Aylık arşivler: Kasım 2007

Cennette Bir Melek

Kumun üzerinde oturuyordum.Sigarayi birakali on gün olmustu ve canim aciyordu.Herkes sigara  içiyordu ve ben o gri dumani çok özlüyordum.  Onun havlusu vardi ve en yakin arkadasi ile havlusunu paylasiyordu.Benim havlum  yoktu.Bu yüzden, onunla hiçbir sey paylasamiyordum.  Kel ve biyikli bir adam, dört ya da bes yaslarindaki bir kiz çocugunu dövüyordu.Deniz  dalgaliydi fakat insanlar sürekli kulaç atarak yüzmeye çalisiyordu.  Ben O’nu seviyordum. O bunu biliyordu. O beni sevmek istiyordu ama çok korkuyordu.  – “Seninle bu sekilde tanismasaydik eger, belki beni gördügün ilk anda bana asik olduguna  inanabilirdim ” dedi Melek. O’nun adi Melek’ti ve Cennet’te oturuyordu. Bu kadar isaret,bana  biraz fazla geliyordu.hayatimda ilk defa ne yapacagimi bilemiyordum ve bu beni çok  yoruyordu. – “O zaman Nevin teyze’ye telefonunu vermeseydin” dedim.Kendimi ilk defa arenaya çikmis Spartaküs gibi hissediyorum.Bombok bir durumdaydim ve tek çarenin kendimi koyvermek  oldugunu hissediyordum. – “Çok israr etti , ben de vermek zorunda kaldim.Beni arayabilecegini hiç düsünmemistim” dedi.Gözlerime bakarak benimle dalga geçiyordu ve ben yasadigim acizligi algilamak  istemiyordum.  Onun havlusu vardi.Benim havlum yoktu.Kuma oturuyordum ve kumlar kiçimin içine giriyordu ve kiçim kasiniyordu.  -” O zaman neden benle konustun, üstelik günlerce konustuktan sonra beni tanimak istedin? “Bu durumdan bu kadar sikayetçiysen, burada benimle neden oturuyorsun?”  Nihayet deplasmanda bir gol atmayi basarmistim ve içten içe gol sevinci yasiyordum.  – ” Herseyin ya da her duygunun bir açiklamasi yoktur “dedi Melek.O da gol attigimin  farkindaydi ve buna dogal olarak sinirleniyordu.  Onun havlusu vardi .Benim havlum yoktu ama üç puana çok yakindim.  Onun en yakin arkadasi beni süzüyordu.Benden hiç hoslanmadigini biliyordum ama bu benim için hiçbir sey ifade etmiyordu.  -” Cennette Bir Melek yazısına devam et

Labirent

 .
Kitapçılara yakın olanı değil de, uzak olan ikinci bankı seçtiğimde kendime oturmak için, yüzünü göremiyordum hayatın. Oysaki tam şuramda bekleyen bir çocuktu tüm yaşanmışlıklarım, tam şurama saplanıp duran çocukluğumdu. Tüm bildiklerim bir şarkıyı anımsatıyordu bana sadece; “hatırlarmısın bilmem / yıllar geçti üstünden” diyen bir şarkı. Oysa ki bir şeyleri beklediğimi belli eden bir yanı olmalıydı bu hayatın da. Hiç olmadı, ya da ben görmesini bilemedim. Ve uzak adanın ışıkları halen yanıyordu, inatla sabah kadar yanıyordu, inatla sönmüyordu. Oysa ki o ışık! O ışık?
Labirent yazısına devam et

Paralı Sapık

“ALooooo”
“Sapığınız Arıyor. Orda mısınız?”
“Anlamadım?”
“Sapık Diyorum”
“Kim Sapık”
“Ben Sapığınızım. Bakın para sizin paranız sonuçta, ister konuşun ister konuşmayın!”
“Ay ben yine anlamadım”
“Henımefendi. Beni sizi rahatsız etmem için tuttular. Yani para karşılığı sapıklık yapıyorum.”
“Nasıl yani?”
“Ben kiralık sapığım!”
“Kiralık katil gibi mi?”
“Evet”
“Yani telefonda saçmalayıp para alıyorsun öyle mi?”
“Elbette. Bedava sapıklık yapacak halim yok herhalde”
“Ay benim bildiğim sapık arar, sapıklığını yapar kapatır. Kimseden de öyle para falan almaz.”
“Ben senin bildiğin sapıklardan değilim”
“Peki kim tuttu seni?”
“İş ahlakım gereği müşteri kimliğini açıklıyamam”
“İyi de anlamadım ki şimdi. Hem sapığım diyorsun, hem de gayet normal konuşuyorsun. Hiç de öyle hakaret ettiğin ayıp şeyler anlattığın yok”
“Ufff. ya ben bu sapıklığı yapamıycam yaaa.”
“Olucaktı, biraz daha çalışsan olucaktı sanki”
“Abla bu iş böyle olmaz. Seni arayan soran yok ama böyle ısmarlama sapıklık da olmaz ki.”
“Ne yapayım canım. Hiç arayanım yok. Bari sen beni sapık gibi ara da canım sıkılmasın demiştim..

