Sonraki Pişmanlığım Ölümünü Getirir

Denemeler Yorum Yok »

keşkem olur belki ama asla pişmanlık değildir yaşananlar. olması gerekenlerdir yaşadıklarım yaptıklarından pişman olması gerekenlerin pişmanlık duymadığı şu zavallı dünyada gerektiğinden fazla tattım bu duyguyu zaten, şimdi sıra onlarda onlar pişman olsun(yada olmasın), umrumda değil(ben çok mu umurlarında oldum ki)… şimdi pişmanlık duymadan kendi dünyamda mutluyum kendimle…

Dar Zamanlar

Denemeler Yorum Yok »

Sabah kalkıyoruz. Ev arama ve muhtemelen bulamadan eve dönme olayını kim bilir kaçıncı kez yaşamak üzere umutsuz bir hazırlık var üzerimizde. Yıllardır bizi bir türlü kendisinden kabul etmeyen bu şehirde inatla tutunmaya çalışıyoruz. Öğrencisinin sevilmediği batının sanayi merkezinde çirkin ördek yavrularıyız. Bu yüzden en ücra köşesinde ancak icazet vermişler oturmamız için. Bizse yinede terfi için bu şehir yaşamında, her tatil gününde bir kez daha deniyoruz “kiralıktır” yazılı camların sahiplerini ikna etmeyi. Bir kümesi bize kiralamaya çalışan bizden çok daha az bu şehirli olan kümes sahibinin bizi ikna çabaları karşısında çaresiz,mutsuz,kırık dakikalar yaşıyoruz. Bu yenik halimiz esnafı daha umutlandırmış olacak ki bir kat daha arttırıyor ısrarını. Sıkılıyorum. O ara telefonum çalıyor. Açıyorum, annem. Sesimdeki pes tonu yutarak neşeli konuşmaya çalışıyorum. Telefondaki de aynı numarayı oynuyor. İki kişi aynı oyunu oynayınca bir kat daha endişe verici oluyor bu sevmediğim telefon sohbeti.

Devamını Oku… »

Hükümsüzüm

Denemeler Yorum Yok »
Çok uzun zaman oldu kendimden haber almayalı. Farklı bir kimlikle dolaşıyorum tüm ben dostlarının arasında. Hatta aramaktan bile vazgeçtim artık. düşünüyorum sadece, nerdeliğimi, bulunabilecek yerlerimi, göremediğim ama hala kaybetmediğimi düşündüğüm eksilmeyen yanlarımı ve en çok da diğer yarımı aramaya giden yarımı düşünüyorum, gelsin artık nefes alamıyorum…

Duygu ve Akıl Savaşı - Gassan SATAR

Denemeler Yorum Yok »

 Akil, ellerini buyuk bir ozguvenle tahtinin iki tarafina koymus en buyuk yaltakcisi mantikla varliklarinin ispati oyununu oynuyordu. Genc kizlar ellerinde altin isiltili tepsilerin icinde bir cok uzak diyardaki ulkelerden gelmis lezzetli bilgileri tasiyorlardi. Agzindaki sapirdatmaya bakilirsa; keyifliydi akil. Bilgi akimi devam ettikce imparatorlugu giderek gucleniyordu su insan denen varligin topraklarinda.

Devamını Oku… »

Kayıplara Karıştım

Denemeler Yorum Yok »

