Sevgi , Zenginlik , Başarı Üzerine Bir Hikaye

Hikaye Yorum Yok »

 

Hikaye bu ya;

Bir gun  bir cift , kapılarının onunde uc tane lamba gormusler. Hani su cin lambalarından, hani dile benden ne dilersen lambalarından   merakla almıslar ellerine ,masallarda dinledikleri gibi ovalamislar. Ve cikmis uc lambadan uc tane cin…

Cift saskin, ucu birden konusmaya baslamis   her birimizden uc dilek dileyemezsiniz ole masallardaki gibi demisler.

Her birimizin adi var. Hangimizi isterseniz, omrunuz boyunca sectiginiz cin hizmet edecek size. Ve ancak birimizi secme sansiniz var demisler.

Ve cinlerden biri tanitmaya baslamis “Sag yanimdaki bu arkadasimin adı, zenginlik tir. Bu yanımda oturan arkadasimin adi basari , benim adım ise sevgi dir.

Kendini ve arkadaslarini tanittiktan sonra adi sevgi olan cin, ilginc bir oneride  bulunur “Simdi  dusunun ve karar verin  “Icimizden sadece birimizi secebilirsiniz. Hangimizi sectiginize karar verin, sonra kararinizi bize bildirin.”
 

Kafasi karismis ciftin, ne yapsak diye dusunmusler. “Secimi  bize biraktiklarina gore, biz de iclerinden  zenginligi seceriz bir anda zenginlige kavusuruz.”demis adam
Esinin  karari, kadinin hic de hosuna gitmemis. “Basariyi  secsek, daha mantikli bir karar vermis olmaz miyiz?”, demis.
Cocuklari  soze karismis ; “En dogru karar, sevgiyi secmek degil midir?”, demisler. “Dusunsenize, evimiz bir anda sevgiye kavusacak”

Çocuklarinin fikrine saygi gostermisler(!! ) “Tamam, en dogru karar bu olacak” demisler. Sevgiyi secelim ..”

Kadın kapıyı açmış ve karar verdik icinizde hanginiz sevgi ise onu sectik  demis

Sevgi , eve dogru gelmeye baslamis. Arkadasları da sevgi nin arkasindan. Kadin,  saskinlik icinde; “Siz nicin geliyorsunuz? Ben yalniz sevgiyi secmistim.” demis

Kadinin  sorusuna, ucu birlikte yanıt vermisler; “Eger icimizden yalniz zengin ligi ya da basariyi secmis olsaydiniz, secilmeyen ikimiz lambalarımıza geri donecektik. Fakat siz sevgiyi sectiniz. Bu durumda ucumuz birden gelmek zorundayiz evinize.”
 ”Cünkü sevginin oldugu her yerde, biz zenginlik ve basari da her zaman, onun yaninda oluruz.

Bazen icimizdekilerin,   bazen de disimizdakilerin kargasasi,

 cogu zaman cokca para kazanmak icin, cokca basarili olmak icin unutuyoruz sevgiyi, en cok da kendimizi sevmeyi…

Gecenlerde   bir  cumle takildi kulagimiza  ”kosulsuz sevgi izin vermektir”

Kendinize bir gunlugune izin vermeye ne dersiniz?

Hosgoruyu, sevgiyi   hep anlatmıs hep dillendirmis , sevmek icin sartlarin olmadigini savunan bir ustad, dunyanın sevgi ustadı butun bir dunya kabul   etmis   ustadın 7 ogudunu,

Biz belki Konya sokaklarında, belki Meramın serinliginde cokca da semazenleri izlerken, hafif bir ney sesinin ufak bir tinisinda sevgiyi, hosgoruyu hatırlamak icin gidiyoruz   Konya’ya ,unlu dusunur Mevlana’yı anmaya,  biraz da kendi icimize bakmaya …

Herkesi Bekleriz:)

 

YTM

DALGALAR

Hikaye Yorum Yok »

 *Gemi içindekilerle birlikte, dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: “Yavrucuğum, gel, bizimle beraber bin! Kâfirlerle beraber olma!” *O, dedi ki; “Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım”. Nuh da “Bu gün Allah’ın merhamet ettiğinden başkasını, Allah’ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur.” dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu. (Hud: 42–43)

