Herhangi bir şeyin paradoks olması için o şeyin gerçekliğin dışında kalan bir kavram olması gerekmektedir. Bu yüzden eğer benim söylediklerim (yazdıklarım) gerçeği olduğu gibi yansıtıyorsa paradoks olması imkansızdır. Daha önce bahsettiğim gibi bir paradoksu herhangi bir doğrusal olgu olarak kabul eden birisi gerçkliğin içindeki sapmalara  da gözünü yumacak bunların derinliğinde yatan yanlışlıkları ve gözlerinin önüne serilmiş olan perdenin arkasını göremeyecektir. Gerçeği insanların ona anlattığı gibi kabul ederek yoluna devam edecek ve merak etme duygusundan mahrum kalacaktır. Düşünme ve felsefe dediğimiz metafizik olay zaten merak duygusunun gelişmiş halidir. MErak duygusunu oluşturan şey yine içgüdülerin oluşturmakta olduğu metafiziklerin en önemli ve en temel olanıdır. Ondan önce gelen içgüdülerdir. Yani merak aslında duygularla içgüdülerin arasında bir yerde duruyor. Neyse çok uzatmadan özetlemek gerekirse paradoks yoktur. Ama paradoks gibi bir çok inandığımız ve içinde bulunduğumuzu sandığımız şeyde gerçekte yoktur. Ve bu olmayan kavramların arasında insanoğlunun aklı karışmış durumdadır. Gerçeği ayırdetmek için çok fazla uğraşı gerekir hale gelmiştir.


Bu yazının okunma sayısı: 160