Develerin horguclerinde ne var?

Merak Ediyorum Yorum Yok »

Genelde horguclerinde su oldugu ve uzun yolculuklarinda bu suyu kullandiklari soylenir ama dogru degildir. Develerin horguclerinde 30-35 kg kadar yag bulunur. Yiyecek bulamadiklari zaman bu enerjiyle hareketlerini saglarlar ayrica yag col sicagina karsi koruma gorevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozalari insana gore 100 kat daha buyuktur. Soluk alirken havadaki nemin ucte ikisini kazanabilirler. Su kaybini da dokularindan kaybederler, kandaki su etkilenmez.

Uc yasindan daha once olanlari nicin hatirlamiyoruz?

Merak Ediyorum Yorum Yok »

Bilim adamlari gecmis deneyimlerimizi saklayan hafizamizin beynimizde ani veya oyku seklinde organize oldugunu ileri suruyorlar. Uc yasindan kucukler bu sekilde iletisim kurma yetenegine sahip degiller.Oyku ve anilarini anlatamiyorlar. Yer ve karakter kavramlarini anlamiyorlar. Uc yasindan kucukler duzgun konusabildikleri,anlayis, sezis ve hafiza yeteneklerine sahip olduklari halde tum olanlari bir butun olarak sekillendiremiyor, oykuye donusturemiyorlar.Hafizamiz ne yaptigini ne yapildigini 3-4 yaslarinda kaydetmeye basliyor.

Dolunay insan davranislarini etkiler mi?

Merak Ediyorum Yorum Yok »

Insanlar arasinda bu inanc oldukca yaygindir. Eskilerin Ay’in donemlerine bagladiklari bos bir inancin gunumuze uzanan bir varsayimidir. Bilim adamlarinin yaptiklari butun calismalar bu gorusun bos oldugunu kanitlamistir. Ay, dunyadaki okyanuslarin gel-git denilen sularin alcalmasi ve yukselmesi olayi uzerinde dogrudan etkisi vardir. Vucudumuzdaki suyun orani , okyanuslardaki su miktariyla kiyaslanamaz. Yani Ay’in cekim gucu insani etkileseydi yalniz dolunayda degil her gun olmasi gerekirdi. Dolunayda ayin parlakligi da pek onemli bir etken degildir. Cunku gonderdigi isik miktari Gunes’in gonderdiginin 600 binde biri kadardir  

Akıl ile Zeka Arasındaki Fark Nedir

Merak Ediyorum Yorum Yok »

Akil yalanla gercegi, dogru ile yanlisi ayirabilme, bir konuda dusunce yurutebilme ve gorus bildirme yetenegidir. Insan olgunlastikca akli gelisir. Zeka ise bir olayi once anlama, iliskileri kavrama, yargilama ve aciklayarak cozme yatanegidir. Genel olarak 12 yasina kadar gelisir, 20 yasina kadar surer sonra sabit kalir. Zeka bir insanin her turlu olay karsisinda ayni yetenegi gosterebilecegi anlamina gelmez. Bir besteci muzik yapitini akliyla degil zekasiyla yaratir. Fakat en basit matematik problemini cozemeyebilir. Sonuc olarak zeka, ruhsal olaylara, algi ve hafiza yetenegine, tutkulara, egilimlere gore farliliklar gosterir. Akil somut olarak olculemez, zeka IQ denilen testle olculebilir.

Çinliler Neden Çekikgözlüdür ?

Merak Ediyorum Yorum Yok »

Yalniz cinlilerin degil, Orta ve Guneydogu Asya’da yasayanlarin, japonlarin hatta Eskimolarin da gozleri cekiktir. Aslinda goz yapisi butun dunyada aynidir. Farki yaratan goz kapaklaridir. Cekik gozlu diye nitelendirilen irklarda gozun uzerindeki goz kapaginin ikinci kivrimi, gozun ustune daha cok inmistir. Bazi teorilere gore bu kivrim insanlarin gozlerini yogun kar tabakasinin, goz kamastiran isigindan korumak icin bir cesit kar gozlugu gibi gelismistir. Cinde ve oteki bolgelerde her ne kadar yogun kar yagmiyorsa da onlarin atalarinin buzul caginda kuzeyde yasadiklari daha sonra guneye indikleri kanitlanmistir. Yalniz gozleri degil, burunlari da ruzgara karsi korunmak icin kuculmus, burun delikleri sogugu engellemek icin daralmistir. Ciltleri de koruma amacli olarak yaglidir. Goz kapaklari da yaglidir. Gozu ve ic tabakalarini kara ve buza karsi korur. Yani cekik gozlu degil, dusuk goz kapakli, demek daha dogrudur.  

