BEDENÎM KİMİN? BİR SPOR FELSEFESİ İÇİN BÂZI İPUÇLARI

Felsefe Yorum Yok »

Ahmet İNAM

AMAÇ

Spor, bedenle yapılır. Sporu anlamak, birçok başka şeyi anlamanın yanında, bedeni anlamayı gerektirir. Bu yazıda, bir yanıyla, günlük yaşayışımızda beden kullanımının nasıl işlediğini, bedenimizle olan ilişkimizin kimi noktalarını ortaya çıkararak kısaca irdeleyecek, bunun, beden eğitimi ve spor anlayışımızı yeniden yorumlamaya yol açabilecek sonuçlarını tartışıp, bu doğrultuda

BLAİSE PASCAL DÜŞÜNCELER - 4

Felsefe Yorum Yok »

1-devinim dogamız geregidir,eksiksiz bir dinginlik de ölümdür…

2-sözler degişik düzen içinde degişik yorumlara yol açar,yorumlar da başka bir düzen içinde başka etkiler gösterir.

3-insanın,suçlu bulundugu sürece önemi yaratıklardan yararlanmaya,onlara egemen olmaya dayanıyordu,bugün ise onlardan ayrılmaya,onlara baglı kalmaya dayanıyor.

4-özdeş anlam omu anlatan sözlerle degişir. anlam

AUGUSTINE; TINSEL TÖZ MÜ MADDESEL TÖZ MÜ ?

Felsefe Yorum Yok »

Hasan Aslan

Augustine’in eserlerinde açık-seçik olarak yalın bir töz kavramını işlediğini söyleyemeyiz. Zorluk onun düşüncelerinde gerçekten bir töz kavramının olmayışından ileri gelmiyor; tersine, sağlam bir töz kavramı eserlerindeki dinsel inaçlarının arasına güçlü bir retorikle yedirilmiştir. Bu töz kavramını anlamak için de sık sık onun dinsel düşüncelerine başvurmak zorundayız. Ancak, bu

SCHELLINĞ’DE BİLGELİĞİ İSTEME OLARAK FELSEFE

Felsefe Yorum Yok »

Ömer Naci SOYKAN

"Felsefe" sözü, kendisinin ne olduğunu söyler: Bilgeliği sevme, isteme ve ona çaba gösterme. O halde, bilgeliğe yönelen bir isteme olarak felsefe, felsefe olarak felsefe demektir. ‘Niçin felsefe yapmak’ sorusu, başlangıçtan günümüze dek felsefenin gündeminde olan, hem temellendirici hem de savunucu bir tutumu içerir. Felsefenin temellendirilmesi, bir anlamda, onun haklı

BİLİM TARİHİNDE METİN ÇALIŞMALARININ ÖNEMİ (… devam )

Felsefe Yorum Yok »

3) Hedeflenen bir dönemin veya bir milletin (burada Türk milletinin) kültürünü öğrenmek. İncelenen eserler, bilim tarihçisinin bugün çok iyi tanımadığı (yani yabancısı olduğu) bir kültürün ve bir zihniyetin mahsulü olduğu için, bilim eserlerini hakkıyla anlamak ve kavramak istiyorsa, şunları yapmalıdır:

a) Öncelikle dönemin kültürünü veya Türk kültürünü öğrenmek gerekir. Zamanın fikir ve din

BİLİM TARİHİNDE METİN ÇALIŞMALARININ ÖNEMİ

Felsefe Yorum Yok »

Melek Dosay - Remzi Demir

Ülkemizdeki ve ülkemizin dışındaki yazma kütüphanelerinde mevcut olan bilimsel eserlerden sadece küçük bir kısmı yayınlanmış olduğu için Türklerin bilimin çeşitli dallarında yapmış oldukları hizmetler hakkındaki bilgilerimiz henüz çok yetersizdir ve bu durum Türklerin bilim yeteneği hakkında bazı şüphelerin doğmasına neden olmuştur. Türk bilim tarihinin

CUMHURİYET DÖNEMİNDE BİLİM

Felsefe Yorum Yok »

