Bilge Sanatkumar, Tanrılar ve Şeytanlara, gerçeklerle ilgili  şöyle
sesleniyor.

Duyular arındığı zaman,kalb arınır,
Kalb arındığı zaman,nihai gerçeğin devamlı hatırlanması vardır,
Gerçek devamlı hatırlanırsa bütün cehalet bağları kopar.
Zamanı gelince de nihai gerçek bilinçte deneyimlenir.
Böylelikle özgürlüğe ve ölümsüzlüğe ulaşılır.Bu durum,dünya
yaşamının ilahi kuralıdır.

Nihai gerçek olan  olan Tanrı’nın(Brahman) şehridir beden. 
Kalb onun evidir.
Bu ev lotus (nilufer)şeklindedir.
Bilinmesi gereken şey oradadır.
Herkesin aradığı, heryerde aranılan  varlık oradadır.
Ölümün ötesindeki gerçek oradadır.Amaç oradadır.
Kalbin içindeki  bu evdeki evren, dışardaki evren kadar büyüktür.
Gökyüzü, yeryüzü,güneş,ay,yıldızlar ve herşey onun varlık
okyanusunun içindedir.
Her arzu oradadır.
Dış alemde ne varsa, bu alemde de vardır.
Izdırapların,günahların,açlığın,susuzluğun ötesindeki öz benlik-
atman-orada ikamet eder.

Kişinin yaşamış olduğu tüm dünya zenginliklerinin  ve zevklerinin
geçici olması gibi.
İlahi seromonlierin yerine getirilmesiyle kazanılan göksel-semavi-
zevklerde de geçicidirler.
Kişi,
kalbin lotusu içindeki  gerçek varlığı idrak edip,deneyimlemedikçe,
daimi mutluluğu bulamaz ve arzularına göre serbestçe hareket edemez.
Ancak kişi bu  gerçek  varlığı  tanıdığı zaman,daimi mutluluğa
ulaşır ve arzularına göre hareket edebilir.
Böyle bir insanın arzularının  gerçekleşmesi  kolaylaşır.
Bunu bilen bilge kişiler her gün bu mabede girerler.
Özbenlik -atman- bir bir köprüdür,varlığa ulaşan yolda.
Özbenliğe ulaştıp, saflaştıkça ölmüş atalar rüya ve -astral-vizyon
aleminde görülür hale bürünür.
Özbenlğini-atman,saf benlik-bir hazine bil.
Ayağının altında bir hazine olduğunu bilmeyen cahil kişilerden olma.
Maddenin-candas- örten,gizleyen değerinin zihnini tekrar ele
geçirmesine izin verme.
Sözün ve zihnin bir olsun.
Onun mekanı kendine hakim olanlar içindir.Onu bu hakimiyetin gücü
ile tanıyacaksın.
İbadetin amacı kendine bu hakimiyeti sağlama gücünü ele geçirmek
içindir.
Kendi özbenliğine-atman- ulaşan  bige kişi, bedenle hüviyetlenme
yanılgısından kurtulur.
Ebedi mutluluğun sınırsız bilincini bedenliyken deneyimleme şansına
erişir.
Buraya ulaşan kişi kendi öz bilinci aracılığı ile kendine 
hakimiyetin gücünü kullanan bilge kişi saf bemliğinin sınırsızlığına
ulaşır.Bu bedenli ruhun ulaşabileceği en yüce hazinedir.
Sükunet-sessizlik- denilen şey kendine hakimiyettir.
Kişi bu hakimiyet gücü ile tefekkür-derin ve aşkın- düşünme hali
kazanır.
Böylece sınırsızlık ve evrenin şarkısını-veda lila- hissettme değeri
fizyoloji-bilinç-de canlanır.
Oruç ile kullanılan hakimiyet gücü ile kişi Brahman’ın sonsuzluğunu
paylaşır.
Semavi boyutlarda Cennet denilen  yerde, suyu abıhayat olan bir göl
ve meyvesi ölümsüzlük olan bir ağaç vardır.Bunları tadan kişi
sevinçle dolar ve  ölümsüzlüğe liyakat kazanır.
Bu mekana ancak kendine hakimiyetin gücünü kullanan ruhlar
ulaşabilir.
Güneş, ancak bilge ruhların geçebileceği  cennete uzanan kapının-saf
ruhun-sembolüdür.
Kalbe giden 101 özel damar vardır.Bu damarlardan biri başın tepesine
ulaşır(Ar damarı,tepe çakra).
Şayet kişi bedenliyken bu damardan geçerek, baştaki tepe noktaya
(sahasrara,crown,taç) kalbin açılımını yaşayamaz ise,
ancak  ve de liyakatı oluşmuş ise,
ölüm esnasında bu damarın içinden geçerek,  sonsuz ilahi varlığa
ulaşabilir.
Eğer ki kişinin ruhu ,  bu damardan geçemezse-horus,sırat-tekrar
ölümlü dünyalarda bedenlenir.
Bu yüzden bu ilahi varlığı bul ve tanı.
Üzerinde oturduğun gerçek hazineye ulaşmak için derin bir kuyu kaz.
Gerçekten hak ettiğin değere ulaş.

:(Chandogya Upanishad)


Bu yazının okunma sayısı: 227