Sonsuzluk ve Birgün
Denemeler, Mitoloji Ekim 14th, 2007** 1 **
İthaka’ya doğru yola çıktığın zaman,
dile ki uzun sürsün yolculuğun,
serüven dolu, bilgi dolu olsun.
Ne lestrigonlardan kork,
ne kikloplardan, ne de öfkeli Poseidon’dan.
Bunların hiçbiri çıkmaz karşına,
düşlerin yüceyse,
gövdeni ve ruhunu ince bir heyecan sarmışsa eğer.
Ne Lestrigonlara rastlarsın,
ne Kikloplara, ne azgın Poseidon’a,
onları sen kendi ruhunda taşımadıkça,
kendi ruhun onları dikmedikçe karşına.
Dile ki uzun sürsün yolun.
Nice yaz sabahları olsun,eşsiz bir sevinç ve mutluluk içinde
önceden hiç görmediğin limanlara girdiğin!
Durup Fenike’nin çarşılarında eşi benzeri olmayan mallar al,
sedefle mercan, abanozla kehribar
ve her türlü başdöndürücü kokular;
bu başdöndürücü kokulardan al alabildiğin kadar;
nice Mısır şehirlerine uğra,
ne öğrenebilirsen öğrenmeye bak bilgelerinden.
Hiç aklından çıkarma İthaka’yı.
Oraya varmak senin başlıca yazgın.
Ama yolculuğu tez bitirmeye kalkma sakın.
Varsın yıllarca sürsün, daha iyi;
sonunda kocamış biri olarak demir at adana,
yol boyunca kazandığın bunca şeylerle zengin,
İthaka’nın sana zenginlik vermesini ummadan.
Sana bu güzel yolculuğu verdi İthaka.
O olmasa, yola hiç çıkmayacaktın.
Ama sana verecek bir şeyi yok bundan başka.
Onu yoksul buluyorsan, aldanmış sanma kendini.
Geçtiğin bunca deneyden sonra öyle bilgeleştin ki,
Artık elbet biliyorsundur ne anlama geldiğini İthakaların.
** 2 **
_ Hey! selim
Bu gece bizimle gelmicek olmana çok üzülüyoruz.
_ Hey! selim korkuyorum.
_ Selim, denizler çok büyük.
_ Nereye gittin Selim, nereye? Biz nasıl bir yere gidicez?
_ Ya orda da dağlar,polisler varsa… Biz hiç geri çekilmedik. Şimdi karşında denizler var ama yine de geri çekilme!
_ Gece annemi gördüm, kapının eşiğinde duruyordu. Bana üzgün üzgün bakıyordu. Dağların tepesinde karlar vardı ve çanlar çalıyordu.
_ Keşke bize eskisi gibi limanlardan bahsetseydin. Marsilya’dan, Napoli’den… Şu koca dünyadan bahsetseydin.
_ Hey! selim, anlat, anlat bize şu koca dünyayı…
_ Hey! selim, konuş, konuş bizimle…
_ Hey! Selim. Hey! Selim.
** 3 **
_ Zaman nedir?
_ Dedeme göre zaman bir çocukmuş ve bu çocuk sahilde iskambil oynarmış.
** 4 **
_ Şair ne demek biliyor musun?
_ …
_ Zamanım olsa sana kelimeleri satın alan şairin hikayesini anlatırdım.
_ …
** 5 **
_ Gülümsüyorsun ama üzgün olduğunu biliyorum.
_
_ Sana kelime satayım mı?
_ Hı hı.
_ Ama pahalı gelebilir.
_
(Çocuk adamın yanından kalkar, elleri ceplerinde yavaşca sahile doğru yürür, bir süre denize bakar ve hızlı adımlarla adamın yanına gelir).
_ Zenitis.
_ Zenitis… Anlamı ne?
_ Yaban. Ya da sürgün.
_ Bu sözcüğü duydun mu?
_ Evet. Köydeki kadınlar söylerdi. Başka kelime ister misin?
** 6 **
Neden anne, hiçbir şey umduğumuz gibi gitmedi? Neden?
Neden çürüdük böyle. Çaresizlik içinde acıdan ve arzudan kıvranıyoruz.
Neden bütün hayatım sürgünde geçti?
Neden sadece anadilimi konuşabildiğim nadir anlarda mutlu olabildim?Ve kayıp sözcükleri ya da insanların çoktan unuttukları sözcükleri bulup çıkarttığım anlarda mutlu olabildim. Neden sadece o anlarda evde yankılanan kendi ayak seslerimi duyabildim?
Neden?
Söylesene anne neden sevmeyi bilemedik?
** 7 **
_ Beni ne kadar seveceksin?
_ Sonsuzluk ve bir gün kadar.
** 8 **
_ Bir keresinde sana yarın ne kadar sürer diye sormuştum. Sen de…
_ Sonsuzluk ve bir gün kadar demiştim ( kadın adamdan giderek uzaklaşmaktadır.) .
_ ?!
_ …
_ Seni duyamadım Anna!
_ SONSUZLUK VE BİR GÜN KADAR!
* theo angelopuolos , kavafis ve shekeaspeare’e…
Bu yazının okunma sayısı: 458








Son Yorumlar