Agorafobi

Komikler Yorum Yok »

Agorafobia

Fobiler serimizde, psikiyatristlerin en sık karşılaştıkları fobileri mercek altına alacağız. Farklı fobileri anlatırken, zaman zaman fobiler hakkında genel bilgilere de yer vermeye çalışacağız. Bugün, agorafobi ile serimize başlıyoruz.

Nermin hanım, kalabalık mekanlarda bulunmaktan sıkılmaktadır. Bu durumu çevresinden saklamaya çalışıyor olmasına karşılık, ailesi durumdan haberdardır. Bir kaç kere alışveriş merkezlerinde çarpıntısı tutmuş, son sefer bu durumu kalp hastalığının belirtisi kabul ederek doktora görünmüştür. Doktorlar şikayetlerini sorduğunda, Nermin hanım şu şikayetleri sıralar: Çarpıntı, terleme, ağız kuruluğu.

Nermin hanımın yanında bulunan arkadaşı Hacer hanım konuşmayı keserek araya girer: (devam ediyor…)

Akrepler intihar eder mi?

Komikler Yorum Yok »

AkrepÇok sık tekrarlandıkları için genel kültür bilgileri arasına bile girmiş olan bazı yanlış bilgiler vardır. Bu yanlış bilgilerden biri de “akreplerin tehlike karşısında intihar ettikleri” bilgisidir.

Akreplerin çokça bulunduğu bölgelerde yaygınlaşan bu bilgiye göre, ateşle çevrelenen akrepler, başka bir çareleri kalmadığını anladıklarında, kuyruklarındaki zehirli iğneyi başlarına batırarak intihar ederler.

Evet, akrepler ateşle çevrelendiklerinde ölürler, fakat ölmelerinin sebebi, kendilerini sokmaları değildir. (devam ediyor…)

Faili Meçhul - Üçüncü bölüm

Komikler Yorum Yok »

Faili Meçhul - Üçüncü bölüm

- Çamlak çömlek patladı. Çamlak çömlek patladı…
- Yaa, bananeee…
- Sobeee, sobeeeee…
- Hep böyle yapıyosunuz.
- Naniiiik…
- Gıcııııık…

Bu masum görünen, ama uzadı mı acayip derecede can sıkan çocuk diyaloglarıyla geçirmeye başlamıştım günlerimi. Aslında çok çok üç gün olmuştu ki; telefon çaldı. Arayan ex-iş arkadaşımdı. Girişimimi bu arkadaşımla beraber yapmıştım. (devam ediyor…)

Amnesya İpuçları - Level 21-40

Komikler Yorum Yok »

Amnesya İpuçları - Level 21-40

DİKKAT: Bu yazıda okuyacağınız ipuçları, bazı duyarlı Amnesya oyuncuları için uygun olmayabilir. Bölüm çözümlerini ve ipuçlarını öğrenmek istemiyorsanız, lütfen yazının devamını okumayın.

Bir yıl kadar önce Opereysin.com’da, Amnesya isimli online bulmaca oyunuyla ilgili bir ipucu yazısı yayınlanmıştı. O günlerde Amnesya adını yeni yeni duyurmaya başlamıştı, ana sayfasındaki “deneyenler” sayacı belki 100.000′i geçmemişti.

Amnesya ilgisi, bir yıl içinde çığ gibi büyüdü. Bugün, Amnesya.com’un ana sayfasında “Bu oyunu 3 milyon kişi denedi, kimse başaramadı” yazıyor. Fakat bölümlerde tıkanan, ipucu arayan oyuncular için ipuçlarını bir arada sunan bir kaynak yok. Bu eksiği dikkate alarak, geçen yazımızda kaldığımız yerden, 21. bölümden, ipuçlarını yazmaya devam ediyoruz. (devam ediyor…)

Saatim var, saati göstermeyen…

Komikler Yorum Yok »

Day & NightZengin olmak mı istiyorsunuz? Kolay yoldan köşeyi dönmek mi istiyorsunuz? Zengin olmak için zekice bir fikriniz olmalı.

Yeter mi? Yetmez! Bu fikri tamamlayacak çok zekice bir fikriniz daha olmalı.

Peki bu kadarla kalsa yeter mi? Yine yetmez. İnsanları şaşkınlığa düşürecek dahiyane bir fikriniz daha olmalı. İşte size muhteşem bir fikir:

Zekice: Lüks bir saat tasarlayın.
Çok zekice: Saatin yapımında Titanik’in denizden çıkarılmış parçalarını kullanın. Ne numara ama!
Dahiyane: Tasarladığınız saat, zamanı bile göstermesin.
Harikulade: “Bu saati neden alayım?” diye soranlara söyleyecek bir fikir uydurun.

Böyle bir saatin satılmayacağını düşünüyorsunuz değil mi? (devam ediyor…)

CSS’de kolon yüksekliklerini eşitlemek

Komikler Yorum Yok »

CSS'de kolon yüksekliklerini eşitlemek

Geçerli HTML, CSS kodlama gibi kavramlar hayatımıza girdiğinden beri hepimizin bildiği bir gerçek var: “Sayfa tasarımında tablo kullanmamalıyız!”

Gerçekten de CSS, tabloların sayfa tasarımında yapabilecekleri pek çok şeyi daha kolay bir biçimde yapma imkanı sunuyor. Haliyle tablo yapısını yalnızca veri listelerken kullanmak, sayfa tasarımını CSS’le gerçekleştirmek çok daha mantıklı oluyor.

Her şey güzel gibi. Fakat tablolarla kolaylıkla gerçekleştirebileceğimiz, fakat CSS’te gerçekleştirmekte çok zorlandığımız bir şey var: Yan yana bulunan kolonların yüksekliklerini eşitleyebilmek. (devam ediyor…)

Web’de hangi hizalamayı kullanalım?

Komikler Yorum Yok »

Web'de hangi hizalamayı kullanalım?

Web’de yazıların hizalanması her zaman sıkıntılı bir konu olmuştur. Web’de yazı hizalamasının diğer yazılı yayınlara göre daha zor olmasının temel sebebi; yazıların görüntüleneceği yazı tipinden yazı boyutuna, tarayıcı tipinden ekran genişliğine kadar hemen her şeyin, sayfayı görüntüleyen kişiye göre değişiklik arz etmesidir.

Bununla birlikte, değişik yazı hizalama şekilleri, değişik projelerde ön plana çıkabilirler. İsterseniz şimdi, web’de kullanabileceğimiz yazı hizalama (text alignment) şekillerine bir göz atalım. (devam ediyor…)

Feed abone sayısını göstermek

Komikler Yorum Yok »

Feed abone sayısını göstermek

Eğer feed’inize abone olan kişi sayısı fazlaysa, bu sayıyı sayfalarınızın görünür bir yerine yazmak, abone sayınızı arttırabilir. Abone sayınızın artışı ise, dolaylı olarak sayfalarınızın ziyaret edilme sayısını arttıracaktır.

Fakat abone sayısını sayfalarımızda göstermek istediğimizde, küçük bir sıkıntıyla karşılaşırız: Abone sayımızı hesaplamak zordur. Evet, Feedburner gibi siteler, abone sayımızı gösteren resimler oluştururlar ama, dürüst olmak gerekirse, tasarımımızın bir yerine bu resimleri eklemek zorunda kalmak canımızı sıkar.

Peki abone sayımızı text halinde alıp kullanabilmemiz, tasarımımıza uygun şekilde gerekirse renklendirebilmemiz, boyutuyla oynayabilmemiz mümkün değil mi?

Mümkün. (devam ediyor…)

IE’de buton genişliğini düzeltmek

Komikler Yorum Yok »

IE'de buton genişliğini düzeltmek

Projelerinizin bir yerinde, Internet Explorer’da düzgün görünebilecek bir buton oluşturmaya çalıştıysanız, butonlarla çalışmanın ne kadar sıkıntılı olabileceğini fark etmişsinizdir.

IE butonun içindeki yazının çevresinde, diğer tarayıcılarda görüntülenmeyen ekstra boşluklar bırakır. Butonu ekleyeceğiniz çalışma alanı bu ekstra genişliği kaldırabiliyorsa, bu durumu çok da önemsemeyebilirsiniz ama, küçük bir alana buton sığdırmak istediğinizde bu ekstra pikseller canınızı sıkabilir. (devam ediyor…)

Yen Island Nang - Thailand

Komikler Yorum Yok »

Yen Island Nang - Thailand

köpek ve çocuk

Komikler Yorum Yok »

köpek ve çocuk

öpüşen- papağanlar

Komikler Yorum Yok »

öpüşen- papağanlar

206-pantolon

Komikler Yorum Yok »

206-pantolon

Tuğrul Asi Balkar: Artık Vakit Geldi Gömleği

Yaşam Yorum Yok »

"Artık vakit geldi! Gömleği
giydirelim, ha, ne dersin?"

Deniz’in ardında bıraktığı geçmiş
Hüseyin’in inancı
Yusuf’un aslanı
"ve bir gün mutlaka…"
Hepsi o!

