Ben Olayım
Aforizmalar Yorum Yok »şırıngayla çekip alsınlar seni
tüm vücudumdan
ruhumdan
kırıntı bile kalmasın beynimde
ki ben yinee
ben
olayım…
şırıngayla çekip alsınlar seni
tüm vücudumdan
ruhumdan
kırıntı bile kalmasın beynimde
ki ben yinee
ben
olayım…
Kanser
Gibi
Girdi
Ülkeme
Kaçırılan
Eroin
Gümrüklerden
Masum
Yörelere
Bubi
Tuzağı
Geç
Farkedilen
Artık
Çok
Geç
Artık
Çok
Geç
Denilen
Açmışım
Bağrımı
Bilmeden
Bu
Rüzgâr
Bu
Rüzgâr…
*gözümde akacak yaş dilimde söyleyecek kelime ve kalbimde kırılacak yer kalmadı enkaza dönüştü bedenim mecalim yok kurtulamıorum bağırıorum sesim çıkmıo ağlıyorum yaşım akmıo tut elimden diyemiorum artık gücüm yok kurtarın beni buralrdan..
*giden gemilerin arkasından her sabah umutla el sallayan ve akşam olduunda sevdiklerinin geri döneceini bilen aşıklar gibi giden geminin arkasından el sallıyorum ama bende hiç akşam olmıcak!!!!!!!
*bigün gelicek herşey bitecek ozman ben gözyaşlarına boğulucam dünya ise çığlıklara..
*içimdeki fırtınalar ağzımdan kahkaha olarak dökülüo gözümdeki yaşlar ise yüreğime çağlayan gibi akıyor!!
*yaşayabilme ihtimalim 0 ama ölemiyorum da dünya ve sonsuzluğun öyle bi yerinde kaldım ki adeta saplandım ne dünyaya dönebiliyorum ne de gidebiliyorum ya bi adım geriye ya bi adım ileriye peki ya 2side olmuosa ama bi seçim yapmam gerekiosa ??
*kalbinin çığlıklarını beyninin uğultularının susturması..
*gözümden akan son damlalar bunlar al hepsi senin olsun eğer istediğin buysa ama unutma senin gözünden akan her damla beni son nefesime biraz daha yaklaştırıyor…
*güneşin en parlak olduğu anda dünyayı gözlerinin önündeki simsiyah perdenin ardından kapkaranlık görmek….
bazen yalanlar o kadar çok tekrarlanır ki insanlar onları gerçek sanmaya başlarlar. ne yazık ki bazen doğruları dile getirmedikçe onlar da gerçekliklerini yitirmeye başlarlar. insan hafızası zayıftır, bir ağacınki yanında.
* o kadar çok oturunca yürümeye alışamıyor insan, ya da karanlıkta oturunca ışık gözlerini kapatmaya zorluyor. o kadar çok ölünce, ölünmüyor daha fazla sanki.
* her iki kişiden biri, diğerinin şeytanı belki de.
* gölgelerimizin boyumuzdan uzun olduğu saatlerde mutlu oluyoruz gibi.
* eşiği atlamadan kapıyı kapatmamalısın.
* dünyanın en güzel gözleri eşeklerdedir.
* yıllar önce birisiyle tanışmıştım: hiç durmadan, üç telini kopardığı gitarıyla accept, destruction falan çalardı. boksördü, elektrik direklerini yumruklayıp antrenman yapardı. hüzünlendiğinde sahildeki bankları yumruklayarak kırardı, nazikti ama, şu birayı tutar mısın biraz derdi. niye böyle yapıyorsun, sen de diğerleri gibi hüzünlensene demiştim; şiir okuyamıyorum diye cevaplamıştı.
* bir sokağın başında yağmur yağarken ve birisi şemsiyesinin altında yürürken, sokağın sonunda güneþin altında güneş gözlüğüyle duran diğeri yanılıyordu. her yaz istanbul’un herhangi bir sokağýıda oluyor bu.
* bazen sözcükler o kadar tekrarlanır ki, daha önce duyduğunu zannedenler duymaz olurlar bir an. bazen de sözcükler hiç söylenmez, o zaman daha iyi anlaşılabilirler belki de.
* bodrum’a giderken aydın’da bir köyde durmuştuk. köyün bütün insanları şeytana tapıyorlardı ama nedenini bilmiyorlardı. dışardan kız almazlar, kız vermezlerdi. bakkalları, siz neden allah’a taptığınızı biliyor musunuz ki demişti. ipi yere serdik yine de üstünde yürüyemedik o zamanlar.
* saç, hiç çürümüyor. su küflendi ama.
gozlerini kapadiinda gormediini mi sanirsin?
kulaklarini tikadiinda, sesler yok filan mi oluyo?
sustuunda, icinden de mi konusmazsin?
sol elin soansa, sag elin sarmisak midir?
yumurtalardan cikan civcivler, civcivlerden yumurtalar cikmayacaini bilmezler mi?
“elma dersem cik, armut dersem cikma” hangi embesilin icadidir?
bosluu dolduran yine kendisi diil midir? bosluk bunun neresindedir?
preview ne yana duser usta, submit ne yana?
