Simdi bu mail  ortamlarinda yazisiyoruz ya. Her birimiz isimlerden ibaretiz. Mail edreslerinden. Klavyenin tuslarindan ortamlara dusen birer elektronik noktalariz.Oyle miyiz gercekten? Oysaki her  bir klavyenin arkasinda bir ruh bir bedende nefes aliyor. Hissediyor,agliyor ve guluyor. Hadi hatirlayalim lutfen! Bizler noktalardan ibaret ilizyonlar degiliz.
Sokaklarda, cafelerde , is ortamlarinda, hangimiz bir digerine yalanci diyebiliriz. Hangimiz bir digerine hakaret edebiliriz. Hemen hemen hic birimiz degil mi?. Cunku nefes alan varliklariz. Cunku karsimizda bedene burunmus  bir ruh  var. Gozler gozlere degerken kizginlik, nese ve tum duygularla birlikte hayat buluyor.
Peki mail ortamlarinda yazisirken bize neler oluyor . Karsimizdakinin bir can oldugunu, bir ruh oldugunu unutu veriyoruz. Acaba teklik, birlik ve beraberlik derken; kendimizi bu elektronikten ilizyonun icinde,  age of empire’daki kolaniler savasinda mi saniyoruz…Ne diyelim bu da guzel. Hersey guzel ve olmasi gerektigi gibi…Cunku gercekten her sey oyun ve oyuncak gibi. Birbirine kizan oyuncaktan adamlar. Biri sacimi cektin diyor, digeri uzerime su sicrattin..Biri sarki soyluyor digeri bilmece soruyor. Harika…
Hadi hatirlayalim lutfen… Ilk okuldayken yanimizdaki arkadasimizla dirseklesmelerimizi, ben daha hizli cevap verecegim hallerimizi. Birbirimizin uzerine sicrattigimiz neseden su savaslarini.Oysaki cocuk yuregi ne kadar hafif ve affedici.Sadece bir dakika sonra sarmas dolas…Ozgur…Umarsizca…Nese icinde…Oglu dayak yemis grurdan duvar baba, diger babayla kavgada… Oysaki cocuklar coktan oyunda oynasta…
Bir balkonun pencerisinde bir ses: ” Hadi eve artik, bak baban gelmek uzere” Cok komik degil mi…Ama ufacik bir cocugun yuregine korku eken bir cumle. Baban eve gelecek.. Himm baba korkulmasi gereken biri galiba.. Babadan sonra eve gitmemeli. Sonra okul yillari..Hocadan sonra sinifa girersen , tek ayak uzerinde bekleyebilirsin. Hatta sozluye kalkabilirsin. Evet evet hoca da korkulacak biri olmali.
Kocaman kiz olmussun evleneceksin ya… Evden ayrilirken agliyorsun. Anne agliyor. Baba vakar ve gurudan duvar..Siz de agliyorsunuz. Hayrola yoluculuk nereye , olume mi gidis var. Evlilik  de korkudan bir kale  mi olmus ne..
Korkular , unutuslar ve ilizyonlar. Oysaki ilizyondan dunya, hakikatten ruh…Ruh mu anlayamamis ruyada oldugunu, beden mi sasirmis adresi ruhu.
Asirlar suren savaslar, katliamlar ve kavgalar. Aslinda dunya kocamandan bir oyuncak ev…. Kavga edenler de oyuncaktan adamlar. Boyle dusununce hic kimsenin digerine kizasi gelmiyor. Hep birlikte bir oyunun icinde olmak ne guzel. Bu oyuna sevgi oyunu demek daha da guzel. Hani asik oldugumuzda sevgiliyi gunlerce bekleriz de her animiz sabir  olur ya. Oysaki  sinema kuyrugunda eglenmeye giderken yanimizdakinin onumuze gecmesine  bile tahammul edemeyiz. Ama biz eglenmeye gitmistik oraya…Yine unutuverdik…
Butun unutuslarimizin kavgalardan yana olmasini diliyorum.Cocukken sacimizi ceken bir cocuga olan kizginligimizdaki gibi ….Tum kizginliklarimizin sevgiyle kolkola yol alisa  donusmesini diliyorum. Kendi merkezimizde ve aydinligimizda yasarken digerlerinin de oyununa sevgiyle isrirak etmemizi  ya da seyretmemizi diliyorum.
Ben kendi adima su sicratma eglencesindeki oyun arkadaslarimi affediyorum. Hadi sil bastan, oyun yeninden baslasin…Adi da sevgi oyunu olsun. Su sicratma oyunu olsun. En uzaga biz gideriz ve en cabuk biz geliriz oyunu olsun. Hadi birlikte gidelim ve donelim….Bu ruya da  sevgi olsun ve oyun bitsin…
 
Sevgiyle paylastim.
 
 
 
 


Bu yazının okunma sayısı: 232