Yolculuk
Denemeler Aralık 5th, 2007Sağ yanağım otobüs camında,gözlerim giden yolda,çok salak gitse de bitse bir yolculuk,ama giden otobüs değil yollar sanki.Bütün yollarım sana gitmekte,sen bunları bilmiyorsun. Sürekli sana gidiyorum işte,sense hep başka yerlere kaçıyorsun sürek ve li.
Otobüs,şöförü ve yolcuları ve hiç kahve getirmez ve servis yapmaz muavini ile birlikte ellibir kişi,bu matematik salaklığı bende çocukluktan kalma biliyorsun.Yollar hep kırsal evlerin yanından,yanındaki yoldan kentsel bir teknoloji ile geçmekte.Sanki evlerin içine giriyoruz,yola bu kadar yakın evler,hiç zorlamasız bir kazaya sebep olurlar.Birden kırsal ve yolsal evlere giriyorum,kahve getirmez muavin yanıbaşımda sırıtıyor,hiçbir otobüs sakini yok çevremde,bu kırsal ve yolsal ev sakinleri bana kahve yapıyor,şekerli. “Gör ulan muavin,misafirperverlik böyle bir olgudur işte,madem ki ben senin otobüsüne misafirim,hemen dayayacaksın burnuma kahveyi! Hayır lan salak muavin,bende biliyorum burunla kahve içilemeyeceğini,burun burda ağzın mecazi anlamı,sen mecazdan hazetmiyor olabilirsin ama ben çok kullanıyorum bu mecaz ve vecizleri! Neyse asıl konudan sapma muavin,sen de hemen getireceksin kahvemi,şekerli veya şekersiz farketmez”diye çok fırçalı bir konuşma yapıyorum,resimsevmez,kahve getirmez muavine. Muavin olanlara aldırış etmiyor,salakça gülüyor,onun salakça gülmesi,otobüs camının soğuğu ve çok sigara isterek oluşum bu rüyamtraktan uyandırıyor beni,yol gidiyor.
Rüyamtrak’ın ev sahipleri,salondan alınarak otobüse buyur ediliyor,onlar Rüyamtrak’ın ev sahipleri,otobüsün misafirleri, pek sayın Belliolmaz Ailesi. “Mis seyahat sizi evinizin salonundan alıyor” gibi bir kampanyamsının içindeyiz sanki. Eski ev sahipleri,otobüsünde bir anda sahibi oluyor,Belliolmaz Ailesi’ni herkes seviyor,yaşlı adam hariç,yaşlı adam zaten kimseyi sevmiyor. Muavine fırça çekiyor, “Nerde lan benim çayım?” Aferin yaşlı adam! Bir anda iç sesim oluyor,bu yaşlı adam! Senin yanına getirmem lazım bu yaşlı adamı,içimin sesi olması için,sana söyleyeceklerim hep içimde kalıyor çünkü! Belliolmaz Ailesi bir anda ana başlık oluveriyor otobüste,tam yirmidört punto!
Belliolmaz Ailesi’nin küçük oğlu Yaşar Belliolmaz,kendi yaşından beklenmeyecek bir çeviklikte,sadece o yaşlarda yapılabilecek bir hareketle karşısına çıkıyor otobüs izleyicisinin.Yaşar Belliolmaz kendinden beklenmeyen ani çeviklikle iki koltuk arası,bir ayağı giriş sağ koltukta,bir ayağı giriş sol koltukta tüm yolcuların gözüne,önündeki küçük,küçük olduğu için adı “pipi” olan erkeklik organını sokmakta.Baba Nuri Belliolmaz bundan büyük zevk almakta ve kendi eserini şah bir eser görüp,bu şaheserin gözetlenmesine karşı çıkmamakta. “Kave getir hele yeğenim” diye bağırıyor Nuri Belliolmaz,bu şaheserin övünüşüne bir kahve eklemek için. Muavin bağırtıyla uyanıyor,salak sırıtışını, Yaşar gösterisine başlamadan önce salak uyuyuşuna dönüştüren muavin, Nuri Belliolmaz’ın bağırtısıyla uyanıyor salak uykusundan, Yaşar’a amors gidiyor kahve hazırlamaya. Kahvenin hazırkahve olması ve çabuk hazırlanması ile arkasını dönen muavin de, Yaşar’ın biletsiz gösterisine katılıyor. Uykusundan yeni uyanmış biri olarak,kahve götüren muavin,Yaşar’ın “pipi”si ile gayet uyanık bir uyanıklık portresi çiziyor. O sırada anlıyorum,bu muavinin kahve getirmesi için ya bağırmak gerekiyor,ya da “pipi” göstermek. Nuri Belliolmaz kahvesinden bir yudum alırken, bir kahve de ben rica ediyorum,belki muavinin kahve getirme saatleri vardır diye,ama muavinin saati yok,beni mandallamıyor. Artık koyuyorum,tam adını : ricasevmez,emirsever muavin.