Kayıplara karıştım… bir gün her kentin, kayıplar listesine kazındı adım…
Bu ben miyim? Ne önemi var bunun… Garip bir suretim yalnızca, yanınızdan geçerken bakındığınız… sizi umursamayan, bilinmedik ezgiler mırıldanan…
Beni anlamanız gerekmiyor, sorgulamayın içinizde durmadan… ne olduğum ya da neler olabileceğimde ilgilendirmiyor sizi…
Aynalara bakıp, arada sırada gülümseyin… bu kadar ketum olmayın. Çevremde asık suretler görmekten sıkıldım…
Bir gün bir çocuğun gülümseyişinde kayıplara karıştım…
Adımı sormayın artık soluk gazete arşivlerine… o kente uğramıyorum uzun süredir… yaşamınızdan çok uzaklardayım… siz yine hep bilindik saçma sapan ritüellerle yaşıyorsunuz… kısırdöngüye sarmış yaşamınızı izliyor ve bazen alay ediyorum sizlerle… kara gözlükleriniz mi, sebebi körlüğünüzün? Ya da gelip geçici bir şey mi bu? Genetik mi? Her hangi bir ırkla aranızdaki üç farktan birimi yoksa…
Tiksiniyorum… hayır, sizinle bir ilgisi yok… kişiselleştirmeyin her şeyi… yalnızca yaşamaktan tiksiniyorum çokça…
Bir şarkı çalıyor… durmadan aynı şarkıyı dinliyorum… tekrar başa dönüyor, tekrar başa, tekrar başa… (hangin around- cardigans)
Hep bir parça eşlik ediyor yaşamıma… bir film şeridi yaşıyor içimde… durmadan çekiliyoruz… kameraman, kes artık şunu diye bağırıyoruz… kimse çıkmıyor ortaya…
Herkes nereye kayboldu… karartıda kayıp mı oluyoruz… her gün yeni bir karar alıyorum… kararlarım birikiyor içimde… beynimde karıncalar kovalanıyor… kesin şu müziği, kameraman sen de kes artık şunu! Defolun başımızdan!
Oyunlarınızı başkalarıyla oynayın…
Deliliğimiz ve biz… gecede hep bir şeyleri aradım… hani şu hep bahsettiğim, bilinmedik ezgileri mırıldanan kulağıma sen miydin?
Neden ellerim üşüyor? Ve ben böyleyken, hala neden güneş doğuyor…
Bakmayın bana, ben biraz farklıyımdır… güleç bir yüzüm vardır oysa…
Gülümserim, ama sahtekarca da değil,içimden geldikçe… komiğimdir birazda… ironiye vururum ülkece başımıza gelenleri… kızarım… anlatmaktan ve hiçbir şey yapamayacağımızı bilmekten yorulurum… tiksinirim…
Çekip giderim sahil kenarı bir parka, çoğu kez… bir şeyler karalarım… bakarsınız, bense görmem hiç birinizi… burada olmam çoğu kez… bir yerlere dalıp giderim… anneannem, kabuslarıma giren babaannem gelir aklıma… ürkerim… çocukken, zihnimde anlamlandıramadığım şeyleri anlamlandırmaya çabalarım…
Sonra kızarım kendi kendime “hey! Geçmişini sorgulama dememiş miydim sana?”…
Sonra her şey başa sarar…
“_Soluk alıp verdikçe koşmalısın… ilerlemeli…” diye söylenir bir ses derinlerden…
Ben, uzaklardayım bilmek istersen eğer… hiçbir şeye gülümseyemiyorum bazen… her şey öyle yavan ki… burada olmaktan utanç duyuyorum ve Tanrım: “_eğer beni duyuyorsan, bir yanlışlık olduğunun farkındayım… buraya ait olmadığımı sende biliyorsun… bu insanlar çok garip… kötü ve emeksiz ne varsa kabulleniyorlar… emek unsuru ne varsa itiyorlar bir kenara… mesleklerinde çok iyi olan insanları, birkaç çapulcuya değişiyorlar… alt kültüre ait ne varsa benimsiyorlar ve git gide her şeyi alt kültüre çekiyorlar… boğuluyorum burada… gülümsemek git gide zorlaşıyor… dört yaşında bir çocuk yardımcı oluyor benliğimi korumama… boğuluyorum Tanrım… boğuluyorum…

Tuba DURAN

www.kaos.gunlugu.com

Duygu ve Akıl Savaşı

Denemeler Yorum Yok »

Akil, ellerini buyuk bir ozguvenle tahtinin iki tarafina koymus en buyuk yaltakcisi mantikla varliklarinin ispati oyununu oynuyordu. Genc kizlar ellerinde altin isiltili tepsilerin icinde bir cok uzak diyardaki ulkelerden gelmis lezzetli bilgileri tasiyorlardi. Agzindaki sapirdatmaya bakilirsa; keyifliydi akil. Bilgi akimi devam ettikce imparatorlugu giderek gucleniyordu su insan denen varligin topraklarinda.