Üçüncü Şahıs Cinayetleri

Ahmet, 22 yaşındaydı. Öğrenciydi. Issız bir sokağın köşesinde, bedenine saplanmış bir bıçakla bulundu. Buluştuğu kişi, Ahmet’in üzerindeki değerli eşyaları gasp etmiş, sonra da onu oracıkta bıçaklamıştı. Ahmet, bulunduğunda ölüydü.

Erkan, Ahmet’ten birkaç yaş büyüktü. Tek başına yaşadığı evinde uyuyordu. Bedenine saplanan bir bıçağın acısıyla uyandı. Birlikte uyuduğu kişi, sabaha karşı Erkan’ı bıçaklamaya başlamıştı. Bir saate yakın süren boğuşmanın sonunda, dokuz bıçak yarası almıştı Erkan. Hastaneye kaldırıldı. Ölmesine ramak kala kurtarıldı.

Üçüncü Şahıs Cinayetleri yazısına devam et

Nanohayaller

Kendiyle Çok dertli bir arkadaşımla telefonda konuşuyoruz. Her zamanki bunalmış hali. Sıkıntısını bir çırpıda anlatabileceği bir cümle arıyor. Ikına sıkına kurduğu cümleleri peş peşe sıralıyor ama nafile; hiçbiri yetmiyor… Sonra ağzından bir solukta şunlar dökülüveriyor: “Keşke hayatıma bir format atabilseydim.” Sesinde belirgin bir rahatlama tonu. O aradığı cümleyi en sonunda bulup çıkarmış gibi. 
  Nanohayaller yazısına devam et

Charles Baudelaire – Sarhoş Olun

Her zaman sarhoş olmalı. Her şey bunda: Tek sorun bu. Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman’ın korkunç ağırlığını duymamak için, durmamacasına sarhoş olmalısınız. 

Ama neyle? Şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun. 

Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üzerinde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda uyanırsanız, sorun, yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her şeye sorun, “saat kaç” deyin; yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir karşılığını: “Sarhoş olma saatidir.
Zamanın inim inim inletilen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına! Şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz.”

BAUDELAIRE – (Paris Sıkıntısı)

Aforizmalar 2

bazen yalanlar o kadar çok tekrarlanır ki insanlar onları gerçek sanmaya başlarlar. ne yazık ki bazen doğruları dile getirmedikçe onlar da gerçekliklerini yitirmeye başlarlar. insan hafızası zayıftır, bir ağacınki yanında.

* o kadar çok oturunca yürümeye alışamıyor insan, ya da karanlıkta oturunca ışık gözlerini kapatmaya zorluyor. o kadar çok ölünce, ölünmüyor daha fazla sanki.

* her iki kişiden biri, diğerinin şeytanı belki de.

* gölgelerimizin boyumuzdan uzun olduğu saatlerde mutlu oluyoruz gibi.

* eşiği atlamadan kapıyı kapatmamalısın.

* dünyanın en güzel gözleri eşeklerdedir.

* yıllar önce birisiyle tanışmıştım: hiç durmadan, üç telini kopardığı gitarıyla accept, destruction falan çalardı. boksördü, elektrik direklerini yumruklayıp antrenman yapardı. hüzünlendiğinde sahildeki bankları yumruklayarak kırardı, nazikti ama, şu birayı tutar mısın biraz derdi. niye böyle yapıyorsun, sen de diğerleri gibi hüzünlensene demiştim; şiir okuyamıyorum diye cevaplamıştı.

* bir sokağın başında yağmur yağarken ve birisi şemsiyesinin altında yürürken, sokağın sonunda güneþin altında güneş gözlüğüyle duran diğeri yanılıyordu. her yaz istanbul’un herhangi bir sokağýıda oluyor bu.

* bazen sözcükler o kadar tekrarlanır ki, daha önce duyduğunu zannedenler duymaz olurlar bir an. bazen de sözcükler hiç söylenmez, o zaman daha iyi anlaşılabilirler belki de.