Şöhreti beldemize ve beldemizle ilişkisini sürdüren diğer yakın beldelere yayılmış olan ustalığının azametinin yegâne kanıtı, dalgaların mahveden çırpıcılığı arasında balıkçıl bir kuş gibi bilgiç ve güven dolu görünen bu gemiydi. Devamını Oku… »

16- Erhan Sesli – “Cadı Çekici”

Hikaye Yorum Yok »

1. Gençlere Ne Oluyor?
Resmi kayıtlara göre aynı gece içinde dünyanın dört bir köşesinden tam üç yüz elli iki genç, evlerinde, oturdukları koltuklarının üzerinde açıklanamayan nedenlerden ötürü ölmüş olarak bulundular. Tuhaf olaylar zinciri, Hindistan’da aynı hastaneye yapılan benzer tarzda üç başvurunun doktorların dikkatini çekmesi ile açığa çıkartıldı. Edinilen bilgilere göre en fazla vaka 136 adet ile Hindistan’da görülürken, başta Almanya ve Fransa olmak üzere Avrupa’nın hemen hemen bütün ülkelerinde kayıplar yaşandığı öğrenildi. Ölenlerin neredeyse hiç birisinin kanında ilaç ya da uyuşturucu izine rastlanmaması yaşanan bu tuhaf durumun bir toplu intihar vakası olma olasılığını düşürse de olayın tarikat bağlantısı araştırılıyor. Öte yandan, bir gecede meydana gelen bu ürkütücü tablonun arkasının gelmesinden ve bilinmeyen bir virüsün bütün dünyayı sarmaya başladığının habercisi olmasından korkuluyor. Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler nezdinde kurulan bir komisyonla geniş çapta araştırmalara başlanacağını açıkladı.
Devamını Oku… »

15- Erhan Sesli – “Serbest Uçuş”

Hikaye 2 Yorum »

O gece, yeni bir deneme için meditasyon sandalyemi kendimi en rahat hissettirecek pozisyonda hazırlamıştım. Apartmanın altındaki elektrikçimizden aldığım fotoselli mavi gece lambamı prize takarak sonuna kadar kapalı kalın perdelerin ardında kalan gecenin zifiri karanlığına inat hafif bir aydınlatma elde etmiştim kendime. Üzerimde bana en ufak bir rahatsızlık vermeyeceğine inandığım penye bir tişört ve bir şort vardı. Uzun zamandır sadece meditasyon sırasında kullandığım çam kokulu tütsümü yakıp yanıbaşıma yerleştirdim. Dışarıdan gelebilecek küçük ama dikkat dağıtıcı çıtırtıları bastırabilmek için de walk-man’imde radyodan boş bir frekans ayarlayarak süngerli kulaklıkları geçirdim kulaklarıma. Yaşadıklarımı unutmamak için seans sonrası not alacağım kalem ve küçük bir not defterini de hemen sandalyemin yanına, yere bıraktım.
Devamını Oku… »

14- Diyar Zirek & Ozan Akçivi – “Çılgınlığın Ötesine Giriş”

Hikaye Yorum Yok »

Aniden ve büyük bir korkuyla gözlerini açtı. Gözleri güneş ışığından kamaştı. Kısa bir süre elleriyle yüzünü kapadı. Hızlı bir şekilde nefes alıp veriyordu. Biraz da terlemişti. O an hiçbir şey idrak edecek durumda değildi. Kendine gelmeye çalışıyordu. Bir süre sonra kendine geldi. Şaşırdı. Hayret güvenlik beni erkenden uyandırmamış, diye düşündü. Sabaha karşı dört ile beş arası evsizleri buradan temizlik bahanesiyle kovarlardı. Sanki kalacak yerleri varmış da zevkleri için bankta yatmayı seçmişler gibi… Devamını Oku… »

13- Burcu Karatepe – “İki Mezar, Bir Hayvan ve Mirasçı”

Hikaye Yorum Yok »

Hayat yaşayanlar için ne kadar zor ise onu yaşayamayanlar için de o kadar zor. Hele de benim gibi akşam beşten sabah yediye kadar yaptığı tek şey mezar taşları arasında gezinip, bu karanlık mezarlığa bekçilik yapmak olan biri için daha da zor.
Ama şimdi on sekiz yıl bekçiliğini yaptığım bu mezarlığa bakıyorum ve buradan ne kadar nefret etsem de, geçen yılların ardından ne kadar büyük bir parçam olduğunu görüyorum.
Yine de zamanı geri alabilseydim bu işe hiç başlamamayı seçerdim. Ya da onun gibi onlarcasını yaşadığım o geceyi bir kere daha yaşamamayı… Ne yaparsınız, pişmanlık ömür boyu…
Devamını Oku… »

