Öyküler Kasım 4th, 2007
O gün, yine her sabahki gibi sıradan bir gündü. Erkenden kalkıp traş oldum önce. Sonra, yolunu tuttum hastanenin, her sabahki sıradanlıkla. Önce tek tek dolaştım tüm hastalarımın odalarını. Önemli bir değişiklik yoktu hiçbirinde. 22 numaralı odadaydı Zeynep Hanım. Geçirdiği beyin kanaması sonrası, kendini bilmez yatıyordu. Etrafını saran onlarca kablo ve hortumun arasında, kaybolup gitmişti çelimsiz bedeni. Önce dosyasına baktım. Herşey normaldi. Tedaviye başlayabilirdim artık… Ortamın verdiği stresten kaynaklanan bir vurdumduymazlık ve hastalara moral vermek amacıyla takınılmış sahte bir gülümsemeyle girdim odadan içeri! Her sabah yaptığım gibi seslendim O’na, sanki beni anlayacakmış gibi:- Zeynep Hanım! Günaydın! Hiçbir tepki yoktu her zamanki gibi. Ve her zaman olduğu gibi, O’nun yerine eşi cevap verdi bana:- Günaydın.Yanına gidip, işimi yapmaya başladım. Önce elinin durumuna bakmak istedim. Ve devam ettim O’nunla konuşmaya. - Nasılsın bugün Zeynep Hanım?Ve birden, hiç beklenmedik bir şey oldu. Zeynep Hanım, yavaş yavaş açtı yorgun gözlerini ve hafifçe elimi sıktı. Bilemedim ne yapacağımı! Bu, hiç olağan değildi çünkü. Şaşkın gözlerle baktım O’na ve “Zeynep Teyze!” dedim. İşte ikinci şoku o zaman yaşadım! Bana doğru başını çevirdi ve bir insanın hayatı boyunca duyabileceği en bitkin sesle “Oğlum!” dedi. Şaşkınlığım giderek artıyordu! “Sen, sen konuştun!” diye bağırdım birden! Yavaş yavaş salladı başını ve birden kapandı gözleri! O an yanımda birisi olmasa, sanırım artık delirdiğimi düşünmeye başlayabilirdim. ……Aradan tam 20 gün geçti. Zeynep Hanım, o günden sonra tekrar konuşmadı hiç. Israrlı bir şekilde reddediyordu tedaviyi! Şimdiye kadar biraz olsun düzelmesi gerekirdi. Ama O, inatla iyileşmek istemiyordu! İsterse bana yardım edebilirdi. Bunu biliyordum! Anlayamadığım, daha önce başıma gelmemiş birşey vardı. Bildiğim herşeyi denemiştim çünkü.Ve ben, her sabahki monotonlukla çıktım evden! Hastaneye geldiğimde, 22 numaralı odadan içeri girdim. Zeynep Hanım’ın yatağı boştu. Düşündüklerime ihtimal vermek istemiyordum. Tanrım! Ben hep bu kadar olumsuz düşünmek zorunda mıydım? Bir tetkik için götürülmüş olamaz mıydı sanki?Odasından dışarı çıktığımda, eşini gördüm ve sordum Zeynep Hanım’ı nereye götürdüklerini. “Oğlunun yanına.” dedi adam, kızarmış gözlerini silerek. “iki ay önce kaybettiğimiz oğlumuzun yanına.”Başımdan aşağı soğuk suların boşaldığını sandım o an. Ve temizlik için kapandı 22 numaralı odanın kapıları. Artık, hem neden tedaviye cevap alamadığımı biliyordum, hem de Zeynep Hanım’ın son sözünün neden oğlum olduğunu! Öğlene doğru temizlendi 22 numaralı oda. Ve çok zaman geçmeden, yeni bir beyin kanamalı hasta yattı Zeynep Hanım’ın soğuk yatağına…(Bu yazı, gerçek bir olaydan uyarlanmıştır. )
Bu yazının okunma sayısı: 182
Yorum Gönder
Son Yorumlar