Kumaşlar Neden Yıkandıktan Sonra Çekerler

Merak Ediyorum Yorum Yok »

Aslinda kumas islaninca lifler sistiginden kumasin az biraz uzamasi gerekmektedir. Ama bukumlerin acilarindaki deformasyonun yarattigi cekme kuvveti daha fazla oldugundan sonucta kumas boydan kisalir. Kumas yikandiktan sonra kurutuldugunda sismis lifler eski durumlarina gelirler. Ama kumas ilk olculerine donemez. Su, yuksek isi, calkalama, sabun hepsi kumasin cekmesini kolaylastirir. Kumas birkac kez yikandiktan sonra olculeri belli bir dengeye ulasir ve ondan sonra yikandiginda cekmez.

Bir hafta niçin 7 gündür?

Merak Ediyorum Yorum Yok »

 Babilliler 7 gunluk haftayi zaman birimi olarak kullaniyorlardi. Ilk caglarda bilinen bes gezegen ile gunes ve ayin sayisi nin 7 olusu bu sayiyi gizemli ve ugurlu kiliyordu. Daha sonra dinlerde gogun 7 kat olusu ve dogadaki ana renk sayisinin 7 olusu, muzik notalarinin 7 olusu sayinin onemini daha cok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapisini degistirerek hafta sayisini 10 yapti ama kabul gormedi. Rusya 5 gunluk hafta uygulamasina gecti, o da tutulmadi. Sonunda yine hafta 7 gun olarak kaldi.  

Satrançta şah niçin o kadar pasiftir?

Merak Ediyorum Yorum Yok »

Cunku sah koruma altindadir. Zaten satrancta amac sahi almaktir. O yuzden butun taslar onu korumakla gorevlidir. Vezir ise baskumandan gibi saha yardim eder. Ileri geri, capraz her yone gidebilir. Batida vezire Kralice adi verilmistir. Bununla Kralice’nin Kralin en buyuk destegi oldugunu isaret etmektir. Satranc 6. yuzyilda Hindular tarafindan oynanmaya baslanmis, oradan dunyaya yayilmistir.

Insanlar saatlerini niçin sol kollarina takarlar?

Merak Ediyorum Yorum Yok »

Ozel bir durum veya farkli olma dusuncesi yoksa insanlarin cogu saatlerini sol kola takar. Cunku cogunluk sag elini kullanmaktadir ve bu kolun daha hareketli olmasi nedeniyle saatin bir yerlere carpip zarar gorme olasiligi yuksektir. Zaten saatin kurma dugmesi 3 rakaminin yanindadir. Insanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten cikarmadan sag elle uzattiklari sol kollarindaki saati kurabilirler.

Dünyanin en çok söylenen şarkisi hangisidir?

Merak Ediyorum Yorum Yok »

 Bu sarki”Happy birthday to you” dur. Sarkinin asil kaynagi Amerika’li iki kiz kardese aittir. Orijinal adi ” Good Morning to All” yani ” hepinize gunaydin”dir. Daha sonra guftesi degistirilerek butun dunyaya yayilmistir. Fakat telif hakki kardeslere aittir, onlardan sonra da Warner/chappel muzik sirketine gecmistir. Muzik ticari amacli kullanildigi zaman sirkete odeme yapma zorunlulugu vardir

Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler ?

Merak Ediyorum Yorum Yok »

Cinlilerin yemek yeme aliskanliklarinin yiyeceklerini cok kucuk parcalar halinde yemelerinden cubuk kullandiklari anlasiliyor.Cinde eskiden yalnizca zenginler masada otururlardi. Halkin cogunlugu tabaklari ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarini tutar, oteki elleriyle cubuk kullanarak beslenirlerdi. Hizla artan nufus yuzunden yiyecek sikintisi ceken cinliler onlerindeki yiyecegi kucuk parcalar halinde cogaltarak yiyorlardi. O zamanlar agac sikintisi nedeniyle de tahta kullanimi kisitliydi. Masa kullanimi bu yuzden cok zordu. Cubuklar fildisinden ve kemikten yapilirdi.

