Hayat Bir Çocuğa Nasıl Anlatılmalı?

Okuduklarım - Önerdiklerim Yorum Yok »

Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, ‘Sen eğitimcisin, neler öğretmem
gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum’ dedi. Sorusu kolaydı
ama yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya
başladım: Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden
adı ‘insan yetiştirmek’ olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye
zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden,
eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan
karşılığını alırsın.
Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret,
acı çekmeden olgunlaşamayacağını…

Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı,
birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden ‘neden ben değil de o?’ demeden…

Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi
öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek
hayat ona.Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin
bir gün keyif vermeyebileceğini, kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu.

Gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini,
tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını.
Ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını , ama okumayı sevmesini öğret
ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al
ona bilgisayarı.Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver,
sıkılmayı öğret ona, sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını.

Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi
sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini
bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını
sağla.Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece
sevgilisine ateş yakar ve bel ki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar,
bunu öğrenmemiş diğer sevgililerin aksine…

Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona.
Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli
olduğunu öğret. Alın terine saygıyı öğret ona.

Aşk acısı çekmenin hiç âşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret.
Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi
gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı.
… Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi
eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret.Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini
anlat.Hayatı sorgulamayı öğret ona…

Bilginin en büyük güç olduğunu öğret. Yapabilirse bunu en büyük fiyata
satmasını, ama kalbini ve ruhunu k endisine saklaması gerektiğini öğret.
Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını.

Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret.

Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı…
‘İstemiyorum’ ,’hayır’ demeyi öğret ona, istediğinde ise ‘istiyorum’ demeyi.

Sevdiğinde ise’seni seviyorum’ diyebilmeyi öğret ona.
Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona.
Temiz kokmasını…

Sorgusuz sevmeyi… El yazısı ile notlar yazmayı… Lafı dolandırmamayı
….Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım
yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona.
Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını.

İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine
vakit ayırması gerektiğini öğret…Ama en çok da kendini sevmesini öğret…
Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini. ..Kendine çiçek almazsa
kimseden çiçek beklememesi gerektiğini.. . Kendine özenli yemekler yapıp
sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını…Hayatta her
şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona…

Aylin Kotil, Cumhuriyet Gazetesi

Pınar Aylin - Masal Bu Ya

Okuduklarım - Önerdiklerim Yorum Yok »

Masal bu ya yıllar önce baharda iki çiçek
Hem çok aşık rengarenk anlaşmışlar
Bundan sonra hep kışta açalım seninle ikimiz olalım
Seninle sadece ikimiz olalım
Masal bu ya tamda kışın ortasında tek başına
Açmış bizim kardelen
O bembeyaz boynu bükük kalmış tam
Birde bakmış orda karların arasında
Sevdiği de beyaz olmuş açmış yanında

Orda sen orda ben orda biz varız yalandan dolandan uzak yaşarız
Orda sen orda ben orda biz varız kardelen misali aşkı yaşarız

Masal bu ya tamda kışın ortasında tek başına
Açmış bizim kardelen
O bembeyaz boynu bükük kalmış tam
Birde bakmış orda karların arasında
Sevdiği de beyaz olmuş açmış yanında

Orda sen orda ben orda biz varız yalandan dolandan uzak yaşarız
Orda sen orda ben orda biz varız kardelen misali aşkı yaşarız

Sonunu bile bile yanlız kalsam seninle
Aşk bu değilmi zaten yetebilmek yaşarkıen
Bir su damlası olsam yaprağinda
Bir öpücük olsam dudağinda
Bende istiyorum senin olmayı
Bende görüyorum aynı rüyayı

Orda sen orda ben orda biz varız yalandan dolandan uzak yaşarız
Orda sen orda ben orda biz varız kardelen misali aşkı yaşarız

Pınar Aylin - Huysuz

Okuduklarım - Önerdiklerim Yorum Yok »

Bir ömür geçer mi?
Tek başına gider mi?
Aslında amaç belli
Bir yol arkadaşı belki

Bir gün her şey geçecek
Hırslar uçup gidecek
Sözün bittiği yerde
Gözler devam edecek

Yalnız, huysuz ve mutsuz olmak istemiyorum
Etrafa saran huzursuz olmak istemiyorum
Gel tut elimi beraber yıldızlara gidelim
Uzanıp kumsala birlikte dünyayı seyredelim

Giysilerin Ömrünü Uzatacak Öneriler

Okuduklarım - Önerdiklerim Yorum Yok »

Bu önerilere dikkat edin kıyafetlerinizin ömrü uzasın.
İşte sizlere Kıyıfetlerinizin ömrünü uzatacak pratik öneriler…

Bazı insanlar için “malını temiz kullanır yıllarca giyer de eskimez” denir.
Onların bu başarısının gerisinde yatan giysilerini özenli kullanıyor olmalarıdır.
Aslında siz de çok basit hususlara dikkat ederek kıyafetlerinizi uzun yıllar
eskitmeden kullanabilirsiniz.