Nuri Belliolmaz,cebinden bir sigara çıkartıyor,çıkarılan sigaraya,muhtar çakmağı ve muhtar çakmağının ateşini ekliyor ve bu ekleme nefis bir sigara içmeye dönüşüyor.Kahveye arkadaş sigarasını içen Nuri Belliolmaz’a kimse bir şey demiyor, ama o kimse nasıl bir şahıssa ben sigara çıkarınca hemen itiraz ediyor,en başta ricasevmez,emirsever muavin! Herşeye sinirlenir bir adam oluyorum,sigara içmeyince.Mola vermeli artık otobüs,belki de molasız gidilir bir yol bu yol, ucunda sen olunca,ama sana gelmeden muhakkak bir sigara yakılmalı! Sana sarılmam için gidiyor bu yol ve otobüs! Otobüs Belliolmaz Ailesi’nin şahsi malıdır artık,molayı da Nuri Bey ve karısı Nuriye Hanım’a sorabiliriz aslında. Yaşar Belliolmaz iniyor koltukarası ayakta zor durur gösterisinden,”şak” diye öpüyor alnından babası,pantolonunu çekiyor Yaşar,pantolon çekilmiyor, annesi Nuriye Belliolmaz’ın yardımı da yetmeyince,bir mola veriyor otobüs,hemen girilip bir dükkana Yaşar’ın pantolonuna uygun bir düğme bulacak,ricasevmez,emirsever muavin! Otobüsün molası ve sigara yakmam… Yeniden nefes alıyorum,artık sana geliyorum! Düğme bulundu,demek böyle bir şey hep oluyor yolculuklarda,yolculuklara hiçbir düğme dayanmıyor demek ki;yoksa bu yerde,sadece uzun yol yolcularının mola verdiği yerde, düğmeye kim,neden gereksinebilsin? Yaşlı adam, ricasevmez muavine “benim bavul çok mavi,az yeşil” diyor, aralıklı. Bu aralıklar azalmaya ve deyişler,bağırışa dönüşünce,çok çabuk bulunuyor çok mavi,az yeşil çok yaşlı adamın çok yaşlı bavulu. Kusura bakma yine söyleyeceklerim başka bahara kalacak anlaşılan, yaşlı adam tek umuduydu iç seslerimin, hatta bu umuda iyice inanıyordum. Yoluna giderken ricasevmez muavine sövmesi tamamen benim iç sesim! Muavin de ona sövüyor,şöyle çenekırıcı bir yumruk çıkarsam bu ricasevmez muavine, ne olur acaba?
Düğme arayışı telaşında verilen ani mola,tek anons ve aniden sona eriyor,benim ikinci sigaram henüz yarım dahi değilken,içilmeden atılan mola sigaraları bunlar! Biniyorum sigaramı atıp yola uyum sağladıkça giden otobüse,sağ yanağım yine otobüs camından yola bakmaktayım,gitsin diye. Yol gidiyor,otobüs durmakta, “durma lan otobüs gideceksin sen,o yüzden adın otobüs”diyorum içimden,yaşlı adam inmese kesin söylerdi bunu dışarıya. Herkeste “niye kalkmıyor,ne zaman kalkacak bu otobüs” bir bekleyiş var. Muavine kesin bir isim koymuştum ama artık kaldrıyorum bu kesin ismi ,kulağına okuyorum yeni adını,ezansız. Ezansız okunma sebebinde,muavinin yeni bir dallamalıkla adını değiştirebilecek olması yatıyor,muavinin son baskı adı:çok yavaşsın lan muavin! Çok yavaşsın lan muavin,otobüse biner binmez,salise geçse de,onun ağababası saniye geçmeden yola uyum sağlıyor otobüs,herkes bir yerlere gidiyor, ben sana geliyorum.Muavine isim bulurken camdan çektiğim yanağımı tekrar yaslıyorum otobüsün camına,eski iki sevgili,çok ayrı iki sevgili,hatta tek bir beden gibiler,yanağım ve cam. Kendine çok yakın buluyor camı, yanağım.Kendi organımın iç hayatına karışmadan ve onların mutluluğuna bulaşmadan devam ediyor yol. “Yanağım ve cam aynı bize benzemektedir belki” diyorum kendime kendimce,sen bunları bilmiyorken,bir başka evde ve belki de çıplakken.