Devamını Oku… »

Sessiz Sevdim

Denemeler Yorum Yok »

Sessiz sevdim ben ne kimseye anlattım seni ,nede kimseye paylaştım.

Sessiz sevdim seni en içten en derinden  çok kıskanarak kenime kızarak kendimden kıskanarak

Sessizce sevdim seni yüreğimle sevdim sessiz bir aş besledim içimde kimse bilmedi sen bile

 Çünkü sessizce sevdim. 

Cuneyt Yigitsoy - Sanal

Denemeler Yorum Yok »

Simdi bu mail  ortamlarinda yazisiyoruz ya. Her birimiz isimlerden ibaretiz. Mail edreslerinden. Klavyenin tuslarindan ortamlara dusen birer elektronik noktalariz.Oyle miyiz gercekten? Oysaki her  bir klavyenin arkasinda bir ruh bir bedende nefes aliyor. Hissediyor,agliyor ve guluyor. Hadi hatirlayalim lutfen! Bizler noktalardan ibaret ilizyonlar degiliz. Devamını Oku… »

Ben O’yum - Gassan SATAR

Denemeler Yorum Yok »

` Kendi basina hicbir seyin varligi yoktur. Her sey kendi yokluguna muhtactir. Olmak farkedilebilir olmaktir` der Maharaj

Haydi duralim burda ve biraz dusunelim.. yaratilisin nedenini, ezelden ebede kadar var olacak olan, O mutlak olan, herseyin yaraticisi Olan`in neden bunca enerjiyi yarattigini?.. ne diyor maharaj; ` kendi basina hic bir seyin varligi yoktur`… O bile mi , O muhtesem Sevgi Isigi Yaradan da mi farkedilmeden yoktur. Devamını Oku… »

Yine Bugün Yine Yeniden

Denemeler Yorum Yok »

Hayata hiç isyan etmeyin.
Öncelikle sunu kabul edin, hayat adil degil.
Hiçbirimiz, hiçbir canli esit yaratilmadi.
Basimiza gelenler de esit degil.
Önce hayatin adil olmadigini kabul etmelisiniz.
Isine akil erdirebildiginiz bir Tanri, Tanri degildir.
Devamını Oku… »

Boş Sayfalar

Denemeler Yorum Yok »

Boş sayfalar, belki de en anlamlı olanları… çünkü boş ve içine katacağın her şey sana bırakılmış, sınırlama yok, sansür yok, yok da yok… öylesine özgür ki, mutlu anıları anımsatır bazen, bazen hüzünlerini, yokluğu unutuverirsin ansızın… Ayna misali içini yansıtır boş sayfalar ve kaleme daima düşman. Korkusunu gizlerim içimi görmenin, sorularımın cevapsız kalacağını bilmenin. Belki okuyanlar deli der bana kim bilir? “Ulan boş sayfa işte, yazarsın dolu olur Devamını Oku… »

Sanrı

Denemeler Yorum Yok »

Bir sanrı gördüm sanki …… büyüyen ben değilim….. lütfen ,ben olmadığımı söyleyin……. o çocuğu geri istiyorum…… hani,dünyanın kendi ekseninde döndüğünü sanan ,umarsız,zeki,saf ve güçlü olan çocuğu……. yitiriyorum onu yavaş yavaş…… ellerimden kayıp gidiyor…. tutamıyorum……. hiç kimse hatırlamak istemiyor onu….. küsüyor bize…. sırt çeviriyor zamanla…… elini ver diyorum ,gitme….. Devamını Oku… »

Hayat Akamıyorum Artık Senin O Soluğu Soğuk Caddelerinde

Denemeler Yorum Yok »

Biliyorum, her zaman öğretmeye çalıştın bana hayat,nasıl akmam gerektiğini … caddelere umarsızca dalıp, ipe sapa gelmez laflar etmemi, göz ardı etmemi bazı şeyleri, her şeyi ….. ve sadakat ölmeli dedin öyle bir çıkmaza girdiğimde…..hatırlamamalı, hiç takmamalı dedin ve hatta sevmemeli kendinden başkasını, akmak için hayatta… sorularım titreşti gecenin bir yarısı, yoksa sabahın körü mü demeliyim? Pek de önemli değil esasında, sözün özü sanırım artık akamıyorum hayat ve akamayacağımda senin o soluksuz kaldırımlarında, adımı hatırlamanda pek umurumda değil, öğrettin ya sen, benden başkası hiç önemli değil ama bilmeni istedim hayat akamıyorum artık senin o soluğu soğuk caddelerinde ve soramıyorum bile, cevabı kendine yakın soruları……. 

