Mutfak soğuk değildi; dışarıdaki kara rağmen. Yumurta aklarını telle çırpmadan önce unu bardağa doldurdu. Ölçü iki bardaktı galiba. Kır düşmüş saçlarını eşarbıyla alel acele topladı. Yumurtalara toz şekeri karıştırıp (iki bardak) çırpmaya koyuldu. Oluşan akımsı, yapışkan sıvıya unu ve vanilyayı ekleyip, yeniden çırpmaya koyuldu. Büyük cam kaba bu karışımı dökmeden önce dibine yağlı kağıdı serdi, kefen gibi ve tüm malzemeyi kaba boca etti. Mermer tezgahın üstü savaş alanı gibiydi. Yumurta kabukların çöpe attı. Rahmetlinin o’na “teleme peyniri gibi kadınsın‚” diye takıldığını anımsadı. Güldü. Buna gülmek denirse! Kabı önceden ısıtılmış fırına sürdü. Yapacak başka bir şey yoktu. Beklemekten başka. Ölüm gibi. O da öyle yaptı.


Bu yazının okunma sayısı: 165