Sevgi Duvarı

Yaşam Yorum Yok »

sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Odisseus Elitis: Yokluğun İklimi

Yaşam Yorum Yok »

I

Dünyanın bütün bulutları günah çıkardı
Yerlerini tasam doldurdu

Ve saçlarımın içinde üzgün düşüverince
Pişmanlık duymayan elim

Bir acının düğümüne bağlandım.

FİLOZOF VE FELSEFE HAKKINDA

Felsefe Yorum Yok »

Ali Osman GÜNDOĞAN

Yaklaşık olarak 2500- 3000 yıllık felsefe tarihi gözden geçirilecek olursa, sayısız filozof, pek çok felsefî akım ve birbirinden ayrılmış felsefî dönemler görülür.Bu filozoflar, akımlar ve felsefî dönemler arasıda bazı benzerlikler görülse bile bir birlerinden pek çok konularda farklı anlayışlara sahiptirler. Hatta aralanda hoca talebe ilişkisi bulunan filozoflar arasında

BACON VE VICO’DA İLÂHÎ VE ÎNSANÎ BİLGİ

Felsefe Yorum Yok »

Sema Önal AKKAŞ

Bilgi hakkında konuştuğumuz zaman neyin bilgisi sorusu aklımıza gelir. O halde, bilgi, doğal olarak bir şeyin bilgisidir. Bu durum, bizi, felsefenin ontoloji disiplinine çekmektedir. Demek ki, bilgi hakkında konuşmadan önce Bacon ve Vico’nun neyin bilgisini aradıklarını tespit etmemiz gereklidir.

Bilindiği gibi, felsefenin ontoloji ile ilgili problemi "varlık var mıdır?" "varsa

BACON VE VICO’DA İLÂHÎ VE ÎNSANÎ BİLGİ (…devam )

Felsefe Yorum Yok »

Vico, görüldüğü gibi, burada kendi zamanının çalışmalarına karşı haklı bir eleştiride
bulunmaktadır. Bilimsel çalışmalar hep fiziksel fenomene yönelmiştir. Çünkü, tabiatta düzenli aralıklarla devam eden olgular sözkonusudur. Vico, insanî tabiatın anlaşılmasının fiziksel fenomene göre daha güç olduğunu öne sürmektedir. Çünkü, insan, Vico’ya göre, belirlenmiş yasalara tabi bir varlık değildir.

AKIL ELEŞTİRİSİ’NDEN KÜLTÜR ELEŞTİRİSİ’NE: SEMBOLİK FORMLAR FELSEFESİ

Felsefe Yorum Yok »

Milay KÖKTÜRK

Ernst Cassirer (1874-1945)’in Sembolik Formlar Felsefesi adıyla bilinen ve kendisi tarafından da böyle adlandırılan felsefî görüşleri ilk bakışta sadece kültür felsefesi alanına ait düşünceler olarak algılanır. Daha derinlemesine ve daha geniş bağlamda incelenince, sembolik formlar felsefesinin sadece tek bir problem alanı ile sınırlı olmadığı görülür. İçinde din, mitoloji, sanat

AKIL ELEŞTİRİSİ’NDEN KÜLTÜR ELEŞTİRİSİ’NE: SEMBOLİK FORMLAR FELSEFESİ (… devam )

Felsefe Yorum Yok »

Onlar mantıkî bir ilkeden çıkarılabilirlerse, zihnin somut bütünlüğü kavranabilir olur. Bu metodik bağlam Hegel’de tüm açıklığıyla mevcuttur. Hegel yalın zihin kavramında durmaz; zihni olguların tümüne yaygınlaştınr. Zihnin fenomenolojisi mantığa zemin ve yol hazırlamalıdır. Nihayet zihinsel formların çeşitliliği adeta en yüksek mantıkî zirveyle biter. Bu bitişte form kendi tamamlanmış gerçeğini

AHLAK KURAMINDA GERÇEKÇİLİK

Felsefe Yorum Yok »

Erdal CENGİZ

Bilginin değeri ve kapsamı üzerine sorulan sorular yıllardır hem felsefecilerin ilgi odağını oluşturmakta hem de felsefenin önemli bir parçası olan bilgi kuramının alanını belirlemektedir. Bilgi kuramı bu bakımdan bilginin doğası ve bilgiyi edinme ve temellendirme süreçleriyle ilgili bir uğraştır. Bilimsel bilgiden ahlaksal bilgiye kadar her türlü bilginin sorgulandığı çağımız bilgi

İBN RÜŞD DÜŞÜNCESİNİN TARİHTEKİ YERİ VE ETKİLERİ

Felsefe Yorum Yok »

İsmet Bırkan

Büyük İslam filozofu Kurtuba’lı Ebu’l-Velid Muhammed bin Ahmed bin Rüşd (1126-1198) hakkında bilgi veren ve bazıları kaynakçada gösterilmiş olan genel ve tarihsel nitelikli eserlerin hemen hepsi bir-iki ana kaynağa dayanmaktadır. En çok başvurulan iki otorite Salomon Munk’un ‘Melanges de la philosophie juive et Arabe’, ve Ernest Renan’ın ‘Averroes et l’Averroisme’ adlı eserleridir.

İBN RÜŞD DÜŞÜNCESİNİN TARİHTEKİ YERİ VE ETKİLERİ (… devam )

Felsefe Yorum Yok »

Bilindiği gibi, ‘Rönesans’ denilen olgu, en yalın ifadesiyle, bunun gerçekleşmesinden başka bir şey değildir. Kilise kendi açısından yanlış yapmıyordu!.. Renan Skolastik felsefede İbn Rüşd’ün çifte kişilikli bir insan olarak görüldüğünü belirtir: "Bir yanda ‘Büyük Şerh’in yazan, Filozofun (Aristo’nun) tek ve yetkin yorumcusu, kendisiyle savaşanların bile saygısını kazanmış İbn Rüşd; öte yanda

Öğretim Özgürlüğü

Felsefe Yorum Yok »

Albert EİNSTEİN

Soru — Sizce öğretim özgürlüğünün başlıca niteliği nedir, gerçeğin araştırılmasında bu. özgürlük neden gereklidir?
Cevap — Öğretim özgürlüğünden şunu anlıyorum: Gerçeği araştırma, doğru olduğuna inandığı şeyleri yayımlama ve öğretme hakkı. Bu hak aynı zamanda bir ödev de yükler insana; kişi doğru saydığı bir şeyi hiçbir biçimde gizlememelidir. Öğretim özgürlüğü¬nün

BİLİM FELSEFESİNİN İŞLEVİ

Felsefe Yorum Yok »

Cemal YILDIRIM

Orta öğrenimden geçmiş pek çok kimse, yüzeysel de olsa, fizik, biyoloji vb. bilimlerin ne türden çalışmalar olduğunu bilir; dahası belki de felsefe ile bilim arasındaki temel yaklaşım farkının da ayırdındadır. Ama "bilim felsefesi nedir?" sorusuna yalnız sıradan kimselerin değil, çoğu aydınların, hatta kimi bilim adamlarının bile, açık ve doyurucu bir yanıt verebileceği söylenemez

AKIL-DUYGU İKİCİLİĞİNE İKİ FARKLI BAKIŞ

Felsefe Yorum Yok »

Nurten Gökalp

Felsefede, insanın ayırt etme, belirleme ve şeyleri ifişkilendirme yeteneği olarak tanımlanabilecek akıl ile, dolaysız olarak varolan, kişiye özel, başka bir şeye indirgenemeyen ve analiz edilemeyen bir bilinç niteliği, bir hissetme tarzı olarak tanımlanabilecek duygunun içeriği ve aralarındaki ilişkinin niteliği konusu, bir takım belirsizlikler içermektedir.

