili yazılar

bu yazı bgunay tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

etiketler: , , , , , , , ,

GELİNCİKLER

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »
gelincik tarlası
gelincik tarlası

Gelincikler ana vatanı Asya, Avrupa ve Afrika olan tek yıllık (nadiren iki yıllık da olabilen), gelincikgiller familyasından bitkilerdir. Kıpkırmızı çiçeklerini haziran ortasında açmaya başlar. Haziran sonlarında ve temmuz başlarında aralıklarla büyük gruplar halinde çiçeklenirler ve bu çiçeklenme azar azar da olsa ekim sonuna kadar devam eder. Bir tek bitki 1-400 arası çiçek açar.

devamını oku »

ilgili yazılar

bu yazı baharali tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

etiketler: , , , , , , , , , , ,

Folklorik Meteoroloji

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

Evvela ismi konmuş, lakin halen cismi, mahiyeti sırlar gölgesinde salınmakta olan Cemre‘ye;
(Asırların gün hükmünde olduğu yağmurun öyküsünün satır aralarında, tabiatta bir ilginç varlık olan insanın da zikredilmesi kadar sıradan bir vakıa bulunamaz)

\

Meteoroloji kelimesi ilk kez Aristo tarafından dünya bilimlerine ilişkin ele aldığı Meteorologica yazısında dillendirilmiştir ki şol eser aynı zamanda dört elementten (ateş, su toprak, hava), su buharından, havadan, jeoloji ve hidrolojiden de bahseden başat bir yazıt olagelmiştir yüzlerce sene. Bununla birlikte belirli coğrafyaların türlü halklarınca, geçmişi yüzlerce yıla dayalı gözlemlerin derlenmesi neticesinde hayata ve hayatta kalmaya dair önemli kimi olayların (tohum ekme, ağaç budama, çiçek ekme, vb.) bu gözlem bilgilerinden faydalanılarak takip edilmesi sonucunda halk edilmiştir folklorik meteoroloji. Bir nevi yazılı olmayan takvimdir.

\

Biçare insanları zamanında etkileyen en önemli hava olaylarının fırtınalar olmasından dolayı bahsi geçen gözlem dizisine, Fırtınalar Takvimi demek de yanlış olmaz.

Kimi “havayi” meteorolojik olaylar, tarihin akışına dahi yıkıcı şekilde etki etmişlerdir. Hal böyle iken hava ile ilintili olaylara dair insanların daha bir pür dikkat kesilmeleri takdir edilirse son derece normaldir.

devamını oku »

ilgili yazılar

bu yazı proksima tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

etiketler: , , , , , , , , ,

Masa Tenisi

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »
üst düzey bir maçtan sahneler
üst düzey bir maçtan sahneler

Bir masanın iki tarafındaki sporcuların ellerindeki raketler yardımıyla küçük bir topu, masanın ortasında gerilmiş ağ üzerinden karşı tarafa atmaya çalıştıkları spor dalıdır.
Her yaşa hitap eden bir spor dalıdır. Masa tenisi profesyonel anlamda düşünülmediğinde keyifli zamanlar geçirmek için ev ortamında da oynanabilir. Yoğun dikkat gerektiren sporların başında gelen masa tenisi, kişiye gelişmiş bir refleks özelliği kazandırır. Bireylerin kendi fiziksel özelliklerini kullanarak fizyolojik ve psikolojik gerginlikten kurtulabilmesinde, serbest zamanını değerlendirmede eğneceli bir aktivitedir.
Bireylere kazandırdığı özelliklere bakacak olursak; çabuk ve doğru karar verebilme, moral ve iradenin gelişmesi, uzun süreli dikkat ve oyuna yoğunlaşma becerilerinin gelişmesini sağlar.
Masa tenisinde aşağı yukarı herkesin kendine göre bir stili vardır. Başarılı bir masa tenisçi olmak için birkaç tane dikkat edilmesi gerekeken nokta var. Bunları kısaca anlatmak istiyorum.
Zamanlama(topa vuruş anı)
– Top yükselirken
– Top zıplama noktasının en üst noktasındayken
– Top düşüşe geçtiğinde
Güç ve Falsonun uygulanması (top ve falso ne zaman uygulanmalı)
• Güç vuruşu ileriye doğru hareket eden bir raket topa vurduğu zaman olur. Bunun bir örneği topu raket üzerinde zıplatmak için topa vurma şeklidir.
Sürtme vuruşu raketle topu fırçalayarak vurulması ile olur.
• Çoğu vuruş Güç ve Sürtme vuruşlarının karışımıdır.

