Şizofren
Denemeler, Öyküler Ekim 6th, 2007Bir mart akşamı yanağını dayayıp soğuk bir otobüs camına, sokaklarına daha önce hiç merhaba demediğin bir şehre doğru yol almak. Mesela, yoldan geçen kamyonları saymak çocukluğundaki gibi… Otobüsten inip şehri kucaklamak bir seher vakti… Belki de sabah namazına yetişmek… Semâya kaldırıp başını, son kez tövbe ederken günahlarına; küfürler savurmak, bir adanmışlığı geride bıraktığın boşluğa… Bir simitçiye adres sorup, terkedilmiş bir virâneye yerleşmek sonra… Limonlu çay ve sigara dumanının yârenliğinde açıp ellerini doğan güne, sarılmak yeni olduğuna kendini bile inandıramadığın bir geleceğe… Ve kanlanmış gözlerini kapayıp sadece rüzgârı hissetmek… Bir rüya olduğunu kabullenmek, yaşanmış ve yaşanamamış her şeyin. “Uyanık olmak kâbusu”na alışmaya çalışmak… Bir mezara bekçi olduğun halde, hâlâ dayanıklı bir mermer olmakla övünmek… En sonunda ise bir şizofren çığlığı: “Hasta değilim ben!”
Bu yazının okunma sayısı: 329








Eylül 3rd, 2008 at 8:07 pm
cok iyi yaa
Eylül 3rd, 2008 at 8:07 pm
sözlerin bittiği an bence..
Eylül 3rd, 2008 at 8:08 pm
metilendioksimetamfetamin@hotmail.com
Eylül 3rd, 2008 at 8:08 pm
Sende biliyosun aslında herşey saydam hiç bişi gerçek değil var olduğunu sandığımız şeyler için savaşıp onların uğruna çalışıp yaşıyım var olmayan şeylere aşık oluyoruz ama aslında hiç bişi gerçek değil gördüğümüz sadece bir rüya… Uyanınca…