Bunun için kıyafetin kumaşının özelliklerini bilmek ve ona göre muamele etmek
yeterli. Bütün tekstil ürünlerin hammaddesi ve en küçük yapı birimi elyaftır.
Elyaf da ikiye ayrılır; doğal elyaf yapay (sentetik) elyaf. Doğal elyaflar da
bitkisel elyaf ve hayvansal elyaf olarak ikiye ayrılır. Doğal elyaf; tohumdan
elde edilen (pamuk elyaf) gövdeden elde edilen (keten kenevir jüt rami)
yapraktan elde edilen (sisal kendiri Manila keneviri) ve meyveden elde edilen
(koko elyaf) olarak dörde ayrılır. Hayvansal elyaf kıl kökenli
(yün moher kaşmir angora deve tüyü kıl keçisi) ve salgı kökenli (doğal ipek)
olarak ikiye ayrılır. Bu elyaflardan elde edilen kumaşların özellikleri ise şöyle:

İpek kumaşlar: Gerçek ipek dut yaprağı yiyen ipek böceğinden elde
ediliyor. Suni ipek ise kavak köknar söğüt gibi selülozca zengin olan
ağaçlardan kimyasal yollarla elde edilen liflere denir. İpek çok sağlamdır.
Elastiktir çekmez kolay buruşmaz ve çok çabuk kurur. Isı ve ışığa duyarlıdır.
Kuru temizleme yöntemi ile temizlenmeli hafif ısıda ütülenmelidir.

Yünlü kumaşlar: Yünün en önemli özelliği keçeleşmesidir. Bundan
yararlanarak kumaş yüzeyi tüylendirilip keçeleştirilerek kaşe üretilebilir.
Yünlü kumaşlar özel bakım gerektirir. Kesinlikle yıkanmamalı kuru temizleme
yapılmalıdır. Yüksek oranda nem çekme kapasitesine sahiptir.
Ütü bezleri kullanılarak ütülenmeli. Rutubetsiz ortamlarda saklanmalıdır.

Pamuklu kumaşlar: Çok dayanıklıdır ama kolay kırışır. Hafifliği ve
yumuşaklılığı nedeniyle yazlık giysilerde iç çamaşırlarda havlu ve spor giyimde
tercih edilir. Esnektir. Elde yıkanabilir. Ancak nemli bırakılmaması yani
yıkandıktan sonra hemen kurutulması gerekir. Sağlıklıdır ve serin tutar.

Keten kumaşlar: Ketenin mukavemeti pamuktan daha iyidir.
Pamuktan parlak nem çekme özelliği yüksek esnekliği azdır. Çabuk buruşur.
İri gözenekli oluşu hem cildin nefes almasını hem de buharlaşmasını
kolaylaştırdığı için serin tutar. Bu özelliği dolayısı ile sıcak havalarda kullanılır.
Takım elbise pantolon gömlek ve etek için tercih edilir. Pürüzsüz ve tüysüz
oluşu; keten kumaşın çabuk kirlenmesini önler. Kuru temizleme yöntemi
ile temizlenmelidir.

Kaşmir kumaşlar: Kaşmir keçisinin yününden elde edilir. Lifleri uzun
ve çok ince olduğu için parlak görünüme sahiptir. Yumuşak ve hassas
bir kumaştır. Kuru temizleme yöntemi ile temizlenmelidir.

Tertemiz giysiler için bunları bilmelisiniz.

Yünlü giysilerin temizliği
Yünlü giysileri çıkardıktan sonra ceplerini boşaltın ve serin bir yere asın.
Yünlü takım elbiselerdeki kırışıklıklar kısa süre banyo buharında tutulduktan
sonra gece boyunca asılı bırakılırsa düzelir. Veya nemli bir bez üzerinden
ılık ütü ile ütülenebilir.Yünlü giysilerin daha uzun ömürlü olması için
2 gün üst üste giydikten sonra bir gün dinlendirilmesi gerekir.
Belli periyotlarla ince ve sert kıllı bir fırça ile fırçalanmalı.
Pamuklaşmaması için çitilemeden yıkayın.
Çamaşır makinesinde yıkamayın ve kesinlikle sıkmayın.
Yün için uygun deterjanları tercih edin veya saf beyaz sabunu rendeleyerek
toz haline getirip kullanın.Asmadan kurutun. Bunun için file tipi çantaları
kullanabilirsiniz. Yine kurutma makinesinde güneşte veya soba yakınında
kurutmayın. Mümkünse kuru temizlemeyi tercih edin.
Saf yün giysiler yıkandığında çok çeker. Bunu aklınızdan çıkarmayın.
Trikoların temizliğinde de bunlara dikkat edin.

Polyester giysilerin temizliği
Polyester sentetik bir kumaş olduğu için yüksek ısıya dayanıklı değildir.
Yıkarken ve ütülerken buna dikkat edin.

İç çamaşırı temizliği
Çocuk beyaz iç çamaşırlarını çamaşır suyu katkısı ile kaynattıktan sonra
yıkayın. İyice durulayın.
İç çamaşırı alırken kaliteli ve kaynatmaya uygun penyeleri tercih edin.
Esnek ve rahat iç çamaşırları tercih edin. Bunun çocuklar için çok
önemli olduğunu unutmayın.Sağlığınız için beyaz iç çamaşırları tercih edin.
Yıkama ve kurutma işleminde en çok önemi iç çamaşırlarına gösterin.

Kadife giysilerin temizliği
Kirlenmiş koyu renk kadife kıyafetler tuzla temizlenebilir. Temiz bir fırçayı
temiz ve kuru bir tuza batırarak giysiye kuvvetle sürün.
Lekeler gidecek kullanılmaktan doğan parlaklık kaybolacaktır.

