Başarısız Bir Hikaye
Denemeler Aralık 5th, 2007Kendimden bhsedeceğim ve sizleri ilgilendirmeyen o kadar çok şey var ki hangisinden başlayacağımı bilmiyorum. Mesela Edebiyatı yazarak kirletmemek kaydıyla severim.
Edebiyatla ilk tanışmamda zaten yazdığım şiirciklerle oldu. Sonra tüm o büyük sairleri okuyunca şiirin ne demek olduğunu anladım. Ve de aslında benim şiir yazmadığımı. Öyle olmalıydı zaten. En iyi yaptıklarının da yapamadıklarının da üzerine gitmeli insan. Kart sesimim telafi etmek için aldığım gitar ve nota dersleri benim iyi bir dinleyici olmamdan öteye götürmedi beni. Ve de tüm müzisyenlere karşı saygılı olmamı sağladı. Heyecandan elim terlerdi biriyle konuşurken, ben tiyatroya başladım, korkum benle dalga geçsin diye. İyi bir oyuncu olamayacağımı biliyordum oscarlarda da gözüm yoktu hiç ama kaliteli bir izleyici oldum. Resimden anlamak için kendimi boyadım iyi film izlemek için film çekme denemelerimiz oldu ama hepsinde başarısızdım. Başarmak için de yapmadım zaten farklı hayatları anlama merakıydı benimki. En iddialı girdiğim yarışmalarda ikinci oldum hayat bana anne karnı dışındaki hiçbir yerde birinci olma şansı tanımayacaktı ve ben bunu kabullenmiştim. Bu yüzden iddialı bir aşka kapılamadım beklide. Biri gelip alacaktı sevdiğimi ve bu oyunda ikincilere yer yoktu.
Küçükken hep parasız kalmaktan korkardım, dedim ya küçüktüm ve parayı değerli bir şey sanırdım, bunun için olsa gerek hep değerli bişiler toplama merakım oldu. Pul biriktirmeyle başladı önce bu toplama merakım bir gün zengin olabilme umuduyla(ki zenginliğin göreceli olduğunu sonradan öğrenecektim)sonra hayatta daha değerli şeylerin olduğu fark ettim ve kitap biriktirmeye başladım hastalıklı bir şekilde, bir gün cahil kalma korkusuyla. Sonra eş dost biriktirmeye başladım çevremde, güçsüzlüğümden ve yalnızlığımdan korkarak. En son sevgili biriktirdim bir albüm dolusu. Ama bunlar ne zengin olmamı sağladı ne cahil olmamı engelledi ne de yalnızlıktan korudu beni.
Hayat beni aldı sevmediğim bir mesleğe itti. Aslında hayatın kendisi it’ti. Ve bu meslekte yıllarımı geçirmemi sağladı. Ne hayata dur diyebildim korkumdan ne kazanacağım paradan vazgeçebildim. Şimdi kapandığım meslekten ışık sızacak bir delik arıyorum hayattan korkmamak için ve bu ışığın enstantane diyafram ayarını kendim yapmayı umarak. Siyah-beyazın, kırmızının, mavinin tadına vararak. Hayata dalanmadan çalıyı dolanarak, yıllarımı harcayarak.
Ve en büyük yenilgim kadınlar oldu. Ne kadınlar sevdim zaten yoktular. Tek tipleştirilmemiş birini bulmak için çok çaba verdim, bulamadım. Geri kalanları hiçsizlikleriyle yüzleştirmeye çalıştığımdaysa en çok kaybedendim. Onlar böyle mutluydu. Bense hiç mutlu olamadım. Sevdirmeyi iyi bilirdim ama sevmeyi kimse öğretmedi. Ben hep yalnızdım “yalnızlığın” kökünün “yalın”lık olması dışında bu durum beni rahatsız etmez olmuştu artık, yalnız “yalın”lığı sevmezdim bir halim olmalıydı benim. Sonra bir Eda vardı benden içeru, aslında benim E’da halimdi. Kendime bu kadar benzeyen birini bir dost olarak elde tutmam imkânsızdı sevgili olmayı ben beceremiyordum, inat ettim, bitti, yarası hala kanamakta.
Ve her şeye rağmen bu hayatta keşfedecek şeylerin olduğuna inandırdım, hep ara sokaklarda yürüdüm daha önce hiç girmediğim, caddede beni bir tanıyanı görmek rahatsız ederdi beni, orada herhangi biriydik ama o kişiyle ara sokakta görüşmek ıssız bir ortak paydaya bölerdi bizleri. Ve sarılasım gelirdi boynuna ara sokağın gurbetliğinde Ama bu sokakların hiçbiri benim yaşadığım yer kadar uç yaşamlara uğramıyordu. Ki bu uçtaki halimi kimse görmediği için tüm yoldan geçen arkadaşlarım sıradan bir selam gönderiyorlardı, bana geleceğini umarak.
Hiçbir selam gelmese de yalnızlığımda keşfedecek çok şey var hala bu anlamsız hayatta.
Bu yazının okunma sayısı: 1242








Son Yorumlar