Adnan GÜRİZ

Üniversite statik bilgileri nakleden bir merkez değil, insanın akıl yeteneklerini geliştiren bir yer olarak değerlendirilmelidir. Hiçbir uygarlık bilimsiz veya bilim dışında oluşamaz ve gelişemez. Bunun en canlı tanığı tarihtir. Üniversitenin temel amacı, pratik çözümler aramak değil, menfaat amacı takipetmeyen bilim kültürü vermektir. Aslında üniversitenin soyut düşüncenin merkezi

KANT’IN ELEŞTİREL FELSEFESİNE PARMENİDES İLE PLATON’UN ETKİSİ

Felsefe Yorum Yok »

Zerrin Oral

Felsefe tarihinde eleştirel felsefenin ilk örneğini Parmenides vermiştir. Parmenides bilgiyi, doğruyu düşünülen dünya duyumsanan dünya ayrımını yaparak ele alır. Bu ayrımı yaptıktan sonra, felsefenin tek ilgi alanın da düşünülen dünya olduğunu ileri sürer. Düşünülen dünya varlığa aittir o da kendi içinde öncesiz, doğru, kesin, gerçek, ebedidir. Öte yandan duyumsanan dünya sürekli

HEGEL’İN İNSANA BAKIŞI (… devam )

Felsefe Yorum Yok »

Hegel neden böyle çeşitli kesimlere hucüm ediyor? Biraz önce işaret edildiği gibi insan ölü maddeden çok farklı olduğu için onu maddeye indirgemek yanlıştır. Bir de insanın mahiyeti ve yapısı üstün ve ilahi mahiyetle aynı olduğu için ayrı bir vazifesi vardır. Bunu, o, maddeleşerek gerçekleştiremez. Hegel bu açıdan evreni ölümün hakim olduğu bir yer, maddî olduğu için Tann’nın mezarı olarak görür.

HEGEL’İN İNSANA BAKIŞI

Felsefe Yorum Yok »

Süleyman Hayri Bolay

Hegel’in insana bakışını anlayabilmek için sisteminin bütününü bir tablo görünüşü içinde genel çizgileriyle kavramak lazımdır. Ama ondan önce Hegel’in yetiştiği dönemin fikri, felsefi, siyasi ve toplumsal ortamı nasıldı? sorusuna bir cevap arayalım.

Hegel’in yetiştiği dönem Avrupa’nın çok çalkantılı bir dönemidir, Hegel 1770 doğumludur. 1776 da Amerikan devleti kurulmuştur.

TOPLUMSAL VAROLUŞ VE ANARŞİST

Felsefe Yorum Yok »

ÖMER NACİ SOYKAN

‘Toplumsal Varoluş’. -Bu kavramı, hiçbir ön temellendirme yapmaksızın kullanmaya izinli olmayı dilerim. Yazının sonuna gelindiğinde de başkaca bir temellendirmenin istenmesine gerek kalmıyacağını umarım. Yine de ondan neyi anladığım ısrarla sorulacak olursa, tatmin edici olmamakla birlikte, bir iki söz edecek durumda olduğumu bildirmek isterim: Canlıların, özellikle insanların

GABRÎEL MARCEL’E GÖRE BAĞLILIK VE SADÂKAT

Felsefe Yorum Yok »

Murtaza KORLAELÇÎ

Gabriel Marcel (1889-1973) egzistansiyalist (varoluşçu) bir filozoftur. Bu bakımdan Marcel’in bağlılık (engament) ve sadâkat (fid61it6) görüşlerine geçmeden önce egzistansiyalizm (varoluşçuluk) hakkında biraz bilgi vermenin konumuza bütünlük getireceği kanısındayız.

