TiK TaK TiK TaK …2008
Yaşam Mayıs 14th, 2008
Büyüdüğümü yaşlarımla anladığımda, zamanın hain bir şey olduğunu öğrenmiştim. Büyümek bir zaman sürerdi. O zamanda, büyürdün büyüdüğünü öğrendiklerinle..
Emeklemek yürümek içindi..
Çocukça oyunlarım, gerçeğe hazırlıktı büyüyenler dünyasında…Ve her çocuk gibi büyüklerin algılarıyla anlaşılmaya çalışılırdı oyunlarım.. Saklanan bedenimdi, bulunmak isteyen ise yüreğim… Saklanırdım ama beni bulsunlar isterdim içimde tuttuğum afacan kahkahalarımla…
Büyümek, dünyaya ayak uydurmak için… Büyümek, büyüyen yaşıtlarınla bir olabilmek için.. Büyümek büyüyen dünyada büyük adamlar olmak için… Ve büyümek çocukça, saf algılayışından her şeyi daha etraflıca anlayabilmek adına..
Zamanlarla eşitti büyümek…
Babam ilk saatimi aldığımda ilkokul bire gidiyordum.. Zaman kavramını anlamayan bir çocuk olarak, analog saati anlamamda hayli zor oldu. Hediyemi haketmem gerekirmişcesine, büyük masanın bir köşesine oturduk beraber… Akrep ve yelkovan harek
et ediyor saat 1 oluyor.. Akrep ve yelkovan hareket ediyor saat 6’yı buçuk geçiyor oluyor.. Sonra 7’e çeyrek kala.. Sekizi beş geçe… Ben kocaman gözlerimi açarak dinliyor, anlamaya çalışıyor ama anlamıyordum.. Sandalye büyüyor ben küçülüyordum.. Neden öğrenmeliydim bunca şeyi, anlamadığımdan belki de.. Belki de akrep akrep gibi değildi.Yelkovan da neyin nesiydi bilmediğimden.. 3 birşeye benziyor, 5 yılan gibi ama değil, benzetemediğimden belki.. Belki kolumu ısırıp, eti kemik geçiyor demenin daha komik ve eğlenceli olduğunu düşündüğümden…
O ilk saatimi hala saklıyor olsam da, saatleri nasıl öğrendim bilmiyorum…. Hepimiz öğrendik saatleri bir şekilde… Hayatımızda öğrendiğimiz birçok şey gibi, düzene uymak için kurulmuş “zaman” kavramınında tam içindeyiz.. Ve şu anda akrep 2 de, yelkovan 20…
Ve saatler zamanı, takvimler yılları gösterirmiş.. Saatler birikip 24 edince 1 gün edermiş.. Bunun 12 saatinde güneş olur, 12 saatinde gece… 12 saat 12 kez akrep ediyor.. Ve bir dolu yelkovan… Ve günlerde; bazen otuz, bazen 31 tane birikirmiş.. Bunlarda ay olurmuş 12 tane.. Hangisi otuz gün, hangisi bir fazla için ellerinizi yumruk yapmak gerekirmiş.. Hopp tepe, hoop çukur… Ocak 31, Şubat hırsız 28, Mart 31…. Öyle biriktirirlermiş günleri…. Sonra, Yaz- kış –sonbahar- ilkbahar varmış bir de…. Halbuki, okul tatil- kar yağıyor- denize girme zamanı- aslında o mevsimlerin anlamı… Öyleymiş işte büyüyen, düzene girmesi gereken insanlar dünyasında zaman… Ve akrep yelkovan günleri, günler ayları, aylar mevsimleri ve yılları yaparmış.. Yıllar geçermiş.. Zaman dönermiş.. Biz büyürmüşüz..
Saati öğrenmeye zorlanıp, gözleri kocaman olan o çocuklar şimdi başka şeylere hayret edermiş gözleri kocaman yine… Mutlulukları bir başka, hüzünleri karmaşa…. Büyüyen her çocuk gibi çocuk ruhunu özlerlermiş belki de… kimbilir.. O saf, o naif hallerini…
Günleri biriktiren Aralık artık görevini bitirmeye yakınken, Zaman tam bir yıl olur, 365 gün devrildiğinde yeni bir yıl başlarmış…Yeni günler biriktirmelik…. Ve hep umut ederlermiş, sil baştan başlarcasına… Güz
el şeyler… Sıfır kilometre hayaller… Akrebin yelkovanla ayrı güzellikte buluşacağı, haylaz Şubat’ın çaldığı 2 günün bile önemsiz kalacağı güzel zamanların hayalleriymiş bunlar… Her yeni gibi çocukça, saf ve naif hayaller işte… Çünkü onlar zamana yenik düşmüş büyük çocuklarmış aslında… Zaman hep aynı dönse de o hoş umudu taşıyacaklarmış minik ruhlu büyük çocuklar.. Ve böyle böyle büyüyeceklermiş aslında..
O masada oturup saat kavramıyla ilk tanıştığımda, bir de ismi bile olmayan bir şey varmış akrep ve yelkovan dışında …
“Bu devamlı hareket edenin ismi ne Baba ? “
Hani ismi olmayan..Tik tak Tik tak Tik tak …
Akrep ve yelkovandan çok, çocukken o ilgisini çekmiş en çok….
Akrep bu kalın olan… tik tak tik tik tak…
Yelkovan daha ince olan çubuk…. tik tak tik tak…
Şimdi saat 6… tik tak tik tak…
Şimdi de 5’çeyrek var…tik tak tik tak…
Şimdi saat kaç peki sen söyle ….
“Saat?!? Aa Baba bak tik tak tik tak..”
Hayatı böldüğü zamanlarla değil, geçirdiği anlarla algılayan her çocuk gibi çok güzel anlar diliyorum hepinize… Hayat gerçekten o anlardaki mutluluklarda saklı… Umut dolu, dilediğiniz herşeyin içinde olduğu…. Uzun ve farkedilmeden gitmemiş güzel anlar diliyorum… Emeklemeyi, yürümeyi ve hatta koşmayı öğrendiğimiz gibi, durmayı ve farkında olmayı da öğreneceğimiz anlar diliyorum…
Saat mi..?
Saat ;
Bu yazının okunma sayısı: 56









Son Yorumlar