Masa tenisi terimleri:
Backhand -Raketin dış tarafıyla yapılan vuruş
Forehand -Raketin iç tarafıyla yapılan vuruş
Kesme -Topun kuvvetli backspin (geriye doğru dönme hareketi) ile karşı tarafa gitmesi. Masaya yakın veya uzak konumdan yapılabilen bu vuruşta top rakibin raketine değdiği anda aşağıya (file dibine) doğru gitme eğilimi gösterir.
Loop- Bu vuruş masa tenisinde en çok yapılan vuruşlardan bir tanesidir. Topun hızlı bir şekilde ileriye doğru dönerek gitmesidir.
Spin- Topun dönmesi.

devamını oku »

ilgili yazılar

bu yazı acuistic tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

etiketler: , , , , , ,

Firefox 3 tam ekran modu

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

Firefox 3 bir çok yenilikle beraber geldi. Bu yeniliklerden biri de, tam ekran moduydu. Firefox 3 ile birlikte tam ekran modunda, ekrandaki çubuklar tamamen kayboluyorlar.

Bu değişiklikten hoşlanmadıysanız, aşağıdaki adımları takip ederek, Firefox 2′nin tam ekran moduna geri dönüş yapabilirsiniz: (devam ediyor…)

Fizik nedir? Fizikçi ne yapar? Aydınlatalım!

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

Fizik en eski ve şüphesiz en ilginç bilim dalıdır. Temel amacı, doğayı incelemek ve doğal olayları anlamaktır. Fiziğin ilgilendiği uzunluk ve zaman aralıkları diğer bilim dallarına kıyasla insanoğlunun hayal edebildiği ya da ölçebildiği en büyük aralıklardır.
Fizikçiler belki de tüm bilim adamları içinde “esnekliği” en fazla olanlardır. En ileri ve çağdaş araştırma laboratuvarlarında aletleri ya da denklemleri arasına gömülmüş tipik fizikçiler olduğu gibi, ticaret borsalarında, Albert Einstein‘ın moleküllerin hareketini incelediği yayılma (difüzyon) denklemlerini kullanarak, fiyatların zaman içinde nasıl hareket edeceğini tahmin etmeye çalışanlar da vardır.
Fizikçiler yalnızca bilimsel ve ekonomik değil aynı zamanda sosyal, teknolojik ve pratik problemleri de çözmeye çalışırlar. Günümüz fizikçilerinin doğrudan uğraştığı bu tür problemlerden bazılarını şöyle özetleyebiliriz:

\

I. İletişim sistemleri; optik iletişim, uydu iletişimi. Bu sistemlerde kullanılacak opto-elektronik aygıtların araştırılması, tasarımı ve geliştirilmesi.
II. Enerji üretimi; nükleer enerji, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ve halen kullanılmakta olan enerji üretme yöntemlerinin etkinliğinin arttırılması.
III. Evrenin doğuşu ve gelişiminin anlaşılması; Büyük Patlama (Big Bang), kara delikler, nötron yıldızları, galaksiler, kozmoloji, astronomi, uzay fiziği gibi dallar.
IV. Maddenin yapısını anlama yoluyla yeni çok küçük ve çok hızlı elektronik aygıtların keşfedilmesi ve bu aygıtların kullanılmasıyla küçük, ucuz ve hızlı bilgisayarların yapılması.

devamını oku »

ilgili yazılar

bu yazı tentena tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

etiketler: , , , , , , , ,

Fantastik dünyanın atalarından biri

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »
Herbert George Wells
Herbert George Wells

Size bir ilklerin adamını tanıtmak istiyorum… Herbert George Wells.

Özellikle bilimkurgu romanlarıyla tanınan ama neredeyse edebiyatın her dalında birçok eser vermiş ingiliz bir yazar olan Herbert George Wells, 21 eylül 1866 yılında İngiltere-bromley de doğar. Fakir bir ailenin çocuğu olan Wells annesi tarafında asosyal bir çocuk olarak yetiştirilir. Yazarımızın hayatının dönüm noktalarından ilki, 13 yaşındayken bacağını kırdığı an olarak gösteriliyor. Günlerce yatakta kalması gereken Wells, bu dönem boyunca eline geçen hemen her türdeki kitabı okur. Ve işte o dönemden sonra yazar olmak, kitap yazmak az da olsa beyninde yer eder.

