Duygu ve Akıl Savaşı - Gassan SATAR
Denemeler Aralık 3rd, 2007Akil, ellerini buyuk bir ozguvenle tahtinin iki tarafina koymus en buyuk yaltakcisi mantikla varliklarinin ispati oyununu oynuyordu. Genc kizlar ellerinde altin isiltili tepsilerin icinde bir cok uzak diyardaki ulkelerden gelmis lezzetli bilgileri tasiyorlardi. Agzindaki sapirdatmaya bakilirsa; keyifliydi akil. Bilgi akimi devam ettikce imparatorlugu giderek gucleniyordu su insan denen varligin topraklarinda.
Su aptal insanogluna kendisini bilmesi icin biraz daha bilgi hazinesi lazim dedi mantik buyuk bir guvenle. Ne oldugunu bilmesi icin ispat denen yalanci oyunu oynamaya devam edelim bence. Eliyle tutamadigi hic bir seye inanmamasi lazim. Hic bir sey yoktan var olamazdi ve hic bir sey yok olamazdi. Bunu elle tutulur hale getirecek olan bilgi ise eger; bilgiyi kullanacak olan , isleyecek olan da akildi elbetteki.
Zekayi devreye sokmak lazim biraz daha. Zeka, insanoglunun ne kadar aptallik ettigini onlemesi icin cok iyi bir kalkan gorevi yapiyordu aslinda. `Zekayi cagirin huzuruma` dedi, akil. `Yeni gorevler yukleyecegim ona`.
`Duygulu olmanin insani nasil zayiflattigini iyice anlatman gerekiyor ey baskomutanim zeka. Zayif olmaktan cok korkarlar bunlar. Bilimi sur onlerine, matematigin kesinligini de, fizik kanunlarini da… bilimsiz insanoglunun ne kadar zavalli duruma dusebileceklerini anlamalarina yardimci olacaksin.`
`Bugunlerde zorlaniyorum efendim` dedi, zeka. Hissedis denen yeni bir asi turedi. Insanoglunu daha cok etkilemeye basladi. Ustelik elle tutulmaz gibi bir gorunup bir kayboluyor. Bir turlu yakalayamiyoruz. Askerlerimizi bile kendi etkisi altina almis durumda. Devamli gulumseyen bir yuzle karsimiza ciktigi icin dusman gozuyle bakamiyoruz ona` diye devam etti eli kilicinin kabzasini kuvvetlice kavramis olan komutan. Bir askere yakismayacak kadar duygusal davranacakti nerdeyse.
`Duygu olmali mi olmamali mi diye suphe tohumlarini ek yureklerine o zaman. Bunu da mi sana ben anlatacaktim? Ne bekliyorsun, suphe, en buyuk silahtir bilmiyor musun? Sorgulat duygu denen varligin etkisini, duygu ile ne kadar kotu durumlara dustugunu anlamasina yardimci ol. Askin icindeki inanma duygusunun onu nasil da kandirilacak biri haline getirdigini gorsun. Asik olmus bir insanin nasil da kullanilabilecegini gorsun. Yardim ettigi insanlarin gun gelince onu nasil ezebilecegine dair ornekleri cogalt . seytandan yardim iste, vesveseyi yaysin ruhuna. Zaten aptal bir varlik bu insan, bunu mu kontrol edemeyecegiz?
`Ama efendim hissedis denen asi durmadan duygularina kulak verenin insan kimligine daha cok yaklastigini anlatiyor. Ustelik ona inananlar gittikce artiyor. Dogrusunu isterseniz bilinmezlige yonelik bakislarinda bizim hukumranligimiz yetersiz kaliyor. Tam o anda duygu zirve yapiyor etki konusunda. Inanc denen olguyu sonduremiyoruz ki.`
`Dini besleyin o zaman. Din bizden yanadir. Matematik oyununa cevrilmis degil mi din denen kurum. Daha cok devreye sok, gerekirse korkular beslemesini sagla. Duygulari ile olustugunu ona hissettirmemek lazim` dedi Akil; koltugunda huzursuzca kipirdanirken.
`Eski bilgilerin, bin yillar oncesi bilgeliginin bugunku teknoloji ve bilim olmadan olustugu yonunde propagandalari var efendim. Bugunun ilimi ve teknolojisi ve bugunun akli kac mevlana ve kac Socrates ve Buddha cikarmis diye sorularla insanlari kendilerine dogru cekiyorlarmis.`
`Eyvah bu cok fena` diye bagirarak kalkti tahtindan buyuk hukumdar. Tepsilerin icindeki bilgilerden bir salkimi alip afiyetle midesine indirdi. Kalkti, zekaya dokundu biraz. Ilham arar gibiydi. `Socratesin felsefesinin akila dayandigini anlatmaya calisin o zaman. Onlari kendi silahlari ile vurun. Herseyin orjinalinin ruhlar dunyasinda oldugunu ve dolayisi ile bizim bilgi ile bunlari ogrenmeye degil de hissedislerimizle farketmeye geldigimizi asla bilmemeleri lazim. O zaman hissedisin ve duygunun uyanisin ana anahtari oldugunu anlayacaklar. Ilahi planin bize yukledigi misyonu yerine getirmemiz lazim. Uyanis zamanina kadar insanoglunu uykusunda tutmak lazim, bu onlarin hazir olmasi icin gerekli olandi. Insanogluna ragmen bu gorevi yerine getirmemiz lazim.` diye soylendi, sirtinda binlerce asrin agir yuku olan ne iyi ne de kotu oldugu asla anlasilmayan komutan.
`Efendim, duygusalligin kadin isi oldugu konusunu isleyelim, erkekler korkar bu durumdan, bence bunun buyuk etkisi olacaktir` dedi mantik; soyledigi sozlerin ne kadar vurucu oldugunu dusunurken duydugu hazzi yuzune yansitarak.
`Efendim, duyguyu cok kotulersek, hayvandan farki yaratanin, duygusalligi yasamak oldugunu dusunebilirler. Akil denen hukumranligin duygu olmadan ileri gidemeyecegini dusunmeye baslayabilirler. Akil ile sevemeyecegini anlamaya baslayabilir, sevgi olmazsa yaratilis icin bir neden olmayacaginin farkina varabilirler. Duygunun ana hamur oldugunu, akilin ve zekanin sadece hizmetkar oldugunu anlayabilirler. Bence bu tehlikeden simdilik uzak durmamiz lazim. Yoksa hukumdarken hizmetkar durumuna dusebiliriz.`
`Siz yine duygu olmali mi olmamali mi sorgusunu gelistirin onlarda. V devamli olarak duygu ile onlarin zayiflayacagi vurgusunu yapin. Oyle bir yere getirinki sanki duygularina kapilan insan kesin hata yapacak gercegini dustur edinsinler. Elindeki bilgi ve akil ile karsilarina gelmis kisiyi guclu kilin ; oyle bir gulumseme ekleyinki yanaklarina, duygularimla yasiyorum demek bir utanc olsun. Henuz uyanis vakitleri gelmedi. Biraz daha uyusunlar, gorev kutsaldir`dedi Akil, tahtina keskin bir donus yaparak……
Bu yazının okunma sayısı: 227








Son Yorumlar