Felsefedeki akıl ve

Leibniz’de Kötülük Problemi ve Teodise

Felsefe Yorum Yok »

Aliye ÇINAR

Bu makalede, Leibniz’de kötülük problemi ele alınır. Leibniz’e göre üç tür kötülük vardır ve bu dünya, “mümkün dünyaların en iyisidir”. O, Tanrı’da iki iradenin olduğunu ileri sürdü: Evvel ve ahir irade ya da özel ve genel irade. Dünyanın yaratılmasında ona göre genel irade etkindir. Dolayısıyla Leibniz, mucize, karar, istisna, bireysel olan ve özel iradeyi

Leibniz’de Kötülük Problemi ve Teodise ( … devam )

Felsefe Yorum Yok »

Tutarlı irade , iyiye yönelenler kadar , kötülüğü iten öncel iradenin çalışmasından doğar. Tutarlı irade bütün bu tek tek iradelerin birlikte işleyişinden doğmaktadır. Kısacası Tanrı, öncelikle iyi olanı, sonuç olarak en iyi olanı ister. Tanrı’nın genel iradesi doğrultusunda kötülüklere izin vermesinin asıl sebebi, kötülüğü birçok kez katlayacak iyiliklerin meydana gelmesi uğruna

YUNAN KUŞKUCULUĞUNUN BİLGİNİN OLANAKSIZLIĞIYLA İLGİLİ KANITLARI

Felsefe Yorum Yok »

Ahmet CEVÎZCÎ

Antik Yunan kuşkuculuğu, M.Ö, 360-270 yılları arasında yaşamış olan Pyrhhon tarafından kurulumş olan bir felsefe okuludur. Kurucusunun adından dolayı Pirinozm olarak da bilenen kuşkuculuk, Platoncu, Aristoleîesçi, Stoacı ve Epikürosçu felsefeye karşı çıkmıştır. Kendisinden önceki Yunan felsefesinden ve Hint bilgeliğinden etkilenmiş olan Pyrrhon, kuşkuculuğu, bilginin imkânıyla

YUNAN KUŞKUCULUĞUNUN BİLGİNİN OLANAKSIZLIĞIYLA İLGİLİ KANITLARI (… devam )

Felsefe Yorum Yok »

Bulundukları yere bağlı olarak da, nesnelerin farklı görünüşlerinden söz edilebilir: Buna göre, mum ışığı, gündüz sönük, akşam karanlığında pariak görünür. Aynı sopanın, suda eğri, suyun dışında doğru göründüğü söylenir. Yumurtalar, kuşun karnında yumuşak, dışanda katıdır. Durum ya da konumları da, nesneleri farklı gösterir: Örneğin, aynı resim yere yatırıldığında düz, belli bir açıya

Onaylanmayacak Yorumlar!

Kitap Özetleri Yorum Yok »

Onaylanmayacak Yorumlar!

Keşke sizler böylesi tutumlar izlemeseydiniz de, ben de bu yazıyı yazmasaydım. Fakat bu konuda daha bilinçli olmanız için bir “uyarı” niteliğindeki bu yazı ile, sizleri Türkçemizi doğru ve güzel kullanmaya davet edeceğim. Dilimize gereken önemi ve değeri vererek. takdir edilecek yorumlar gönderenlerden, onları böyle bir konu ile muhatap edebilme olasılığıma karşı özür diliyorum.

Bu ağeline her gün binlerce kişi giriyor ve yüzlerce yorum gönderiliyor. Yorumların hepsini günlük olarak okuyup onaylamanın sıkıntısını geçerek, yorumlarda kaç defa belirttiğimiz hâlde düzelmeyen yazım ve anlatım bozukluklarına dikkat çekmek istiyorum. Bir yazıya yorum yaparken, öncelikle “Bu yorumu niçin yapıyorum?” diye kendinize sormanız gerekiyor. Çünkü her gün klavyenin tuşlarına rastgele basıp yorum gönderenleri görüyorum. Ne yapmaya çalıştıklarını anlamıyorum; fakat bu davranışla hem kendilerini boş yere zahmete sokuyorlar hem de yorumları onaylayan bizleri…

(more…)

Command & Conquer Generals Demo İndir

Kitap Özetleri Yorum Yok »

Sürüm : Demo
Boyut : 403 Mb
Kullanım İzni : Ücretsiz (Freeware)
Dil : Ingilizce
İşletim Sistemi : Windows (Tümü)
Üretici Firma : Electronic Arts

Command & Conquer Generals Demo İndir

Command & Conquer Generals bir EA Sports klasiği olarak tekrar karşımızda. Daha önceden Command & Conquer Tiberian Sun’ı oynamış olanların çok hoşuna gidecek bir (more…)

Benzer Konu Linkleri

    Etiketler: ,

    Oh Olsun

    Kitap Özetleri Yorum Yok »

    Yönetmen: Ertem Eğilmez Senaryo Yazarı: Sadık Şendil Tür: Duygusal, Komedi, Aile Yapım Yılı: 1973 Vizyon tarihi: 1974-01-01 Ülke: Türkiye Özellik: Renkli

    Oyuncular:

    Tarık Akan: Ferit
    Hale Soygazi: Alev
    Hulusi Kentmen: Fehmi
    Münir Özkul: Burhan (more…)

    Benzer Konu Linkleri

      Etiketler:

      Füreya

      Kitap Özetleri Yorum Yok »

      Ayşe Kulin’in 348 sayfadan oluşan bu eseri, Türkiye’nin ilk bayan seramik sanatçısı Füreya Koral’ın yaşam hikayesini anlatmaktadır. Füreya, Osmanlı İmparatorluğunun çöküş yıllarında, bir Osmanlı paşasının torunu olarak dünyaya gözlerini açar. 1910-1997 yılları arasında yaşayan Füreya, Şakir Paşanın iki kızından biri olan Hakkiye’nin çocuğudur. Soylu, zengin ve onurlu bir ailenin üyesidir. …

      Kapı Kitap Özeti

      Kitap Özetleri Yorum Yok »

      KAPI (Mustafa Necati SEPETÇİOĞLU)
      Piyer Lermit bir kilisede manastır yapmaktadır. Hristiyanlık için çalışmaktadır ama hayatında bir boşluk vardır ve Türklere karşı bir sempatisi vardır.
      Hava sıcktır ortalık sıcaktan kavrulmaktadır. Bir gün bir topluluk kiliseye doğru gelmektedir. Bu topluluğun içinde bir erkek ve kadınlar vardır. Üstleri başları dağınık birinden kaçmışlardır. Bu kadınlardan biri de hristiyanadır. Hristiyana bir sözcü gibi piyer lermitten yardım ister onları kilisede barındırmasını ister piyer lirmitin iyi biri olduğunu duymuşlar ve ona koşmuşlardır. Fakat piyer lermit bu anlamsız yaşamı içinde kendinden umulmadık bir tavırla kiliseye kadınları alamayacağını söyleyince kız sinirlenir hırçınlaşır ve papanın daha yardımsever olduğunu, ona güvenmekte hata ettiklerini söyleyip ilerlemeye devam ettiler. Bir ağacın dibinde dinlenmek için durdular. Piyer lermit kiliseye girdi. Dua ederken içeri arkadaşı çuısuz Gotiye girdi. Sohbet ederken papaya, urben’e, şövalyeye inanmadığını, Türklerin onlardan daha doğru olduğunu söyledi. Çevremde bir şeyler dönüyor, bir şeyler ölüyor ama neden böyle oluyor bilmiyorum dedi lermit. Gotiye’ye git getir onları ne olacaksa olsun dedi. Gotiye ağacın dibindeki kalabalıga gitti. Manastıra çağrıldıklarını söyledi. Gotiye onlarla anlaştı. Onlar için çalışan bir şövalye haline geldi. Fajat gotiyer bunların kim olduğunu tam olarak bilmiyorç bir amaçları var ama ne. Yaşlı adam – hristiyanonun babası- şöyle cevap verdi. “Türkler kapı gibi demirleşiyor, çelikleşiyor. Şövalye tahta kapıyı bir vuruşta yıkar geçersin, deir kapıyı olmazsa ateşle eritip geçersin… Ya çelik kapıyı” adam tğrklerden korkmakta ve bir tehlike olarak görmektedir. Süleyman Bey öldü melikşah zehirlendi, nizamül mülk vurduruldu. Tahta kapı(Avrupa, ruhani meclis) 18 yerinde yaralı, çürük, üflesen uçacak cinsten Süleyman beyin oğlu kılıç aslan çocuk şey. Ama çocuk çabuk büyür çelikleşir. Bu nedenle bir aceleci davranmaktadırlar.