 TUBA DURAN

www.kaos.gunlugu.com

Bir düş ararsın tutunacak

Denemeler Yorum Yok »

Bir düş ararsın tutunacak, gölgene sokulur yalnızlığın ve arayıp durduğun o dostların, kara deliklere rastlarlar yollarında dimdik ilerlerken… Sorduğun ya da zihninde canlandırdığın fikirleri umursamaz olur aynalar… ……gitmek istersin, başını alıp gitmek bir başına. Sanırsın, düşler kara deliklere gömülmüş…. bir sanrı canlanır gözünde, ütopyalarına sarılırsın…. Devamını Oku… »

İçimde bir şeyler var,çıkmaya niyetsiz

Denemeler Yorum Yok »

İçimde bir şeyler var,çıkmaya niyetsiz. Şu yasa saçmalığına dalmadan ve saçma sapan ritüellere uymadan bakınmaya çalışıyorum etrafıma…… rutinden sıkıldım , bir iyilik yapıp kendime,gitmeliyim buralardan….. Sorduğum ve soluduğum kadar yalnızım şimdi…. gerçi biliyorum,sorularımın çaresizliğini…… sorduğum kadar uzaklaşıyor dostlar birer birer sırayla….. Galiba yaşlanıyorum…… ne çabuk değil mi….. oldukça genç gözüküyorum halbuki….. Devamını Oku… »

Bir yudum su içtim ve yürüdüm

Denemeler Yorum Yok »

Bir yudum su içtim ve yürüdüm …..git gide kararan caddeye doğru…. ve sokak kedilerine aldırmadan…. doğruyu bilen kim kaldı….ya da doğru ,kaç kişinin zihninde olması gerektiği gibi canlanıyor……. sorularım,kararan cadde ve sokak kedilerimle buradayım dimdik ortada…… yürüyorum…..yürüyorum…… ya da yürüdüğümü sanıyorum…… belki de duruyorum,bu deli safsatası kaosa kapıldım….. Devamını Oku… »

Karmaşa

Denemeler Yorum Yok »

Yaşayan ölü gülümsedi kapıyı kapattıktan sonra hayata…. pencere kenarından yitik hayatları izledi bir süre…… bilinmez ve garip bir ifadesi vardı yüzünde….. öylece kalakaldı, öylece izledi oyunları…… bekliyor gibi bir hali vardı…. yüzündeki öfke gelip geçici türden değildi….. sanırım yorgundu….. güneşi beklerken pencere kenarında, hayatı akıp gitmişti ve mevsimlerden kıştı….. absürdlüklere gülüp geçemiyordu artık….. sanrılarına yenilmişti….. bir dünyası vardı…. ve biz o dünyaya ait değildik…. sanırım yok oluyor zamanla….. eriyip gidiyor öylece, o beklediği yerde….. ben, ben değilim biliyorsun….. senin sanrınım…. varlığına inandığın, gözünde canlandırdığın suretim….. konuştuğumu sanıyorsun oysa yanılıyorsun…. ikinci benin açığa çıktı…. kendinle konuşuyor…. kendinle tartışıyorsun…. içindeki şizofreni rahat bırak…. o sensin….. sende o…. korkuların yavaş yavaş yaklaşmaya başladı ruhuna….. bırak, aynaya yansısın içinde ne varsa yarım kalmış… sözlerim itaat değil….. bir sanrı aleminden sesleniyorum sana…. sanrılarını rahat bırak… ben de bırakıp giderim yoksa seni… o kayıp şehirde yapayalnız… ve isteklerini gerçekleştirememiş bireylerin hıçkırıkları arasında yitip gidersin geceye…. söylesene ne istedin…. ne buldun…… saydamlığından başka neyin var…. bak; hayatın,bunca yıl çabalayıp bir şeyler yapmaya çalıştığın hayatın, bu kadar yer kaplıyor….. gerisi boşluk…. gerisi koca bir yitirilmişlikler zinciri… kendinden kaçma….. sözünü sakınma…. bir gün sende yitip gideceksin çünkü geceye….. senden geriye ne kalacak…… adın mı? Suretin mi? Sen o kalabalıktan biri değilsin ispat et onlara…. izin verme ruhundaki belirsizliğe sızmalarına….. onlar, senin hep zayıf yanını arayacaklar… izin verme bulmalarına…. maskeni aldın mı? Hiç çıkartma onu….. senin parçan olacak zamanın akışında yürüdükçe….. zayıflığını gösterme onlara…. algında canlandırdığın suretin sesini dinle….. ben senin dahi yanınım…. göstermeye çekindiğin ama düşüncelerini yönlendiren dahi yanın…. Bir kaosa saplandım sandım…yanımdasın….. hoş geldin….. sürrealist oldum sanırım,realistim diye çırpınırken…… sözler buraya gelince ürkütüyor beni… bir deli safsatası bu sanırım…. hayır değil, hepsi oyundu çünkü…. bir kitapta okumuştum, “insanın içinde daima iki ses vardır…ama çoğu o ikinci sesi duyamaz…..” diyordu yazar….. sanırım artık duyuyorum….. onunla yaşamak daha keyifli…. birbirini irdeleyen iki düşüncem var sürekli…. düşünen bir beyinde olması gerektiği gibi…. ya sen, sen ne kadar duyabiliyorsun o ikinci sesi….. yoksa susturdun mu farkına varamayıp ?

