attığım sessiz çığlıklar, gözümden teker teker damlalar halinde dökülen yaÅŸlar, haykırmak isteyip de boÄŸazımda düğümlenen sözcükler…bunlar umrunda deÄŸil hiç kimsenin.çünkü yaÅŸamayı nefes almaktan, sahte gülümsemelerden ibaret sanıyorlar.hiçbiri farkında deÄŸil gerçeklerin,inandıkları deÄŸerlerin ötesinde var olanların.zavallılar sadece kendilerini kandırıyorlar.oysa belki de o zavallı yığının içinde olmak daha iyiydi kim bilir…en azından öylesine kendimizi kaptırarak bu düzene, yaÅŸayıp giderdik tabi eÄŸer buysa”gerçek yaÅŸam”.kendi ”uç” olarak algılanan deÄŸerlerimizden vazgeçmekse bu, insanların yüzlerine bakarak hiç utanmadan mutluluk rolü oynamaksa bu kurmaca sahnede boÅŸverin gitsin…ruhum dört duvar arasında kıstırılmış olduÄŸunu hissetse de takmayın beni, ben kendi karanlık çukurumda iyiyim kendimle. evet belki ben isyan ettikçe, söylediklerim yani asıl gerçekler bir tokat gibi çarpıyor yüzünüze.duymak istemiyorsunuz bunları, satılmış ruhlarınızla karşılaşıyorsunuz ve kaçıyorsunuz kendi boÅŸ dünyanıza.aptal bir korkak gibi kaçıp, düşlerinize sığınıyorsunuz.ama bir gün o gördüğünüz tatlı düşten uyandırılacaksınız.masmavi gökyüzünde bulutlar belirmeye baÅŸlayacak yavaÅŸ yavaÅŸ, yaÄŸmur yaÄŸacak sonra…yaÄŸmur gözyaÅŸlarınıza karışacak.aÄŸlayacaksınız, haykıracaksınız ama rüzgarın uÄŸultusu bastıracak sesinizi…çığlıklarınız bir fısıltı halini alacak gecenin karanlığında.kimbilir belki de o zaman sımsıkı yumduÄŸunuz gözleriniz yavaşça aralanacak görünmeyen bir el tarafından.sizin daha önce farkında bile olmadığınız ama beyninizin içinde bir yerlerde kilitlenmiÅŸ olan düşüncelerin anahtarlarını verecek o el size.ve daha sonra da ardına bakmadan, arkasındaki o zavallı insan profiline bakmadan, çekip gidecek yüzünde belli belirsiz bir tebessümle.siz sesleneceksiniz ardından durması için, yalvaracaksınız belki ama artık her ÅŸey için çok ama çok geç olacak.iÅŸte o zaman anlayacaksınız yıllardır süregelen mutluluk oyunundan atıldığınızı.”neden?” diyeceksiniz.hayatınızda ilk defa soracaksınız bu soruyu.sizler, uzun zamandır oynadığı oyunun kurallarına kayıtsızca uyan üstelik kuralları belirleyenin bile kim olduÄŸunu bilmeyen sizler ilk kez o gün öğreneceksiniz sorgulamayı.iÅŸte bunun verdiÄŸi panikle etrafımdaki duvarlara sürekli tuÄŸlalar koyuyorsunuz.ne sanıyorsunuz ki duvarları yükselterek, çevremi görmemi engelleyebilecek misiniz?bu kadar basit mi herÅŸey? evet belki, hayatımın en güzel günlerini elimden alıyorsunuz,yok etmeye çalışıyorsunuz düşüncelerimi, inandığım yolda yürümeyi denerken önüme sürekli taÅŸlar koyuyorsunuz ama ÅŸunu unutmayın: ”ben yaÅŸadığım sürece benliÄŸim benimle olacak.”bunu hiç kimse alamaz elimden, satın alamaz ruhumu ve beni ayakta tutan umutlarımı.oyununuza dahil edemeyeceksiniz beni.ve ben çareyi ölümde arayan güçsüzlerden de deÄŸilim.ÅŸu an rüzgarla ordan oraya savrulan çaresiz bir yaprak olabilirim.ama bu sonbahar günlerinin ardında kış da olsa elbet bir gün güneÅŸ görünecek sislerin ardından, ilkbahar gelecek, yeniden doÄŸacağım.o zamana kadar kimi zaman pis kaldırım köşelerine sürükleneceÄŸim, kimi zaman ise çamura batacağım ama hiç bir zaman yok olmadan istediÄŸime ulaÅŸacağım; bunu biliyorum. bu yolda yara da alsam en azından bu, inandığım deÄŸerler uÄŸruna olacak ve nolursa olsun bir gün en dibe yuvarlansam bile hep başım dik yürüyeceÄŸim.
ve siz; etrafımdaki duvarları görmezden gelen ama bir yandan da hayatın zorluklarına, pisliklerine karşı koruma çemberi içinde yaÅŸamamı isteyenler…bugünki sessizliÄŸim yanıltmasın sizi.beni koruyamayacaksınız bir süre sonra.bu günlerin tadını çıkarın.ÅŸimdi kozlar sizin elinizde ama bu düzen adil deÄŸil unutmayın! bugün ardına sığındığınız kurallar gün gelir gücü alır elinizden.iÅŸte ben o günü bekliyor, bunun için nefes alıyorum! evet dahası da var ama hadi ÅŸimdi hep beraber oyuna dönüp, kaldığımız yerden bir süreliÄŸine daha devam edelim…


Bu yazının okunma sayısı: 169