Ayrıca eskiyen pantolonlardaki parlaklığı gidermek için ütü bezini sirkeli suyla
ıslatın sonra çok sıcak su ile ütüleyin. Parlaklık kaybolacak.

alıntı

Doğum Günlerinin Gizemli Karşılığı

Okuduklarım - Önerdiklerim Yorum Yok »

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)
>21 Mart Berrak
>22 Mart Dogrucu
>23 Mart Merakli
>24 Mart Sade
>25 Mart Dinamik
>26 Mart Güvenilir
>27 Mart Baslatici
>28 Mart Masum
>29 Mart Gözlemci
>30 Mart Uzlasmaz
>31 Mart Inatçi
>01 Nisan Agirbasli
>02 Nisan Idealist
>03 Nisan Dayanikli
>04 Nisan Kararli
>05 Nisan Is bitirici
>06 Nisan Deneyci
>07 Nisan Coskulu
>08 Nisan Vicdanli
>09 Nisan Ölçüsüz
>10 Nisan Gözüpek
>11 Nisan Politik
>12 Nisan Sosyal
>13 Nisan Kutsal
>14 Nisan Gelenekçi
>15 Nisan Insancil
>16 Nisan Komik
>17 Nisan Ciddi
>18 Nisan Savunmaci
>19 Nisan Iradeli
>20 Nisan Mücadeleci

>BOGA (21 Nisan - 20 Mayis)
>21 Nisan Sorumlu
>22 Nisan Saglam
>23 Nisan Ürkek
>24 Nisan Korumaci
>25 Nisan Maddeci
>26 Nisan Terbiyeli
>27 Nisan Yeterli
>28 Nisan Sadik
>29 Nisan Hüzünlü
>30 Nisan Vazifesinas
>01 Mayis Alayci
>02 Mayis Inceleyici
>03 Mayis Iletisimci
>04 Mayis Dadi
>05 Mayis Külyutmaz
>06 Mayis Fantastik
>07 Mayis Düskün
>08 Mayis Dobra
>09 Mayis Mert
>10 Mayis Yalniz
>11 Mayis Gezgin
>12 Mayis Bagimsiz
>13 Mayis Çekici
>14 Mayis Taskin
>15 Mayis Hayalci
>16 Mayis Becerikli
>17 Mayis Çetin
>18 Mayis Hareketli
>19 Mayis Iknaci
>20 Mayis Disavurumcu

>IKIZLER (21 Mayis-21 Haziran)
>21 Mayis Yaratici
>22 Mayis Destansi
>23 Mayis Aktarici
>24 Mayis Görkemli
>25 Mayis Cüretkar
>26 Mayis Anaç
>27 Mayis Fedakar
>28 Mayis Fevri
>29 Mayis Acar
>30 Mayis Çevik
>31 Mayis Kirici
>01 Haziran Gözde
>02 Haziran Çözücü
>03 Haziran Edali
>04 Haziran Elestirici
>05 Haziran Öncü
>06 Haziran Hayalperest
>07 Haziran Eglendiren
>08 Haziran Etkili
>09 Haziran Israrci
>10 Haziran Yanar döner
>11 Haziran Göçebe
>12 Haziran Iyimser
>13 Haziran Maceraperest
>14 Haziran Firtinali
>15 Haziran Ayartici
>16 Haziran Paragöz
>17 Haziran Sanatçi
>18 Haziran Cimri
>19 Haziran Kiskirtici
>20 Haziran Cazibeli
>21 Haziran Keyifli

>YENGEÇ (22 Haziran-22 Temmuz)
>22 Haziran Alkisçi
>23 Haziran Büyüleyici
>24 Haziran Sihirbaz
>25 Haziran Yenilikçi
>26 Haziran Dirençli
>27 Haziran Savunmaci
>28 Haziran Duygusal
>29 Haziran Havai
>30 Haziran Güdümlü
>01 Temmuz Kopmus
>02 Temmuz Baygin
>03 Temmuz Vefali
>05 Temmuz Sovmen
>06 Temmuz Arzulu
>07 Temmuz Teshirci
>08 Temmuz Pragmatik
>09 Temmuz Saskin
>10 Temmuz Dengesiz
>11 Temmuz Dikkafali
>12 Temmuz Inandirici
>13 Temmuz Firsatçi
>14 Temmuz Abartici
>15 Temmuz Bastan çikaran
>16 Temmuz Gergin
>17 Temmuz Profesyonel
>18 Temmuz Içten
>19 Temmuz Mekanik
>20 Temmuz Istikrarsiz
>21 Temmuz Trajikomik
>22 Temmuz Dalgali

>ASLAN (23 Temmuz -23 Agustos)
>23 Temmuz Is bitirici
>24 Temmuz Degisken
>25 Temmuz Kahraman
>26 Temmuz Müjdeci
>27 Temmuz Kararli
>28 Temmuz Sampiyon
>29 Temmuz Gelenekçi
>30 Temmuz Somut
>31 Temmuz Insancil
>01 Agustos Özgün
>02 Agustos Çok yönlü
>03 Agustos Sorgulayici
>04 Agustos Rehber
>05 Agustos Sogukkanli
>06 Agustos Essiz
>07 Agustos Temiz yüzlü
>08 Agustos Numaraci
>09 Agustos Hisli
>10 Agustos Kadife sesli
>11 Agustos Onaylayici
>12 Agustos Muhafazakâr
>13 Agustos Tuhaf
>14 Agustos Kopyaci
>15 Agustos Emredici
>16 Agustos Hararetli
>17 Agustos Öfkeli
>18 Agustos Dayanikli
>19 Agustos Sasirtici
>20 Agustos Gizemli
>21 Agustos Disadönük
>22 Agustos Deneyimli
>23 Agustos Kusursuz