12- Burak Tayiz – “Meleğin Seyir Defteri”

Hikaye 1 Yorum »

Uzun kirli tırnakları metal ölümü kavradı. Dokuz milimetre bir platinle açılacaktı semanın kapıları. Daha önce de intiharı denediği bileklerindeki dikey kesik izlerinden belliydi. Yaraları taze değildi. Derisinin üzerindeki pembe izlerle belli ediyorlardı kendilerini. Ve morartılar vardı zayıf kolla-rında. Mavi ve yeşil damarların fırladığı ince bileklerindeki kararmış sigara yanıklarıyla, aynanın karşısında kendi elleriyle kazıdığı kısacık saçları, açıklamaya yetebilirdi neden burada bulunduğunu. Devamını Oku… »

11- Burak Uğur – “Ölümsüzün Sonu”

Hikaye Yorum Yok »

Acınası bir haldeyim. Yıllardır süregelen asaletimin, hayatımı bir mahkumunkinden farksız kıldığını yeni anlıyorum. Karanlık gökyüzünün kasvetini hissedebiliyorum bedenimde. Siyaha olan bağımlılığım yüzyıllardır azalmak bir yana, çığ gibi büyüdü. Korku olduk. Nefret olduk. Acı olduk. Hüküm sürdük ve asil kanımızı asırlar boyunca yücelttik. Ama sonunda zamana boyun eğdik. Soğuk tepelerimiz, puslu ormanlarımız, yalnızlıkla taçlandırılmış kalelerimiz; insanoğlunun medeniyetiyle yok olmaya yüz tuttu. Zenginliğimiz ve gücümğlang1033zün temsili sadık birlikteliğimiz, insanların yarattığı göz kamaştırıcı renklerin pırıltısında eridi ve sonunda yok oldu. Devamını Oku… »

10- Burak Uğur – “İyi Geceler Sevgilim”

Hikaye Yorum Yok »

Loş bir ışık aydınlattı küçük odayı. Saat gece yarısını geçmiş olmalıydı. Fırlattı elindeki çakmağı, karşısında ayakta duran adam. Mumu güç bela yere bırakıp, iki adım attı geriye ve salıverdi kendini, yere kurulmuş pis yatağa. Yine sarhoş olduğu her halinden anlaşılıyordu. Pikesini üzerine çekip ağlamaya koyuldu. Bazen saatler sürerdi bu uğursuz gözyaşlarının sevdiği adamı yalnız bırakması. Bazense birkaç dakikasını alırdı. Her gece buna benzer bir sahneyle noktalardı gününü. Eve zil zurna sarhoş gelir, ya yatağina uzanır aglardı, ya da şu hayatta tek sevdiği şeyi yapar; sağdan soldan topladiği üç kuruş parayla bir tual alır ve resim yapardı. Genç adam bundan birkaç ay öncesine kadar daha güzel bir hayata sahipti. Ne zaman ki o vahim kaza oldu, Devamını Oku… »

09- Burak Mollamehmetoğlu – “Yüceler”

Hikaye Yorum Yok »

Ne zaman Yüceler zirvelerine karalar bağlasa, hep o şaibeli sessizlik çökerdi kasabanın üstüne. Evlerin ışıkları soluklaşır, gece kara bir deliğe dönerdi. Gökyüzü yıldız çocuklarını saklamak için koyulaşır, sokak lambaları titrer, kaldırımlar matlaşırdı. O gecelerde kesinlikle kimse konuşmazdı; tek bir nefes dahi, ağızdan en ince sessizliğiyle süzülürdü. Herkes şüpheyle oturur, ama kimse Yüceler’ e dönüp bakmazdı. Bakamazdı. Bakmak hayal etmek demekti; akılda kıvranan sayısız vahşi mürekkep lekesini canlandırmak gibiydi. Ve o gecelerde hayaller, boğuk karabasanlardan farksızdı.
Devamını Oku… »