1 Nisan şakasının kökeni nedir?

Merak Ediyorum, Ne-Nedir-Nasıl-Neden Yorum Yok »

1564 yilinda Fransa krali IX Charles, yil baslangicini Ocak ayinin birinci gunune aldi. Daha once Avrupada yaygin olan yil baslangici Mart 25 idi. O zamanki iletisim sartlarinda IX Charles’in bu karari fazla yayilamadi. Duyanlar ise protesto amaciyla eski adetlerine devam ettiler.1 Nisan’da partiler duzenlediler. Digerleri ise onlari Nisan aptallari olarak nitelendirdiler.1 Nisan’a butun aptallarin gunu adini verdiler. Bu gunde digerlerine surpriz hediyeler verdiler, yapilmayacak partilere davet ettiler, gercek olmayan haberler urettiler. Yillar sonra Ocak ayinin yilin ilk ayi olmasina alisilinca, Fransizlar 1 Nisan gununu kendi kulturlerinin parcasi gorerek devam ettirdiler. Oradan da butun dunyaya yayildi

Google.com Nerede Sahibi Kim Kaç kişi Çalışıyor

Merak Ediyorum 2 Yorum »

 Anonim Şirketi
Kuruluş Menlo Park, California (1998)
Yer Mountain View, California, USA
Önemli şahıslar Eric E. Schmidt, CEO/Yönetici
Sergey Brin, Teknoloji Başkanı
Larry E. Page, Ürünler Başkanı
George Reyes, CFO
Endüstri Internet
Ürün Arama, Bilişim, Reklam, Teknoloji
Gelir $7.14 Milyar USD (2006)
Net gelir $1.69 Milyar USD (2005)
Çalışan sayısı 6,800 (2006)
Web sitesi google.com

Devamını Oku… »

Evrenin Sonu Nasıl Gelecek

Bilim -Teknik, Merak Ediyorum Yorum Yok »

Keşfedilen termodinamiğin kanunları Evren’in sonunun geleceğini ve kıyametin kopacağını göstermektedir. 1856 yılında Alman fizikçi Hermann Von Helmholtz, termodinamiğin ikinci yasasına dayanarak Evren’in bir gün öleceğini gösterdi. İkinci yasa en basit anlatımıyla ısının sıcaktan soğuğa doğru aktığını belirtir. Bir sobanın odayı ısıtması, elimizdeki çayı soğumaya bırakışımız, hep bu yasanın işleyişiyledir. Helmholtz, Rudolf Clausius ve Lord Kelvin’in çalışmaları termodinamikte tersine çevrilemez değişimi tanımlayan entropi adlı bir niceliğin kabul edilmesini sağladı. Sıcak bir kütlenin soğuk bir kütleyle temas ettiği basit örneğimizde entropi, ısı enerjisinin sıcaklık derecesine bölümü olarak tanımlanabilir. Evren’de toplam entropi hep artar. Dünya’mızı ısıtan Güneş’te bunun örneğini görebiliriz. Güneş’in ısısı Evren’in soğuğuna akar, ama bu süreç tersine döndürülemez.

100 Kişilik Bir Dünya

Merak Ediyorum Yorum Yok »

Eğer dünyamızı, oranlarını değiştirmeden 100 kişilik küçük bir kasaba boyutuna düşürebilseydik ne olurdu?

57 kişi Asya’lı
21 kişi Avrupa’lı
14 kişi Amerika’lı
8 kişi Afrika’lı

52 kadın, 48 erkek
30 beyaz renkli, 70 diğer renklerden
30 Hıristiyan, 70 diğer dinlerden

Ve…

80 kişi standartların altında evlerde yaşardı.
70 kişi okuma yazma bilmezdi.
50 kişi kötü beslenirdi.

1 kişi doğmak üzere, 1 kişi de ölmek üzere olurdu.
Sadece 1 kişi üniversite eğitimi alır, sadece 1 kişinin bilgisayarı olurdu

Absinte Nedir

Merak Ediyorum Yorum Yok »

Absint (Absinthe), çeşitli bitkilerin damıtılarak fermente edilmesiyle elde edilen yüksek alkol oranına sahip bir içkidir.

Ana bileşenleri pelin bitkisi (Artemisia absinthium) ve yeşil anasondur. Bunun yanısıra üretildigi bölgenin geleneklerine göre çeşitli bitkilerin bu karışım içine girdikleri görülmektedir.

tarihce :
Absinthe’in ortaya çıkışı için çeşitli teoriler olsa da, 1792 yılında Fransız doktor Pierre Ordinaire tarafından ticari amaçlı üretildiği düşünülmektedir. Bazılarına göre ise içki ilk önce İsviçre’de ortaya çıkmıştır. İlk kez Neuchatel’de Mère Henriod tarafından 1740′da yapıldığı hikâye edilmektedir. İsviçre’nin bazı kantonlarında yerel olarak bu içki tüketilirken yukarıda bahsi geçen doktor Pierre Ordinaire’in dikkatini çekmiş ilk önceleri tıbbi etkisi için kullanılmaya başlamıştır. Zaten asıl kabul gören hikâye budur. Gerçekten de doktor Pierre Ordinaire, İsviçreye böyle bir yolculuk yapmıştır. Bilinen en eski üretim Pontallier’de 1806 yılında yapılmıştır. Bu nokta şirket çeşitli defalar yer değiştirmiş, çeşitli kişilere satılmıştır. Bu şirketin esas tanınması Fritz Duval tarafından işletilmeye başlayınca olmuştur. Bu dönemde halâ tıbbi amaçlı kullanımı devam etmekte ve yapılış tarzı gizli tutulmakta idi. Şirket zaman içinde çok ciddi miktarlarda üretim yapabilir hale gelmiştir.

