Mavi Güller

Öyküler Yorum Yok »

Kimsenin adını bilmediği uzak mı uzak bir şehirde bir kız yaşarmış zamanın birinde.. Günlerini yazı yazarak, düşünerek ve bahçesindeki çiçeklerle uğraşarak geçirirmiş. Kimseler bilmezmiş kızın adını kimseyle konuşmazmış çünkü kız ama kızın bu gizemli hali herkesi kendine hayran bırakırmış. Şehre geldiğinden beri tek kelime çıkmamış ağzından zaman zaman hıçkırıkları duyulurmuş sadece ama kimsenin gidip sormaya da cesareti yokmuş. Devamını Oku… »

İlahi Komedya

Sevdiğim Seçmeler, Yazılarım, Öyküler 1 Yorum »

Zifiri karanlığın içinde ,David coverdale :”I have often told you stories about the way,I lived the life of a drifter waiting for the day…”diye sesleniyordu ve beynim seri halde türkçeye çeviriyordu cümleleri , tekrarlayıp duruyordum…Tıpkı dönüp duran bir yeldeğirmeninin sesi gibi…söylediğim şarkılar yankılanıyor uzaklarda…Yeldeğirmeni kafamın içinde dönüp duruyordu sanki,vuuuvvv vuuuvvv  vuuuvvv…Tıpkı dönüp duran bir yeldeği…..güm! güm! güm!Aman tanrım, beynime tecavüz eden bu tuvalet kapısından bozma dış kapının sesi dayanılmazdı,kimseyi çekecek halim yoktu;her yer karanlıkla doluydu işte, evde kimse yoktu fazla devam edemezdi elbett…..güm.güm.ahhh!!tüm sinirlerim ayağa fırladı,artık istesende kaçamazsın,bekle geliyorum orospu çocuğu!!

-Ne var? ne istiyorsun benden?Niye böyle hızla çalıyorsun kapıyı?Manyak mısın sen?

-Paranın kalanını getirmiştim,kusura bakma,müziğin sesini duydum,zaten hep evde olursun..neyse…hadi eyvallah.

-Melis!

-Ne var?

-Ben ölmek istiyorum!

-Ben de.

-Sen ciddi misin?

Yüzünde yine, o içimdeki karanlıkları  harekete geçiren gülümseme belirdi.Böyle güldüğünde o, içimde derin bir nefret ve karşı konulmaz bir şehvet beliriyordu her nedense ve ona karşı koyamayacağımı seziyordum içten içe her seferinde.Bukez de öyle oldu,bir saniyelik bulanıklığımı yüzümden okudu ve geri döndü, ayakkabılarıyla daldı içeri.Etraf karanlıktı ve hüzün gözlerimden tuzlu boncuk taneleri çekiyordu,çöktüm..hani türkçede çökmek kaç anlamı barındırıyorsa içinde, her anlamının hakkını vererek çöktüm.Ben ağlıyordum o heyecanlıydı,mutluydu bile denebilir.Bir zaman sonra…:”Beraber yapalım mı” dedi.

-Güldürme beni,bunu seninle asla yapmazdım,yalnız ölmek istiyorum.

-Hadiii yapma… Düşünsene şu ilerdeki gökdelenin tepesinden atlamak…İlk ve son kez özgürlüğü tadarak yaşamak yada ölmek mi demeliydim…

Yüzüne bakmıyordum ama yine öyle gülümsediğini hissedebildim,tüylerim diken diken oldu.

-İstemiyorum.

-Vaz mı geçtin yani?

-Hayır gerizekalı!! Seninle bisiklete bile binmem ben.

-Ölmek istediğin falan yok senin.

-İstiyorum,ama… canım acımasın.

Tanrım! Nekadar zavallı görünüyordum kimbilir şuan,ama duygularımı saklamanın da yeri değildi,güçlü görünmeme de gerek yoktu ,nede olsa nasıl ölünürün planını tasarlıyorduk.

-Tamam.Üç liran var mı?

-Var.Ne geçiyor kafandan?

-Ölmek istiyo musun istemiyo musun?

-İstiyorum da…

-Getir o zaman parayı,isteğini yerine getirmeye çalışıyorum.

Onbeş-yirmi dakika sonra elinde bir kutu” tantum” la döndü.

-Ne bu?

-Celladın.

-Fikrini mi değiştirdin yoksa?

-Hayır hayır…ama prospektüsünü okumalıyım,başıma ne halt gelecek bilmeliyim öyle değil mi?

DOZ AŞIMI ve TEDAVİSİ
Aşırı doz halinde ajitasyon, sıkıntı, halüsinasyon ve klonik konvülsiyon, daha seyrek somnolans ve prostrasyon bildirilmiştir. Antidotu yoktur.

-Gerçekten öleceğimi garanti edemeyecek gibi görünüyor bu ilaç,daha çok kafam iyi olacak sanki…

-Burda 20 tane var,hepsini içersen ölürsün.

-Pekiii o halde…sen gitmeyecek misin?

-ahhh tabi gideceğim,afedersin…hoşçakal…

-isa!