08- Burak Mollamehmetoğlu – “Şans”

Hikaye 1 Yorum »

Azimli Muhsin Bey, yaptığı işi bırakıp bir sandalye çekti ve nefes nefese masaya oturdu. Dirseklerini masaya dayayarak, ellerini birbirine kenetledi. Tek bir altmış mumluk ampulle aydınlanan odada gözlerini gezdirdi. Duvarlar, boydan boya dört sıra rafla döşenmişti; ve raflar Muhsin Bey’in acayip huylarının geride bıraktıklarıyla doluydu.
Az önce yediği darbeden sonra dört yana salınmaya başlamış lamba, odadaki belli yerleri vurgulamak istercesine o tarafa baskın bir aydınlıkla saldırıp, sonrasında başka bir yere yöneliyordu. Muhsin Bey, dans eden münasebetsiz aydınlıklar yüzünden midesine söz geçiremez olmuştu; kesif ve derin kokuların hücumuna zor dayanan bünyesi, artık tedbiri elden bırakmış, şiddetli kasılmalar eşliğinde öğürüyordu… Devamını Oku… »

07- Bilsen Balcı – “İnsan İradesi”

Hikaye 1 Yorum »

Az okunan günlük bir gazetenin beşinci sayfasındaki küçük bir haber:

“Çılgın Genetikçi
Amerikalı gen uzmanı S.Ö, yarı insan, yarı hayvan yetiştirmek için patent başvurusunda bulundu. Aynı zamanda ekonomist olan 53 yaşındaki çılgın adamın mitolojideki yarı hayvan, yarı insan Kentaur’lar gibi canlı üretebilmenin patentini istemesine gerekçe olarak da, ‘‘Ben patenti böyle bir deneye kimse kalkışmasın diye almak istiyorum’’ dedi” Devamını Oku… »

06- Başak Devrim Andreutti – “Dikey Yolculuk”

Hikaye Yorum Yok »

Bakışlar çoğalmıştı. Kimi meraktan kimi ise korku dolu gözlerle olayı izliyordu. Aralarında çaresizliğin verdiği sıkıntıyla gereksiz yere oraya buraya koşturanlar vardı. Kurak manzarada tek renk kendileri ve üzerlerindeki giysileriydi. Tabiat ana bu bölgede yeşili yasaklamıştı. Ne esen kuru rüzgar ne de havada oluşan tozlu topraklı ufak hortumlar duyuluyordu. Sadece dokuz kişi olmalarına karşın çıkardıkları gürültü kendilerini aşıyordu. Herkes aynı anda bir şeyler söylüyor ama kimse birbirini dinlemiyordu. Devamını Oku… »

05- Aziz Hayri – “Sürgün”

Hikaye Yorum Yok »

“Gezegen Salonu”. Üzerinde yaşadıkları gezegenin en büyük yapısı. Dokuz sütunun taşıdığı muazzam bir ana kubbe ve onu tamamlayan irili ufaklı kubbelerin oluşturduğu bütünsellik içindeki bina. Yıllardır, belki yüzyıllardır bu devasa salon kullanılmamıştı. Tarih öncesi çağlardan kalma mimariye sahip içine binlerce yurttaş alabilecek büyüklükte bir salondu Gezegen Salonu. Bir tarafta izleyicilerin oturması için rahat koltuklar vardı. İçeridekilerin sahnelenen oyunu yada konferansı ve ya resitali izleyebilmesi koltukların çaprazlama sıralandığı bir görsel sanat izleyici salonu gibiydi.
Diğer tarafta ise salonda ki izleyicilerin zahmet çekmeksizin tüm olanı biteni izleyebilecekleri büyük bir sahne. Nesiller önce atalarının en büyük eğlencelerinden biri olan hayali veya gerçek olayları dramatize ederek yaptıkları bir sanat olayını topluca hep birlikte izleyebilmek için inşa ettikleri koca salonlardan biriydi. Belki de en görkemlisiydi. Devamını Oku… »

04- Aziz Hayri – “Kuyu”

Hikaye Yorum Yok »

İkinci çocukları olan kızlarının adını “Remide” koymuşlardı. Bir oğlandan sonra gelen ikinci çocuk kızdı. Baba Hüseyin illa rahmetli annemin ismini vereceğiz deyince anne Nesrin itirazlarını sürdürememiş kızlarının adını Remide koymuşlardı. Remide yıllar sonra adının anlamının “korkmuş, ürkmüş” olduğunu sözlüklerden öğrenmiş kendine ne kadar uygun olduğunu anlamıştı.

