İlk patent 1790 yılında Samuel Hopkins’e kaliteli yapay gübre çalışması için verildi. Zamanla patent için başvuranların sayısı o kadar arttı ki, bu iş için özel bir daire oluşturulması büyük bir gereklilik halini aldı. 1793 yılında bu iş ilk olarak dışişleri bakanlığının bir grup çalışanına verildi.

1802 yılında bakanlıktan Willam Thornton adlı memurun kontrolüne verilen ofis kısa zamanda kendi başına bir daire haline gelerek Amerika’nın ilk patent ofisi oldu.

Ofis o zamandan bu yana 6 milyonun üzerinde buluşa onay ve patent verildi. Bunlar arasında Thomas Edison’un elektrik ampulü, Alexander Graham Bell’in telefonu ve Orville ve Wilbur Wright kardeşlerin uçağı da bulunuyor.

Farzedelim ki, bir buluşla ilgili bir düşünceniz var ve hakkınızı korumak için ne yapmanız gerektiğini düşünüyorsunuz… Önce elinize bir kağıt kalem alıp aklınızdakileri yazmalısınız. Buluşunuzun kimse tarafından önceden keşfedilmediğinden de emin olmalısınız. Dolayısıyla konunuzla ilgili bütün buluşları gözden geçirmelisiniz. Bunun herşeyden önce büyük ve zaman alan bir iş olduğunu hatırlatmalıyız. Birçok mucit bu iş için özel patent avukatlarını görevlendiriyor.

Sonra patent dairesinin işi başlıyor. Patent dairesi de buluşunuzun eşsiz olduğunu ve önceden patentli olmadığını araştırıyor. Bu işin de zaman zaman 2 yıldan fazla bir süre aldığını söylemeliyiz.

Buluşunuzun çalıştığını kanıtlamak zorunda da değilsiniz. Yapmanız gereken buluşunuzun yeni bir fikir içermesi… Buna en büyük örnek de Thomas Edison’un ilk elektrik ampülü… Öyleki patent alınan tasarım hiçbir zaman çalışmamış.


Bu yazının okunma sayısı: 466