>BASAK (24 Agustos-23 Eylül)
>24 Agustos Cinfikirli
>25 Agustos Kontrolsüz
>26 Agustos Yardimsever
>27 Agustos Sosyal
>28 Agustos Dilbaz
>29 Agustos Yapici
>30 Agustos Sert
>31 Agustos Gösterisçi
>01 Eylül Mantikli
>02 Eylül Iskolik
>03 Eylül Basina buyruk
>04 Eylül Insa eden
>05 Eylül Hükümdar
>06 Eylül Kaderci
>07 Eylül Basarili
>08 Eylül Titiz
>09 Eylül Talepkar
>10 Eylül Azimli
>11 Eylül Dramatik
>12 Eylül Savasçi
>13 Eylül Ihtirasli
>14 Eylül Kavrayisli
>15 Eylül Yönetici
>16 Eylül Coskun
>17 Eylül Azimli
>18 Eylül Ketum
>19 Eylül Iyi görünümlü
>20 Eylül Amir
>21 Eylül Zevkli
>22 Eylül Yorulmak bilmez
>23 Eylül Güncel

>TERAZI (24 Eylül-23 Ekim)
>24 Eylül Avare
>25 Eylül Taslamaci
>26 Eylül Sabirli
>27 Eylül Hirsli
>28 Eylül Kalp kiran
>29 Eylül Tepkisel
>30 Eylül Gafçi
>01 Ekim Iz sürücü
>02 Ekim Sivri
>03 Ekim Modaci
>04 Ekim Düzelmez
>05 Ekim Ilkeli
>06 Ekim Bohem
>07 Ekim Muhalefet
>08 Ekim Romantik
>09 Ekim Cüretkar
>10 Ekim Ekonomik
>11 Ekim Rahat
>12 Ekim Edali
>13 Ekim Zor
>14 Ekim Ilimli
>15 Ekim Oyuncu
>16 Ekim Yargiç
>17 Ekim Dengeli
>18 Ekim Lider
>19 Ekim Piriltili
>20 Ekim Modern
>21 Ekim Benzersiz
>22 Ekim Cazibeli
>23 Ekim Çeliskili

>AKREP (24 Ekim-22 Kasim)
>24 Ekim Detayci
>25 Ekim Saf
>26 Ekim Organizatör
>27 Ekim Mesafeli
>28 Ekim Arastirmaci
>29 Ekim Yenilikçi
>30 Ekim Ileriyi gören
>31 Ekim Pür dikkat
>01 Kasim Saldirgan
>02 Kasim Dönüstüren
>03 Kasim Dünyevi
>04 Kasim Kiskirtan
>05 Kasim Gerçekçi
>06 Kasim Enerjik
>07 Kasim Kasif
>08 Kasim Çilgin
>09 Kasim Cezbedici
>10 Kasim Degisken
>11 Kasim Gizli
>12 Kasim Karizmatik
>13 Kasim Yorumcu
>14 Kasim Sorusturmaci
>15 Kasim Rastlantisal cancan
>16 Kasim Patron
>17 Kasim Köprü
>18 Kasim Huysuz
>19 Kasim Yorumcu
>20 Kasim Kafasi karisik
>21 Kasim Sik
>22 Kasim Liberal

>YAY (23 Kasim-21 Aralik)
>23 Kasim Saygisiz
>24 Kasim Neseli
>25 Kasim Çabalayan
>26 Kasim Özel
>27 Kasim Heyecanli
>28 Kasim Çapkin
>29 Kasim Öneren
>30 Kasim Saldiran
>01 Aralik Sen
>02 Aralik Vurdumduymaz
>03 Aralik Hünerli
>04 Aralik Metanetli
>05 Aralik Emin
>06 Aralik Seçici
>07 Aralik Benmerkezci
>08 Aralik Terk edilmis
>09 Aralik Süslü
>10 Aralik Arzulu
>11 Aralik Yogun
>12 Aralik Narsist
>13 Aralik Marifetli
>14 Aralik Gösterisli
>15 Aralik Olgun
>16 Aralik Uçuk
>17 Aralik Kimyager
>18 Aralik Iri
>19 Aralik Bakici
>20 Aralik Dogurgan
>21 Aralik Muamma

>OGLAK (22 Aralik-20 Ocak)
>22 Aralik Enerjik
>23 Aralik Sarsici
>24 Aralik Karmasik
>25 Aralik Dogal
>26 Aralik Yilmaz
>27 Aralik Yardimci
>28 Aralik Çokbilmis
>29 Aralik Üstün
>30 Aralik Az ve öz
>31 Aralik Estetik
>01 Ocak Düzenleyici
>02 Ocak Bencil
>03 Ocak Yogun
>04 Ocak Formülcü
>05 Ocak Kendini onaran
>06 Ocak Içerikli
>07 Ocak Siradisi
>08 Ocak Fenomen
>09 Ocak Hevesli
>10 Ocak Görünmez
>11 Ocak Degerli
>12 Ocak Vahsi
>13 Ocak Seyyar
>14 Ocak Kaynasan
>15 Ocak Çaresiz
>16 Ocak Ergin
>17 Ocak Agirsiklet
>18 Ocak Çocuksu
>19 Ocak Hayalperest
>20 Ocak Basibos