      Sonra hristiyano ve babası gotiye ile beraber manastıra gittiler. İçeri girdiler. Babası kızı içerde bırakıp gotiye ile dışarı çıktılar. Kız üstünü daha da parçalayıp ayaklarını çıkardı. Keşişe onu günahlarından kurtarması için yalvardı. Keşişin duygularını kötüye kullanıyordu. Keşiş başlangıçta böyle bir görevi olmadığını söylese de kızı inkâr edemediğini anlayınca dinlemeye karar verdi. Hristiyano köylerinin ona göre barbar olarak nitelendirdiği tirkler tarafından basıldığını kendisine de kilisedeyken bir türkün tecavüz ettiğini ve dah sonra buna göz yumduğunu ve günahkâr olduğunu söyledi. hristiyano apaçık Türkleri keşişe kötülüyordu. Onları takip eden kızı yakalamak için peşine düşen Türklerde yoktu aslında. Hristiyanonun bu kadar yalvarmasına karşın keşişin rahat olmasına sinirlendi. Ve günahımı bile vermem sana hak etmiyorsun diyerek ordan ayrıldı. Kız babasının odasına gitti. Adam aslında babası değilmiş. Salih diye biriymiş. Kızın asıl adı ziva. Bunlar hasan sabah diye birisi için çalışıyorlar. Kız Türkleri kötülemeye çalışıyor. Kız aslında yaptıklarının ve bunların yanlışlığının farkında ama Salih buna izin vermiyor. Kız kendini kaptırmıyor, keşişe gidip aslında türkle isteyerek beraber olduğunu, bunu kilisede yapmadığını söylüyor. Kaşişin ayaklarına kapanıyor, ayartmaya çalışıyordu. Ama keşiş kızın bu tavrına çok sinirlendi. Derhal manastırı terk etmesini söyledi. Bu sırada gotiye bir eşekle geldi. Eşeği göndermiş piyerin ona gitmesi için. Piyer lermit gotiye yede kızmış onu kızı ve babasının manastırı terk etmesini söyledi. Onu da tena azarladı. Piyer eşeğe binip piskoposa gitti. Bu arada Salih dai ve gotiye geldi. Ziba donmuş haldeydi. Salih konuşurken piyerin çok katı olduğunu söyledi. Öldürdükleri güvercin bitki böceğe çok üzülmüştü. Onu bunlar kadar kahredecek ne olabilir diye düşününce zibanın ölümü aklına geldi. Salih dai gotiye yi keşişi kollaması için arkasından gönderdi. Ziba saih dal’ ye görevi başaramadığını söyledi. Ve ziba’nın sonu ölümdü. Salih dai korkusuzca kamasını zibaya sapladı ve başını kesti. Üstünü çıkardı ocakta kıyafetlerini yaktı. Bu sirada piyer lermit piskoposun yanındaydı. Piskoposla konuştu. Piskopos Türklerin hristiyanlar için tehlikede olduğunu ve bu kapıyı sağlamlaştırmaya çalıştıklarını söyledi. O günkü gitmediği ruhani mecliste onu pumalide manastıra gönderme kararı aldı. Çünkü insanlar onu seviyordu. Lermit Türklere de sevgiyi aşılayabilirim dedi. Kavgasız, savaşsız bir şeyler yapılabileceğini söyledi. Bu düşünceyle piskoposun yanından ayrıldı. Manastıra vardığında hristiyanoyu görmesiyle şok geçirdi. Cesedinin etrafında şuursuzca dolaşırken cesedin kenarındaki kesenin üzerindeki işaret, paranın içindeki, hristiyanonun gözündeki kamadaki işaretle piyer kızı öldüreni Türk olduğunu bunun bir canavarlık olduğunu ve bu olayın ona isadan gelen bie işaret olduğunu düşündü. Kucağındalki papanın verdiği haça daha bir inançla sarıldı.

      * * * * * * Caka bey bir gün düşünceli otururken kardeşi akça kız geldi. Akça kızın bir sevdiği kocası vardı uzun zamandır ondan haber alamıyordu. Akça kız Caka beye bir Bizans kızıylamı kaçtı diye sordu. Caka bey durumu değiştirip bizansla Selçuk olayından sıkıntılı olduğunu düşündüğünü söyledi. Akça kız vina denen bir kadın geldiğini söyledi. Kadın caka beye ersagunun kayıp olduğunu söyledi. Ersagun vinaya bir emanet getirecekti. Bizanslıların bir şey yapabileceğinden kuşkulanıyordu. Çaka bey ayrıca sarayda bütün hatırı sayılır doslarının yaptıkları kaçamakları hatırladı. Acaba getireceği emanet neydi diye düşündü. Vina bunun üzerine malakas diye birinin aleksiyonun ersagun beyi ve caka beyi ortadan kaldırmak istediğini anlattığını söyledi. Vina Bizanslı bir kadındı ama sonradan Selçuklulaştı. Selçuklu gibi düşünür oldu. Bunun nedenini şöyle açıkladı. İmparatorluğun başındaki aleksiyos bir şeyleri değiştirmeye çalışmıyor. Değiştirmekten korkuyor. Paslı bir dingili yağlıyor. Çünkü ne tekerleği çıkarabiliyor ne yani tekerlek takabiliyor böyle olunca hiç hareket etmiyor. Türkler ise dörtnala koşuyor. Selçuklu binlerce yıl öncesi için çalışıyor. Böyle olunca Selçukluyu benimsiyor. Bu sırada kapı çalındı. Caka bey açtı gelen ersagundu. Yanında birde kız vardı. Kızın kendi kızı olduğunu söyleyince herkes şaşırdı. Olayı anlatmadan önce kızı selceni onlara tanıttı. (Çaka bey Selçuklu değil aslında davuldurlu). Selcen’in annesi bir imparator kızıydı. Ersağun beyin melikşahle zehirlendiğini Süleyman şahın ise hassan sabah tarafından öldürüldüğünü söyledi. “bizler gelip bu dar boğaza yerleştik” batıda klermait denilen yerdebir ruhani meclisin toplanacağını, bunu fırsat bilen hasan sabahın boş durmayacağını, adamlarını salıp Türkleri kötüleyeceğini biliyorum. Doğudan hasan sabah, betıdan kışkırttığı papa bizi yok edecek. Acilen bir şeyler yapmalıyız dedi. Ersagun bey eğer hasan sabah bir şeyler yapmazsa Bizans silinecek diye düşündü. Çaka beye kendilerinin bir kapı olduğunu bunu sağlamlaştırmaları gerektiğini ve boş duran İzmir taraflarına caka beyin geçmesini istedi. Çünkü üç yanı suyla çevrili bir yere gelmişlerdi. Ama denizcilikten anlayanları yoktu. Bu işi caka beye verdi. Bu toprakların sahibi olmaları için gerekliydi. Bu işin nasıl yapılacağını anlattı. Ersagun bey, İzmir caka beye yardım edebilecek birçok türk beyi vardı. Onlar caka beye yardım edecekti. Bu sırada vina da caka beyle gitmek istediğini söyledi. Başta ersagun bey kabul etmedi. Ama sonunda vinanın kendini Bizanslı görmediğini anlatmasıyla ikna oldu. Selceni de yanına istedi fakat ersagun “eğer bizansta kalsaydım emanet ederdim ama artık olmaz” dedi. Ersagun bey ayrılamıyordu. Çünkü sürekli evi aranıyor, şüpheleniyordu. Sonra kalktılar. Bu sırada kapı çalındı. Oğulcuk beydi gelen vina hanımın evinin yandığını söyledi. Hemen anladı bu işi yapanın aleksiyos olduğunu. Vina için artık gitmekten başka çare yoktu. Oğulcuk bey yangından önce iki selcuklunun ersagun beyi sorduğunu ve ona haber etmesini tembihledi. Korktular. Evi terk etmeye karar verdiler. Rahibe kıyafetleri ve rahip Urbanları giyip kılık değiştirdiler. Bir imamın evine gideceklerdi. Yolda vinayla ersagun konuşurken ersagun kendi anlattı. Bizans sarayına gelirken oğlu, eşini bir yerlere bırakıp geldi. Kendi halkı onu düşman belledi niye gittiğini bilmeden amacı İzmir yöresinde caka beyin güçlenmesi bu sürede kılıç aslanın iznike oturmasını bekleyeceklerdi. O gelirse sırt sırta verip kurtaracaklardı. Bizanstan, hasan sabahlardan yurtlarını, arap imamın evine vardılar. Evde başka uyuyanlarda vardı. İmam kadınları bir başka odaya alırken birinin selceni süzdüğünü fark etti. Ersagun bey sonra konuşunca bu kişinin kılıç arslan olduğunu anladı. Orada yalnızca kılıç aslan değilersagun beye bizansa gittiğinde ilk kucak açan kişi iltumuşta vardı. Yukarı çıktılar çaka bey kılıç aslanın baştaki tavrına kızdı. Ona ters konuşmaya başladı. Kılıç aslan ersagun beyden bizansı öğrenmek istediğini söyledi. Ersagun aleksosu başa getirmesine rağmen onun kendini öldürmeyi planladığını söyledi. Kılıç aslan o zaman aka beye döndü. Caka beyde ersagunu öldürdükleri zaman sıranın kendisine kendisine geleceğini görevi alamayacağını söyledi. Fakat daha sonra ersagun bey düşündüğü planını anlattı. Baştakılıç aslan kabullenmedi. Ama sonra ayak diremekten vazgeçti. Siz ne düşünüyorsanız yapın ben bu oyuna uygun bir zamanda karışırın dedi.

      Sabah olduğunda iamın evine imparator aleksiyosun yakını, baş beyincisi, honos geldi. Kılıç aslanı saraya davet ediyordu. Kılıç aslan daveti kabul etti. Çaka beyde gitmeye hazırlanmaya başladı. Bu sırada iltutmuş’la ersagun sohbete başladılar. Ersagun kılıç aslanın inançlı olup olmadığı konusunda kuşkulu olduğundan bahsetti. Daha sonra biraz uyumaya karar verdiler. yola çıktılar bir kayığa selceni, akça kız, virna, çaka bey binip yol aldılar. Geride iltutmuş ve ersagun kaldı. İltutmuş ersaguna kılıç aslanın selceni beğendiğini kızı isteyeceğini, yakında iznikte düğün olacağını söyledi. Ersagun hiç beklemediği bir şey duyduğu için şaşırdı. Sendeledi. Ama gözlerinde sevinçle dolu hüzünle karışık bir ışıltı vardı. Bu sevinçten balıkçı kıyafeti giymiş bir bizannslının aya barbaraya doğru kürek çektiğini göremediler.

