“Nükleer Yalan”‘a yalanlama
EleÅŸtiri - Yorum Aralık 16th, 2007Nükleer enerji yasasının cumhurbaÅŸkanının da onayından geçmiÅŸ olduÄŸu ÅŸu günlerde,”nükleer enerji”yi teÅŸvik edici ve övücü birçok söylem ortalıkta başıboÅŸ dolaşıyor . Ancak öyle sanıyorum ki ortada yoÄŸun bir bilgi eksikliÄŸi var. Bu eksikliÄŸi az da olsa gidermek, alternatif enerji kaynakları hakkında bilgi vermek maksadındayım.
Dünyanın en büyük nükleer gücü ve enerji üretiminin tamamını nükleer enerjiden saÄŸlayan ABD’nin en son 1978 yılında, Three Mile Island’da bir nükleer reaktör açtığını ve o günden bugüne hiç reaktör açmadığını, üstelik aynı reaktörün 1979 ve 2006 yıllarında iki kez daha sızıntı gerçekleÅŸtirdiÄŸini ve 1979 yılındaki kazada ölümcül dozda gerçekleÅŸen sızıntının ancak erken farkedilme sayesinde önlenebildiÄŸini bilmeden, bu konuda yapılacak yorumlar havada kalacaktır.
Üstelik eÄŸer güncel biraz takip ediliyorsa, Ermenistan’da bulunan Metsamor nükleer santralinin baÅŸta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri için oluÅŸturduÄŸu tehdit gayet iyi bilinecektir. Nükleer yalan adlı yazıda nükleer santrallerin patlama riskinin sıfır olduÄŸundan bahsedilmiÅŸ, fakat Google’dan Çernobil fotoÄŸrafları ve tanık ifadeleri hakkında kısa bir arama yapılsa dahi Çernobil’de olayın bir patlama ÅŸeklinde gerçekleÅŸtiÄŸi öğrenilebilecektir.Ayrıca,nükleer santrallerin patlamaları için gereken kinetik enerjiye sahip olmadıklarından bahsedilmiÅŸ- ki bir reaktörün patlamasını veya erimesini saÄŸlayan faktörler en baÅŸta ısı enerjisi ve soÄŸutma sistemlerindeki aşırı basınçtır.
DoÄŸalgaz kullanımına gelecek olursak, onda da dışarıdan temin yolu kullanıldığı için maalesef ki gaz fiyatları satıcı ülkelerin ve firmaların elinde her zaman bir koz olarak bulunacak, istedikleri zaman gazı istedikleri fiyattan bize satmaya veya kapatmaya çalışacaklardır. ÖrneÄŸin İran’la sınır bölgemizde doÄŸabilecek herhangi bir krizden sonra, İran ilk olarak hangi kozunu kullanmak isteyecektir sizce?
Türkiye’nin enerji temininde ve üretimindeki bu gibi sıkıntıları bildikten sonra alternatif ve tamamen ”ulusal ”olan enerji kaynaklarının deÄŸerlendirilmemesi, tamamen akl-ı selimin ve iyi niyetin dışında olacaktır. ÖrneÄŸin hidroelektrik potansiyelimizin 3/4′lük kısmını ve hepsinden önemlisi sahip olduÄŸumuz rüzgar enerjisi potansiyelimizin neredeyse hiçbir kısmını kullanmıyor olmamız dikkat çekicidir.
Barajlarda da durum vahimdir. Baraj inşasına elverişli birçok bölgemizde sularımız boşa akmaktayken en son örneğini Yusufeli’de gördüğümüz şekliyle, yerleşime ve tarıma elverişli zengin toprakların üzerine barajlar yapılmakta, doğal yapı zarara uğratılmaktadır. Baraj yapımının inşaat sektörünün en büyük kalelerinden biri olduğu ve baraj yapımıyla ilişkili kararların siyasi otorite tarafından verildiği düşünülürse bir takım tercihlerin neden belirli bölgelere baraj yapmaktan yana kullanıldığı daha rahat anlaşılabilir.
GeçtiÄŸimiz günlerde tekrar ekranlarda kendisini izleme ÅŸansına eriÅŸtiÄŸimiz Prof. Dr. İlyas Yılmazer bu gerçekleri bir kez daha gözler önüne serdi.Kendisi, rüzgar enerjisi ile ilgili olarak AB’nin Türkiye’ye reform sürecinde tanımış olduÄŸu 70 MW’lık kotanın kalktığı anda 78 GW’lık santral kurulumu baÅŸvurusu yapıldığını ve bunun Anadolu’nun sahip olduÄŸu potansiyelin sadece yarısı olduÄŸunu anlattı. Konu hakkında ufak bir araÅŸtırma yaptığımda da ,Türkiye’de 2006 yılında sadece 19 MW olan rüzgar gücünün AB kotası kalktıktan sonra 2007 yılında birdenbire 140 MW’a çıkmış olduÄŸunu gördüm. Bunun en büyük nedenlerinden biri ise rüzgar enerjisi elde etmek için gereken yatırımların ve bakım masraflarının çok az olması ve kurulum süresinin gayet kısa olması. Tüm bunlara raÄŸmen neden rüzgar enerjisinden yararlandırılmadığımız artık çok açık ve net olarak, küçük bir çocuk tarafından bile anlaşılabilecek kadar basittir.
Sonuç olarak cumhurbaÅŸkanının apar topar imzaladığı ve Türkiye ÅŸartlarına uygunluÄŸu tartışmaya açık, çeviri bir yasa olan nükleer yasasının amacının, batının eski model reaktörlerini Türkiye’ye pazarlamalarını saÄŸlamak mı, nükleer atıklarını Türk topraklarına gömmek mi yoksa ucuz enerji üretmek mi olduÄŸunu anlamak için tek gereken bir parça saÄŸduyu.
Bu yazının okunma sayısı: 223








Son Yorumlar