Şiir mumdan kayıklarla alev denizini geçmeye benzer. Şeyh Galib
Böyle durunlarda hayal hatıranın yapamadığından daha fazla başdöndürür. Andre Gide
Kitabın dalgalanan kapağı. Ne çok sayfa, belirli ya da silik, su içmekte olan hayvanların bıraktığı bir dolu iz. Edmond Jabes
Dilsiz gibi oturup kaldım ve ısırdım yanan dudağımı. Goethe
Oysa sırlarım çığlıklarımdan hiç de uzak değildir benim. Mevlana
En kötüsü, şimdi, yakında veya uzakta hiç kimsenin olmaması. Philippe Jaccottet
Duygularımız sözcüklerin ötesindedir. Utanmalıyız şiirlerimizden. Nizar Kabbani
Düşümüzde düş görmeye başlayınca, uyanma zamankı yakındır. Novalis
Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmak isterler. Oscar Wilde
İnsan ruhunun en az sabır gösterdiği şey mutluluktur. Ahmet Hamdi Tanpınar
Budalalar pazara gitmeseydi, çürük mallar satılmazdı. İspanyol Atasözü
Duygu olmaksızın karanlık ışığa, kayıtsızlık harekete çevrilemez. Carl Jung
Duvar kendisine çakılmak üzere olan çivinin ucunu nasıl hissederse, o da şakağında öyle hissetti. Dolayısıyla hissetmedi. Franz Kafka
Aylaklık bütün kötülüklerin kaynağı, bütün erdemlerin tacıdır. Franz Kafka
Dünya kuruldu kurulalı bilinir: Aşk, derinliğinin farkına, ancak ayrılık saati gelip çattığında varır. Halil Cibran
Acının ödülü tecrübedir. Aiskhylos
Arkadaş nedir? İki bedeni mesken tutan tek bir ruh. Aristoteles
Birini öldürmeden önce, geniş ve güçlü bir çevresi olup olmadığını öğrenin. Kurt Vonnegut
Tek kitaplı adamdan kork! Bertrand Russell
sana,
“benim için yaşa”
dediğimi sanma sakın!
yaşamı farkettiğinde bana mecbur olduğunu
nasılsa anlayacaksın.
yankı wermez çığlıklar bu karanlık boşlukta
düşük woltaj dostluklar
ve ben paramparça …
..
boşlukta yer kaplayan ve fakat yine de boşlukta olan ben;
sevemedim bi’ türlü, kendimi
Bir kadeh mutluluk buldum. İçiyorum yudum yudum. Düne inat!
Bakalım bu devirecek mi beni? Bekliyorum…
Devrilinceye kadar içtim bu gece hüznü. Ama hala ayaktayım…
Bak seninle anlaşalım.
İstediğin kadar kanımı em. İzin veriyorum. Yalnız kulağımın dibinde vızıldayıp durma!
Hiç mi örnek almıyorsun diğerlerini?
Kanımızı emerken, ortalığı ayağa kaldırıyorlar mı?
Et ve ot koyuyorlar önüme. Bir de süt ve ürünleri. Aç olan karnım değil ki. Kitapları yutmak istiyorum. Şiirleri içmek. Öyküleri sindirmek. Ne kalıyor geriye, düşünmediklerimizden başka? Beynimi doyuruyorum. Siz karnınızla idare edin. Üstüne bir de kanınızı için. Bir çocuk daha öldürüldü, görmediniz değil mi? İçim(iz)deki çocuklar azalıyor birer birer namlu uçlarında.
Kaybolan yarımı aramak için gittiğim meyhanede, kimliğimi sordu polis. Benim hiç nüfus cüzdanım olmadı ki. Her insandan bir parçayım, hiç kimse değilim. Nasıl anlatmalı? Kendime azım, başkalarına fazla. Kendime fazla geldiğim zamanlarda… sormayın söyleyemem, o ruhumla bedenim arasındaki savaşta.
Kitap sayfaları arasında böceklerinizi kurutuyorum. Nefes alışımla içime kaçıp, hapşırdıkça çıkan böceklerinizi. Bir kere olsun böcek olmamayı başarabilseydiniz! Nefes almamak da elde değil ki… Kendimi dört duvar arasına saklayışım, bu yüzden. Böcek solumaktan yoruldum. İnsanlarla konuşmak istiyorum
657’ye tabisin diyorlar. 365 gün üç rakama tabi olmak nedir, bilir misiniz? Boş verin, prangalarım bende saklı kalsın. Sarı zarflardan kayık yaptım. Küvette yüzdürüyorum. Yalnız kaptanlardan biri asi. Onun dümen kırdığı yön hep aksi.
Çamaşır ipinde dolmalık biberler, mor patlıcanlar, küçük yeşil bamyaların arasında asılıyım. Güneşten kopup gelen bir güvercin tohumlarımı didikliyor. Kanım yere damlıyor. Bırak yakamı, güneşte solacağım. Taş kesiliyor güvercin. Ayakkabımın bağcığını boynuna dolayıp sokak sokak dolaştırıyorum onu, bir süs köpeği gibi. İtiraz etmiyor. Edemiyor. İpler kimin elindeyse onun atı kişner.
Bir böcek duyargalarıyla yanağımı okşuyor. Birazdan ona iyilik yapacağımı bilmiyor. Geçen gün gittiğim lüks lokantada şef garsonun kasıla kasıla ikiz kardeşini bana önerdiğini öğrense şimdi şuracığa, kanatlarının üzerine yığılır kalır. Bunu ona söylemeyeceğim
Ellerim titremiyor! Hayır titremiyor.
Hayır diyorsam hayırdır!
Kağıt mı?
O, tutarken canını yakarsam diye kendiliğinden titriyor.
Bilmiyor ki kalemimle kan kardeşi yaptım onu. Hiç yakar mıyım canını?
Yasak meyvenin dalına tırmandığım gündü. Seni tanımıyordum. Kendimden başka kimseyi tanımıyordum. Sonra tırnaklarınla yüreğimi yoldun. Oysa yatağımda mışıl mışıl uyuyordum. Yastığımda bir parça derinin yanında serçe tırnağın kalmış. Almaya gelirsin diye yüzyıllardır saklıyorum. İçinde, kan izim duruyor. Gel artık, ev pis kokuyor …







Son Yorumlar