Okulunu iki yıl önce zorla bitirebilmişti. Bir hayli problem yaşamış neredeyse ite kaka mezun olmuştu. Annesi bizzat gelerek tüm öğretmenleriyle konuşmuş hiç olmazsa bir lise diploması alması gerektiğini vurgulamıştı. Annesinin -ki annesi hayatta samimiyetine inandığı tek kişiydi- azmi sayesinde liseyi bitirmiş, liseyi bitirmesi sayesinde de bir tekstil fabrikasında iş bulmuştu. Memleketin işsizlerle dolup taştığı bir zamanda bir işi vardı. Evinde oturup koca beklemek yerine çalışıyor üretiyordu. Bu nedenlerle kendini mutlu saysa da doğuştan kendisine verilenlerle de hüzün yaşıyordu. Devamını Oku… »

03- Aykut Arslan Yıldız – “Kin Tutsağı”

Hikaye Yorum Yok »

Balık tutmak, en büyük zevklerinden biriydi. Ne zaman işinden boş vakit bulsa soluğu deniz kenarında alır, bir yandan işin getirdiği stresi atar diğer yandan da doğanın tadını çıkarırdı. Bugün, oğlunu da yanında getirmişti. Ona “ Evlat, artık sana balık tutmayı öğretmenin vakti geldi! ” dediğinde dokuz yaşındaki oğlu gülümsemiş “ Oleyy! ” diyerek evin ortasında bir tur attıktan sonra babasına sıkıca sarılmıştı. Oğlunun en büyük dileği kendisi gibi polis olmaktı. Babasının katiller, yan kesiciler, hırsızlar arasında geçen hayatı onun hoşuna gidiyordu. Başını çevirdi ve balık tutmaya çalışan oğluna baktı. Büyümüştü. Onu hep kendine benzetirdi. Geçenlerde albümü karıştırırken kendi ilkokul fotoğraflarını görmüştü. Benzediğini biliyordu ama bu kadar benzerliği o ana kadar kendisi de tahmin edememişti. Bir an onu hayata bağlayan tek şeyin ailesi olduğunu düşündü. Karısı, oğlu olmasaydı ne yapardı? Sonra bütün bunları neden düşünüyorum diye hayıflandı? Devamını Oku… »

02- Armağan Altay – “Yağmur”

Hikaye 1 Yorum »

İki, üç gündür aralıksız yağıyordu yağmur. Kimi zaman dinecek gibi oluyor, damlalar seyrekleşiyor, güneş görünür gibi oluyordu. Cesaretlenen insanları sokağa çıkardıktan sonra öfkeyle şimşekler çaktırıyor ve bulutlar yeryüzüne damla damla iniyordu. Asfalta çarpan damlalar kahkahalar atıyordu adeta, kaçışan insanlara gülüyorlardı. Şehri kuşatan bir gerilla ordusu gibiydi yağmur, vur-kaç taktiğiyle savaşıyor, düşmanın direncini kırıyordu. Gri, soluk üniformalıların ordusuydu, yağmur.
Richard Stephens uyandığında yağmurun hala orada olduğunu hissetti. Bir iki gündür aşina olduğu su sesinden değil, kafa romatizmasından anlamıştı bunu. Kafasının içi nemlenmişti sanki, rutubetlenmişti; pis, kirli bir ağırlık vardı, ağrı yapan bir ağırlık. Gözkapakları da ağırlaşmıştı. Vücudunun içi kum doluydu sanki. Yağmur uyuşukluk, sıkıntı, yorgunluk yağdırıyordu sanki. Devamını Oku… »

01- Armağan Altay – “Kayıp İksiri Bulurken”

Hikaye Yorum Yok »

