Aylık arşivler: Ocak 2008

çabamın bavulu

…tek bildiğim, dün babamın bugün benim ödediğim faturaların üzerindeki her harfin benim bavulumdan çalındığı. tek bildiğim, her sabah o iğrenç çalar saatin alarmının melodisinin bir zamanlar bir başkasının bavulundaki bestelerden çalındığı. tek bildiğim, bugün herhangi bir ofisin fotokopi makinesinden kağıda yayılan kopyanın kim bilir kimin bavulundaki röprodüksiyon denemelerinden çalındığı. tek bildiğim tüm bunları hem benim çaldırdığım, hem onların haince benden aldığı…ama geri alacağım, o zinciri kıracağım ve o çabalarımın karşılığına varacağım, biliyorum.

isveç akademisi’nin değerli üyeleri ve değerli konuklar ve onlardan da değerli  romanlarımı çalanlar ve o matematik öğretmeninden fotoğraflarını ve o dış ticaret uzmanının şarkılarını ve tüm amatör tiyatrocuların oyunlarını ve heykeltıraşların kirli ellerini ve ressamların fırçalarını çalanlar ve bizzat kendim ve dahi sevgili babam, o bavulu geri istiyorum ulan !

ruhuma sahip olabilirsin ama bedenime asla

…hava da sogukmus. üsüyo mu ki acaba? kalin birseyler giyseydi üstüne bari. hiç isik da yok etrafta, kafami kaldirip bakiyorum ama güç bela seçiliyo silüeti. bir tuhaf gölge sadece, yildizlarin arasinda gecenin karanliginda zar zor ayirt edilebilen. nasil simdi yüz ifadesi, sesi iyi geliyo gerçi ama… yorgun mu bakiyodur? endiseli midir? sasirmis midir? mutlu mudur? anlayabilmek için ne var ki elimde? bedensiz olmuyo mu yoksa? yoksa insan noolursa olsun görüp dokunmayinca, koklamayinca, kendi bedeni üstünde duymayinca onu hiçbirsey hissedemiyor mu? ama bu içimdeki ne o zaman? en tuhaf zamanlarda bir gelip bir giden bu tuhaf kelebek uçusmalari midemde? ya bu ellerimin titremesi, nerden çikti ki? bedensiz, çiplak, bir basina bir ruh bunu yapabilecek kadar güçlü olabilir mi? uzakligi asip ta içine isleyebilir mi insanin? yapabiliyormus demek…

İniltiler

*gözümde akacak yaş dilimde söyleyecek kelime ve kalbimde kırılacak yer kalmadı enkaza dönüştü bedenim mecalim yok kurtulamıorum bağırıorum sesim çıkmıo ağlıyorum yaşım akmıo tut elimden diyemiorum artık gücüm yok kurtarın beni buralrdan..

*giden gemilerin arkasından her sabah umutla el sallayan ve akşam olduunda sevdiklerinin geri döneceini bilen aşıklar gibi giden geminin arkasından el sallıyorum ama bende hiç akşam olmıcak!!!!!!!

*bigün gelicek herşey bitecek ozman ben gözyaşlarına boğulucam dünya ise çığlıklara..

*içimdeki fırtınalar ağzımdan kahkaha olarak dökülüo gözümdeki yaşlar ise yüreğime çağlayan gibi akıyor!!

*yaşayabilme ihtimalim 0 ama ölemiyorum da dünya ve sonsuzluğun öyle bi yerinde kaldım ki adeta saplandım ne dünyaya dönebiliyorum ne de gidebiliyorum ya bi adım geriye ya bi adım ileriye peki ya 2side olmuosa ama bi seçim yapmam gerekiosa ??

*kalbinin çığlıklarını beyninin uğultularının susturması..

*gözümden akan son damlalar bunlar al hepsi senin olsun eğer istediğin buysa ama unutma senin gözünden akan her damla beni son nefesime biraz daha yaklaştırıyor…

*güneşin en parlak olduğu anda dünyayı gözlerinin önündeki simsiyah perdenin ardından kapkaranlık görmek….

Derste ..

nefes almak bu kadar zor gelirken inadına yaşamaya çalışmak ve her seferinde biraz daha sona yaklaşmak…

belki de aslında yaşamak istememek ama bir taraftan da bırakamamak nefes almayı,durduramamak zamanı ve her geçen saniye biraz daha yok olmak..

kafanı kaldırdığında sana bakan onlarca çift göz ama dudaklarda kocaman bir gülümseme sen her saniye yok olurken senin yokluğunla var olan bir sürü canlı…

her geciken kalp atışı senin sonunu hazırlarken başkalarına mutlu yarınlar bırakıyor..NE GARİP!!!