Egzistansiyalizm (varoluşçuluk) en geniş manada, başka bir şeye indirgenemez karakterleri ile, bireysel

KAYITSIZLIK OLARAK ÖZGÜRLÜK

Felsefe Yorum Yok »

Zerrin KAVAS

Bu konuşmada, istenç özgürlüğünün kayıtsızlık olarak tanımlanıp tanimlanamayacağı sorununa bir ölçüde açıklık kazandırmak amacıyla, bu sorunun felsefe tarihinde geçirdiği birtakım aşamaları ele alacağım İstenç özgürlüğü sorunu gibi, istencin iki seçenekten birini seçmekte bütünüyle bağımsız olup olmadığı, iki seçenek karşısında bütünüyle kayıtsız olup olmadığı sorusu da önce

ARİSTOTELES’İN RUH ÜSTÜNE ADLI YAPITINDA ALGI PROBLEMİ (… devam )

Felsefe Yorum Yok »

Aristoteles’in yüzyılımızda yaşamış önemli bir yorumcusu olan Y.R. Simon, konumuzun bu önemli noktasına güzel bir açıklık getirir. O, Aristoteles’in birbirinden ayırdığı iki tür değişimi iki ayrı terimle açıklar. Simon, içinde değişim öncesi niteliğin değişim sonrası nitelik tarafından yok edildiği değişim sürecine ‘heteronomic’, birinci niteliğin değişim sonrasında da devamının sağlandığı sürece

ARİSTOTELES’İN RUH ÜSTÜNE ADLI YAPITINDA ALGI PROBLEMİ

Felsefe Yorum Yok »

Ramazan ERTÜRK

Aristoteles Ruh Üstüne adlı yapıtında algılamanın’ en geniş anlamda ‘bir nitelik değişimi (a qualitative alteration)’ olduğunu söyler. Ancak bu değişim sıradan bir değişim olmayıp özel türden bir değişimdir. Aristoteles, algılama konusunun hemen başlangıcında ‘bir tür nitelik değişimi (some sort of change of quality)’ gibi terimlerle bu noktayı vurgular. O, iki tür değişimi

TÜRKİYE’DE MANTIK ÇALIŞMALARI (… devam )

Felsefe Yorum Yok »

BİLİMLERDE METOT

Bilimlerin metodunun bir mantık bahsi olduğu fikri bizde, 1860′da italyan mantıkçısı Gallupi’den Miftah-ul Fünun adı ile çevrilen mantık kitabı ile başlar. Miftah-ul Fünun yalnız bir çeviriden ibaret değildir. Mütercim esere yeni fikirler ilave etmiştir. Esere yazdığı ön sözde çevirici bunu belirtiyor.

"Mekatipde tedris olunmak için muahharan tab olunan ve gayetle müfit ve

TÜRKİYE’DE MANTIK ÇALIŞMALARI

Felsefe Yorum Yok »

NECATİ ÖNER

Toplumumuzun Avrupa medeniyeti ile teması 18. asırda başlamış, bu medeniyetin etkileri 1839 tanzimat hareketi ile artmıştır. Tanzimat hareketi, Rönesanstan sonra Avrupa’da gelişen fikir hareketlerinin ülkemizde yayılmasına uygun bir ortam hazırlamış oldu.

Çeşitli alanlarda görülen Avrupa etkisi, kendisini mantık çalışmalarında da göstermiştir.

19. Asrın ikinci yarısına kadar

İbn Ruşd’ün Özgürlük Anlayışına Genel Bir Bakış

Felsefe Yorum Yok »

A. Kamil Cihan

Ahlak felsefesinin önemli konularından biri de özgürlük sorunudur. Bu sorunun başlıca iki önemli boyutu olduğu söylenebilir. Bunlardan biri, seçmeye dair olup, irade özgürlüğü; diğeri de fiili gerçekleştirmeye dair olup eylem özgürlüğü adını alır. Bu yönüyle özgürlük problemi şu şekilde ortaya konulabilir: İnsan, herhangi bir şeyi kendi isteği ve arzusuyla mı seçmiştir, yoksa

BİLİM VE AHLAK

Felsefe Yorum Yok »

Yasin CEYLAN

İnsanın iki temel etkinliği olan bilim ile ahlakın birbiriyle olan ilişkisine geçmeden önce her ikisinden neyi anladığımızı belirtmemiz gerekir. Bilim ve ahlak kavramlarının doğru ve kapsamlı tanımlarını yapmak zordur. Bu zora yeltenmek yerine bu terimlerin en belirgin özelliklerini ifade etmek, buradaki amacımız için yeterlidir.

