Ben ve Piç Edilmiş Bir Ütopya
Eleştiri - Yorum Aralık 29th, 2007Demir Ökçe’sini biliyordum London’ın. 18 li yaşların uçarı zamanlarında ne coşkuyla okuduğumu hatırlıyorum. Hak adalet ve hatta sosyalizm vurgularıyla nasıl da etkilenmiştim. Başka kitabını okumamıştım. Geçen haftaya kadar… Kendimi bildim bileli “tropik bir ada ve yalnız başıma yaşama” ütopyam vardı. Mümkün olmasa da seviyordum bu ütopyamı. Seviyordum çünkü orada “huzur” bulacaktım. HUZUR ne değerli şey benim hayatımda. Benim gibi takıntılı biri için ne çok şey demek… Bunu yalnız ve birtek ben bilebilirim. Kimsenin anlamasını da beklemiyorum. -Zaten ne oluyorsa hep benim anlaşılamamdan oluyor ya neyse bunu geçelim-
Okuyacak bi şey bulamamaktan başlamıştım Martin Eden’i okumaya. (ne ahmaklık ama) Sonra roman’ın kahramanıyla olan benzerliklerimize gülümsemeye başladım. Gittikçe trajikleşmeye başlamıştı düşünsel benzerliklerimiz. Kitap “şaka” gibi gelmeye başlamıştı bana. Ne ki kitap hakkında yazılan tanıtım yazısına göz atıncaya kadar. Jack London’ın otobiyografik romanıymış.
Martin (ya da Jack) sonunda huzur bulabileceği neredeyse benimkinin tıpkısı olan ütopyasına yol almaya başladığında aynı huzur beni de sarmalamaya başlamıştı.
…
Refah Partisi’nin popüler olduğu zamanlarda otomobillerin arka camında sıkça görürdüm o yazıyı “HUZUR İSLAMDA” Şimdi bir etiketçi arıyorum. Arabamın arka camına yapıştırmak için “HUZUR ÖLÜMDE sanırım” yazısını…
<<’Aşırı yaşama sevgisinden,
Ümit ve korkudan kurtularak,
Tanrılara, her ne iseler onlar
Kısaca bir şükran sunarız
Ki hiç bir yaşam sonsuza dek sürmez;
Ki ölüler asla dirilmez;
Ki en yorgun ırmak bile
Güvenle denize döner bir yerde
Bu yazının okunma sayısı: 150








Son Yorumlar