Hayatı sürekli olarak çalkantı içinde geçen yazar ilk karısından boşandıktan sonra evli kaldığı dönemde tanıştığı ve öğrencisi olan Amy Catherine Robbins ile evlenmiş, en önemli eserlerini bu dönemde yazmıştır.

devamını oku »

ilgili yazılar

bu yazı cavo tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

etiketler: , , , , , , , , ,

Telefon

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

Telefon [Karikatür]

Karikatürü görmek için resme tıklayın.

Fantastik dünyanın atalarından biri

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »
Herbert George Wells
Herbert George Wells

Size bir ilklerin adamını tanıtmak istiyorum… Herbert George Wells.

Özellikle bilimkurgu romanlarıyla tanınan ama neredeyse edebiyatın her dalında birçok eser vermiş ingiliz bir yazar olan Herbert George Wells, 21 eylül 1866 yılında İngiltere-bromley de doğar. Fakir bir ailenin çocuğu olan Wells annesi tarafında asosyal bir çocuk olarak yetiştirilir. Yazarımızın hayatının dönüm noktalarından ilki, 13 yaşındayken bacağını kırdığı an olarak gösteriliyor. Günlerce yatakta kalması gereken Wells, bu dönem boyunca eline geçen hemen her türdeki kitabı okur. Ve işte o dönemden sonra yazar olmak, kitap yazmak az da olsa beyninde yer eder.

Hayatı sürekli olarak çalkantı içinde geçen yazar ilk karısından boşandıktan sonra evli kaldığı dönemde tanıştığı ve öğrencisi olan Amy Catherine Robbins ile evlenmiş, en önemli eserlerini bu dönemde yazmıştır.

devamını oku »

ilgili yazılar

bu yazı cavo tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

etiketler: , , , , , , , , ,

Varg Vikernes

Sevdiğim Seçmeler, Yaşam Yorum Yok »

Varg Vikernes

Mahkemede, 21 yıl cezaya çarptırıldığı an
Mahkemede, 21 yıl cezaya çarptırıldığı an

Bebek yüzlü şeytan. Black Metal’in babalarından. Arkadaşını defalarca bıçakladıktan sonra alnının ortasına bıçağı saplayabilecek ve bunu da soğuk kanlılıkla anlatabilen bir adam. Norveç’in en büyük cezası olan 21 yıl ağır hapis cezasını aldıktan sonra da gülebilen biri.
Varg Vikernes’in gerçek adı Kristian’dır. Fakat bu ismini asla kullanmamıştır. 11 Şubat 1973’te Norveç’in Bergen şehrinde doğdu. Birçok grupla çalışmalar yaptıktan sonra tamamen kendine ait olan Burzum’u kurdu. Yaptığı müzik kesinlikle farklı ve karanlıktı. Sadece black metal değil, dark ambient çalışmaları da oldu. Black metal dinleyen biri olmasam bile Burzum kendisini bana bile dinlettirdi. Çünkü gerçekten farklı çalışmaları var. Gecenin bir yarısı karanlık bir ortamda dinlendiğinde cidden insanının psikolojisini etkileyebilecek bir müzik olduğunu kabul etmek gerek. Bu kadar karanlık bir müzik yapan adamın kendi düşünceleri çok daha beter.
Kendisi bir Neo-pagandır ve hristiyanlıktan gerçek anlamda nefret etmektedir. Varg suçlu bulunamasa bile, 12. yy. dan kalma Fantoft stave Kilisesi 6 Haziran’da kundaklandıktan sonra, Aske EP adlı albüm kapağına bu kilisenin kundaklandıktan sonraki fotoğrafını koymuştur.

\

devamını oku »

bu yazı deadcall tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

etiketler: , , , , , , ,


Tema & Yazılım Düzenleme : Koray Yalçın   1998 - 2009 Copyright © Tüm Hakkı Saklıdır. 
    Yazılar RSS Yorumlar RSS Giriş