Güneş doğuyor mu bugünde…Vardır bir bildiği…Ve vardır doğmaya nedeni… Nedeni olmasın varsın… Doğsun.. Aydınlık olsun gün.. Herşeye rağmen… Nedenlerinde üstünde..Veya olmayan nedenlerle….

Herşey bir neden ile örtüşür sanırız ya.. Varsın örtüşmesin.. Varoluşumuzda… Hayatımız… Engeller.. Mutluluk ve Mutsuzluklar.. Hakediş ve Yıkılışlarda..

Ya nedensizse bunlar.. Öyle olmalıydı.. Öyle de oldu diyebilmeli.. Sormadan olduğu gibi…

Sokaktaki aç evsizin, yiyecek bulamayan kedinin ve belki yarın donarak elinden hiçbirşey gelmeden ölecek güvercinin nedeni var mıdır? Yoktur heralde… Hatalarını sevaplarını koyar mı kefeye.. Koymazlar… Yaşamak için standartları da yoktur heralde… Öyledir.. Ve öyledir diyerek teslimdir yaşadıkları hayata ve nefes aldıkları an’a..

Biz, öyledir derken bile sınarız birçok şeyi…
Öyledir nokta.
öyle olmuştur,. virgüllü nokta….
ve hepte öyle olacaktır… üç nokta yan yana…

Bedenlenen her ruhun –egosuyla yaptığı savaş sanırım bu.. Ego varolmak için kesinlikler ister.. Kalın çizgiler, bedeniyle yaşamı arasında.. Çizgiler varolmak içindir.. Kesinliktir –maddi dünyada yaşamı belirleyen…. Diğerlerinden ayırt eden…

Çaresizlik öğrenilirmiş…Unutulabilir mi peki? Yok sayılabilir mi?

İçindeki yangını rüzgar ile söndürmeye çalışmak çaresizligin öbür adı… İçinde kor kor yanar yoklukta… Her çaresizlikle söndürmeye çalıştığın hani…. Alevlerinden alevler doğuran… Sönmeden yanan, yakan yüreği…

Var da yok-Yok ta yokken… Aslında Çaresizlikte yok.. Biz yarattık onu…Ve biz büyüdük çaresizlikleri öğrendik sonra…

En çok çocukken tanrıya yakın olurmuşuz.. Ve biz büyüdük, tanrıdan uzak düştük.. Tanımlamalarla- tanımlamalara sokarak onu… Ve tanrının çocukları olduğumuzu unuturak…Sevildiğimizi, korunduğumuzu yoklukta veya varlıkta..

Çocuklara sormuşlar..Tanrı nerede?…Gökyüzünde demiş hepsi…

Unuttuk çocukluğumuzu ve gökyüzünü… Çocukluğumu özlüyorum… ve farkettim ki; Tanrıyı anlatırken bir çocuğun yaptiği gibi, kaçırarak gözlerimi gökyüzüne çevirmiyorum yüzümü…

Çaresizlikleri sorguluyorum işte… Öyleymiş diyemeden..Varsın öyle olsun diyemeden, demek isterken.. Sabah esintisi katıyorum belki de kalbimde yanan kor aleve her kelimem ile…

*
İçimdeki elmayı dişliyorum bu sabah… Günün alacasında, balkonuma gelen kuşlar evde dünün kurumuş ekmeklerini yiyor oysa… Ölmezler bugün…

Saat sabah 6…Güneş doğmakta..
ve Tanrı bugünde gökyüzünde..

*
*

Bu yazının okunma sayısı: 19