>KOVA (21 Ocak-19 Subat)
>21 Ocak Lider
>22 Ocak Bocalayan
>23 Ocak Kisilikli
>24 Ocak Ulasilmaz
>25 Ocak Kaderci
>26 Ocak Faal
>27 Ocak Gelismis
>28 Ocak Dayanilmaz
>29 Ocak Kavgaci
>30 Ocak Mükellef
>31 Ocak Sair
>01 Subat Gönüllü
>02 Subat Kaliteli
>03 Subat Hakiki
>04 Subat Bükülmez
>05 Subat Hatip
>06 Subat Popüler
>07 Subat Ütopik
>08 Subat Müneccim
>09 Subat Canli
>10 Subat Yürekten
>11 Subat Rahat
>12 Subat Birlestirici
>13 Subat Çevik
>14 Subat Hazir cevap
>15 Subat Mucit
>16 Subat Animatör
>17 Subat Sebatkâr
>18 Subat Dahi
>19 Subat Kâsif

>BALIK (20 Subat-20 Mart)
>20 Subat Izlenimci
>21 Subat Candan
>22 Subat Evrensel
>23 Subat Tutarli
>24 Subat Verici
>25 Subat Bahaneci
>26 Subat Uyandiran
>27 Subat Hakiki
>28 Subat Hoslanilan
>29 Subat Delikanli
>01 Mart Sanatçi
>02 Mart Tutsak
>03 Mart Tasarimci
>04 Mart Soyut
>05 Mart Cennet cehennem
>06 Mart Güzel
>07 Mart Somut
>08 Mart Aykiri
>09 Mart Astronot
>10 Mart Psikolog
>11 Mart Sezgili
>12 Mart Atak
>13 Mart Kaçinilmaz
>14 Mart Görece
>15 Mart Çok bilmis
>16 Mart Esin
>17 Mart Havai
>18 Mart Kararsiz
>19 Mart Israrci
>20 Mart Oyunbaz

alıntı

Kahraman Tazeoğlu - İç Ağırlığım

Okuduklarım - Önerdiklerim Yorum Yok »

Yine o ağrıyla uyandım.
İnsanın içi ağrır mı hiç?
Ağrıyor işte…
Dibe yuvarlanıyorum
Ağır geliyorum kendime…

Kendime birikiyorum kendimi yabancılaştırarak kendime.
Tanıyamıyorum çoğu zaman beni.

En sevdiğim çiçek adlarını unutuyorum bazen.
Bazen de yürüdüğüm yolu.
Geliyor muydum yoksa gidiyor muydum bilmiyorum!?

Aramadığın yerlerde olmayı seçiyorum nedense.
Karşılaşma ihtimalimizin olmadığı…
Olamayacağı…

İlk ışıktan sağa dönüyorum hep.
Senden değil seninle karşılaşmaktan korkuyorum.
Şekil değiitirmişiz biz.
Ben giderken sen gelirken ne varsa bilmediğim;
Karşılaştığımızda bir şamar gibi inecek yüzüme sanırım.
O yüzden kaçıyorum karşılaşmalardan.

Korkmak değil bu.
Korkudan kormak benimkisi…
Ve anladım ki ayrılığa değil ayrı kalmaya yeniliyor insan…

Çelişkisiz yaşadın sen.
O yüzden anlayamazsın beni.
İçinde hiç “kal”ı olan bir “git”in olmadı mesela…

Bildiğim tek adres adresssizliğimdir benim.
Sen hiç bu kadar cesaretli olmadın unutma.
Ben yola çıktığımda geriye dönerken nelere ihtiyacım olacağını hesaplamam.

İşte bu yüzden bu ağrı…
İçim ağrıyor bak.
İnsanın içi ağrır mı hiç?
Ağrıyor işte…

Aç bir çocuğun hem ağlayıp hem de ekmek yemesi gibi birşey bu ayrılık sonraları.
Katmerleşen bi acıyı katık etmek boğazında takılıp duran her şeye…

Biliyorum “yarın yeni bir gün doğacak” hikayeleri inananını kanatır en çok.
O yüzdendir sadaka vaatlere tenezzül etmeyişim.
Ucuz umutlar lütfetme adamlığıma…

Ben bir tek savaşarak yenilmesini bilirim!
Yıkılmam böylesi bir yenilgiden.
Utandırmaz adamlığımı bu ağrılı geçmişin ağaran yaraları.
Kutsal merhamet avcısı değilim ben.
Yola sensizlikten ağlayarak da devam edebilirim.
Yanıma sen gerekmez yürümem için.
Bu yollarda büyüdüm ben unutma.

Düşeceğimi bildiğim betonlardan korkarak atlamadım ben bu uçuruma.
Kanatmış olsan da beni bir ayrılığın koynunda
Yine de merhemi istemem bir başkasının elinden.
Merhemi verenlerin seni kötülemesine izin vermiş olurum o zaman.
Ne sana eğilirim ne seni başkasına eğerim.
Yakışmaz bu benim adamlığıma…

Kendimi korlarda denemişim ben.
Senin alevlerin ellerimi ısıtır en fazla.
Merak ediyorsan eğer
Giderken ölümüme bıraktığın yalnızlık
Kendisiyle yaşamayı öğretti bana.

