Yalan Nedir
Merak Ediyorum Şubat 21st, 2008bugün nefret edilen ama bir o kadar da talep gören bir huya değinmek istedim dilimin döndüğünce.
yalan nedir diye bir soru yöneltsem eminim farklı cevaplar alırım.zira birazcık nette yaptığım araştırmalarda yalanın,
- insanların kendini kandırması
- dildeki yara
- sığınacak liman
- hastalık
- vicdansızlık
- gerçeklerle yüzleşmekten korkmak
- alışkanlık
- egolarını tatmin etmek
gibi ve daha da çoğaltılabiecek cevaplarla karşılaştım.bunlar aklımda kalanlar ve en çok yalan sebeplerinden birkaçı.
bana göre yalan, yılanın soğukluğu misali bir kere okunuş olarak buz gibi bir kelime.eylem olarak ise, hiç tasvip etmediğim,
karşıdakininin kandırdığı zanneden zavallı hatta yüreksiz insanların aslında kendilerini kandırmasıdır.bilirsiniz insanlar gerçeklerden uzak durmak için
yalanı tercih ederler.zannederlerki sakladıkları şey ile gizli olacaklar ve kendilerini tanıttıkları biçimde kalacaklar.
bu acizlikten ve umutsuzluktan başka bişey değildir kanaatimce.yada bir anlık heveslerinin esiri olmaktan başka bişey değil.
tüm koşullarda kişisel yapılarından uzaklaşmak ve başkalaşmak, çirkinleşmek söz konusudur.
bunu alışkanlığa dönüştürmemiş ama bir anlık gafletle yalana sarılmış insanların yalan söylediklerini,
gözlerinden veya hareketlerinden anlamanız çok mümkündür.çünkü öyle şaşkınlaşırlarki kendilerini ele verirler.
ha bu karşısındaki tarafından yüze vurulduğu gibi zaman zaman da suskun kalınarak ilişkileri zedeleyecek düzeye kadar gelebilir.
alışmış veya yalanı çözüm yolu olarak seçmiş biri olsun yani ne olursa olsun kişi, karşısındakini aptal sanmamalıdır.
çünkü hoş karşılanmadıkları gibi komik duruma düşmekten kendilerini alamazlar.işte onların bu hallerini gülümseyerek izleyenler için güven tükendiği gibi bundan sonra her yaptığı davranışta yada söylediği her sözde itimat eksikliği doğacak, her an yeni bir yalanla karşılaşacakmış gibi endişe ortaya çıkacaktır.
bunu hiç kimsenin birbaşkasına yaşatmaya hakkı yoktur!
dürüstlüğünden ödün veren biri karşısındakine değer verse ne yazar vermese ne yazar onu yalanla dolanla aldatıyorsa?!
zaten sonunda o veya bu şekilde söylenilen yalanın da ortaya çıktığı muhakkaktır.
o vakitten sonra bu yalan ayakkabısını giyen kişi kaybettiklerinin çetelesini tutmaya koyulsada atı alan çoktan üsküdarı geçmiştir.
tüm bağların yıkılmasına, ilişkinin zedelenmesine ve en tuhafı ise onca şeye rağmen kazandıklarının yok olmasına sebep (boyutu ne olursa olsun) söylediği yalandır.
kaldıki ufak yada büyük yalan yoktur hatta bunun pembe, yeşil veya kırmızı gibi renkleride olamaz.
bunları uyduranlarda kesin buna inanmak isteyen, bir şekilde şiddetinin azalmasını sağlamayı seçenlerdir.
bildiğim kadarıyla sadece haksızlığa uğramış birinin canını kurtarmak, savaş sırasında düşmanı alt etmek ve karı-koca arasını bulmak için söylenen yalanlar hoş karşılanabilenecek yalanlardır yani etik yalanlar da diyebiliriz.lakin bunlar dışında hep birilerini aldatmak için söylenen yalanların hiçbir kabul edilirliği yoktur!
kötü ve ileri boyutu hastalığa hatta yaşam biçimine dönüşen yalandan uzak olmanız, kişiliğinizden ödün vermemeniz ve her zaman doğrunun yanında olmanız dileğiyle..
inanıyorumki o zaman çevrenize daha çok güven verecek, vazgeçilmeyen insan olacaksınız.
hepiniz sevgimle kalın, sağlıkla nefes alın!
nurdan özcan / 16.01.2008
& & & & & & & &
Ellerinize Ve Yalana Dair
Bütün taşlar gibi vakarlı,
hapiste sÖylenen bütün tÜrkÜler gibi kederli,
bütün yük hayvanları gibi battal, ağır
ve aç çocukların dargın yüzlerine benzeyen elleriniz.
Arılar gibi hünerli, hafif,
sütlü memeler gibi yuklu,
tabiat gibi cesur
ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizleyen elleriniz.
Bu dünya öküzün boynuzunda değil,
bu dünya ellerinizin üstünde duruyor.
Ve insanlar, ah, benim insanlarım,
yalanla besliyorlar sizi,
halbuki açsınız,
etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız.
……….
Nazım Hikmet Ran
Bu yazının okunma sayısı: 212








Son Yorumlar