1840′larda Fransa Cezayir savaşları sırasında tıbbi amaçlı olarak yaygın şekilde kullanılmıştır. Özellikle dizanteri ve bağırsak kurtlarına karşı etkin mücadelede kulanılmaktaydı. Bu dönemde askerler bunun tıbbi etkisinin yanısıra içki olarak değerini gördüklerinden, savaş bitip eve döndüklerinde bu içkinin ünü yavaş yavaş duyulmaya başlamış ve çesitli barlarda (küçük Fransız barları; Bistro) müşterilere sunulmaya baslanmıştır.

1850′lerde Napolyon döneminde bir anda moda hale gelmiştir. Neredeyse binlerce farklı versiyonu ortaya cıkmış, toplam içki üretiminde ve tüketiminde lider hale gelmiştir.

Bu dönemde Absinthe bir likör olarak sunulmaktaydı. Sonuç olarak herkesin kabul ettiği gerçek III. Napolyon dönemi Absinthe’in altın çağı olarak bilinir. Bu dönemde özellikle Orta Avrupa, Fransa ve bir ölçüde yeni kıta Amerika’da Absinthe çılgınlığı yayılmıştır.

üretim

Absinthe üretimi üç temel etapta gerçekleşmektedir. Pelin bitkisi, yeşil anason maddeleri öncelikle saf alkol ile birleştirilir. Belirli bir süre bekletilen karışım damıtılarak sıvı elde edilir. Son etapta ise ısıtma yöntemi ile klorofil renklenme ortaya çıkmaktadır. Pelin bitkisinde bulunan cok büyük miktarda bulunan Thujyone maddesi aslen tıbbi amaçlı kullanılan bir maddedir. İyileştirici özellikteki bu maddenin yüksek dozları tehlikelidir. Thujyone, bilindiği kadarı ile yüksek dozajlarda beyinde tetrahydrocannabinol ile aynı etkiyi yapmaktadır. Bahsi geçen tetrahydrocannabinol maddesi marihuana içindeki aktif maddedir. Sonuç olarak yüksek dozajı bu uyuşturucu madde ile aynı etkiyi yapmaktadır. Zaten absinthe kelimesi, eski Yunanca’da apsinthion, yani acı anlamına gelir. Bu noktada böyle bir maddenin yuksek alkol oranı ile biraraya gelmesi içkinin asıl tehlikesini ortaya çıkartmaktadir. Bu nokta da, ortaya sanrılar, halüsinasyonik görüntüler çıkmaktadır.

Bugün özellikle Çekoslovakya, Polonya gibi ülkelerde üretimi devam etmekte olup, içimi neredeyse her ülke de farklı şekillerde karşımıza çıksa da, en çok kullanılan Bohemya geleneğidir.

Kök Hücreler

Merak Ediyorum Yorum Yok »

Yakın 1 gelecekte ortalıgı kasıp kavuracak tıbbı 1 gelişme henuz tam anlamı ile aktif değil fakat cok yakında çok buyuk 1 atılımla tıp litaraturune girecektir. 99 dan beri yaygınlasan daha yeni ülkemize gelen kok hucre şeker hastalıgından  retina nakli, kalp kapakcıgından  parkinsona hatta kelliğe bile cağre olmakta ..

giris olarak 1 baslangıc yapım .
Kök hücre nedir? Devamını Oku… »

Dünyanın İlk’leri

Dünyanın En'leri, Merak Ediyorum Yorum Yok »

Halley Kuyruklu Yıldızı ilk kez M.Ö.240 yılında görülmüştür.

(859) İlk üniversite, Emevîler tarafından Fas’ın Fez şehrinde kurulan  Keyruvan Üniversitesidir.

(1280) İlk gözlük İtalya’da yapıldı.

(1830) İlk dikiş makinesi Fransız terzi Barthelemy Thimonnier tarafından tasarlandı.