Uslanmış değilim yani
Islanmış olsam da gözyaşımdan…

Ağrıyı içimde tutuyorsam hep;
Hasmımla savaşımı göremesin diyedir düşmanlarım.
Bu yüzden ben yokluğunun varlığına sığınarak da yaşayabilirim böyle.
İnsanın içi ağrır mı hiç?
Bu yüzden ağrıyor işte. . .

KAHRAMAN TAZEOGLU

Rüyalar Ve Buluşlar

Okuduklarım - Önerdiklerim Yorum Yok »

Ara sıra görüştüğümüz temiz fıtratlı bir dostum var. Her defasında, bana gördüğü rüyaları anlatır. İki sene önce anlattığı rüya çok dikkatimi çekmişti ve unutmamak için; “Mesut Bey, rüyanızı benim için yazabilir misiniz?” demiştim. Şöyle diyordu:

“Bütün insanlık, üstü kapalı bir petrol tankerinin içinde yaşıyordu. Öksürünce bile ağız ve burnumuzdan petrol çıkıyordu. Ama artık tankerin içindeki petrol azalmıştı. Çareler ararken, tankerin duvarında merdivenler gördük. Hepimiz merdivenleri çıkmaya çalıştık. Tavanda çok dar pencereler vardı. İlk ben çıktım. Tankerin üstü çimenlikti. Gökyüzünde birçok yıldız vardı. İnsanlık adına yeni bir dünya aramaya başladık. Fezada bir süre dolaştıktan sonra, bir dünya keşfettik. Ama oraya gittiğimizde yerçekiminin bize uygun olmadığını anladık. Çünkü çok küçük bir hareketle hemen uçuyorduk… Bir patika yoldan su akıyordu ve bir araba bana doğru geliyordu. Bir zıplamada arabanın üstünden uçtum. Araba hafifçe ayaklarıma değdi. Yerçekimini ayarladık. Sevinç içinde, insanlığı artık buraya çağıralım, diye düşündük… O arada, bu arabayı nasıl kaldırırız diye düşünürken, yanımdaki arkadaş ‘Bir önceki yerçekimi durumunu tekrar temin edersek, arabayı kaldırırız.’ dedi. Bunu söyleyen arkadaşla beraber aslında biz buraya keşif için, birisi kadın üç kişi gelmiştik. Tanımadığım bu kadın bana bir naylon torba verdi. Arabanın üstüne koyduğumuzda, torbanın içinde deniz suyu, deniz kumu, denizatı, bir de midye bulunuyordu. Böylelikle antigravitasyonu kullanmayı keşfettik.”

Orijinal bir rüya olarak bunu dosyama koymuştum.

Ocak ayında Zaman gazetesinin son sayfasında ‘Cisimleri Havada Tutmanın Yolu Bulundu’ başlıklı bir haber çıkınca, bu meseleyi telefonda Mesut Bey’le yeniden değerlendirdik. Gerçekten rüyada bazı mesajların olduğu kanaatine vardık. Haber özetle şöyleydi: “Anadolu Ajansı’nın Şikago’dan verdiği habere göre, Amerikalı bilim adamları, cisimleri havada tutmanın yolunu buldu. Küçük nanoteknolojik makineler yapılmasını sağlayabilecek olan bir metodla, moleküllerin belirli birleşimleri oluşturularak, birbirlerini itmeleri sağlandı. Nature dergisinde yayımlanan keşif sayesinde, moleküller havada tutulabilecek. Sürtünmenin sıfır olduğu küçük, yeni nesil cihazlar üretilebilecek. Harvard Üniversitesi’nden Fizikçi Federico Capasso ve ekibinin yaptığı çalışmada, henüz bir cismin havada tutulması gerçekleştirilmedi. Ancak bilim adamları, ‘kuantum mekaniği’ çalışmalarıyla, bunun nasıl başarılabileceğinin yolunu keşfetti. Bu metot, çok küçük cisimlerin birbirlerine yaklaştıklarında birbirlerini çekmeleri esasına dayanıyor. Bir Rus ekibi, moleküllerin doğru bileşimi elde edildiğinde bu kuvvetin tersine dönebileceğini, yani cisimlerin birbirini itebileceğini öne sürmüştü. Amerikalıların yaptığı son deney Rusların varsayımlarını doğruladı. Deney sırasında bir sıvı üzerindeki ince altın yüzeyin metalik bir yüzey tarafından çekildiği, ancak silisyumdan yapılan başka bir yüzey tarafından itildiği gözlendi.” (Zaman – Avrupa, 09–01–2009)

Birçok keşif ve buluşun etmelinde, rüyada verilen mesajların olduğunu biliyoruz. Nobel Mükâfatı alan Niels Bohr’un ‘Atomların ilk modern modeli’, bir rüya ile ortaya çıkmıştı: Rüyasında Bohr, Güneşin kızgın gazlarla dolu merkezinde duruyor, gezegenler de ince ipliklerle bağlı oldukları Güneşin etrafında dönüyordu. Her gezegen Bohr’un yanından geçerken bir düdük çalıyordu. Sonra kızgın gazlar soğuyup katılaştı. Bu rüya, onun Güneş Sistemi’yle atom yapısı arasında bir benzerlik düşünmesine vesile oldu. Böylece modern atom teorisi bir rüya ile başlamış oldu.