Soru soran bakışlarla yüzüme baktı.

-Teşekkür ederim..ilaç için yani…

-hee.

-isa!

-Yanımda kalır mısın?

Yine aynı mutlu ifadeyle döndü…o kadar seriydi ki bu konuda,onu öldürmek için çıldırabilirdi her sıradan insan.

Patatesleri soymama yardım eder gibi davranıyordu,mutfaktaydık, belki ortam böyle düşünmeme neden oluyordu ve Beatles:” let it be!” diyordu..Teker teker içmeye başladım.1,2,3,4,5…O da eşlik ediyordu bana,birşey demedim, hatta rahatladım onu da hapları teker teker ağzına götürür görürken.Ben 11. ye ulaşmıştım,geride onun içtiklerinden ve benimkilerden artan son 1 draje kalmıştı;birbirimizin yüzüne baktık,sigaranın sonunu kimin içeceğine karar verir gibiydik,o centilmenlik yaptı,bana bıraktı,teşekkür eder bir mizansenle ağzıma götürdüm 12.yi…

-Yutma !!Ağzında gezdir,dilin uyuşacak.

Bir orkestra şefi gibi yönlendiriyordu beni,son tangomu onun kollarında yapıyordum ama ikimizde biliyorduk,bu doz bizi öldürmezdi,belki…

Esra ve Evrim geldi.Konuştuk ordan burdan.Şarkı söyledik…Sonra uykuları geldi,gittiler.İsa da gitti.Sabaha kadar bekledim ölümü,gelmedi.Geride geceden bana kalan ,gözüm açık gördüğüm rüyalardı  sadece.İllet mavi bir yıldız ,bir de örümcek ağları…Telefonun sesiyle uyandım,saat sabahın 7 ’siydi.Sevdiğim adamın sesi :”Ben burdayım,şuan aynı şehirdeyiz,gel al beni hadi… evi bilmiyorum” diyordu.Etrafa baktım önce sonra da aynaya. Gözlerim mosmordu,yüzüm darma-duman…Anahtarı aradım, her nasılsa buldum;tuvalet kapısından bozma dış kapıyı çarpıp çıktım.


 

Bir Öykücük

Öyküler Yorum Yok »

Inanilmaz Ama GerCek…

Bir Solukta Okuyacaksiniz. ..

Okulun ilk gununde 5. sinifin onunde dururken, ogretmen cocuklara bir yalan soyledi.
Cogu ogretmen gibi, ogrencilerine bakti ve hepsini ayni derecede
sevdigini soyledi. Ancak bu imkânsizdi, cunku on sirada oturdugu yerde bir
yana kaykilmis ismi Mustafa Yilmaz olan bir erkek cocuk vardi. Devamını Oku… »

Cennette Bir Melek

Yazılarım, Öyküler Yorum Yok »

Kumun üzerinde oturuyordum.Sigarayi birakali on gün olmustu ve canim aciyordu.Herkes sigara  içiyordu ve ben o gri dumani çok özlüyordum.  Onun havlusu vardi ve en yakin arkadasi ile havlusunu paylasiyordu.Benim havlum  yoktu.Bu yüzden, onunla hiçbir sey paylasamiyordum.  Kel ve biyikli bir adam, dört ya da bes yaslarindaki bir kiz çocugunu dövüyordu.Deniz  dalgaliydi fakat insanlar sürekli kulaç atarak yüzmeye çalisiyordu.  Ben O’nu seviyordum. O bunu biliyordu. O beni sevmek istiyordu ama çok korkuyordu.  - “Seninle bu sekilde tanismasaydik eger, belki beni gördügün ilk anda bana asik olduguna  inanabilirdim ” dedi Melek. O’nun adi Melek’ti ve Cennet’te oturuyordu. Bu kadar isaret,bana  biraz fazla geliyordu.hayatimda ilk defa ne yapacagimi bilemiyordum ve bu beni çok  yoruyordu. - “O zaman Nevin teyze’ye telefonunu vermeseydin” dedim.Kendimi ilk defa arenaya çikmis Spartaküs gibi hissediyorum.Bombok bir durumdaydim ve tek çarenin kendimi koyvermek  oldugunu hissediyordum. - “Çok israr etti , ben de vermek zorunda kaldim.Beni arayabilecegini hiç düsünmemistim” dedi.Gözlerime bakarak benimle dalga geçiyordu ve ben yasadigim acizligi algilamak  istemiyordum.  Onun havlusu vardi.Benim havlum yoktu.Kuma oturuyordum ve kumlar kiçimin içine giriyordu ve kiçim kasiniyordu.  -” O zaman neden benle konustun, üstelik günlerce konustuktan sonra beni tanimak istedin? “Bu durumdan bu kadar sikayetçiysen, burada benimle neden oturuyorsun?”  Nihayet deplasmanda bir gol atmayi basarmistim ve içten içe gol sevinci yasiyordum.  - ” Herseyin ya da her duygunun bir açiklamasi yoktur “dedi Melek.O da gol attigimin  farkindaydi ve buna dogal olarak sinirleniyordu.  Onun havlusu vardi .Benim havlum yoktu ama üç puana çok yakindim.  Onun en yakin arkadasi beni süzüyordu.Benden hiç hoslanmadigini biliyordum ama bu benim için hiçbir sey ifade etmiyordu.  -” Devamını Oku… »

