Dünyanın En Pahalı 10 Tablosu

Dünyanın En'leri, Merak Ediyorum Yorum Yok »

10. $55,000,000 Femme aux Bras Croises - Pablo Picasso (2000)

     

Femme aux Bras Croises

adlı tablo, 1901 yılında Pablo Picasso tarafından yapıldı.
8 Kasım 2000 tarihinde New York’ta 55 milyon dolara satıldı.

9.$60,500,000 Rideau, Cruchon et Compotier - Paul Cézanne (1999)

Cruchon et Compotier adlı tablo 1893-1894 yıllarında Paul Cézanne tarafından yapıldı.
10 Mayıs 1999 tarihinde New York’ta 60,5 milyon dolara satıldı.

8.$71,500,000 Portrait de L’Artiste sans Barbe - Vincent van Gogh (1998)

Portrait de L’Artiste sans Barbe (Van Gogh’un sakalsız kendisini resmettiği tek tablosu, diğer çalışmalarında kendisini hep sakallı resmetmiştir), 1889 yılında Van Gogh tarafından yapıldı.

1998 yılında New York’ta 71,5 milyon dolara satıldı.

7.$76,700,000 The Massacre of the Innocents - Paul Rubens (2002)

The Massacre of the Innocents-Masumların Katliamı“, Paul Rubens tarafından 1611 yılında yapıldı.
2002 yılında New york’ta 76,7 milyon dolara satıldı.

6.$78,100,000 Au Moulin de la Galette - Pierre-Auguste Renoir (1990)

Au Moulin de la Galette, 1876 yılında Pierre-Auguste Renoir tarafından yapıldı.

17 Mayıs 1990 tarihinde New York’ta Kağıt İmalatıyla uğraşan Daihowa şirketinin sahibi japon iş adamı Ryoei Saito’ya 78,1 milyon dolara satıldı.

5.$82,500,000 Portrait du Dr. Gachet - Vincent van Gogh (1990)

Portrait du Dr. Gachet, Van Gogh tarafından yapıldı.

1990 yılında New York’ta Japon iş adamı Ryoei Saito’ya 82,5 milyon dolara satıldı.

4.$95,200,000 Dora Maar with Cat - Pablo Picasso (2006)

Dora Maar with Cat 1941 yılında Pablo Picasso tarafından yapıldı.
3 Mayıs 2006 tarihinde New york’ta 95,2 milyon dolara adı bilinmeyen bir koleksiyoncuya satıldı.

3.$104,000,000 Boy with a Pipe - Pablo Picasso (2004)

Boy with a Pipe, Pablo Picasso‘nun en pahalı tablosu olma özelliğini korumakta.

4 Mayıs 2004 yılında sürpriz bir astronomik fiyata, 104 milyon dolara New York’ta satıldı.

2.$135,000,000 Adele Bloch-Bauer I - Gustav Klimt (2006)

Adele Bloch-Bauer I tablosu 1907 yılında Gustav Klimt tarafından yapıldı.

2006 yılında rekor bir fiyatla, 135 milyon dolara kozmetikci Ronald S.Lauder’e satıldı.

1.$140,000,000 No. 5, 1948 - Jackson Pollock (2006)

No.5, ekspresyonist Jackson Pollock tarafından 1948 yılında yapıldı.

Resmi olarak onaylanmasada özel bir satışla, şu ana bir tabloya verilmiş en yüksek fiyata, 140 milyon dolara Fintech Danışma Şirketi ortaklarından David Martinez’e satıldı.

Hareket Eden Kayalar

Merak Ediyorum Yorum Yok »

“Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter hale geldi. Çünkü taşlardan öylesi var ki; içinden nehirler kaynıyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor… Ve sizin neler yaptığınızdan Allah gafil değildir”. (Bakara Suresi-74)

Kaliforniya’nın güneydoğusunda bulunan Ölü Vadi dünya üzerindeki çözülemeyen birkaç gizemden birini barındırıyor. Kurumuş bir tuz gölü üzerinde koca düzlükte küçük tepecikler gibi duran kayalar kendi kendilerine! kayarak hareket ediyorlar yada şu ana kadar anlaşılamayan bir etki kayaların kaymasına neden oluyor. Bilim adamlarının araştırmaları sonucunda bu olayla ilgili birkaç tahmin yürütülmüş ama hala bir sır olarak kalmaya devam ediyor.