ölmek isteyip ölememek asıl zor olan!yaşamak bu kadar zor gelirken neden ölmeyi denemiyoruz o zaman?neden cesur değiliz ölebilecek kadar??

yok olmak mı ölmek mi?hangisi daha az acıtır??aslında cesaret isteyen hangisi?..

BİLMİYORUMMMMMM!!!

Otobüste ..

Güneşin en parlak olduğu anda dünyayı gözlerinin önündeki simsiyah perdenin arkasından kapkaranlık görmek.. Bilmiyorum neden böyle, güneşin bana neden görünmek istemediğini anlayamıyorum bir türlü.. Ama inanıyorum, inanıyorum bir gün benim gözümdeki siyah perdenin de kalkacağına ve işte o zaman güneşin tüm güzelliğini ve dünyanın tüm renklerini görebileceğime.. Belki çok uzak belki çok yakın belki de hiç bilmiyorum ama bu bilinmezlik inanmama engel olamıyor.. İNANIYORUM… Zaten yaşamak inanmak, çabalamak üzerine kurulu değil mi?? Zaman zaman çok mutlu olmak, zaman zaman mutsuzluğun zirvesinde dibe vurmuş olmak değil mi hayat?? Okumaya devam et

Mavi Güller

Kimsenin adını bilmediği uzak mı uzak bir şehirde bir kız yaşarmış zamanın birinde.. Günlerini yazı yazarak, düşünerek ve bahçesindeki çiçeklerle uğraşarak geçirirmiş. Kimseler bilmezmiş kızın adını kimseyle konuşmazmış çünkü kız ama kızın bu gizemli hali herkesi kendine hayran bırakırmış. Şehre geldiğinden beri tek kelime çıkmamış ağzından zaman zaman hıçkırıkları duyulurmuş sadece ama kimsenin gidip sormaya da cesareti yokmuş. Okumaya devam et

Yine de …

Çok zaman geçti üzerinden…. Ben büyüdüğümü hissediyorum artık. O kadar acı çektim, o kadar gözyaşı döktüm ve o kadar çok yıprandım ki artık hayatın bana oynadığı oyunlara aldırmıyorum bile..

Ama bildiğim birşey var ben gerçekten öğrendim sevmeyi!!! Kimsenin bunu haketmediğini bile bile… Zaten sevmek bu değil mi?? Ateşin yakıcılığına aldırmadan, durup düşünmeden hatta gözünü bile kırpmadan alevlerin arasına atlamak değil mi aşk?? Peki gerçekten yanmaya değecek şeyler yaşanabiliyor mu??

Tüm olumsuzluklara, tüm acılara rağmen “iyi ki vardı” diyebilecek kadar güzel yaşanmışlıklar da kalıyor mu geride?

Anlamıyorum, anlayamıyorum…

Neden hiç kimse bu soruların cevabını bilemezken her şeyi göze alarak aşık olmak istiyorum der? Nasıl bir duygu ki bu! Hayatımızdan, bizden alıp götürdüklerini gözardı edebilmek bu kadar kolay olmamalı!!! Bir cevap istiyorum..

Çok yoruldum ben bu bilinmezlikten!!!

Yine de söylüyorum ;

AŞIK OLMAK istiyorum……

Belki de Unutmuşuz İnsan Olmayı

Günü geçmiş aşkların esiri olmuşuz
Oysa ne güzelmiş eskiden sevmek
Delicesine, tutkuyla, ölürcesine bağlanmak
Belki de tüm bunlardan korkar olmuşuz

Kiralık aşklar yaşar olmuşuz
Oysa ne güzelmiş eskiden sevmek
Uğruna dağları bile delebilmek
Belki de koşmaktan yorulmuşuz

Yaşamaktan kaçar olmuşuz
Oysa ne güzelmiş eskiden hayat
Sevilerek yaşayabilmek
Belki de sevmekten korkmuşuz

Gerçekleri saklar olmuşuz
Oysa ne güzelmiş eskiden hayat
Riyasız yaşayabilmek
Belki de yalancı olmuşuz

İnsanlardan kaçar olmuşuz
Oysa ne güzelmiş eskiden hayat
Sıcak ortamlarda sohbet edebilmek
Belki de dostluktan korkmuşuz
Belki de…
BELKİ DE UNUTMUŞUZ “İNSAN” OLMAYI!!

Atam İzindeyiz – Aziz Nesin

Atam, hala yaşıyorsak:
Edepsizlik sayesinde!
Altı oku soruyorsan,
Politika dehlizinde!

Hele partin senden sonra,
Devrimlerin tavizinde!
Vasfedeyim halimizi,
Kalemime ver izin de!

Yobazlarla gericiler,
Onlar bizden daha zinde!
’Atam, Atam..’ derler ama,
Bir adınız var sizin de..