Labirent

Denemeler, Hikaye, Sevdiğim Seçmeler, Yazılarım, Öyküler Yorum Yok »

 .
Kitapçılara yakın olanı değil de, uzak olan ikinci bankı seçtiğimde kendime oturmak için, yüzünü göremiyordum hayatın. Oysaki tam şuramda bekleyen bir çocuktu tüm yaşanmışlıklarım, tam şurama saplanıp duran çocukluğumdu. Tüm bildiklerim bir şarkıyı anımsatıyordu bana sadece; “hatırlarmısın bilmem / yıllar geçti üstünden” diyen bir şarkı. Oysa ki bir şeyleri beklediğimi belli eden bir yanı olmalıydı bu hayatın da. Hiç olmadı, ya da ben görmesini bilemedim. Ve uzak adanın ışıkları halen yanıyordu, inatla sabah kadar yanıyordu, inatla sönmüyordu. Oysa ki o ışık! O ışık?
Devamını Oku… »

Deniz Öldü

Yazılarım, Öyküler Yorum Yok »


    Kasvetliyim. Bugünlerde herkes öyle. Dünya çalkalanıyor. Üçüncü dünya savaşı çıkmak üzere. Artık sayılı günler var. Herkesi askere aldılar. Bunun ise benim savaşım olmadığına inanıyorum. Kaçıyorum askerden. Barış naralarının atıldığı zamanlar kafamıza işlenmiş sevgi sözcüklerinin etkisi belki de. Ya da annemin savaş kelimesini duyar duymaz ağlamaya başlaması. Bilmiyorum. Ama bir parçası değilim bu savaşın, tek bildiğim bu.
Devamını Oku… »

Ölümdeki Hayat

Yazılarım, Öyküler Yorum Yok »

 Hayatın acımasız olduğunu o gün anlamıştım. Kavrulmuş hayatların, ateşin sıcaklığından eridiğini ilk kez o gün görmüştüm. Bu işlere karışmak istememin nedeni de buydu. İnsan yaşamının ne kadar kolay bittiğini görmek istemememdi. Çıldırma noktasındaki başkalaşım geçirmiş vücutların, aslında sadece bir insan olduğunu, daha önce hiç aklımın beyaz ama saf olmayan hücrelerinden o zamana kadar yankılanışını duyamamıştım. Acıların, düşüncelerin derinliğini aşarcasına delirttiğini, o zamanlarda hissetmiştim. Tek fark ettiğim duygu, içgüdülerimin hayvanlara göre daha fazla geliştiğini anlamamdı. Kan içerek hayatta kalmak,vurgun yemiş oltalarla, alabora olmamak için çabalayan teknelerin feryadına benzediğini, gözlerimin avı aramakta olduğunu o zaman anlamıştım. Devamını Oku… »

Ufo Gerçeği

Öyküler Yorum Yok »

 - Bir arkadaşım vardı. Bu UFO geyikleri, eciş büçüş yaratıkların gelip adam karçırmaları ile ilgili şeylerle çok yakından ilgiliydi. Her yazlığa gittimizde UFO gördüğünü idda eder. Bizi zorla yataktan kaldırır, olmayan şeylere baktırdı zorla.

    -Var mıydı bişi hakkaten?
Devamını Oku… »

Ölmek İçin İyi Bir Gün

Öyküler Yorum Yok »


    Ön planda uzanan yemyeşil çimenler, arkada bir yamacın tepesine yayılmış ağaçlar. Hava serin, ovayı çevreleyen tepeler üstünde at oynatıyor akşam serinliğinin rüzgarı. Gökyüzü gri renkte, uzakta gökgürlemeleri duyuluyor yıldırımların göz kamaştırıcı ışıklarının ardından. Ovadaki dizboyu tahıllar ahenkle savruluyorlar, güneş son ışıklarını gönderiyor uzaktaki ufuktan. Devamını Oku… »

Oyun Bitti

Yazılarım, Öyküler Yorum Yok »

Üşüdüm. Paltomun yakalarını kaldırdım. Sırtımdaki ağrı silinir gibi oldu. Ama geçmedi. Bir süredir ordaydı ve hiçte ayrılacak gibi değildi. Sinir oldum.    Önümdeki masacıkta ekmek kırıntıları, bir gazete kağıdı üzerine konmuş ve kararmış az peynir, bir kaç sigara kutusu. Bir kutudan bir sigara aldım. Sigara ayırt etmem, ne olursa.. Yaktım. Dumanı içime çektim. İçim ısınsın istedim. Boğazım yandı. Sigarayı silkelerken dumanı dışarı verdim.
Devamını Oku… »


Tema & Yazılım Düzenleme : Koray Yalçın   1998 - 2009 Copyright © Tüm Hakkı Saklıdır. 
    Login