Yine öyle yalnızım ki. konusacak kimseyi bulamıyorum. konusabileceğim insanlarla bile konusamıyorum. ağzımdan cıkmıyor kelimeler, boğazıma bile saplanmıyorlar. sadece beynimde asılı kalıyorlar. daha fazlası değil. niye böyle oluyor, niye kimseyi kendime yakın görmüyorum bilmiyorum. insanlar mı benden kaçıyor, yoksa ben mi onlardan kaçıyorum. öyle uzağım ki herkese. bazen insanlar konuşurlarken, hızla, neredeyse onları takip edemeyeceğim bir hızla konuşurlarken, dalıyorum. uzaklara. duymuyorum neler söylediklerini. bazen kendimi kim olduklarını kendime sorarken buluyorum. kendime ağlıyorum. öyle saf bir şapşal, öyle masum bir aptalım ki. artık hayal kurarken mutlu olmuyorum. hayal kurmaya başladıktan bir 5 dakika sonra kendime acıyor, gülüyorum. acı acı gülüyorum. kalbim sızlıyor. hayallerim hep kendime söylediğim yalanlar üzerine kurulu. hep yalan söylüyorum kendime, kandırıyorum zavallı ruhumu. ama yine de, bu dünyadan gittiğimde en çok hayal kurmayı özleyeceğim. gözlerimi kapatıp, hayallere dalmayı, uykudan önceki o masumiyeti. ya da bazen sessizce kimseye farkettirmeden hayallerimde kaybolmayı. işte en cok bunları özleyeceğim.

yaşam öylesine garip ki. ondan nefret etmeden de onu sevmeden de yapamıyorsun. ne bileyim ben. yaşıyorum işte.


Bu yazının okunma sayısı: 171