Halkçılıkla devletçilik:
Anlatamam, çok hazin de..
Çoktanberi sahteciler,
Ağır çeker her vezinde!
Tek umut var, o da yalnız,
Amerikan dövizinde!

Sorma Ata’m, halimizi,
Hal mi kaldı anlatacak..
İşte geldik dizindeyiz!
Yata yata çok yorulduk,
Tatil yaptık, izindeyiz!

Sanayide henüz daha,
Cafer için lazım diye,
Amerikan bezindeyiz!
Geçeceğiz Avrupa’yı
Ama şimdi izindeyiz!

Hocamız var, hacımız var,
Uçan kuşa borcumuz var,
El oğlunun ağzındayız!
Ama bizi zor bulurlar,
Bahar, yaz, kış izindeyiz!

Evet, doğru söylemişsin:
’Türk milleti çalışkandır! ’
Biz de senin tezindeyiz!
Dinlenmekten yorulduk da,
Onun için izindeyiz!

Zinde kuvvet diye söz var,
Kimse bilmez adresini,
Ah izindeyiz, vah izindeyiz!
Bugün değil, bu yıl değil,
Çoktan beri izindeyiz!

İlerledik Ata’m öyle,
Şimdi görsen tanımazsın:
Amerikan tarzındayız!
Arasan da bulamazsın,
Otuz yıdır izindeyiz!

~ Aziz NESİN ~

Kimse

zamanı yıllarla tartanlar
yanılırlar
hiçbir şey tartılmaz başka bir şeyle
hatta çoğu zaman kendiyle bile
yaşanır, içini tohuma bırakır
geçer gider
geçmez sandıkların bile

hiçbir geçen tartılmaz kalanla
neyin kaldığını çoğu kez kendi de bilmezken insan
kimse kimse kimse
sahi kimse
ya da hiç kimse
söylediklerimden çok
sustuklarım
seçtiklerimden çok
reddedilmek için
ne kadar varsam
o kadar kimseyim kendime

güç kötü bir şey
kaderken de
kaldıramazken de
güç kötü bir şey
güçlüyken de
güçsüzken de
kaldığın yerden devam etmenin karanlığı
benzemiyor hiçbir çaresizliğe
kimin kaldığı yer var ki dünyada
kaldım sandığın yer
bizden geçendir çoğunlukla
içimizi parçalaya çoğalta
hâlâ gittiğim sona aceleci adımlarla
bütün iş birinin dediği gibi,
yavaşça acele etmek aslında

ölene kadar yavaşla işte
ölene kadar yavaşla
ne başkalaştırırsan o kadarsın
başkalarının imtihanlarından büyük gelecekler umma

çaresizlik bile bizden bir başkası yapmaya yetmez
bize biçilmiş döngüye katlanırız yalnızca
bir bakıma hiçbir yerdeyiz
bir bakıma yalnızca buradayız
var oluşumuzun ağırlığı altında ezilirken yapayalnız
ait olduğunu sandığın bütün grupların içinde yapayalnız
reddin imkânları sayım kayıpları yoklama kaçakları
sanma ki hayat bizi bekler başka kıyılarda
oysa biz buradayız
halsiz, kanıtsız
yılların neyi tarttığını bile bilmeden
kendi gücümüzün altında azala azala

kollarımız kadar kulaç kalplerimiz kadar sahil
hiçbir adanın almadığı yalnızlarız,
tamamlanmamış haritasında
define ve varlık
geleceğin tarihe dağıttığı kayıplar
bir gün birbirini bulmanın umuduyla

gölgemizle barışmanın uzun yolculuğu: büyümek
kendiyle tanışmayı erteler insan çoğu zaman
hayat yanlışlarla kısalır
başka biri olarak girdiğimiz bir kapıdan
bir diğeri olarak çıkarız
gündeliğe katlanmak için başkalarını kandırırken kendimizi yanıltırız
içimizi denerken yüzeriz farklı yüzlerle kendi içimizde bile
bu yüzden aşk yalnızca bir fikirdir
bu sefer gerçekleştirdiğini sandığın bir fikir
hep öyle oldu bende
hep saklı kaldı içimdeki anahtar
ve hep aynı kilitte kırıldı

fikirler de zamanla değişir
kırıldıkları yerde
kırıldıkları yer her şeyi değiştirir

zamanla bir şey söylemez artık kırılmak bile
sonra başka bir başlangıcın kapısında
aynı korkularla kalakalırız
daha önce de söylemiştim:
kimse yoktur kimsenin kimsesizliğine
her şiirin gizi başka bir şiirle
açıklar kendini
demiştim ya, hep öyle oldu bende
böyle katlandım kimsesizliğe
o birini ararken bile biliyordum
hiç kimse hiç kimse hiç kimse….

Murathan Mungan