      * * * * *
      Karakurt hafız demirci köyünden Cuma vaazı vermektedir. Vaaz türkün ergenekondan demir dağı eritip çıkmasını ve köylerine ilk gelen aksakallı bir Türkmen ağa babası günü geldiğinde demir dövüşüyle köyün demirci ismini almasını anlattı. Bundan böyle bu gelene 26 ağustos ta malazgirt’i anarken yenilenmelidir. Konuşması sırasında peygamberimize inanmayanlar sürüdeki aç kurtlar gibidir. Yarın bugün gelir rumaliden bizi sürerler papazlar kaşişler birde kılıç aslan tekkeleri yok sayıyormuş. Özellikle çavdar onbaşıya karşı konuştu. Vaaz bitince çavdar onbaşıyı yanına çağırdı. Vaaz sırasında bir çocuk kulağına kılıç aslanın demirci şehrine geldiğini fısıldadı bunu karakurt hafınıdabildiğini öğrenmesi çavdar onbaşıyı çok şaşırttı. Karakurt hafız urumeliyi urumeli yapan sadece kılıç değil, orada yaşayan tekke ve din adamlarının da katkısı olduğunu söylüyor ve çakaya yardım edeceğini söylüyor. Çünkü türkün geçmişi unutmaması için, geçmişin yaşatması için şehrini bilmesi içiçn gelenekleri gerçekleştirmelidir.

      Karakurt hafıza göre çaka Bizans sarayında yetişmiş, onların huyunu suyunu iyi bilir. Ölmez beyim torunudur. Ona Bizans kötülüğü anlatılmalıdır. Çakanın çavulduru küçükken Bizans baskınına uğramıştır. Bu ona sürekli hatırlatılmalıdır. Karakurt hafız çavdar onbaşıya çakayı demircide fazla bekletmemelerini magnezya da ki ahi odasına götürmelerini söyledi. O da bir hafta kaldıktan sonra çavdart onbaşı ve yanındakilere izmire gidip boğalı hanı (sahibi tewke midas) bulmalarını ister. Teke Midas denizcilik yapan bir korsana o istenilen yere ne yapmanız gerektiği söylenecek. Oradan pergamos(Bergama )denen bir kaleye gitmelerini orada da
      Sahibi kostak ahilya denen birinin yardım edeceğini ve oradaki konaklarda kim varsa kendilerine bağlanmalarını sağlayacak dedive gitti. Bu sırada caka bey demirciye geldiğinde ahilerin kendisini düzenli buyur etmesini bildikleri için ahileri şecçer orada konaklar. Bunu duyan çavdar onbaşı karakurt hafızın oyununa gelmiştir. Çakayı ahilere kaptırmıştır. Sinirlenen çavdar onbaşı ahi dergâhına gitti. Kapıda hasan ahi karşıladı. bizden atik davrandınız dedi. Hasan ahide sizi bizi yok el ele verip çaka beyin yenmesi için çalışalım dedi. Çavdar onbaşı arkadaşlarıyla akşam eğlenceye katılmaya kadar verdiler. Tören başladığında caka betin yanında yaşlı bir kadın ve genç bir kız vardı. Çavdar onbaşı kızı görünce etkilendi ve birine benzetti. Ama çıkaramadı. Törende kopuz çalındı. Demirler örselendi. Eski bir gelenek olan Ergenekon anıldı, hissedildi. Saryadaki hayatın yalancı olduğunu ama orada gördüklerinin müzik , raks, tiyatro.. Hayatın kendisi olduğunu söyledi. Tören sürerken Çavuldur onbaşı ve cakabey tanıştılar. Daha sonra çavulduruların gösterisi başladı. Çelik kılıçlar, çelik kalkanlara vurmakta… bu gösteriler caka yı çok etkiliyor ve eskiye Çavuldur kırımına götürüyor. Beyninde uyuyan acı hatıralar canlanıyordu. Caka bey tören bittikten sonra çavdar onbaşıyı odasına çağırdı. İzmirden konu açılınca cavdar onbaşı sunları anlattı. İzmir rumeliye açılmada önemlidir. Fakat kıyılarında adalar vardır. Bu adalara sahip olan izmirin sahibidir. Rumeliye geçişte bu adalar kolaylık sağlar dedi. Sonra caka bey ersagunun kurt babayı görmesini istmesini de anlattı. Büyün konuşmadan sonra çavdar karakurt hafızı görmeye gideceğini, onun her şeyi bildiğini ve akıl danışacağını söyledi. Demirciyi gece boyu dolaştı ne var ki kara kurt sanki uçmuştu. Bütün günkü kargaşasından meydanda uyuya kaldı. Uyandığında kara kurt hafızın kendini uyandırdığını sandı. Fakat sabah selası okunuyor ve daha önce görmediği biriydi. Kim olduğunu sordu. Adam kara kurt hafızın medrese arkadaşıydı. Hafız gitmiş kurt babanın yanından bu adam gelmişti. Adam çavdar onbaşıya kurt babanın kendisine ulaştırmak için verdiği mesajı dedi. Çavuldur bu daha şimdiye kadar magnezya yolunu tutmalıydın. Bu çavdarın hayalinde gördüğü mesajdı. Önce afalladı. Sonra karakurt hafızın dediğine uydu, atına atladı yola düştü. Magnezyaya vardı teke midası buldu yanına vardı teke Midas görünüşte sert ama konuşmasında çavdar onbaşını sevdi. Ve ona her türlü yardımı yapacağını, techizatlı gemiler vereceğini söyledi. Çavdar onbaşı güvence istediğinde teke Midas kızını gösterdi. Kızı işkence görmiş burnu kesilmiş gözünün biri oyulmuştu. Karısını da öldürmüşlerdi. Bu nedenle teke Midas adalı rum kopillerinden nefret ediyordu. Sonra teke Midas bir sandık para gönderdi. Para benden yumruk sizden dedi. Çavdar onbaşı oradan ayrıldıktan sonra kostak anilya ya gitti. Bu adamı hiç sevmedi. İşi gücü paraydı. Bu adama neredeyse bütün halk borçluydu. Buralara sahip olduklarında çaka bey ne alacak ne satacaksa işini anilya ile görüşecekti. Bu şartlarda istenileni hazırladı. Çaka beyde kabul etti. Çaka bey sonunda ahilyaya günün gözterecekti. Yani köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyecekti.

      * * * * *

      Yağmur bey bir zxindandaydı, ölmemişti. O da günün dolmasını bekliyor. Zindanın kapısı açıldı. Ve boylu bir Türkmen kurtarmaya gelmişti. Yesevilerin kurt babasıondan olduğunu dedi. Yağmur beye çıkış yolunu tarif etti. Kendiside yaralıydı. Düştü gitti yağmur bey kaçmaya çalışırken yakalandı. Gözlerini açtığında Habeşiler zenciler ve Çinliler vardı. Bağlıydı. Orada başka biri daha vardı. Hasan sabahın adamı Salih dai. Salih dainin yüzünde sinir bozucu bir gülüş vardı. Salih dai yağmur beye hasan sabahı vurmak niyetiyle gelen bir fedai olduğunu söyledi. Oğuzların sağ kalamayacağını alparslandan sonra onun bıraktığını korumadığını söyledi. Salih dai alamut kalesinde yağmur beye kimlerin yardım edeceğini sordu. Yağmur bey söylemeyince işkence etmeye başladılar. İşkenceye dayamayan yağmur kılıç aslanın adını söyledi. Salih dai işkenceye devam etti. Öyleki yağmur bayılmıştı. Salih dai korkmuştu eğer ölürse hasan sabaha ne diyecekti. Hasan sabahın kurtçulardan çakilişinin nedeni neydi. Nereden çıkmıştı bu kurtçular ? yoksa kurtçular yeni bir tarikat mıydı? Yeni görünüpte gizliden ötekilerle el ele çalışacaklar mıydı? Öyleyse hasan sabah korkmakta haklıydı. Öyleyse bu keşiş piyer lermitin rumeline geldiğinde başını taşlara çarpacaktı. Boşuna mıydı? O Frenk eveleindeki uğraşıp didinmesi. Zibanın ağzını burnunu kesmesi. Ölümü boşunamıydı? Çin afyoncu başına kul köle oluşu ünlü Salih dainin boşuna mıydı?

      * * * * *
      İznikte davullar zurnalar çalınıyordu. Çünkü Süleyman şahın torunu selcenle evleniyordu. Ersagun beyi yanına çağırdı. Konuştular ersagun bey çaka beyi iyi yetiştirdiğini kendisine daha güvenilir biri olduğunu anlattı. Caka beyin peçeneki nasıl kendisine bağladığını ve sonuç olarak Peçenekler Edirne üzerine çaka Çanakkale boğazında aynı gün bizansı vuracakalr fakat kılıç aslan yerinde duruyrodu. Buna karşın kılıç aslan kendini savunmaya geçti. Caka beyin hızlı davrandığını aleksiyonis baştayken ona dokunamayacağına söz verdiğini , bu durumun kendisinin işine geldiğini , doğunın kendisinden yana olduğunu ama güneydoğu bizanstan daha güvensiz olduğunu söyledi. Kılıç aslan aslında caka beye pek güvenmemektedir. Ne de olsa cavuldurludur. Güvenmez. Yarın öbürgün caka peçenekle bir olup selçuğa kafa tutabilir. Kılıç aslana göre. Ersagun bey caka beyi bu kadar savunmuştu fakat kılıç aslan ona bir mektup gösterdi. Ve bütün düşünceleri alt üst oldu. Yazı caka beyin yazısıydı. Pecenek beyiyle bir olup bizansı yenip, daha sonra Selçuklu ya hakim olmayı planladığını yazmış. Ersagun bey kendini mahçup ezik hiç olmadığı kadar yaşlanmış hissetmişti. Gelin alayı iznike girerken.