Hareket eden kayaların ağırlığı bazen 300 kiloyu geçebiliyor ki bu bile insanı şaşırtabiliyor. Gözlemler kayaların hareketini doğruluyor ama hangi etkiden dolayı olduğu hala bilinmiyor.


Bu olayın nedenleriyle ilgili bilim adamları 4 tahmin yürütmüş:

1- Uzunluğu 4 kilometre, genişliği 2 kilometre olan kurumuş tuz gölünde yüzey silt ve kilden oluşuyor. İklim ise bölgede kurak. Yağmur yılda sadece 5 cm civarında yağıyor. Yağmur yüzeyi kaygan hale getiriyor ve kayalar bu yüzey üzerinde kayıyor. Bana saçma geldi çünkü 300 kiloluk bir kayayı sel olsa yerinden kaldıramaz.


2- En favori cevaplardan biri rüzgarla hareket ettikleri. Yörede esen rüzgar güneybatıdan kuzeydoğuya doğru esiyor. Birçok kayan kayanın yönüde bu doğrultuda. Yağmur yağdığında zemin ıslakken, sert rüzgar kayaları yavaş yavaş hareket ettiriyor deniyor.

3- Hayvanlar veya insanlar tarafından hareket ettirildikleri. Çölün ortasında her sabah erkenden kalkıp “bugünkü hedefim kayaları 1 metre sürüklemek” gibi kimsenin bir misyon yüklenecek olduğunu sanmıyorum.

4- Buz yardımıyla hareket ediyorlar. Bazı yıllarda gölün tabanı ince bir buz tabakasıyla kaplanıyor. Kuvvetli rüzgar buz tabakasını kayalarla birlikte hareket ettiriyor. Bu sav fazla tutarlı bulunmuyor çünkü hareket eden buz tabakası yüzeyde bir iz bırakması gerekirken bu izlere yüzeyde rastlanmıyor.


Burada en favori açıklama kayaların rüzgarla hareket ettiği. Bana kalırsa bu bile tutarlı bir tahmin değil. Kayaların rüzgarla bir çalı gibi sürüklenmesi bana pek mantıklı gelmiyor. Bu haberi ilk okuduğumda rahmetli Barış Manço’nun programı aklıma geldi. Programın bir bölümünde sürücüsüz bir arabayı tepenin en alçak noktasında çalışmadan boş viteste bırakıp tepenin en yüksek noktasına kadar arabanın kendi kendine çıkmasını seyretmiştim. Bu olayın o zamanlar insanın görüş açısıyla ilgili olduğu, aslında arabanın yüksek noktadan alçak noktaya indiğini açıkladılar. Sanki burada da aynı mantık varmış gibi geldi bana, ne dersiniz?

-Kaynaklar-
geology.com

 

Yalan Nedir

Merak Ediyorum Yorum Yok »

bugün nefret edilen ama bir o kadar da talep gören bir huya değinmek istedim dilimin döndüğünce.
yalan nedir diye bir soru yöneltsem eminim farklı cevaplar alırım.zira birazcık nette yaptığım araştırmalarda yalanın,

- insanların kendini kandırması
- dildeki yara
- sığınacak liman
- hastalık
- vicdansızlık
- gerçeklerle yüzleşmekten korkmak
- alışkanlık
- egolarını tatmin etmek Devamını Oku… »

İngiliz Anahtarı İcadı

Merak Ediyorum Yorum Yok »

1835’ te Solymon Merrick, ingiliz anahtarını tasarladı. İnsanoğlunun pratik zekasının bir ürünü olan ingiliz anahtarı ile vidaların büyüklüğü önemini yitiriyordu. Çünkü genişleyebilen ucu sayesinde her boyuttaki vida için kolayca kullanılabiliyordu.

Kibrit İcadı

Merak Ediyorum Yorum Yok »

 1680’ de Robert Boyle, kükürtlü kibrit aracılığıyla ateşi elde etmeyi becerdi. Keşfedilmesinin üzerinden binlerce yıl geçmiş olmasına rağmen ateş pratik halde elde edilemiyordu. Önceleri bir çelik, bir metal parçasına sürtülüyor ve ateş elde ediliyordu. Boyle’ nin kibriti, zımpara kağıdına sürtülmek suretiyle ateş alıyordu. Ardından fosforlu kibritler de üretilmeye başlandı.

