Optik Yanılsamalar

Paradokslar Yorum Yok »

Resim ve matematik. Her ikisinin de soyutluk ve somutluk kavramları var. Soyut resim, teori matematik. İkisinin de amacı düşüncelerin akılda şekillenip 3 boyutlu dünyaya aktarılması. Maurits Cornelis Escher (1898-1971) her ne kadar kendisini ne sanatçı ne de matematikçi saymasada bu gerçeği görmüş, resim ve matematiği birleştirmiş ve ortaya imkansız eserler çıkarmış.

M.C. Escher, sürrealist nitelikler de çağrıştıran 1944′den sonraki yapıtlarında, göz yanıltıcı perspektifle mekansal yapıya şaşırtıcı bir üç boyutluluk kazandırmıştır.

Önceleri kimsenin pek de tanımadığı Escher, 1956 yılındaki sergisinin Time Dergisi’nde yer almasıyla dünya çapında ün kazanmıştır.

Temel düzeyin dışında formal bir matematik eğitimi almamasına karşın, eserlerinde yer alan olanaksız nesneler, uzaysal yanılsama ve tekrarlanan geometrik şekiller matematikçiler tarafından büyük ilgi gördü. Işin ilginç yanı ise Escher kendisini ne sanatçı, ne de matematikçi olarak görmüştür.

Escher’in çalışmalarının bir kısmı matematikte “uzay mantığı” olarak adlandırabileceğimiz alana girmektedir. Fiziksel nesneler arasındaki uzaysal ilişkiyi bilerek bozduğu çizimleri, bazen optik yanılsama olarak da adlandırılan görsel paradoksa neden olmaktadır. Aşağıda optik yanılsamayla ilgili videoyu mutlaka izleyin.

Üzerinde Allah Yazan Nesneleri Sorgulama

Eleştiri - Yorum, Felsefe, Paradokslar 1 Yorum »

Sorulardan ilki allah neden bir balığın yada bir yumurtanın üzerine allah yazdı acaba ?

Bu yumurta balık v.s gibi şeylerin üzerinde gerçektende aldatmaca olmadan allah yazması ilginç yada gerçekten doğru aslında .

Ama gerçeği Nasıl tanımladığımıza bağlı bu .

Duyu organlarımız bize  gerçeği olduğu gibi aktarıyorsa , rüyalarımızdan korkmamız gerekir o zaman .

Bunun felsefeyle aslında bir bağlantısı yok.

 Çünkü, korkunun yarattığı inancı desteklemeyi sağlayan ıslak rüya bunlar.

Arapça bu kadar kutsal bir dilse (allahın adını yazdığı tek dil) o zaman müslümanlar neden Türkçe öğrendi?

Ya da araplar dışında kimse müslüman değil mi?

 Allah arapça da bu kadar diretiyo mu?

 Arapça bilmeyen biri allahın adını hayvanların üzerinde okuyamayacağı için üzülmeli mi?

Allahın kaç dilde ismi var?

 Hristiyanlar ve Musevilerin allahı allah değil mi?

Ya da onların balıklarında isim farklı mı yazılıyo?

 Bu balık Arabistan yakınlarında mı görüldü?

Arap harfleri ve Allah’ın yazılışı balık bulunduktan sonra uydurulmuş olabilir mi?

Doğada ve hayvanlarda kelime ve harf benzetmeleri sadece Allah yazısıytla mı sınırlı?

İnsanlar düşünmek ve mertak etmek üzerine bir çok korkuyu barındırıyor olabilirlermi?

Korku allahı yaratabilecek kadar güçlü mü?

Allahın adı neden bir insanda değil de bir balığın üstünde var?

 Balıklar cennete gider mi?

 Yoksa onlar sadece biz görelim ve allah inanalım diye mi yaratıldı?

Allaha inanmamız allahın ne işine yarar?  