Otto Loewi’nin 1903′te ortaya attığı faraziyeye göre: “Sempatik ve parasempatik sinir uyarıları sinirin girdiği maddeye aktarılmaktadır.” Fakat Loewi, bunu ispat edecek bir metot bulamıyordu. 1920 senesinde bir rüya gördü. Rüya 1903′te ortaya attığı faraziyeyle alâkalıydı. Hemen lâboratuvara gidip rüyasında gördüğü deneyi yaptı: İki kurbağa kalbi aldı. Bunlardan birisinin sinirlerini üzerinde bıraktı, diğerinin sinirlerini temizledi. İlk kalbin vagus’unu (yavaşlatıcı sinir) uyardı. Kalb yavaş yavaş atmaya başladı. Bu kalbin içinde bulunduğu tuzlu suyu sinirsiz kalbe tatbik etti; sinirsiz kalb sanki kendi yavaşlatıcı siniri uyarılmış gibi yavaşladı. Loewi sonra birinci kalbin accelerator’unu (hızlandırıcı sinir) uyardı; bu kalbin içinde bulunduğu sıvıyı ikinci kalbe aktardı. İkinci kalb de hızlandı. Bunlardan şu neticeye vardı: “Sinirler kalbe doğrudan doğruya mekanik bir tesir yapmıyor. Fakat uyarılınca uçlarından özel kimyevî maddeler salgılanıyor. Demek ki, sinirleri uyarılan kalbin atışlarını değiştirmesi buna bağlıdır.”

Alman kimyacı Friedrich August Kekulé de şöyle bir rüya gördüğünü anlatıyor:
“İskemlemi ateşe doğru çevirip uyuklamaya başladım. Yine atomlar gözlerimin önünde zıplayıp duruyordu. Küçük atomlar mütevazı bir tavırla arka plâna çekilmişlerdi. Onlardan başka daha büyük şekiller de görüyordum, yılana benzer hareketlerle eğilip bükülen uzun zincirler vardı. Birden yılanlardan biri kendi kuyruğunu ağzına aldı ve bu halka, alay edercesine gözlerimin önünde döndü. Yıldırım hızıyla uyandım.” Rüyada gördüğü, kuyruğunu ağzına almış yılan figürü sayesinde Kekulé, Benzen’in halka şeklindeki (umumiyetle bir altıgen olarak gösterilen) formülünü keşfetti. Böylece organik kimyada moleküler yapının önemini gösteren ‘Kapalı Zincir’ veya ‘Halka’ teorisini geliştirdi.

Elias Howe, yıllardır dikiş makinesinin iğnesini keşfetmek için çalışıyordu. İlk yaptığı iğnelerde, delik, iğnenin ortasında idi ve işe yaramıyordu. Beyni gece gündüz hattâ uykuda bile bununla meşguldü. Bir gece rüyasında vahşî kabilelere esir düştüğünü gördü. “Elias Howe!” diye kükredi kabile reisi: “Sana bu makineyi derhal bitirmeni emrediyorum, yoksa öleceksin!..” Elias’ın dizlerinin bağı çözüldü, elleri titremeye başladı ve yüzünden soğuk ter boşandı. Düşünüyor, taşınıyor, makinenin bu parçasındaki eksikliği gideremiyordu. Bütün bunlar ona o kadar gerçek gözüküyordu ki, uykusunda avazı çıktığı kadar bağırdı. Boyalar sürünmüş, esmer tenli cengâverler etrafını sardılar ve onu ölüm meydanına doğru götürmeye başladılar. Birden bir şey fark etti: Muhafızların mızraklarının ucunda göz şeklinde delikler vardı, nihayet işin sırrını çözmüştü: Ona lâzım olan, ‘deliği ucunda olan bir iğne’ idi. Uyanıp yataktan atladığı gibi ucu delikli mızrakların minik bir modelini yapmaya koyuldu; bu iğne başarıyla neticelendi. (Bilim ve Teknik, Ağustos–1972)

Rüyaların sâdık olanlarında mesaj ve müjdelerin bulunduğunu biliyoruz. Rüyalar, hem kaderin hem de ruhun varlığına delil teşkil eder. Cenab-ı Hak, insanların ihtiyaçlarını dünyada depolamıştır. Zamanı gelince hazinelerini açar. Ama bunu insanların eliyle yapar.

Kandiller bir zaman zeytinyağı ile yakılır, sonra petrol devreye girer, sonra da elektrik enerjisi… Petrolün devrinin de bitmesi yakın görünüyor. Onun için Cenab-ı Hak, başka bir kaynak gösterecektir. Hadîslerin işaretiyle, haksızlık, zulüm ve kan dökmenin sonunun geleceği, yerin ve göğün hazinelerini açacağı bir dönem beklenmektedir. Herhâlde o dönemin ulaşım vasıtaları temiz enerjiyle çalışacaktır… Veya pek enerjiye bile lüzum görülmeden…

Görüldüğü üzere, kişi, rüyalarına girecek kadar bir meseleyi çözmeye cehdeder, bununla yatar-kalkarsa, hakikat ve ilim arama yönünde iradesinin hakkını verirse, bu fiilî duasından ötürü, Cenab-ı Hak onun kalbine rüyada bile olsa ilham gönderir. İlmî buluş ve keşiflerde olduğu gibi, Hak rızası doğrultusunda insanlığın huzuru ve selâmeti için gece-gündüz dertlenen, uykusuz kalan, hastalanma derecesinde hassasiyet gösteren büyük ruhların durumu da böyledir. Kudsî davalarına karşı herhangi bir olumsuz ve ters durum henüz ortaya çıkmadan, bunu daha başlangıç safhasında mânevî alıcılarıyla hisseden bu müstesna şahsiyetler de, sözkonusu ızdıraplarının neticesinde Hak’tan teyid ve inayet görür, esbab plânında iradelerinin hakkını vererek İlâhî rahmetin gelmesine vesile olurlar.

