Ölmek İçin İyi Bir Gün
Öyküler Kasım 4th, 2007
Ön planda uzanan yemyeşil çimenler, arkada bir yamacın tepesine yayılmış ağaçlar. Hava serin, ovayı çevreleyen tepeler üstünde at oynatıyor akşam serinliğinin rüzgarı. Gökyüzü gri renkte, uzakta gökgürlemeleri duyuluyor yıldırımların göz kamaştırıcı ışıklarının ardından. Ovadaki dizboyu tahıllar ahenkle savruluyorlar, güneş son ışıklarını gönderiyor uzaktaki ufuktan.
Görüntü yavaşça hareket ediyor izleyenler bir tepenin üzerindeki tepeyle uyumsuz lekeyi, lekeleri yakalıyorlar. Keskin gözlü olanlar atların vahşi kafa sallamalarını seçiyorlar. Ancak görüntü yaklaşınca zayıf gözlere ilişiyor silahların parıltısı. Artık tamamen görülüyor süvarileriyle, askeriyle, korkusuz şövalyeleriyle koskaca ordu.
Görüntü ordunun üstünde etrafında dönerken hiç kimsenin dikkatini çekmiyor bile ,izleyiciler -eğer mümkün olsaydı-bir film setinde olduklarını düşünebilirler rahatlıkla.Fakat bazı askerlerin yüzündeki korku, endişe öylesine belirgin ki buna imkan bile tanımıyor. Ve görüntü en önlerdeki giysilerinden önemli biri olduğu anlaşılan birine doğru yaklaşıyor.Evet orda yanlız değil ama ona yaklaşıldığı o kadar biliniyorki.Görüntü hızla yaklaşırken bir tereddüt kırıntısı , bir yavaşlama bile yaşanmadı.Ta ki adama çarpana dek; işte o an görüntü kişinin içine girdi ta beyninin en gizli kalmış yerlerine kadar.
Şimdi görüntü adamın gözlerinden bakıyor ovaya. Karşıda başka bir kalabalık; yaşadıkları sadece rüzgarın saçlarını sorguçlarını savurmasından ve atlarının hareketlerinden anlaşılıyor. Onlarda ne ovaya nede ormana yakışıyor uzaktan bakınca.
Düşünceleri okunuyor adamın sanki bir kağıda yazılmış gibi açık ve net.Adam hafifce kafasını kaldırıyor rüzgarın yüzünü yalamasına izin verirken kulağına rüzgarın ağaçlarla , otlarla yaptığı hafif tonlu sesi geliyor.O an adamın aklında ne uzakta bıraktığı ailesi var nede önünde durduğu savaşın katliamı.Sadece tek bir düşünce geçiyor aklından neden böyle hissettiğini bile bilmediği.Kafasının içinde durmadan yankılanıyor, bugün ölmek için iyi bir gün diyor gri bulutlu gökyüzünün altında.Acaba diyor adam zihninde böyle havaları sevdiğimden dolayı mı böyle düşünüyorum yoksa ölüm bana işaret mi ediyor karanlık yüzündeki hüzünlü gözünü kırpıştırarak.Adam bir anlığına ürperiyor; ölüm korkusundan değil gerçekliğinden dolayı.Hep korkmuştu zaten gerçeklerden ona zarar veremiyecek olsalar bile.
Adamın dikkati dağılıyor; neden ölümün gözlerini hüzünlü düşündüğünü düşünüyor kısa bir anlığına.Dikkatini başka bir şey dağıtıyor bu sefer kulağına gelen rüzgara ait olmayan bir insan sesi; belki yüksek sesli bir dua mırıltısı diyor arkasına doğru dönerken.Çevresindeki askerlerin ölü görmüş gibi baktığı askeri ve askerin yüzündeki korkuyu görüyor.Kimbilir belkide ailesini yada ölümü düşünmüştür.Acıma hislerinin kabarmasıyla diğer askerleri düşünüyor; onlardaki korkuyu hissediyor.Orda en cesur şövalyenin bile okuduğu duasında endişesi ve korkusu hissedilebiliyor.Pekçoğunun neden savaştığını bile bilmeden öleceğini biliyor, yaşayanlardan daha kahramanca bir ölüme yürüyeceklerini.”Hatırlanan efsaneler yaşayanlar hakkındadır çünkü efsanelerin abartısı ölümün soğuk gerçekliğini taşıyamaz” acaba bu sözü kimden duyduğunu düşünüyor hatıralarını gözden geçirerek.
Düşünceleri onu geldikleri hızla terkettiler, çünkü ordu harekete geçmişti.Şimdi ordunun en önünde atını sürüyor ve hala bugünün ölmek için iyi bir gün olduğunu düşünüyordu.Az sonra dörtnala koşan atının üstünde savaş meydanına daldı.
- “Savaşmak için çok uygun bir zaman” dedi, yaşlı olanı. Genç ise gözlerini önündeki görüntüden ayırmadan -biraz düşünceli görünüyordu- başını salladı.
-”Gerçekten iyi bir savaş olmuş sende çok cesur dövüşmüssün.Atalarını onurlandırmışsın.” Artık yaşlı olan arkasını dönmüş gitmekteydi.Genç ise ilk başta bir iki adım kadar onu izlemiş sonra durup yine düşüncelere dalmıştı görüntüye bakarak.
-”Hala aynı şeyi mi düşünüyorsun? Artık onlar, onların meseleleri seni ilgilendirmez. Düşündüğün şeyin senin için bir anlamı olamaz.Gel hadi atalarımız seni bekliyor.”
Genç, yaşlı olanın peşinden salondan çıktı.Artık salonda sadecebir suyun üstünde gittikçe solan bir görüntü kalmıştı ve tek duyulan ses görüntüden gelen çığlıklardı.Savaş çığlıkları ölenlerin haykırışlarına karışıyordu.
Bu yazının okunma sayısı: 261








Son Yorumlar