Paradoksu oluşturan her şey insanoğlunun mevcut gerçeğin üzerinde kurduğu ikinci gerçeklik kavramlarıyla oluşurlar, bu da yalanlar üzerine (insanların daha iyi yaşayabilmesi için öngörülen) dünyada ne gibi mantıksızlıkların olduğuna dair küçük ipuçlarını sergilerler.

Mesela bir paradoksu ve onun çözümünü inceleyelim. “ben devamlı yalan söylerim” güzel bir paradox eÄŸer kiÅŸi bunu söylerken yalan söylemiÅŸse hiç yalan söylemiyor demektir ve tersi. EÄŸer doÄŸruyu söylediyse ÅŸu an doÄŸru söylemiÅŸ olması imkansız olacak deÄŸil mi?.
Öncelikle insanın paradoks olduğunu düşünmesini sağlayan şeyin ne olduğuna dikkat edin. Ben derim ki bunu düşünmemizi sağlayan burada kullanılan geniş zaman ekidir. Onunda temelinde dil bilgisi ve kullanılan sözcüklerin yapılan eylemlerin aynısı olamayacağı konusunda olacaktır.

 GeniÅŸ zaman kullanmak tamamıyla yanlıştır. Bir ÅŸeyi “yaparım” dediÄŸimizde gelecek ve geçmiÅŸte, bundan önce her zaman yaptığımız ve bundan sonrada her zaman yapacağımıza emin olduÄŸumuzu kastederiz.

 Ama gerlecekte ne yapacağını bir insan tam olarak bilemez. Bu yüzden burada şaşırtıcı olan paradoks değil, yalandan ekklenmiş bir konuşmaya, yalandan eklenmiş bir yaşam biçimine ve yalandan eklenmiş sahte gerçekliğe ne kadar fazla alışmış olduğumuzdur.

Geniş zamanın dilde kullanılması görünüşte insana hiç bir şekilde zarar vermemektedir. Ama gerçek olan şudur ki: insana zarar veren şeyleri ortadan kaldırmaya alışmış olmamız bizi hakikatin uzaklarına fırlattıkça, gerçekte neyin zararlı neyin zararsız olacağı konusunda da bize öğretilenlere olan güvenimizin azalması gerkmektedir.


Bu yazının okunma sayısı: 138