Kelimelerin bittiği anda ölüm gelir diye bir cümle geçti aklından. Onun kelimeleri henüz bitmemişti, musluğun tükürdüğü son damlalar gibi aklının lavabosuna damlıyordu. Buna ne şükrediyor, ne de seviniyordu; dipsiz bir kuyunun başında oturur gibiydi, belki de çoktan o kuyuya düşmüştü. Dizlerini ısıran soğuk asfaltın, yanaklarını ıslatan sıcak gözyaşlarının farkında değildi, şimdilik bütün odaklandığı yaşıyor oluşuydu. Karanlığa bu kadar yakınken fark edebilmişti aydınlığı, gözlerinin önünden geçen film şeritlerini paramparça etmiş, son damlaları avucuna toplamaya çalışıyordu. Her şeyi güçleştiren ve aynı zamanda her şeyi kolaylaştıran bir çelişkiye de sahipti; şakağına dayalı soğuk metalin verdiği ürperti. Devamını Oku… »

Labirent

Denemeler, Hikaye, Sevdiğim Seçmeler, Öyküler Yorum Yok »

 .
Kitapçılara yakın olanı değil de, uzak olan ikinci bankı seçtiğimde kendime oturmak için, yüzünü göremiyordum hayatın. Oysaki tam şuramda bekleyen bir çocuktu tüm yaşanmışlıklarım, tam şurama saplanıp duran çocukluğumdu. Tüm bildiklerim bir şarkıyı anımsatıyordu bana sadece; “hatırlarmısın bilmem / yıllar geçti üstünden” diyen bir şarkı. Oysa ki bir şeyleri beklediğimi belli eden bir yanı olmalıydı bu hayatın da. Hiç olmadı, ya da ben görmesini bilemedim. Ve uzak adanın ışıkları halen yanıyordu, inatla sabah kadar yanıyordu, inatla sönmüyordu. Oysa ki o ışık! O ışık?
Devamını Oku… »

Penisin ve Vajinanın Can Sıkıcı Görevleri

Hikaye Yorum Yok »

Kimliğinizi çıkarın ve bakın. Sizi resmen tanımlayan bu kart parçasına, taşımakta olduğunuz cinsel organdan esinlenerek, bir renk verilmiş olmalı. Ardından o resmi karta yapıştırılmış fotoğraftaki gözlerinizin ta içine dikin bakışlarınızı. Siz, size baksın. Gözlerinizi gözlerinizden hiç ayırmadan, seks fantezilerinizi, tek başınıza kaldığınızda kurduğunuz tensel hazza yönelik düşlerinizi, cinsel organınıza aykırı kılınmış seks deneyimlerinizi, kendi ‘ben’inizden başka hiçbir ‘ben’in bilmediği ve bedeninizi tutuşturma fırsatını bir tek mastürbasyon sırasında bulabilen içgüdülerinizi, evinizin ücra köşelerinde kilitli tuttuğunuz günahkar seks materyallerini, kentin toplumsal denetimden görece uzak kuytularında bedeninizi teslim ettiğiniz günahları, kısacası ‘öz ben’inizin cinselliğini şöyle bir aklınızdan geçirin…

Devamını Oku… »

Üçüncü Şahıs Cinayetleri

Hikaye Yorum Yok »

Ahmet, 22 yaşındaydı. Öğrenciydi. Issız bir sokağın köşesinde, bedenine saplanmış bir bıçakla bulundu. Buluştuğu kişi, Ahmet’in üzerindeki değerli eşyaları gasp etmiş, sonra da onu oracıkta bıçaklamıştı. Ahmet, bulunduğunda ölüydü.

Erkan, Ahmet’ten birkaç yaş büyüktü. Tek başına yaşadığı evinde uyuyordu. Bedenine saplanan bir bıçağın acısıyla uyandı. Birlikte uyuduğu kişi, sabaha karşı Erkan’ı bıçaklamaya başlamıştı. Bir saate yakın süren boğuşmanın sonunda, dokuz bıçak yarası almıştı Erkan. Hastaneye kaldırıldı. Ölmesine ramak kala kurtarıldı.