Devamını Oku… »

1900-2000 İcadlar ve Tarihleri

Merak Ediyorum Yorum Yok »

1900: Kont Von Zepplin ‘ZEPPLİN’i icat etti

1901: King Camp Gillette ‘Jilet’i icat etti.Patentini aldı. 1903 te 168 adet bir sene sonra ise 12.500.000 adet sattı.

1902: Elektrik Süpürgesi icat edildi.

1904: İlk kol saati icat edildi.

1905: E=m.c²

Devamını Oku… »

Fibonacci Dizisi ve Altın Oran

Bilim -Teknik, Merak Ediyorum Yorum Yok »

Altın oran, Fi (phi) sayısı olarak bilinir. Neticede matematiksel bir kavramdır ve değeri de 1,618 dir.
Fibonacci sayıları ve altın oran matematiğin en ilgi çekici konuları arasındadır. Fibonacci dizisinin mucidi Leonardo Fibonacci 13. yüzyılda yaşamış bir İtalyan matematikçisiydi.
FİBONACCİ DİZİSİ:
                                   1,1,2,3,5,8,13,21,34,55,89,144….
Bu diziye baktığımız zaman onun basit bir kurala dayanarak oluşturulduğunu görebiliriz. Bu kuralı sözcüklerle ifade edersek; her sayı (ilk ikisi dışında) kendisinden önce gelen iki sayının toplamından oluşmuştur. Dizinin ilerleyen sayılarında alınan bir terimin bir önceki terime oranı altın orana yakınlaşmaktadır.

Devamını Oku… »

Boşluk diye birşey Varmıdır ?

Merak Ediyorum Yorum Yok »

Dünyada duyularımızla algılayabildiğimiz miktarda boşluk, “içinde hiçbir şey olmayan yer” demekti. Oysa içinde yaşadığımız kâinat, başlangıcı olan bir şey olduğundan, onun içindeki “her yer” sonradan “var” olan tek bir yerdi. Dolayısıyla “içinde hiçbir şey olmayan” bir yerin bu kâinatta olması mümkün değildi. Özetle, sonradan var edilmiş olan bir yerin, her yerinde mutlaka bir şeyler var olmalıydı. Denizin içinde kuru bir yer olmadığı gibi, bu yoktan var edilen varlık denizinin içinde de, yokluk mânâsında (kuru) bir boşluk olmamalıydı. İşte, kuantum bilimi, kâinatı yekpare bir bütün olarak tanımlarken, orada mutlak mânâda bir ‘boşluk’ olmadığını söylerken, bir bakıma bu gerçeğin altını çiziyordu.

İlginc İstatislikler

Merak Ediyorum Yorum Yok »

BBC Programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekmiş.
Tespitlerini ise “Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek” adını verdiği
bir kitapta toplamış. Seyfi Öngider’in editörlüğündeki Aykırı
Yayınevi’nden piyasaya yeni sürülen bu kitap, oldukça ilginç.
“50 gerçek” olarak adlandırılan aykırılıklar, yanlışlıklar veya
sorumsuzluklar, ilk bakışta birbiriyle ilintili gözükmeyebilir. Ama
her biri, dünyanın çivisinin üzerine bir balyoz gibi iniyor.
“Yokoluş”a doğru hızla sürükleniyoruz. Devamını Oku… »

İlk Register Edilen 100 Domain İsmi

Merak Ediyorum Yorum Yok »

1. 15-Mar-1985 SYMBOLICS.COM
2. 24-Apr-1985 BBN.COM
3. 24-May-1985 THINK.COM
4. 11-Jul-1985 MCC.COM
5. 30-Sep-1985 DEC.COM
6. 07-Nov-1985 NORTHROP.COM
7. 09-Jan-1986 XEROX.COM
8. 17-Jan-1986 SRI.COM
9. 03-Mar-1986 HP.COM
10. 05-Mar-1986 BELLCORE.COM Devamını Oku… »

Gezegenlerin Büyüklük Oranları

Merak Ediyorum Yorum Yok »

gezegen

Devamını Oku… »

Şubat Neden 28 Çeker

Merak Ediyorum 2 Yorum »

Julius Sezar, takvimdeki karisikliklari cozmesi icin Misirli astronomi
bilgini Sosigenes’e emir verir.

Sosigenes de takvimin ilkelerini
soyle saptar:

Her yil 365 gundur.
Her yildan 6 saat artar.
Artan saatler 4 yilda bir, bir tam gun eder.
Dorduncu yila bir gun olarak eklenir.
O yil 366 gun olur.
Devamını Oku… »


Tema & Yazılım Düzenleme : Koray Yalçın   1998 - 2009 Copyright © Tüm Hakkı Saklıdır.