Bilim, insanın doğadaki nesneler ve olgular

GELENBEVÎ’NİN "NEFSUL-EMR" KARŞISINDAKİ TAVRI

Felsefe Yorum Yok »

RECEP DURAN

Kant Opus Postumum’unda "un objet déterminable sans détermination" dan söz ediyordu. İslâm Dünyası düşünürlerinden Ali Tûsî (öl. 1482)’nin "nefsu’l-emr" kavramının "tam tanımlama" ("hadd-i tam") ile tanımlanıp tarumlanamayacağı hakkındaki ifadesi de Kant’ın bu ifadesine çok yakındır: "Nefsu’l-emr" kavramı "açıkça anlatılamayan ama tamamen müphem de olmayan" bir kavramdır. "

Gothe-seçmeler 6

Felsefe Yorum Yok »

ARAŞTIRICI

1-her araştırıcı kendini bir jüri üyesi gibi görmek zorundadır.

2-şu soru daima ortaya çıkacaktır: hem büyük bir araştırmacı ve gözlemci,hemde önemli bir genellemeci ve özetleyici olmak mümkünmüdür?

3-düşünen insanın en güzel mutlulugu,araştırılabilir olanı araştırmış olmak ve araştırılmayana rahatça saygı duymaktır.

4-insan kavranamaz olanın kavranabilirligine inancını inatla

YARARCI ETIK: BİR TEMEL ARAYIŞI

Felsefe Yorum Yok »

Halil Turan

1. Yararcılık Kavramlarına Kısa bir Bakış

Türkçede, günlük kullanımda "yarar" sözcüğü genellikle olumsuz bir anlam içeren ve sözlüklerde ilk sırada verilen tanımı, "gizliden gizliye gözetilen ya da dolaylı olarak elde edilen yarar, kazanç" olan "çıkar"la karıştırdığı için, dilimizde "yararcılık" adını verdiğimiz ahlak felsefesi görüşüne, biraz haksızlık yapılarak, olumsuz anlamlar

ÇEVRE SORUNU

Felsefe Yorum Yok »

Necati Öner

Empedokles varlığın hava, su, foprak ve ateşfen ibaret olan dört unsurdan oluştuğunu, bunların çeşitli şekillerde birleşerek cisimlerin sonsuz türlerini ortaya koyduğunu söyleyerek İlk Çağ felsefesinde önemli bir yer alan dört unsur teorisi’m kurmuştur. Bu yazıda dört unsur teorisi ile ilgili ontolojik tartışmalara girilmeyecektir. Empedoklesi hatırlatmamın sebebi canlıların

EDİM FELSEFESİNDE BAZI KURAMSAL GÜÇLÜKLER

Felsefe Yorum Yok »

ARDA DENKEL

Felsefede Edim sorununun odak noktasını oluşturan iki konu, (a) bir edimin ne olduğu, yani bir insan bedeninin herhangi bir yerinin oynaması olayının o kişinin orasını oynatmasından nasıl ayrıldığı ve (b) doğrudan’nedensel olarak ilintili edimlerin ayırt edilebilirlikleridir. Edimin her şeyden önce bir insan tarafından meydana getirilen bir değişiklik oluşu ve bir insanın meydana

İNSANDAN BEKLENEN

Felsefe Yorum Yok »

Necati ÖNER

İnsanî ve gayrî insanî (humain-inhumain) deyimlerini sık kullanırız. Bir işkenceyi gayri insanî, bir düşküne yardımı insanî olarak vasıflandırırız. Başka ifade ile birinci hal için "bu insana yakışır mı?" ikinci hal için "işte insana yakışan budur" diye tepki gösteririz. Buradan şu anlam çıkar: İnsan eylemlerinde (fiil) bir kısmını ona yakıştırıyoruz, bir kısmını ise yakıştırmıyoruz.


Tema & Yazılım Düzenleme : Koray Yalçın   1998 - 2009 Copyright © Tüm Hakkı Saklıdır. 
    Yazılar RSS Yorumlar RSS Giriş