Avusturya’da bir üniversite bahçesinde sergilenen başörtülü çıplak kadın heykeli, herhangi bir ülkede başka bir millete yönelik olarak yapılmış en iğrenç yarı resmi aşağılama örneğidir.

Sözde sanat eseri diye dikilen heykele bir de ‘Türk Lokumu’ denmesi, Avusturya adına ‘Evet, bu nesneyi buraya dikerek alenen Türkleri aşağılamak istiyoruz’ diye ilanda bulunulması kadar açık bir resmi hakaret ve kasıtlı tahrik tezgâhıdır.

Bu sahte NAZİ hortlakları, kapkaranlık beyinlerindeki aşağılama saplantılarını tatmin etmeye çalışırlarken, gösterecekleri tepkilerin ardından Türkleri bir kere daha ’sanat düşmanı ve barbar yaratıklar’ olarak Avrupa gündemine oturtup mahkûm ettirme tuzağını kurmuşlardır.

Peygamber Efendimiz ile ilgili aşağılama girişimlerinden sonra Müslümanlarca sergilenen tepkilerin bir kısmının aşırılığını (!?) bahane edenler ‘hem suçlu-hem güçlü’ konumunda öyle bir baskı kurdular ki neredeyse her hakareti sineye çekecek kadar sindik.

O süreçte yerli ve yabancı medyada sözde ‘batıcı-özgürlükçüçağdaşçı’ kampanya yüzünden en sunturlu hakaret tuzağına karşı ayağa kalkıp ortalığı inletecek bir toplu yasal cevap veremedik. Belki de vermediğimiz iyi oldu.

Fazla geçmeden birileri o kepazelik dikitini sessizce devirdi. Böylece sanki ‘yaptığınız şerefsizlik daha ağırını hak ediyor ama sizin düzeyinize inmeyeceğiz, kaldırın şunu oradan’ diye ağırbaşlı bir tavır koymuş gibi olduk.

Tabii bu benim saf ve iyimser bir beklentimden ibaret de bulunabilir. Aşağılık tezgâhı örgütleyen NAZİ hortlakları böyle makul bir tepkiden sonrası için de ummadığımız ve başımızı ağrıtacak bir senaryo hazırlamış olabilirler.

Bütün Avrupa’da yeniden yükseltilmekte olan ‘Türk Düşmanlığı’ dalgası için biraz daha şüpheci ve derin bakışa muhtacız. Bu NAZİ hortlakları, ‘En fazla Türk nüfus’ bulunan Alman milletinin coğrafyasında derin ve uzun vadeli bir çalışmanın istismar aracı olsalar gerek. Doğrudan YENİ NAZİ oldukları için böyle yapıyor değiller.

YENİ NAZİ unsurları veya hayaletini kullanarak Türkleri taciz ediyor ve uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Avusturya’daki rezil heykel manevrası, bu tasarının çok küçük bir ayrıntısı… Asıl gaye, Cermen ırkı içinde erimemekte direnen Türkleri geri göndermektir.

Bunun en çarpıcı uygulamalarından birini birkaç gün önce gördük: İstanbul’a gelip bir yığın masrafla Alman Konsolosluğu’nda yapılacak dil sınavına hazırlanan kadın veya erkek eşler hiçbir açıklama yapılmaksızın yüzüstü bırakıldılar: ‘Sınavlar iptal edildi!’

Niye? Açıklama yok. Canından bez; ya Almanya’ya gitmekten veya oradaki eşinden vazgeç…

Kuzey Irak’ta ve ülkemizin güney doğusunda yaşananlardan ötürü ABD’yi eleştirip CIA’nın melanetlerinden yakınırken sinsi oyuncu Almanya’yı ve gizli servisi BND’yi anmaz ve görmez olduk…

Biz ABD ile boğuşurken bu sinsi oyuncu sessiz ve derinden gidiyor.

Ömer L. Mete - 10.12.2007


Bu yazının okunma sayısı: 187