      * * * * *
      Piyer lermit papanın eşeği ve gögsündeki haçla yola koyulmuştu. Sgedin derbendine kadar gelmişti. Buraya kadar sürüklenen bir kendisi değildi. Ona inananlar haçlarına sarılmış onun yolunda gelmişlerdi. Tanrısına yalvarırken tanrım ellerinde kılıç ve topuzlarda var ama yalnız haç olacaktı dedi. İnandığı şey yolunu mu şaşırdı.hristiyanoyu o halde görmüş vaazlara başlamıştı.onu dinleyenler peşine düşüp gelmişti. Yanlış mı yapmıştı. Çulsuz gotiyeyle konuştu. Biz haçla geliyoruz kılıçlar topuzlarla değil dedi. Gotüye Türklerle karşılaşıldığında onların kendilerini sert karşılayacağını söyledi. Fakat lermit. Sevgi merhamet dağıtmaya geldiğini çekilmek istediğini söyledi. Gotiye onu geri çevirdi. Keşiş çalmak öldürmek yok dedi. Ben onlara isayı anlatacağım dedi. Çulsuz gotiye sofiye ye kadar sözünü tutacağını arada Salih dainin türk bozmalarını yanında getirecekti. Sofya ya kadar hiçbir sorun yaşanmamıştı. Sofya ya geldiklerinin ikinci günü hancı papanın eşeğini temizlemiş bembeyaz yapmıştı. Daha sonra eşek birden anırmaya başladı. Çulsuz gotiye eşeğin kuyruğuna şap sürdürüp hancinin oğlunu ata bindirip eşeği atın peşinde koşturdu. Orada ki hristiyanlar ve bu Bulgar keşişin eşeğini çalacaktı diyerek karıştı. Sofyada bir yağmadır başladı. Piyer lermt bile buna engel olamadı. Kimse onu dinlemiyordu. Piyer lermit keşiş oldu olalı bu kadar çiğnenmemişti. İki gün sonra gotiye haçlı düzensizlerini sofyadan çıkardı. Keşiş baygın yatıyordu. Gözlerini açtığında gotiyeye sürekli Bulgarlarında türk olduğunu anlatıyordu. Sonunda Salih dainin bizansta olduğunu ve piyer lermiti beklediğni anlattı.
      * * * * *
      Çaka bey iznike girerken ersagun bey çakaya mektubu senin yazmadığını biliyordum, bizansın kalleş oyunu dedi fakat ersagun bey mektubu çakanın yazmadığını bilmesine rağmen kılıç aslan kendini buna inandırmaya çalışmasının nedenini çözememişti.

      * * * * *

      Kılıç aslan düğünün 2. günü masada eğlenmektedir. Çaka ersagun ve dostları Bizans üzerine yürümeye kadar verdi. Fakat aslanın aklında malatyayı almak vardı.Çünkü Kılıçaslan bizansı açsa türkgetirmez fakat Malatya ona türk getirir, onu güçlendirirdi. Birden karanlıkta bir silüet gözdüler. Kılıç aslan ve ersagun o kişiyi kılıç aslanın has ulağı olduğunu düşündü. İçeri koştular kimse yoktu. Ama baygın birileri vardı. A,ersaguna göre has ulak kılıç aslanın ziyafetteki misafirlerini ve cakayı zehirlemişti. Ersagun doğruca cakanın odasına koştu caka pencereden sarkmış , ölü bir vaziyetteydi. Ersagun o an çıldırdı. Atına bindi. Yenişehir kapısından çıktı. Koştu ama ne has ulak ne de bir şüpheli buldu. Bizans oyunumuydu? Ersagun bu oyunun içinde kılıç aslanın parmağının olduğunu düşünmeye başladı. Çünkü ertesi gün kılıç aslan maldiya seferine çıkmıştı. Ve cakanın cenazesinin sözünü bile etmiyordu ortalıkta…
      * * * * *
      Piyer lermit , gotiye ve beraberindekiler edirneye kadar geldiler. Piyer yorgun ve hastaydı. Yol boyunca Salih dai kelimesini ağzından düşürmemişti. Edirne’ye geldiklerinde kimseyi görememişlerdi. Çünkü imparator sofyada olanları duymuş, aynı dinden insanların birbirlerini öldürmemesi için sokağa çıkmayı yasaklamıştı.bu nedenle bu topluluğun burada kalamayacağını söyledi. Bzans askeri ilk limandan yalovaya geçirileceklerini söyledi. Gotiye sinirlenmişti ve topluluk yoluna devam ediyordu.

      * * * * *

      Kılıç aslan Malatya üzerine saldırıyordu. Bu sırada haçlıların yakrak soyarak iznike doğru ilerlediklerini başlarında bir keşiş olduğunu öğrendi. Önce umursamadı, çünkü ona bir ordunun saldıracağını beklerken , başını bir keşişin çektiği düzensiz bir insan topluluğu geliyordu. İznikte buldacı bey vardı. O bunlarla ilgilenecekti. İznike girmeye kararlı toğluluk dinlenirken bir ucu sağdan bir ucu soldan gelen atlılarkılıç sallamaya başladı. Haçlılar ölülerini değil yaralılarını bile toplayamamıştı. Yol ayrımına doğru koştular. İki yol vardı biri İznik’e gidiyordu. Ama hangisi olduğunu bilmiyorlardı. Gotiya piyere baktı .hiç ses alamadı. Tam o sırada gotiye gırtlağına saplanan bir okla yere devrildi. Piyere kendisini takdis etmesini istedi. Piyerin bütün bilmediklerini anlattı. Salih dainin nerde olduğunu o da bilmiyordu artık hristiyanonun zıba olduğunu, onu salihin öldürdüğünü , papanın bunları bildiğini bilerek onları yola düşürdüklerini kılıç aslanı yanıltmak istediğini, arkadan gerçek haçlının geldiğini anlattı. Piyer donmuştu. Utanıyordu kendinden öleceklerini bilmeden bu insanları oraya toplamıştı. Kargaşadan hiç bilmediği yerlere doğru koşmaya başladı.

      * * * * *
      Haçlı kırımının üzerinden yedi ay geçmişti. Kılıç aslan malatyadaydı. Bayağı mücadele etmişti fakat ele geçirememişti. Hırs yapmışsı almadan iznike dönmeyecekti. Bir ulak haber getirdi. İznikteki buldacı beyden. Haçlı ordusu iznike geliyordu ve bu seferki daha katıydı. Başta basit bir insan topluluğu olduğunu düşünüp gitmedi iznike. Fakat ulakların gelişleri artınca iznik’e gitti kızgındı. Bir ulak ona iznikin düşmek üzere olduğunu ve buldacı beyin öldüğünü söyledi.

      * * * * *
      Buldacı bey ersagunun önünde ölmüştü. Durum kötüydü. Selcen babasını çağırdı. Kılıç aslanın gelip gelemeyeceğini söyledi. Bilmiyordu. Selcenin hızlıca iznikten ayrılması geretiğini kılıç aslanın eşinin tutsak olmasının kötü olacağını söyledi. Fakat selcen ayrılmadı. Saraydaki diğer kadınları gönderecekti. Bu sırada kılıç aslan iznike girdi. Durum kötüyken bir umut haçlılar kırılmaya başladı. Ersagun bey Bizans arkasındaki Peçenekler, uz, Kumanların bizansa bağlı olduklarını unutup , türk olduklarını hatırlasalardı ne olurdu diye düşündü. Bu umut uzun sürmedi. Haçlılar bastırmıştı. Kılıç aslan bizansa bırakıp geri çekilme kararı aldı.selcene yazdığı mektupta “bizansa tutsak değil,konuksun tanrıya güven” diyordu. Bunu söylerken küçüldüğünü hissetmişti. Eskişehire gidiyordu. Porsuk çayı kenarında durdular. Kılıç aslan o an tanrıya inancının arttığını hissetti. Namazda duranların yanında saf tuttu. İmam karakurt hafızdı. Kılıç aslan dururken ben bir köleyim namaz kıldıramam dedi.