Devamını Oku… »

Nanohayaller

Hikaye Yorum Yok »

Kendiyle Çok dertli bir arkadaşımla telefonda konuşuyoruz. Her zamanki bunalmış hali. Sıkıntısını bir çırpıda anlatabileceği bir cümle arıyor. Ikına sıkına kurduğu cümleleri peş peşe sıralıyor ama nafile; hiçbiri yetmiyor… Sonra ağzından bir solukta şunlar dökülüveriyor: “Keşke hayatıma bir format atabilseydim.” Sesinde belirgin bir rahatlama tonu. O aradığı cümleyi en sonunda bulup çıkarmış gibi. 
  Devamını Oku… »

Ölümün Döngüsü

Hikaye, Öyküler Yorum Yok »

Ne kadar süredir bu pencereye bakıyordu bilmiyordu. Süreyi anlamak imkansızdı ve nedense artık bunu bilip bilmemeninde bir önem arzetmediğine inanıyordu. Elini yüzüne götürdü. Soğuktu, ancak üşüyormuş gibide hissetmiyordu kendini. Her tarafı ağrıyan biri ne hissedebilirdi ki? Gözlerini pencereden ayırdı. Pencereye bu açıdan baktığında bütün şehrin devasa bir enkaz olduğu görülüyordu. Binaların çoğu yıkılmış, ayakta kalmayı başarabilenler ise bundan utanıyormuş gibiydi.

Devamını Oku… »

Yaradılış Masalı

Hikaye 6 Yorum »

ıAraf Suresi 11-25. ayetlere göre yaratilis:

Araf suresinde hikaye biraz daha uzun anlatılır: “Gerçekten ilk defa sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere ‘Adem’e secde edin’ dedik. İblis’ten başka bütün melekler hemen secde ettiler, İblis secde edenlerden olmadı./ Allah İblis’e ’seni secde etmekten alikoyan nedir?’ diye sordu. İblis, ‘Ben Adem’den daha hatırlıyım, çünkü beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın’ dedi./ Allah şöyle buyurdu: ‘Hemen in oradan, orada büyüklenmek sana düşmez. Çünkü sen aşalıklardansın.’ / İblis, ‘tekrar dirilecekleri güne kadar bana süre ver’ dedi./ Allah da ’sen mühlet verilenlerdensin’ buyurdu. / İblis, ‘Öyle ise beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki insanları saptırmak için, senin doğru yoluna oturacağım, vesvese verip pusu kuracağım.’ / ‘Sonra önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Sen de çoğunu şükreder bulamayacaksın’ dedi./ Allah söyle dedi: Ayıplanmış ve rahmetimden kovulmuş olarak çık oradan. And olsun ki, onlardan her kim sana uyarsa, cehennemi hep sizden dolduracağım.’ / ‘Ey Adem! Sen, zevcenle birlikte Cennete yerleş ve istediğiniz nimetlerden yiyin. Yalnızca şu ağaca yaklaşmayın ki, sonra zalimlerden olursunuz.’ / Nihayet şeytan, onların avret yerleri açılmak için vesvese verip söyle dedi: ‘Rabbiniz size bu agacı melek olacağınız veya burada temelli kalacağınız için yasak etti’ / Bir de ‘muhakkak ki ben sizin iyiliğinizi istiyorum’ dedi. / Böylece ikisini de aldattı. Ağacın meyvesini tattıkları zaman ayıp yerleri kendilerine açılıverdi. Cennet yapraklarından oralarını örtmeye çalıştılar. Rablari onlara ‘Ben o ağaci size yasak etmedim mi?’ Size şeytanın apaçık bir düşman olduğunu söylemedim mi?’ dedi. / Onlar ‘Ey Rabbimiz, kendimize zulmettik. Eger bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, muhakkak ziyan edenlerden oluruz’ dediler./ Allah onlara buyurdu: ‘Birbirinize düşman olarak inin. Siz yeryüzünde bir süre yerleşip geçineceksiniz’ / ‘Orada yaşayacak, orada ölecek, oradan dirilip çıkacaksınız’.” Devamını Oku… »

Bir bebeğin anneye mektubu

Hikaye Yorum Yok »

 Ekim: Bugun var edildim. Buradayim. Varim. Muthis bir duygu bu. Var oldugumu henuz annem ve babam bilmiyor.
Bir elma cekirdeginden bile kucugum. Ama ne de olsa, ben benim. Varim ya! Bu bana yetiyor. Henuz bedenim belli belirsiz, yuzum yok ama, varligimi ve benligimi hissedebiliyorum. Bir kiz olacagim ve baharda cicekleri sevecegim.

Devamını Oku… »


Tema & Yazılım Düzenleme : Koray Yalçın   1998 - 2009 Copyright © Tüm Hakkı Saklıdır.