kendimi kaybettigimi, yok oldugumu hissediyorum. yavasca siliniyorum yeryüzünden. hem bedenen, hem ruhsal. gittikçe ufalıyorum, bu ufalmayla beraber ucuyor ruhum, cöküyorum. icimdeki kocaman bosluk, yara gittikce genisliyor.
günler cok hızlı gecsin, aradan haftalar, aylar gecsin istiyorum. oysa hersey cok yavas ilerliyor. su 3 gün iskence gibi, bir asır gibiydi. yoruluyorum düsüncelerimin yogunlugundan, bana söylenenlerinin hergün kulagımda cınlamasından, yasadıklarımın acısını hergün yeni bastan kalbimde hissetmekten. zaman herseyi iyilestirmeyecek, sadece bana, hayatıma yeni seyler getirip kafamı doldurucak. olanları asla unutmayacagım. bana unutmamı saglayamayacak. bunu farkediyorum, ve hayatımın onsuz sürecegini, bunun bir son, yolun cıkmaz sokak oldugunu. yolun ilerisi yok, geri dönmeliyim. ileriyi görmüyor, istemiyor, reddediyorum. devam etmek anlamsız. gülümsemek, sarkılar söylemek istemiyorum. en son ne zaman mutlu oldugumu hatırlamıyorum. bu kırıklık üzerime yapısmıs, gecmeyecek, bitmeyecek gibi.
cok gücsüzüm, hala ilk günü düsünüyorum. sanki hepsi bir rüyaydı, sonra kabus oldu. uyandım. simdi hayatıma geri döndüm, rüyalarımla avunuyorum.
yaptıgım herseyde o var, giydigim elbisede, gittigim mekanda, yürüdügüm sokaklarda, oturdugum sandalyede, tuttugum rujda, sürdügüm kokuda, yedigim yemekte, okudugum kitapta, dinledigim sarkıda, bindigim serviste/otobüste, kulagıma götürdügüm telefonda, en sonunda hep döndügüm odamda, konustugum insanlarda.. hatırlamamak icin bunların hic birini yapmak, görmek istemiyorum. bunlarsız yasamamamın imkansız oldugu icin kalbim acıyor, gözlerim doluyor. aglıyorum.
bir gün onu baskasıyla görecegim düsüncesiyle dönüp duruyorum. zaman bana bunu da getirecek biliyorum.
zamanın gecmesinden nefret ederek gecmesini bekliyor, sadece bekliyorum


Bu yazının okunma sayısı: 207