      * * * * *
      Kılıç aslan malatyayı aldı. Haçlılar kılıç aslanın üstüne 3 kez yürümüştü. Üçünü de püskürtmüştü. İhtiyarlamıştı artık. Sessizleşmişti. Daha sonra kılıç aslan urfayıda kolayca almıştı. Bu sıralarda Musul emirinin ulağından bir haber geldi. Alparslanların melikşahların yerinde oturan büyük sultan buyruğundaki çakı bey musulu aldığını , çökürmüş beyi öldürdüğünü , çökürmüş beyin oğlunun ve Musullunun kılıç aslandan yardım istediğini çağrı beyin zulüm edip kan güttüğünü anlattı. Musul bağdata yakın. Halifenin bir uzanışta elini tutabileceği bir yer. Bağdatı , reyi , ısfahanı , mervi alabilecekti gitti , çağrı bey topladığı orduyla musula yürümüştü. Kılıç aslan halkı korkutmamak için şehir dışında vurmaya karar verdi. Ersagun bey birlik getirdiklerini , buradakilere güvenilmemesini söylediyse de kılıç aslan bizden dönmezler dedi. Ama ersagun beyin dediği çıktı. Musul taraflarının beyleriiçerileriyle birlikte çağrının tarafına geçtiler. Kılıç aslan sersemlemişti. Geri dönmemelerine aldırmadı. Bu kaçmak olurdu. Bir yanında habur çayı akıyordu. Çayı seçti. Atını çaya sürdü . ersagunla iltutmuşta sürdü atlarını çaya.ersagun beyin en son hatırladığı kılıç aslanın deli suya batıp çıkışı oldu. İltutmuş beyin en son hatırladığıise çılgın bir sessizlik.

      Ondan sonrasını hatırlama ne mümkün …!

      Antiyokya = Antakya
      Argantanyos dağı = samanlı dağ
      Aya barbara = Sarayburnu civarı.
      Dorileon = Eskişehir
      Edranos =Edirne
      Hodriyanus kapısı = İstanbul kapısı
      Halkedon = Kadıköy
      Herakle = Ereğli(Konya)
      Hipodrom = Sultanahmet (istanbul)
      Hungarya = Macaristan
      İliyon = Çanakkale
      İkonyum = Konya
      İris ırmağı = Yeşilırmak
      Kladyür kapısı = Yenişehir kapısı (iznik)
      Katiya = Kütahya
      Lefke kapısı = bugunkü lefke İznik
      Linae = Bilecik
      Magnezya = Manisa
      Maldiva = Malatya
      Nikomedya = İzmit
      Pergamos = Bergama
      Plai = Yalova
      Prousa = bursa
      Sgedin = güney macaristanda
      Saptan gölü = sapanca
      Tembris suyu = porsuk çayı
      Zelo = zile

      Zağra Müftüsü’nün Hatıraları

      Kitap Özetleri Yorum Yok »

      Arkadaşlar bu özetleri kendi ellerimle yazdım.Nette hiç biryerde yok.Ablam bu kitaplardan çok çekti :D ben de siz çekmeyin diye sizlerle paylaşayım dedim.Kaynak gösterilmeden veya izinsiz başka sitelerde yayınlanması yasaktır.Emeğe Saygı…

      KİTABIN ADI : Zağra Müftüsü’nün Hatıraları

      Bu kitap okunmaz. Niye mi? Çünkü Türk milletinin böyle acılar çektiğini, böyle cefalar gördüğünü çocuklarımıza göstermek, bildirmek istemezler. Çünkü Bulgarlar, Ruslar, Yahudiler bundan utanç duyarlar. Tarih sahnesine bu denli kanlı geçen savaş elbette ki o uluslar için dehşet verici. Bizim Türk-Müslüman yaklaşık yarım milyon insanımızı öldürdüler. Ve bunla da kıvanç duydular. Dünya’da hiçbir millet bu kadar acı ve sefalet içinde katledilmedi. Bunu yapan milletler de şimdiki ABD. Bunlar hayvanları koruma derneği kurdular. Ama nedense 1887’den(93 harbinden) bu yana yaptığı alçakça hareketlerini koruma altına alamadılar.
      Bunu Haçlı seferi olarak da nitelendirdiler. Hatta bir toplantıda Başkanları bir gül uzatmış ve “Bu gül Müslüman-Türk çocuklarının kanlarıyla sulanmış, büyütülmüş bir güldür.” demiş küstahça… Bu çocuklar ki daha 9 aylık,1 günlük olan bebeler… Şimdi ise Ermeni Soykırım’ı yaptınız deyip, yaptıklarını güya aklıyorlar.
      Eserin yazarı aslında müftü değildir. O muallimlik yapmıştır ama zamanın şartları dolayısıyla müftülük görevinde de bulunmuştur. Rumeli aslında bizim için çok önemli fakat bizim içimize karışan bazı nifakçılar Rumeli’yi bize unutturdular, bizi Zağra’dan, Kızılca’dan mahrum bıraktılar. Keşke diyoruz; Rumeli’yi yeniden alsak. Eski yurdumuzu, şehitlerimizin kanını yerde bırakmasak.
      Bulgar Mezalimi’nden etkilenmeyen kimse olmamıştır. İllaki kiminin babası, eşi vs. şehit olmuştur.
      Savaşın nedenleri; Rusya eski yenilgilerinin acısını çıkarmak istiyor. Panislavizm politikasını yaymak istiyor. Bu yüzden birçok köyü ateşe verdi, Osmanlıyı almak istiyor.
      Niye yenildik; Paşamız bizi bıraktı yerine başkası geldi. Gemimiz, Tuna’da hareket edemedi. Rusya 20 yıldır hazırlanıyordu ve donanması acayip güçlüydü. Ruslar Tuna’dan Ziştovi’ye geçtiler. Bilinçsiz bir şekilde Balkan hattı boşaltıldı. Bizim bilinçsiz halk da sevindi buna. Ziştovi çok müdahalesizdi. Öyle ki silah, cephane azdı ve her şeyimizi kaybediyorduk. Osman Paşa’nın Plevne üzerine askeri çekmesi kararlaştırılmıştı. Onu denemek istedi Serdar ama kumandanları izin vermiyor, iç işlerimize karışıyorlardı. Ama Serdar’ın hala ümidi kırılmadı.
      Ruslar Yatak köyünde binlerce evi yaktı, Müslümanları kılıçtan geçirdiler. Onlar firar etmeye cesaret etti ama nedensiz yere önlerine geçildi.
      Bizim komutanlar bir garipti. Mesela Miralay Hulusi sanki hiçbir şey yok gibi Müslümanlar ölmüyor gibi telaşa lüzum yok diyormuş. Şaşılacak bir şey doğrusu…
      Edirne’den Müslümanları kurtarmaya gelen taburlar yanlarına yemek almamışlar. Açlıktan yollara dökülmüşler. Bu arada daha fazla kayıp verilmesin diye hicret kararı alınıyor. Ama Bulgarlar(casus) kesinlikle hicrete izin vermiyorlar.
      Millet zaten korku içinde bir de yalancı Bulgarlar milleti kandırıyor; şu kadar kişi yakıldı, memleket elden gidiyor, size sahip çıkılmıyor diye… Milletin kafası karışık, bir de utanmadan hicret eden Müslümanlardan çocuklarını istiyorlar.
      Paşalar ayrı bir dert; hiçbir şey olmuyormuş gibi zevk-i sefasındalar. Kimisi teslim olalım diyor, kimisi kanımızın son damlasına kadar savaşalım!
      Asker çok az, cephane yok, yiyecek yok ve düşmen Zağra’yı, köyleri yakıp yıkıyor. Bulgarlar aramızda bize yardım eder gibiler(casuslar) ama öldürülme zamanında bile casusluklarını itiraf etmiyorlar.
      Kolları bağlı Müslümanlar meydanda Caminin önünde ellerinden çivilenerek asılıyorlar, acımasızca da yakılıyorlar. Millet’e ; “Size ibret olsun” diyorlar. Bulgarlar, Yahudiler bayram ediyor, çanlar çalınıyor. Bütün Müslümanlardan silahlar toplanıyor saklanıp, pisliklere atanlara da zorla çıkarttırılıyor. 14 Camiyi önce iyice harap etmişler. Sonra da ahır yapmışlar. Hayvan pisliklerini yüzüne sürmüşler, yağmalamışlar. Kur’an ayaklar altına alınıp, eziliyor. Müslümanlar artık dayanamıyorlar. Kendilerini kuyudan atmaya çalışanlar bile oluyormuş. Bütün kapılar kırılıyor, halk toplanıyor. Çünkü Müslümanları öldürecekler. Emin Paşa’ya sığınıyorlar ama nafile. Bizim zengin Paşa Müslümanları eve bile almıyor. Bize garanti veren Gurko, Hacı Gospidin’e bizi kollamıyor musunuz? Diye sorulunca : “ Elimizden bir şey gelmiyor ki” demişler. Çok komik değil mi sizce?
      Ağza alınmayacak laflarla 6 Müslüman daha meydanda gözler önünde yakıldı. Gurko yaltaklık yapıp Müslümanları tehdit etmiş, Bulgarlar da idam edilmemizi istemişler. Bir de “600 Bulgar kesmiş Türkler diyerek” yapıkları hayvanlıkları haklı kılıyorlar.
      Kadınlar evlere hapsediliyor, yalvarıyorlar. Bizi çıkarın diye… Yıldız Sarayı emir veriyor: “Memurlar yerlerini terk etmesin diye” ama Kaymakam bile Edirne’ye kaçıyor.
      Süleyman Paşa ordumuzun fazla olduğunu söyledi ama öyle değilmiş. 8 taburmuş. Bir Papaz da bir Hafız Hoca’yı çağırıp bir şey söylemiş: “ Bu sakal ak kana bulanacak”demiş. Kaç köy ve Müslüman yakıldı. Haddi hesabı yok ki… Gördüğü Müslüman ‘ı vuruyorlar. Hatta bir imamı sakalından tutuşturarak yakıyorlar. Genç bakire kızların önce ırzlarına geçip sonra kazığa oturtmuşlar.
      Süleyman Paşa Zağra’yı bırakacağız demedi ama Emin Paşa, Rauf Paşa gibiler ciddiye aldılar ve Zağra’yı bırakmayıp, hicret kararı aldılar. Milleti durdurmak imkânsızdı. İsterse yeniden Osmanlı hüküm sürsün dayanamayız diye kendileri evlerini yakıp hicrete başladılar.
      Çocuklarını zulümden kaçarken sizi sonra alacağız diye karda kışta bıraktılar. Çocuklar öldü bazıları ise yolda dayanamayıp bebeğini Meriç’e attılar. Bulgarlar, Yahudiler, Ruslar bunla da kalmadı bir Müslüman kadının göğsünü keserek kanları ile ellerini yıkadılar. Müslüman erkekleri çivilerle camilere astılar.
      Emin Paşa iki rolde oynuyor. Kimseyi düşünmüyor, bir de ben bile şu kadarlık altınımdan geçtim diye küstahlaşıyor. Bulgarlar yine durmuyor. Göç eden Müslümanlar yakalanıp samanlığa dolduruluyor, gaz dökülüp “Kebap pişiriyoruz” diye yakılıyor.
      Yeni Zağra’ya varan Ahmet diye yaralı delikanlı Rauf paşadan yardım istiyor ama kâfirlere yardım eden paşamız bir Türk’e yardım etmiyor üstelik yakılıyor. Ama bu gibi fenalıklar yapanlar cezasını buluyor yavaş yavaş. Kadınlarımız böyle kalmadı tabi. Çırılçıplak sokaklarda dolaştırıldı ve yakıldılar. Kuyular kazdılar, toplu olarak Müslümanları atıp öldürdüler ve “Buraya bir İslam mezarlığı yapacağız.” dediler.
      Yazarımız dahi Edirne’ye vardığında tanınmaz haldeymiş. Yüzü, gözü kir pis içindeymiş.
      Neden Yenildik
      1) Rusya çok iyi hazırlandı.(50 bin askeri gözden çıkardı)
      2) Osmanlının düşmanı çok, yardımcısı az (Bulgarlar, Yunanlar, Ruslar düşman)
      3) Askerde itaat ve ahlak zayıfladı. Yüzbaşıya, Binbaşıya değer verilmiyordu.
      4) Milli ahlak alçaldı, tembellik, dinsizlik arttı. Herkes keyfine bırakıldı. Dindarlık ve milliyetçilik, Allah korkusu kalmadı.
      5) İleri gelenler bozuldu. Sanki başka bir millet için çalışıyormuş, devletin iyiliğini istemiyor gibi oldular. Emin Paşa, Rauf Paşa, Rıfat Paşa örnek.
      6) Felaketlerden ders alınmadı.
      Ruslar bununla kalmadı; Çoluk çocuk üzerine top ateşi, Kızılay hastanesi topa tutuldu. Hicret edenleri takip edip öldürdüler, yaralı Osmanlı askerleri öldürüldü. Kuyuda kadın ve çocuk cesetleri bulundu.
      Demiryolumuz iyi olmadığından, orada da göç sırasında bayağı ölen oldu. Yolda soğuktan çok kişi dondu. Ama gelenlere İstanbul halkı avuç açtı. Onlarla her şeylerini paylaştı. İstanbul adeta mahşere döndü.
      * Dikkat edin! “Bizim de ordumuz onların bayağı askerini öldürdü. Rusya sonra o kemikleri topladı ve şehitler anıtı dikti.” Yani Türk mezalimiymiş…SİTE:www.kitaplik.org