 TUBA DURAN

www.kaos.gunlugu.com

Geçmişe Soru Sorma

Denemeler Yorum Yok »

Geçmişine soru sorma…. sorular yavanlaşır çünkü zamanla…. aynalara taktım sanırım…. aynada suretini arama….. o sen değilsin, yaşayan(?) suretin yalnızca…. bir kargaşadır gidiyor hayat…. peki sen kimsin…. bu gülümseyen rüzgara karşı kimin sureti….. yorgunluğunu gizle kendinden, uykuya yenik düşme…. bu sen değilsin…. biliyorsun bende ben değilim… dağınık, tedirgin ruhum yalnızca süzülen yaşamın kıyısına…. vakit geç oldu…. dönmeliyiz artık… kaybolan sen değilsin…. geceye karışan suretin. Devamını Oku… »

Dost Üzerine - Nietzsche

Denemeler Yorum Yok »

”Biri daima fazladır etrafımda” - böyle düşünür yalnız kişi. ”Daima bir kere bir sonunda iki olur gider!”
”Ben” ile ”Beni” pek hararetli görüşürler daima: nasıl tahammül edilirdi bir dost olmasa.
Ah! Pek çok derinlikler vardır bütün yalnızlar için. Onun için, bunca özlem duyarlar bir dosta ve onun yüksekliklerine.

Devamını Oku… »

Labirent

Denemeler, Hikaye, Sevdiğim Seçmeler, Öyküler Yorum Yok »

 .
Kitapçılara yakın olanı değil de, uzak olan ikinci bankı seçtiğimde kendime oturmak için, yüzünü göremiyordum hayatın. Oysaki tam şuramda bekleyen bir çocuktu tüm yaşanmışlıklarım, tam şurama saplanıp duran çocukluğumdu. Tüm bildiklerim bir şarkıyı anımsatıyordu bana sadece; “hatırlarmısın bilmem / yıllar geçti üstünden” diyen bir şarkı. Oysa ki bir şeyleri beklediğimi belli eden bir yanı olmalıydı bu hayatın da. Hiç olmadı, ya da ben görmesini bilemedim. Ve uzak adanın ışıkları halen yanıyordu, inatla sabah kadar yanıyordu, inatla sönmüyordu. Oysa ki o ışık! O ışık?
Devamını Oku… »

Standart Yaşama Karşı, Kontra Atak Geliştirme Çabaları yada Ejderhaların Gözüne Bakma!

