GüneÅŸin en parlak olduÄŸu anda dünyayı gözlerinin önündeki simsiyah perdenin arkasından kapkaranlık görmek.. Bilmiyorum neden böyle, güneÅŸin bana neden görünmek istemediÄŸini anlayamıyorum bir türlü.. Ama inanıyorum, inanıyorum bir gün benim gözümdeki siyah perdenin de kalkacağına ve iÅŸte o zaman güneÅŸin tüm güzelliÄŸini ve dünyanın tüm renklerini görebileceÄŸime.. Belki çok uzak belki çok yakın belki de hiç bilmiyorum ama bu bilinmezlik inanmama engel olamıyor.. İNANIYORUM… Zaten yaÅŸamak inanmak, çabalamak üzerine kurulu deÄŸil mi?? Zaman zaman çok mutlu olmak, zaman zaman mutsuzluÄŸun zirvesinde dibe vurmuÅŸ olmak deÄŸil mi hayat??

Ne gariptir ki mutluluk az uÄŸrar benim semtime. Belki de ben bilemiyorum mutluluÄŸun gerçek tanımını. İnanmaktan, beklemekten ve çabalamaktan baÅŸka birÅŸey gelmiyor çoÄŸu zaman elimden.. MutluluÄŸun kapımı çalacağı anı beklemek ama inadına inancımı yitirmemek… Biliyorum inancımı kaybedersem benliÄŸimi de kaybederim. Sessiz, mutluluk oyunu oynayarak bekliyorum.. Hayatın bana karşı bu kadar acımasız olacağına inanmıyorum. Görüyorum büyük acılardan sonra büyük mutluluklar, büyük çıkmazlardan sonra büyük yollar sunuyor hayat bizlere..Farkındalığın, bekleyiÅŸin, yorgunluÄŸun doruk noktasından sesleniyorum size; umarım güneÅŸ biran önce doÄŸar… Bir taraftan da korkuyorum aslında..Ya perdeler kalktığında da göremezsem… İşte bu düşünce tüylerimi ürpertiyor ama yine de korkum sonuca ulaÅŸma isteÄŸimin önüne geçemiyor.

Ümit ediyorum ki mutluluk çok yakında mutlu olmayı bekleyen herkesin kapısını çalacak tabii benim de…

LITTLE MISS SUNSHINE


Bu yazının okunma sayısı: 139