      " VENEDİK " Neden.. Why.. Warum.. Pourquoi.. Per quale ragione ??: venedik

      Gezdim - Gördüm Yorum Yok »

      Bu sabah kahvaltı niyetine fotoğraflarınıza baktım,gönlümü doyurdum. tek kelimeyle harika. Biz de sizden 1 ay kadar önce Venedik’de idik. Hava soğuk ama güneşliydi. Bizi yine o günlere götürdünüz.Teşekkürler.

      Gözlek Kaplıcası: Termal Keyif

      Gezdim - Gördüm Yorum Yok »

      Gözlek Kaplıcası

      çok güzel bir yer tavsiye ederim.

      Myanmar (Burma) Gezi Notları: Myanmar

      Gezdim - Gördüm Yorum Yok »

      Myanmar (Burma) Gezi Notları

      Detayli yaziniz icin tesekkurler.

      Maalesef Myanmar artik binlerce insanin canina malolan Nargis kasirgasiyla hatirlanacak. Insallah insanlarin yaralari en kisa surede sarilir.

      ŞIRBÖREK: Çiğ de değil, şır da değil, çi börek:)

      Gezdim - Gördüm Yorum Yok »

      ŞIRBÖREK

      Gittim yerinde gördüm, Eskişehirliler’in bu hususta bir konsensusa varamadıklarını tespit ettim. Herkesin kendine göre bir açıklaması var. Devlet bu konuya el atmalı, karmaşaya son vermelidir:)

      Bizim yediğimiz yer de isminin çi börek olduğunu ve bunun lezzetli gibisinden bir anlama geldiğini söylüyordu. Neyse, değişik bir tad ama biraz sulu olması ve içinde sadece kıyma olması itibariyle bana çok hitap etmedi. Belki de biraz yemek lazım alışmak için…

      benim adim kelebektir, isim gucum eglenmektir: kelebekler

      Gezdim - Gördüm Yorum Yok »

      benim adim kelebektir, isim gucum eglenmektir

      thebigblueX zaten o kelebeklerde tropik bir yerden, tayland Kho-Sak doga parkindaki yuruyusumden cekilme tsk

      " VENEDİK " Neden.. Why.. Warum.. Pourquoi.. Per quale ragione ??: :)

      Gezdim - Gördüm Yorum Yok »

      evet gerekten gezerus tespitindeki gibi çok güzel bir havaya denk gelmiştik…benim dogum günüm oldugundanmıdır nedir güzel bir hava vardı :))

      Tarihi Kurufasulyeci Süleymaniyeli Erzincanlı Ali Baba: Güzel mekan, güzel fasülye

      Gezdim - Gördüm Yorum Yok »

      Tarihi Kurufasulyeci Süleymaniyeli Erzincanlı Ali Baba

      Süleymaniye ve çevredeki diğer tarihi yerleri gezerken yemek molası vermek için uygun bir yer. Özellikle hava güzelse ve dışarıda oturuyorsanız tarihle içiçe bir yemek oluyor. Kuru fasulyeye diyecek yok, gayet lezzetli. Ben yoğurtlarını da çok beğendim, ufak toprak kaplarda, katı bir yoğurt. Tatlı olarak da bol cevizli kadayıf tatlısını denedim, o da güzeldi. Fiyat olarak da fasulye, yoğurt, kadayıf ve çay 11 YTL tuttu…

      Ekincik Koyu: ekincik

      Gezdim - Gördüm Yorum Yok »

      Ekincik Koyu

      Katiliyorum Ekincik sakin dinlenilecek bir yer balik tutmak icin ideal bir koy
      tek sorun yillar once baslamis bir turlu tamamlanmamis sahildeki o cirkin insaatlar,
      dogayi ve goruntuyu bozmus

      Sezon 04, Bölüm 11

      Tv Series Yorum Yok »

      Bölüm adı: Cabin Fever
      Yayın tarihi: 8 Mayıs 2008
      Yönetmen: Jack Bender
      Senarist: Brian K. Vaughan&Drew Goddard
      Ana Karakter: John Locke
      Tanıtım videoları


      Bölüme dair bazı bilgiler
      Konuk Oyuncular:Jeff Fahey - Frank Lapidus, Lance Reddick - Matthew Abaddon, Marc Vann - Doktor, Kevin Durand - Keamy, Anthony Azizi - Omar, Grant Bowler - Kaptan Gault, John Terry […]

      Özel Tim

      Sinema Yorum Yok »

      Tropa de Elite

      Altın Şans

      Sinema Yorum Yok »

      Fool’s Gold

      Iron Man

      Sinema Yorum Yok »

      Iron Man

      Seksi & Çılgın

      Sinema Yorum Yok »

      The Hottie and the Nottie