Denemeler Yorum Yok »

 Gitmek isteriz ve gideriz. Bazen. Bazen de gidemeyiz. Gidemeyiz… işte bin bir türlü bahane. İş güç, koşuşturmaca, sonunda ne olacağını kestiremediğimiz hırs, arzu. Hep birinci olma isteği, çok kazanma hayalleri,insan onurunu ayaklar altına alan bir sürü olay, yazı, dizi, kitap, gazete vs… yaşar dururuz… nefes alıp- vermeden ibaret zannettiğimiz yaşamın en bayağı, en sefil tarafında. Kandırılmışız bir kere. En başından her şeyin. Aslında hiçbir şey “olduğu gibi olmak” zorunda değil. Yaşamımız büsbütün bir dayatmanın altında ezilirken, sistem tarafından tüm güzel hayallerimizi ertelememiz (!) hatta kökünden silmemiz istenmektedir.

Devamını Oku… »

Kod Adı İhanet

Denemeler, Şiir Yorum Yok »

Dudaklar miydi bunlari soyleyen…

Yoksa ellerimiz miydi bizi bize dusman eden…

Belki de alinmis, simdi kurumaya yuz tutmus gullerdi direnen…
Neydi adi…
saman miydi..
alev miydi…
yangin miydi…
kul muydu…
bir yanik kokusu bogazimizda…
kullerini denize doktugumuz ask miydi…

neydi adi…
aci miydi…
dert miydi…
gozyasi miydi…
isyan miydi…
tanimlanamaz miydi…

neydi adi…
kufur muydu…
kir miydi…
pas miydi…
copluk muydu…
kusmuk muydu…
pis miydi…

tek adi vardi konduramadigimiz ben’lerimize… neydi adi… adi “ihanet”…

Yabancılaşma

Denemeler, Öyküler Yorum Yok »

“_Çok mu kötü her şey?” diye sormuştun… bilmiyorum… bir çok şey zihnimde silinmeye yüz tuttu… kalmaktı asıl niyetim, ama artık gitmeliyim… her ne olacaksa, başıma her ne gelecekse… her gün, her sabah, her an dudağımda asılı kalmış bir hüzünle geziniyorum… yaşayan bir ölüyüm, ifademden bunu anlamamak olası değil… bir yerlere gidiyorum, bütün gün ortalıkta gözükmüyorum, uzaklaşıyorum… ama dönüp, dolaşıp yine aynı karanlığa gömülüyorum…

Devamını Oku… »

Risk

Denemeler Yorum Yok »

Doğumla  başlar bütün o merak o dışavurumculuk, günler , aylar , yıllar geçtikçe bu eylim çoğalır artar; insanın doğasında varolan sıkıntı duygusu ve süregelen düşünce mekanizması insanı yeni şeyleri bilmeye öğretmeye , değişik yerlere gitmeye sürükler , tarihimiz bu ve bunun gibi meraksal kavramları içgüdüsel olarak olmasa bile  değişik yerler keşfetmek açısından insanı merak ettiği yerlere sürükler. Devamını Oku… »

her kavanoz kapagini olumune sikarak kapatanlar

Denemeler Yorum Yok »

 

 

Kavanozsanırsın en-cinnu diyarından gelen kötü bir ruhu hapsediyor;

kem alametlere nişan olmuş ruhani varlıklara pıranga vuruyor ki bir daha dünyaya hiç çıkmasınlar…

…kavanoz kapağı kapatıyor yaa! içinde salça, hadi bilemedin turşu olan cam bir kavanozun kapağını.

bu ne hırstır, ne gözü dönmüşlüktür anlamıyorum. bir kavanoz kapağını kendine namus meselesi yapmayı ise hiç kavrayamıyorum; sanki acı çekmeden açılan kavanoz kapakları törelerimize ters, kan davasına gebe objeler.

hayır bir de daha sıkı kapatınca değişen bir şey yok ki? alırsın kavanozu, sonuna dek çevirirsin… en sonunda da şöyle yarım saniye sıkarsın içine hava almasın diye.

bunun için kafadaki kılcak damarları çatlatmanın, spartalılar gibi manyaklaşmanın anlamı nedir allahasen…


Tema & Yazılım Düzenleme : Koray Yalçın   1998 - 2009 Copyright © Tüm Hakkı Saklıdır.