Safvet Senîh
sızıntı

Bolat Ünsal - Diyebilseydin

Okuduklarım - Önerdiklerim Yorum Yok »

“Bir oyundu” diyebilseydin
İlk gözlerime bakarken.

Bir damla su verebilseydin
Sen, yüreğimi yakarken.

BOLAT UNSAL

Sana Bakmak…"Bir Yudum Aşk"

Okuduklarım - Önerdiklerim Yorum Yok »

Sen gittiğinde öksüz kaldın aslında, gittiğinde perdeleri çekilmemişti daha bu şehrin, seninle gelen bir güneş vardı her sabah, sendin kaldırımları anlamlı kılan…

Suçum uzaklara sürüklemekti seni, suçsuzluğumsa sendin sadece, sevip sevip sevemediklerimdin ya, tütsü kokan ellerin, ya da, ne bileyim, bulamadım işte buraya yazılacak kelimeyi, öyle bir şeydin işte, anlatımsız, yalın, baktığında gören, sırtını çevirdiğinde kaybolan, evet sendin bu, giderken kızıla boyadığın saçlarının yatağımda kalan siyah tellerine yabancılaştığı gibiydin, evet, işte aynen böyle, bak buldum, demek senden de sonrası varmışki yazabiliyorum, kilitli bir sensizlik devraldım, hepsi bu demem mi gerekiyor bilmiyorum, ama yazıyorum sana inat, sus dediğin andan bu yana hep yazıyorum, hatta hastanenin bahçesine bakarken o son gece, ilanımı okuyordun, adımın yazıldığı kitap kapağında kendini arıyordun belki de,bulamadın,
içindeydin çünkü, şifresi çözüldü her şeyin, senin, benim, bizi kulağında küpe yapan kadersizliğin… Soğuktu her yer farkındayım, bu sondu gitmelerinden geri geldiğin, son, zararsız bir imla hatasıydı başta, nasılsa kimse okumayacak demiştin, kimse bana beni geri verdiğini bilmeyecek demiştin, özne olmayacaktı, yırtıp atacaktın sonra, alıntın vurmayacaktı gözüme, rast gelmeyecektim sendeki senlere bir daha, böyle imzası vardı akıttığın aşkın sonunda, böyle yazıyordu gözlerinde tek tek yere düşen gözyaşlarına bakarken.
Alıştım belki de, hiçbir şey umursamıyor beni senden sonra, çiçekler bile su istemiyor artık, öylece solmak niyetindeler ellerinsiz, umrumdaydı sanki diyesim var da, ne suçu var menekşenin.
Bazen rüzgarla haber yolluyorum göğüne, çığlık çığlığa ağlamaklı düşüyor ellerime yağmur gibi, ihanet ediyor sanki İstanbul, şiraz düğümler bağlamış dilimden düşmeyen maviliğin ağırca karaya çalıyor… görmüyorsun, değil mi?

sana bakmak, ne tuhaf şeydi, bunu da bilmiyorsun, değil mi?

sana bakmak, ne ince bir şeydi, bunu da hissetmedin hiç, değil mi?

sana bakmak diyorum hala, anla, anlamsız kalma…

Harfler eksik kalıyor işte, ki ne yana dönsem gittiğin yer, ne yöne ölsem nefesin, sağ çıkıyorum karartımdan, çöplerde başka bir koku var artık, sigaramın dumanı bile göğüne yükselmiyor… bilmiyorsun, değil mi?

Dik değil artık hiçbir kalem izim, başı önde harflerin, seyreden dilim rahlede yapışıp kaldı, sürtünüyor pas tutan damağımda, perdelerinde güneş yok artık gündüzlerin, ne yaparsan yap göç etmeyeceksin kıvamında gece… görmüyorsun, değil mi?
Sana iliştirilmiş bir ek yok artık karartılarımda, gittiğinde öksüz kalmıştın oysa, gittiğinde gittiliğinin anlamı olmuştu son kez,
ve ilk kez…

Bir yudum aşktı sadece dudaklarıma giderken bıraktığın…

ALINTI

İsmet Baygın - Sessiz Sessiz

Okuduklarım - Önerdiklerim Yorum Yok »

Gecenin ayazında, üşürken kent..
Sevişmelerini giyin, karanlığa basarak gel..
Gökyüzünün sırtına tırnak izini,
Sokak aralarına ölü yıldızları göm..

Uykusu kaçarken şiirlerin
Yeni sözler koparmaya başlıyor fırtınalar..
Korkular kaldırılırken yerinden..
Yüz üstü uyumaya çalışan kaygılar yeni acılar doğurmasın artık..

Sessiz sessiz gel..
Uyandırmadan telaşımızı..
Ayağını sağlam bas..
Bastığı yerde izi kalsın..
Dudaklarında pay bırak bana..
Yeni kentler yaratayım senden..

ISMET BAYGIN


Tema & Yazılım Düzenleme : Koray Yalçın   1998 - 2009 Copyright © Tüm Hakkı Saklıdır. 
    Login