Kimsenin adını bilmediği uzak mı uzak bir şehirde bir kız yaşarmış zamanın birinde.. Günlerini yazı yazarak, düşünerek ve bahçesindeki çiçeklerle uğraşarak geçirirmiş. Kimseler bilmezmiş kızın adını kimseyle konuşmazmış çünkü kız ama kızın bu gizemli hali herkesi kendine hayran bırakırmış. Şehre geldiğinden beri tek kelime çıkmamış ağzından zaman zaman hıçkırıkları duyulurmuş sadece ama kimsenin gidip sormaya da cesareti yokmuş.

Derken bir yabancı gelmiş bu şehre, herkes şaşırmış çünkü şehirde yaşayanlardan başka kimsenin bu şehri bilmediği düşünülürmüş. Yabancı geldiği ilk anda hayran kalmış kıza.Kız çok güzel değilmiş ama bakışları çok özelmiş. Günler geçmiş, aylar geçmiş yabancı gidememiş bilinmezler şehrinden. Alıkoyamıyormuş kendini kızın bakışlarındaki derinliğe bakmaktan.

Günlerden birgün tüm engellere rağmen bütün cesaretini toplamış ve şehrin en güzel bahçeli kulübesine gitmiş.. Burada yaşıyormuş kız. Gittiğinde rengarenk, çeşit çeşit çiçeklerin arasında yatarken bulmuş kızı. Gözlerinde yine tüm sözcüklerden daha anlamlı, kelimelerle anlatılamayacak bir bakışla karşılamış kız yabancıyı.. Tanışmak,konuşmak istediğini söylemiş yabancı. Kız sadece gülümsemiş hafifçe yine hiç konuşmamış. Yabancı ona bakışlarının güzelliğinden bahsetmiş saatlerce.. Niye herkesi kendinden mahrum bıraktığını sormuş ama ne fayda yine yanıt alamamış. Uzunca bir süre hergün kızı görmeye gitmiş ve her gittiğinde biraz daha bağlanıyormuş kıza.Her gün birkez daha söz veriyormuş kendine bu gizemi çözmek için..

Bir gün elinde bir buket mavi gülle gitmiş kızın yanına çünkü bahçesinde olmayan tek çiçekmiş mavi gül. Fakat bu kez kız o anlamlı bakışı ve yabancının içini ısıtan sıcacık gülümsemesiyle karşılamamış yabancıyı. Buğulu gözlerle bakıyormuş mavi güllere ve bir süre sonra koşarak uzaklaşmış yabancının yanından kulübeye kapatmış kendisini. Yabancı gitmeye devam etmiş kızın yanına ama kız göstermemiş bir daha kendini yabancıya. Yabancı bir gün bir not bulmuş kapının üzerinde. Kız bilinmezler şehrine geldiğinden beri ilk kez biriyle -sözcüklerle- iletişim kuruyormuş. Yabancı büyük bir heyecan içinde açmış katlanmış olan gül kokulu kağıdı ve o günden sonra bir daha gitmemiş kızın yanına çok üzülsede..
Günün birinde karar vermiÅŸ bilinmezler ÅŸehrinden gitmeye çünkü o bakışlar olmadan yaÅŸamanın bir anlamı yokmuÅŸ bu ÅŸehirde.Ama gitmeden önce son bir kez görmek istemiÅŸ kızın o eÅŸsiz bakışlarını bunun için yine bütün cesaretini toplayıp çalmış kızın kapısını, açıkmış kapı.SeslenmiÅŸ cevap veren olmamış büyük bir heyecanla içeri girmiÅŸ yabancı. “Lütfen beni son bir kez kabul et yanına lütfen son bir kez gözlerine bakma mutluluÄŸundan alıkoyma beni gidiyorum” demiÅŸ yabancı.Ama yine cevap gelmemiÅŸ. Yürümeye devam etmiÅŸ yabancı ve en sonunda kağıttaki gül kokusunu duymuÅŸ yeniden kapalı bir kapının önüne getirmiÅŸ bu koku onu.Açmış kapıyı usulca..

Oda mavi güllerle bezeliymiÅŸ heryerde mavi gül varmış ve yabancı yere baktığında mavi güllerin üzerinde bembeyaz bir elbiseyle yatan kızı görmüş..Kızın etrafındaki mavi güllerin üzerinde kan varmış tabi bembeyaz elbisenin de öyle yabancı korkuyormuÅŸ düşündüğünün olmasından ama ilk kez bu kadar donuk bakıyormuÅŸ kız..Yabancı yavaşça gitmiÅŸ kızın yanına diz çökmüş ve tutmuÅŸ ellerini bir türlü anlayamamış kızın bunu neden yaptığını.. Ölmek ona hiç mi hiç yakışmamış çünkü. Kızı kucağına almış ve o sırada bir not daha görmüş güllerin üzerinde o da gül kokuyormuÅŸ. Almış ama açmamış yabancı kağıdı, uzun uzun koklamış açmaya cesareti yokmuÅŸ. Åžehirden ayrılıyormuÅŸ artık çiçeklerin arasındaki mezarında huzur içinde yatmasını diliyormuÅŸ kızın, giderken.. Ama hala anlamıyormuÅŸ neden kızın ölümü seçtiÄŸini… Ve karar vermiÅŸ kağıdı açmaya.. Usulca açmış.
Şöyle diyormuş kağıtta ;
“Yıllarca bahçemdeki tek eksik çiçekle gelmesini bekledim beyaz atlı prensimin. Bilinmezler ÅŸehrine gelmeden önce tüm çiçekler sunuldu ama çok büyük yaralar açıldı kalbimde. Bilinmezler ÅŸehrine sürükledi bu yaralar beni, biliyordum bir gün birinin bulacağını ve mavi güllerle geleceÄŸini. Seni ilk gördüğümde yabancı, o kiÅŸinin sen olduÄŸunu anlamıştım. Ama mavi güllerimle geldiÄŸinde korktum. Sonra bekledim günlerce içeriye girmeni ama sen gelmedin. Ve ÅŸimdi mavi güller azrailim, beyaz elbisem de kefenim oluyor. Yıllarca gelmesini beklediÄŸim MAVİ GÜLLER.. Ben ölüyorum, sen gidiyorsun umarım baÅŸka bir bilinmezler ÅŸehrinde çıkarsın karşıma. Kapıda bulduÄŸun ilk notun gizemini bir gün çözeceksin inanıyorum ve son dileÄŸim sakın piÅŸman olma.. Ben istedim anlamamanı, ben istedim son nefesimde mavi güllerle olmayı!..”

little miss sunshine …


Bu yazının okunma sayısı: 370