* bodrum’a giderken aydın’da bir köyde durmuştuk. köyün bütün insanları şeytana tapıyorlardı ama nedenini bilmiyorlardı. dışardan kız almazlar, kız vermezlerdi. bakkalları, siz neden allah’a taptığınızı biliyor musunuz ki demişti. ipi yere serdik yine de üstünde yürüyemedik o zamanlar.

* saç, hiç çürümüyor. su küflendi ama.

 

  • herhangı bıseyın bıttıgını sanıyoruz ama bıseyın bıttıgı yerde yenı bısey baslıor aslında hıc bısey bıtmıor hersey devam edıyor..
    * hıc bısey eskımıyor yenısı olsada bı sure sonra eskı olan seyi bıle yenı dıe kabul edebılıyoruz..
    * degısmıyoruz sadece zamana ayak uyduruyoruz..
    * bazen akreple yelkovan hıc oynamıyor ama bazende yerınde durmuyor..
    * hayattımızda duymadıgımız o kadar cok ses var ki mesela dunyanın dönerken karıncalarınsa yururken cıkardıgı ses bazende yuregımızın sesını..

gozlerini kapadiinda gormediini mi sanirsin?

kulaklarini tikadiinda, sesler yok filan mi oluyo?

sustuunda, icinden de mi konusmazsin?

sol elin soansa, sag elin sarmisak midir?

yumurtalardan cikan civcivler, civcivlerden yumurtalar cikmayacaini bilmezler mi?

elma dersem cik, armut dersem cikma” hangi embesilin icadidir?

bosluu dolduran yine kendisi diil midir? bosluk bunun neresindedir?

preview ne yana duser usta, submit ne yana?

  

Aforizmalar

Şiir mumdan kayıklarla alev denizini geçmeye benzer. Şeyh Galib

Böyle durunlarda hayal hatıranın yapamadığından daha fazla başdöndürür. Andre Gide

Kitabın dalgalanan kapağı. Ne çok sayfa, belirli ya da silik, su içmekte olan hayvanların bıraktığı bir dolu iz. Edmond Jabes

Dilsiz gibi oturup kaldım ve ısırdım yanan dudağımı. Goethe

Oysa sırlarım çığlıklarımdan hiç de uzak değildir benim. Mevlana

En kötüsü, şimdi, yakında veya uzakta hiç kimsenin olmaması. Philippe Jaccottet

Duygularımız sözcüklerin ötesindedir. Utanmalıyız şiirlerimizden. Nizar Kabbani

Düşümüzde düş görmeye başlayınca, uyanma zamankı yakındır. Novalis 

Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmak isterler. Oscar Wilde 

İnsan ruhunun en az sabır gösterdiği şey mutluluktur. Ahmet Hamdi Tanpınar 

Budalalar pazara gitmeseydi, çürük mallar satılmazdı. İspanyol Atasözü

Duygu olmaksızın karanlık ışığa, kayıtsızlık harekete çevrilemez. Carl Jung 

Duvar kendisine çakılmak üzere olan çivinin ucunu nasıl hissederse, o da şakağında öyle hissetti. Dolayısıyla hissetmedi. Franz Kafka 

 

Aylaklık bütün kötülüklerin kaynağı, bütün erdemlerin tacıdır. Franz Kafka

Dünya kuruldu kurulalı bilinir: Aşk, derinliğinin farkına, ancak ayrılık saati gelip çattığında varır. Halil Cibran 

Acının ödülü tecrübedir. Aiskhylos 

Arkadaş nedir? İki bedeni mesken tutan tek bir ruh. Aristoteles 

Birini öldürmeden önce, geniş ve güçlü bir çevresi olup olmadığını öğrenin. Kurt Vonnegut 

Tek kitaplı adamdan kork! Bertrand Russell 

Deniz Öldü


    Kasvetliyim. Bugünlerde herkes öyle. Dünya çalkalanıyor. Üçüncü dünya savaşı çıkmak üzere. Artık sayılı günler var. Herkesi askere aldılar. Bunun ise benim savaşım olmadığına inanıyorum. Kaçıyorum askerden. Barış naralarının atıldığı zamanlar kafamıza işlenmiş sevgi sözcüklerinin etkisi belki de. Ya da annemin savaş kelimesini duyar duymaz ağlamaya başlaması. Bilmiyorum. Ama bir parçası değilim bu savaşın, tek bildiğim bu.
Deniz Öldü yazısına devam et