ÇAĞDAŞ İNGİLİZ AHLAK FELSEFESİNDE OLGU - DEĞER PROBLEMİ - 2

Felsefe Yorum Yok »

Smith bu ifadeleriyle olgu’dan değer’i çıkarmanın imkansızlığını savunan düşünürlerin üzerinde ittifak ettikleri hususları da dile getirmiş olur. Buna göre; ahlakî önermelerin de dahil olduğu pratik önermelerin tamamı, otonomdurlar. Bunlar, kendilerinden başka türden bir önermeye ne indirgenebilir ne de onlarla özdeşleştirilebilirler. Dolayısıyla ahlakî ifadeler: psikolojik, metafizik veya

ÇAĞDAŞ İNGİLİZ AHLAK FELSEFESİNDE OLGU - DEĞER PROBLEMİ - 3

Felsefe Yorum Yok »

Maclntyre’in burada sorduğu sual şudur: Hume; bu ifadelerinde ahlâkî bir konuyu mu tesbit eder, sosyolojik bir ilişkinin varlığını mı ileri sürer yoksa mantıkî bir noktayı mı tesbit eder?

Maclntyre’a göre Hume’un yaptığı şey; hem ahlakî, hem sosyolojik, hem de mantıkîdir. Hume, adalet kurallarının doğrulanmasının, o kurallara uymanın herkesin uzun vadedeki menfaatine olduğu gerçeğinde yattığını,

ÇAĞDAŞ İNGİLİZ AHLAK FELSEFESİNDE OLGU - DEĞER PROBLEMİ - 4

Felsefe Yorum Yok »

"Olgu değer problemi ile ilgili olarak klasik tezi nakzeden karşı bir tez geliştirme teşebbüsünde Searle’ün göz önünde bulundurduğu noktalardan birisi şudur: Sözünü ettiği nakzedici karşı örnek, "klasik tezi savunan herhangi bir insanın sırf olgusal ya da tasvir edici olarak kabul edeceği ifade ya da ifadeleri ele almalı ve onlann, yine bu tezi savunan insanların açıkça değer ifade ettiğini kabul

ÇAĞDAŞ İNGİLİZ AHLAK FELSEFESİNDE OLGU - DEĞER PROBLEMİ - 5

Felsefe Yorum Yok »

Searle, yukarıdaki çıkarımı yaparken, ilk olarak, birinci önermenin ikinci önermeye nasıl bağlandığını gösterir. Ona göre; Belirli şartlar altında, "Smith, sana beş dolar ödeyeceğime söz veriyorum" kelimelerini söylemek, bir söz verme eyleminde bulunmak demektir. Çünkü ’söz veririm’ yüklemi, söz verme eylemini dile getirmek için kullanılır. Bu tecrübî olgu, ilave bir öncül formu içinde şöyle

ÇAĞDAŞ İNGİLİZ AHLAK FELSEFESİNDE OLGU - DEĞER PROBLEMİ - 6

Felsefe Yorum Yok »

Maclntyre söz konusu pasajla ilgili olarak Hume’u şöyle yorumluyordu: Bu pasajda Hume, ahlâkın otonomluğunu ileri sürmez. Çünkü o, buna inanmaz. Olgu iie değer arasındaki zorunlu olarak gerektirme yani deduksiyon hususunda da herhangi bir tesbitte bulunmaz. O, ahlâkın olgusal temelinin ahlâkla ilgisinin nasıl kurulduğu meselesinin esas mantıkî problem olduğunu; bunun üzerinde düşünmenin bir

ÇAĞDAŞ İNGİLİZ AHLAK FELSEFESİNDE OLGU - DEĞER PROBLEMİ - 7

Felsefe Yorum Yok »

Bu sebepten ahlâk alanında Searle’ün kurumlaşmış olgular adını verdiği olgulara işaret eden önermelerin de ikiye ayrılması gerektiğini düşünüyoruz:

a)Beşerî bir kuruma referans veren olgusal önermeler;
b) din bir kurumuna referans veren olgusal önermeler.

Beşerî kurumlara referans veren olgusal önermelerden her zaman ödev bildiren değer yüklü sonuç önermelerini çıkaramayabiliriz. Ama din

BERTRAND RUSSELL’IN FELSEFE ANLAYIŞI ÜZERİNE BİR İNCELEME (…devam )

Felsefe Yorum Yok »

Russell’a göre, eleştirinin de önemli bazı nitelikleri olmalıdır. Russell’ın, felsefede olmasını istediği eleştiriyi yukarıda belirtmeye çalışmıştık. Bu belirlemeye uygun olarak Russell, felsefede olmasını istediği eleştiriyi şöyle açıklar: "Sebep yokken atmaya karar veren değil, her görünen bilgi parçası üzerinde değerine göre düşünen ve bu düşünme sona erdiğinde yine de bilgi olarak kalabilmiş

BERTRAND RUSSELL’IN FELSEFE ANLAYIŞI ÜZERİNE BİR İNCELEME

Felsefe Yorum Yok »

Fikri GÜL

20. yüzyıl düşünce dünyasının en ünlü filozoflarından birisi olarak karşımıza çıkan Bertrand Russell (1872-1970), gerek eserlerinin sayısı, gerek ele alıp incelediği konular (matematik felsefesi, bilgi teorisi, tarih felsefesi, ahlâk, din, politika, sosyoloji, psikoloji, eğitim vb.) ve gerekse görüşlerine etki ettiği filozofların çokluğu bakımından şüphesiz ki, oldukça önemli bir yere

ÇİÇEKLİ BİR BAHÇE - 1

Felsefe Yorum Yok »

Mutluluk duymadan yaşayanlar budalalardır, diyordu Demokritos. Genç Epikuros bu sözü iyice bellemiş olmalı. Demokritos yüz yaşında öldüğü yıl, Epikuros (İ.Ö. 341-270) on dokuz yaşındaydı. Tanrı korkusuyla ölüm korkusunun büsbütün serseme çevirdiği insanların, büyücülük eden annesinden titreye titreye nasıl yardım dilediklerini de hemen her gün görüyordu. Bir ara, Platon’un satın aldığı

ÇİÇEKLİ BİR BAHÇE - 4

Felsefe Yorum Yok »

1- Dostluk, ancak iyi insanlar arasında gerçekleşebilir. İyilik, dostluğun en gerekli niteliğidir. İyi olmayan insanlar dost olamazlar. Ama iyiliğin ölçüsü nedir?.. Cicero, iyilik konusunda, filozofların ölçülerini aşırı bulmaktadır. Filozoflara göre, bir insanın iyi olabilmesi için, bilge olması gereklidir. Cicero’ya göre, bu anlamda bir iyiliğe hiçbir ölümlü erişememiştir. Bilgelik, kıskançlık


Tema & Yazılım Düzenleme : Koray Yalçın   1998 - 2009 Copyright © Tüm Hakkı Saklıdır. 
    Login