Mürekep , Bant , Parşömen İcadı

Merak Ediyorum Yorum Yok »

MÜREKKEP : Kağıdın icadıyla paralel kullanılan mürekkep, Çinliler tarafından bulunup geliştirildi. MS 400’ de yaklaşık olarak bugün kullandığımız halini aldı. Renk pigmentleri veya boyar maddelerin sıvıda çözündürülmesiyle elde edilen mürekkebin ilk dönemlerdeki hammaddesi ise yanmış çam odunu, kuzu yağı, eşek derisi jölesi ve miskti.

PARŞÖMEN : Eski Mısır firavunlarından biri Anadolu’ ya papirüs vermeyi reddedince, parşömenin hikayesi başlar. Anadolu’ daki Bergama kitaplığının İskenderiye’ ye rakip olmasından rahatsız olununca papirüs gönderimi durmuştur. Bergama hükümdarı, koyun ya da keçi derisinden papirüsün yerini tutacak ve yazı yazmaya uygun bir madde hazırlanması istedi. Yunanca “Pergament” adını taşıyan parşömen böylece doğdu.

YAPIŞKAN BANT : 1921’ de Amerikalı R. Drew, yapışkan bant fikrini ortaya attı. Avrupa’ da “seloteyp” adıyla piyasaya sürülen bu bandın bir yüzü, “selüloz” adı verilen ve yapışkan olan saydam bir plastik şeritten oluşuyordu.

TUTKAL : Tutkal ilk olarak 1750’ de İngiltere’ de yapıldı. Tutkal önceleri balıktan elde edilmiş, daha sonraları plastik, hayvan kemikleri, nişasta, süt proteinlerinden elde edilen türevleri ile yaygınlaşmaya başlamıştır.

Fotokopi Makinası İcadı

Merak Ediyorum Yorum Yok »

Bugün kullandığımız fotokopi makineleri ilk olarak 1942’ de Chester Carlson tarafından geliştirilmiştir. Amerikalı mucit Chester Carlson, 1938’ de de elektrostatik fotokopi makinesini icat eden kişidir. Fotokopi makineleri sayesinde gerekli dokümanları çoğaltmak kolaylaşmış oluyordu. Bu da büyük bir işgücü kazanımı anlamına gelmekteydi.

Elektrikli Süpürge İcadı

Merak Ediyorum Yorum Yok »

1901’ de Hubert Booth, elektrikli süpürgeyi icat etti. Booth’ un elektrikli süpürgesi o kadar büyüktü ki atlı bir arabayla çekilmesi gerekiyordu. Fakat süpürgenin performansı gayet iyiydi; öyle ki İngiliz Kralı VII. Edward taç giyme töreninden önce salondaki halının bu süpürge ile temizlenmesini istemişti.

Fermuar İcadı

Merak Ediyorum Yorum Yok »

Fermuarın icadında her ne kadar tek bir mucitten söz etmek zor olsa da asıl katkıyı 1893’ de W.L. Hudson’ un yaptığı söylenebilir. Fermuarın hayatımıza girmesi oldukça zaman almıştır. İlk fermuar tasarımının o kadar ürkütücü bir görüntüsü vardı ki pek çok üretici seri üretimi yapmayı reddetmişti. Fermuar, günümüze kadar gelişmiş ve hayatımızdaki pratik malzemelerden biri olarak yerini almıştır.

Civalı Barometre

Merak Ediyorum Yorum Yok »

1643’ te Evangelista Torricelli, hava basıncını ölçmek için yeni bir yöntem geliştirdi. Torricelli, vakum ve basınç üzerine deneyler yapmaktaydı. Yarıya kadar cıvayla doldurduğu bir kaba, yine ağzına kadar cıvayla dolu bir tüpü ters çevirip batırmıştı. Havanın basıncına bağlı olarak tüpteki cıvanın oranı bir miktar azalmaktaydı. Böylece bugün “cıvalı barometre” olarak bildiğimiz cihaz ortaya çıkmış oldu.


Tema & Yazılım Düzenleme : Koray Yalçın   1998 - 2009 Copyright © Tüm Hakkı Saklıdır. 
    Login