Yabancılaşma
Denemeler, Öyküler Kasım 4th, 2007“_Çok mu kötü her şey?” diye sormuştun… bilmiyorum… bir çok şey zihnimde silinmeye yüz tuttu… kalmaktı asıl niyetim, ama artık gitmeliyim… her ne olacaksa, başıma her ne gelecekse… her gün, her sabah, her an dudağımda asılı kalmış bir hüzünle geziniyorum… yaşayan bir ölüyüm, ifademden bunu anlamamak olası değil… bir yerlere gidiyorum, bütün gün ortalıkta gözükmüyorum, uzaklaşıyorum… ama dönüp, dolaşıp yine aynı karanlığa gömülüyorum…
Bu kadarı yetmez mi sizce de, artık beni gömmekten vazgeçin… size ne söyleyeceğimi inanınki bilmiyorum… ben buraya ait değilim sanırım… ağlayasım geliyor… ama, gözümden yaş olup inmiyor saçmalıklar…
Sayıklıyorum… gidip gidip, geliyorum…
Gördüğün benden uzaklaşıyorum git gide… yaşlanıyorum… yaşanmamış bir çocukluğa duyulan özlem gibi, yaşayamadığım her geçen güne lanet ediyorum…
O yolun kenarındayım, oturdum öylece, sizi göremiyorum… kahkahalarınızı duyamıyorum… ben bu muydum? Önceden de böyle miydi gözlerim? Arayış diye anlamlandırdığınız şey, benden ve kelimelerimden çok uzak…
Gözleriniz, nereye kadarını görebiliyor? Göremediğiniz ben, bana ne kadar yakın… ya da göremediğim sen, sana ne kadar yakın?
bir çoğunuzdan tiksiniyorum,
gerçeği söylemek gerekse de, gerekmese de…
her yer, herkes beni asmaya çabalar gibi gözüküyor gözüme kimi zamanlar… bu bir saçmalık… ama, siz hep sürüye aittiniz… çıkışınız kolay olmayacaktır elbet… çabaladıkça daha da batacaksınız bataklığa… durun! Her şey dursun bir an… kaybolun ve hayatımdan uzak durun mümkünse…
ben daima yalnızdım, anlaşılmayı hiç istemedim… bundan sonrası içinde, anlaşılmak gibi bir kaygı taşımıyorum içimde… kaybolun… nasıl yapacaksınız bunu bilmiyorum… ama, kaybolun… masum yüzümün arkasındaki yüz her şeyi mahvetti… ya da gerçekten masumum, bunun sağlaması sana kalmış… ama, itiraf ediyorum gördüğün ben değilim… bu lanet dünyanıza ayak uyduramıyorum, uydurmak yanlısı filanda değilim… tiksiniyorum, tüm değerlerinizden… saçma sapan esprilerinizden, sahtekar gülücüklerinizden, salakça söylediğiniz küfürlerinizden…
bu bir rastlantı olmamalı, bir yerden tanıyor gibiyim sizi… her neyse, şimdi gitmeliyim ve geriye hiçbir zaman dönmemeli… boş verin…
gece… bizi bir tek o anladı… yıldızlar, tüm oyunlarımızı biliyor… ve bu safsataya daha ne kadar dayanabileceğimizi öğrenmek için izliyorlar bizi…
komik buluyorlar, belki de trajikomik…
anlatamıyorum… Lanet olsun bana, hiçbir haltı anlatamıyorum…
kafanızda saçma sapan yorumlandırmayın cümlelerimi, yanlış ve aptalca yorumlayıp, sonra doğruluğuna kendinizi de inandırmayın mümkünse…
yalnızca fazlaca endişeleniyorum gelecek için… bir yokuş tırmanıyoruz durmaksızın ama, önümüzü bir türlü göremiyoruz, bu da ürkütücü kılıyor tüm yaşanılanları…
son zarımı atıncaya dek burada kalacağım… eğer, yine kaybedersem, yokuşun sonuna kolayca erişebilmek için yok olacağım…
biliyorum, siz yine devam edeceksiniz her şeye, tüm bu safsataya… acı çekiyorum… sandığınızdan çok daha fazla… her zamanki halim, peki buna neden olanlar neden hala erinç içinde… bilmek isterseniz, bu lüksü onlara yaşatmayacağım…
Tuba DURAN
www.kaos.gunlugu.com
Bu yazının okunma sayısı: 176








Son Yorumlar