Giden yol hızlanıyor,otobüs hızlanıyor,büyük bir hızla sana gelmekteyim.Otobüs yavaşlıyor,bu artı hızlanış nedendi acaba? Otobüsün hızını kesen Belliolmaz Ailesi,iniyorlar nihayet otobüsten,ani girişli aile,çıkışlarını da aniden ve hızlıca yapıyor.Yaşar son bir kez “pipi”sini gösteriyor hepimize,hepimiz çok şaşkınız.
Artık iyice hızlandı yol ve ona uyumlu otobüs,sana gelme zamanı artık! Geliyorum işte,kahvesiz,çok yavaşsın lan muavinsiz,Belliolmaz Ailesiz ve sinirsiz.Çok çabuk girdik şehire,şehirde yollar akmaz,yolları akmaz şehir araba kornaları ile karşılıyor bizi,belki de bu bizim için fazladan yapılan bir şey. Sanki herkes sana geleceğimi biliyor, büyük bir sevinç gösterisi şehirde!
Korna kavgalarının,trafikteki bizim uzun araca yapıldığını anlayan ve buna çok sinirlenen şöför, bir anda “gaz” pedalına olabildiğince sert basarak yarıyor trafiği,geliyoruz terminale.Terminalin içinden kalkan taksi beni sana getirecek,ben ne zaman sana gelsem, kalbimde bir garip kalp krizi heyecanı.Taksiye binip,yakılan ikinci sigaranın sonuna doğru geliyoruz sizin eve,apartman önünde iniyorum taksiden,geldiğim otobüs parası kadar bir para bırakıyorum taksiciye,hiçbir gösteri izlemeden. “Terminal girişine çok para istiyorlar abi,kusura bakma” diyerek gidiyor taksici,taksici bu fazladan duyguyla paraüstünü de kaparak,tam bir otobüs parasına denk getiriyor taksi parasını.Olsun yine de güzel sizin evin kazık yenilsede,özlemi bitiren ön bahçesi. Basıyorum zile aşağıdan,zil karşıma Handan’ı çıkarıyor, Handan’ı sizin evde kalmasından dolayı tanıyorum,o da beni senden dolayı tanıyor ve çok bas, hatta daha çok erkek sesi bir sesle “Hasanlar’a gitti” diyor. Hasanlar kim? Hasanlar’ın evini tarif ediyor,çok kolay bir tarif onun tarifi “Hasanlar’ın ev, Hasanlar’ın ev… Hasanlar’ın ev karşı sokak,bizim tip apartman, bizim daire no!” diye bir tarifle,fazladan bir sigara yaktırıyor bana Handan,sevmiyorum Handan’ı. Sizin evin karşı sokak,sizin tip apartman,sizin daire nolu zile basınca karşıma,deminki sesten daha tiz bir erkek sesi çıkıyor “açıyorum” diyerek,kim olduğumu sormuyor bile. Bu yukarı dairelerden de açılabilir kapı,yukarı dairelerden,Hasanların daireden bir tuşa basılarak açılıyor,giriyorum içeri.Sizin kat,sizin daire numarasına çıkıyorum,vuruyorum kapının tahta kısmına,karşıma çıkıyorsun,üstünde süt yerlerini kapatan bir yen ve alt taraf büyük bir insanın avuçiçi kadar bir şortla!
Sağ yanağım otobüs camında,gözlerim giden yolda,yol gider nereye varacağı belli olmayan,belli olsa da benim bilmediğim otobüs durur,aynı sen ve ben gibi.Sen ve ben artık ayrı yazılır,bu bir son yazısıdır,hangi filmin takdim ettiği belli olmayan.Otobüs camı ıslanır,tuzlu,esas çocuk görülmeden,hemen değişir plan,durumum artık kamera arkasıdır. Sen gülmektesindir son yazısında, üstünde belliolmaz Ailesi akarken,bekarevinde, halin gayet Feri Cansel iken!
inanc…
Bu yazının okunma sayısı: 278








Son Yorumlar