Paradokslara Bir Cevap

Paradokslar Yorum Yok »

Paradoksu oluşturan her şey insanoğlunun mevcut gerçeğin üzerinde kurduğu ikinci gerçeklik kavramlarıyla oluşurlar, bu da yalanlar üzerine (insanların daha iyi yaşayabilmesi için öngörülen) dünyada ne gibi mantıksızlıkların olduğuna dair küçük ipuçlarını sergilerler.

Mesela bir paradoksu ve onun çözümünü inceleyelim. “ben devamlı yalan söylerim” güzel bir paradox eğer kişi bunu söylerken yalan söylemişse hiç yalan söylemiyor demektir ve tersi. Eğer doğruyu söylediyse şu an doğru söylemiş olması imkansız olacak değil mi?.
Öncelikle insanın paradoks olduğunu düşünmesini sağlayan şeyin ne olduğuna dikkat edin. Ben derim ki bunu düşünmemizi sağlayan burada kullanılan geniş zaman ekidir. Onunda temelinde dil bilgisi ve kullanılan sözcüklerin yapılan eylemlerin aynısı olamayacağı konusunda olacaktır.

 Geniş zaman kullanmak tamamıyla yanlıştır. Bir şeyi “yaparım” dediğimizde gelecek ve geçmişte, bundan önce her zaman yaptığımız ve bundan sonrada her zaman yapacağımıza emin olduğumuzu kastederiz.

 Ama gerlecekte ne yapacağını bir insan tam olarak bilemez. Bu yüzden burada şaşırtıcı olan paradoks değil, yalandan ekklenmiş bir konuşmaya, yalandan eklenmiş bir yaşam biçimine ve yalandan eklenmiş sahte gerçekliğe ne kadar fazla alışmış olduğumuzdur.

Geniş zamanın dilde kullanılması görünüşte insana hiç bir şekilde zarar vermemektedir. Ama gerçek olan şudur ki: insana zarar veren şeyleri ortadan kaldırmaya alışmış olmamız bizi hakikatin uzaklarına fırlattıkça, gerçekte neyin zararlı neyin zararsız olacağı konusunda da bize öğretilenlere olan güvenimizin azalması gerkmektedir.

Paradokslar veya Paradoxlar

Paradokslar Yorum Yok »

Herhangi bir şeyin paradoks olması için o şeyin gerçekliğin dışında kalan bir kavram olması gerekmektedir. Bu yüzden eğer benim söylediklerim (yazdıklarım) gerçeği olduğu gibi yansıtıyorsa paradoks olması imkansızdır. Daha önce bahsettiğim gibi bir paradoksu herhangi bir doğrusal olgu olarak kabul eden birisi gerçkliğin içindeki sapmalara  da gözünü yumacak bunların derinliğinde yatan yanlışlıkları ve gözlerinin önüne serilmiş olan perdenin arkasını göremeyecektir. Gerçeği insanların ona anlattığı gibi kabul ederek yoluna devam edecek ve merak etme duygusundan mahrum kalacaktır. Düşünme ve felsefe dediğimiz metafizik olay zaten merak duygusunun gelişmiş halidir. MErak duygusunu oluşturan şey yine içgüdülerin oluşturmakta olduğu metafiziklerin en önemli ve en temel olanıdır. Ondan önce gelen içgüdülerdir. Yani merak aslında duygularla içgüdülerin arasında bir yerde duruyor. Neyse çok uzatmadan özetlemek gerekirse paradoks yoktur. Ama paradoks gibi bir çok inandığımız ve içinde bulunduğumuzu sandığımız şeyde gerçekte yoktur. Ve bu olmayan kavramların arasında insanoğlunun aklı karışmış durumdadır. Gerçeği ayırdetmek için çok fazla uğraşı gerekir hale gelmiştir.


Tema & Yazılım Düzenleme : Koray Yalçın   1998 - 2009 Copyright © Tüm Hakkı Saklıdır. 
    Giriş